.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

HOCA OLUR AMA AHMAKLIKTAN KURTULAMAZ

Allahın selamı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun kardeşlerim!

Resulullaha, âl ve ashabına sonsuz salat ve selamlar olsun.

Malumunuz cemiyet hayatında bir çok olaylar ve değişiklikler son sürat devam etmektedir. "her gün bir iştedir"  ayeti bu hususta önemli bir ikazdır, yani her gün yeni yeni olayların olmasını beklemek lazım.

Geçenlerde kopan fırtına ve hortum, milletin keyfini bayağı kaçırdı, zevkleri durdurdu. Ama insanlar firavun nesli gibi hemen oyun ve oyuncaklarına, dünyalıklarına dönerek devam ettiler, sanki önemli bir şey yokmuş gibi. Birtakım bilim adamları denen kişiler de "Bazı olaylar oluyor ilmi izahını yapabiliyoruz da neden niçin olduğunu anlayamıyoruz" diyorlar... Be adam işleri sahibine ısmarla da rahat et, sen ne karışırsın... Tabii bu gibileri için tabiat, doğa ve akıl (-aklı feal- derler) var, başka çözüm aramaya gerek yok, fasit bir daire içinde kendilerini zorluyorlar, anladıklarıyla keyifleniyorlar, anlamadıkları yerde bilim henüz bu seviyeye gelmedi deyip suçu bilim denen mevhumun üzerine atarak kendilerini kurtarmaya bakıyorlar. Allah hidayet versin....

Bunları geçelim; biz kendi sahamız olan hususlardan birini, yani hoca ve alim olmuş kişilerin suskunlukları, dünyacılıkları, korku ve endişeli olup islami meselelerdeki alakasızlıklarını inceleyelim.

Genel olarak bu hastalıklar nerdeyse bütün hocaları sarmış vaziyette. Bu alakasızlık ve duyarsızlık, ümitsizliğe götürmüş gibi. Yani bunca zamandır ilimle vaazla uğraştık, artık daha faydası yok, bu millet vaazla ıslah olmaz, biz boşuna yorulmayalım  v.s. demek isterler, zira halleri bunu beyan ediyor. Canla başla gayret edenimiz yok gibi. Cübbeli hocamızı nerdeyse mumla ara olduk, çıksa da bir kaç söz söylese, zındıklara cevap verse.... diye... İnşallah, ALlahu teala onu ve diğer mağdurlarımızı halas eylesin. Amin!

Özel olarak cemaatimizde önemli konumu olan hocalarımızın da ciddi bir irşadı ikazı yok, veya vaazu nasihatleri cemaati ikaz edecek uyandıracak irşad edecek şekilde değil...Neden? İşte iş burda düğümleniyor.. Bu hususu çözebilirsek, o zaman ne halde olduğumuzu ve ne yapmamız lazım geldiğini bir nebze anlayacağız....

Vaazu nasihat eden kardeşlerimiz, niyetlerini halis tutmalı, ümmetin ıslahı için vaaz etmeli, kendinin de tesirlenmesi sözünün eri olarak evvela kendinin tatybik etmesi lazımdır. Karşısındakini uyarmak, yanlışını söylemek, noksanını görmek zaten herkesin yaptığı uzun işlerdendir, asıl kendi aybını görüp kusurunu telafi etmeye çalışarak yaşantıyla insanlara örnek olmalıyız.

Birtakım maddi güç sahiplerine (Devlete-vakıf, dernek, bazı zenginlere) arkasını dayayıp atıp tutmak ucuz politikacının ve köşe yazarlarının işirid, gerçek alimin ve takva olan hocanın işi değildir.

İşte başlıkta yazdığımız ve sultanımız Efendi Hazretlerimizin k.s. şu mübarek sözünü (hoca olur ama ahmaklıktan kurtulamaz) hatırlamaktayız. Dünya siyasetini, islamın yüceliği ve tavizsizliğini iyi anlamayan bazı hoca kardeşlerin, bazılarını bir takım pohpohlayıcı sözleri, kendilerinin ciddi şuurlu dava sahibi ince siyaset ilminden uzak olduğunu gösteriyor.

Mesela bazılarının şu sözü  "Papazlar hahamlar sihir yapıp bu hükümeti düşüreceklermiş"

Bu sözün doğru olanı papazlar ve hahamların sürekli sihir yapmalarıdır, bunu Efendi hazretlerimiz seneler önce söylemişti ve bütün millete sihir yapıyorlar diye yorumlamıştı. ehli kitabın eskiden beri şi zaten böyle karanlık çirkin ve rezildir. Bunu bilmek her müslümanın şiarı olmalıdır. Sözün ikinci kısmına gelirsek "hükümeti düşürmek için"  tabiri isabetten yoksundur. Zira bu kafirler belki de bu hükümetin durması için sihir yaparlar, çünkü bu zamana kadar böyle hükümet gelmemiş, onların arzularına en fazla hizmet eden bunlar olduğu için cesaret madalyası vermişlerdir. Demekki sözün ikinci kısmı aslında şöyle olmalıdır "hükümetin yıkılmaması için, kendi ellerinde oyuncak olması için sihir yapıyorlar"

Bu şekilde söylersen, ozaman ben de seninle birlikte care ararım, bu esaretten kurtulmak için bir şeyler yapalım derim.  Ama sen iş başındakilere toz kondurmazsan, nerdeyse adamları evlya derecesine yükseltirsen, o zaman aklı başında olanlar gibi iyi düşünüp vebale girmemek için mesafeli olurum. hayırlı bir iş olursa destek verir dua ederiz, şerli bir iş yaparlarsa destek vermeyerek razı olmayarak def edilmesi için dua ederiz.. Ölçüyü iyi ayarlayalım. Kitaplarımız şöyle der "Bu zaman devlet adamlarının işlerine iyidir denmez, zira her an zulum işleyebilirler. (Damad-küfür bahsi)" 150-200 sene evvel böyle ise, ya şimdi nasıldır. ALlah dürüst niyetlileri muhafaza eylesin, islamın lehine işlere vesile eylesin, kötülere fırsat vermesin.

O halde  hoca olan kardeşlerin konuştuğu şeyleri iyi hesap etmesi lazımdır, yoksa bulundukları mevki ve görev büyük sorumluluk ve vebal getirir. İhvan senin sözünle amel eder, zira Efendi Hazretlerini göremiyor işitemiyor, çaresiz sana bakacak, seni delil tutacak. Sen de güç sahiplerinin keyfine göre atıp tutarsan o zaman ilerleme uyanış marifet nerden hasıl olacak... İhvanın önünde olup arada perde olmak çok fena, sen çık aradan baki kalsın yaradan... Selam ve dua ile....

FAZLURRAHMANCILIK ARTTI.....

Türkiye Fazlurrahmancılaştırılmak İsteniyor

Halkın haberi yok ama birileri Türkiye'deki Ehl-i Sünnet Müslümanlığını Fazlurrahmancılaştırmak istiyor.

Fazlurrahmancılık nedir? Yeni bir fırka mı?

Bence fırka şeklinde yeni bir din.

Kur'andan ve Sünnetten istediğini, beğendiğini alıyor, istemediğini atıyor.

Kur'anın 300 küsur muhkem (kesin) âyetini, bunlar tarihseldir, bu devirde geçerli değildir, diyerek reddediyor.

Fazlurrahmancılık Peygamberimizin (Salat ve selam olsun ona) Sünnetini de tasfiye ediyor. İşine gelen hadîsleri kabul ediyor, gelmeyenleri reddediyor. Mâlum "hadîs ayıklama" faaliyeti.

Türkiye Fazlurrahmancılarının ana hedeflerinden biri de Diyanet'i, Ehl-i Sünnet olmaktan çıkartıp "mezhepler üstü" bir kuruluş haline getirmektir.

Fazlurrahmancılar taqiyye ve kitman yapıyor mu? Yapıyorlar. Kendilerini Sünniymiş gibi gösteriyorlar.

Halkın bu olup bitenlerden haberi var mı? Maalesef, pek küçük bir zümre dışında yok.

Bu Fazlurrahmancılık cereyanına paralel olarak başka birileri Tevhid ile Teslisi birbirine uydurmak için sinsice çalışıyor.

Camilerin arka tarafını sıralarla, tabure ve sandalyelerle doldurup kiliselere benzetmek çalışmışlardı.

Siyonistler, Haçlılar, ABD ve AB kapitalistleri Alevilik konusunda ağır baskılar yapıyor. Siz İsrail'de hayli Alevî Yahudi yaşadığını bilir misiniz?

Gerçek Alevîleri tenzih ederek yazıyorum: Ülkemizde Alevî postuna bürünmüş iki milyon kadar Kripto Yahudi ve Kripto Hıristiyan vardır.

Türkiye kimliğinin ve kültürünün birinci unsuru Ehl-i Sünnet Müslümanlığıdır. Yıllardan beri birileri kimliğimizin genleri ile oynamaktadır.

Zengin bir devlet Alevilerimizi Şiîleştirmeye çalışıyor.

Kısa zamanda yüzlerce Şiî camii inşa edildi.

Manisa'da bunlardan birinin sarıklı, sakallı, cüppeli imamı devletin bir ilköğretim okulunda din dersi verdi.

Bütün emperyalistler, Siyonistler, Kapitalistler, Haçlılar, Evangelistler, Masonlar; bütün dinde reformcular, dinde yenilikçiler, dinde değişim taraftarları,. ılımlı İslamcılar, BOP'çular bir maddede ittifak etmişlerdir:

Türkiyede Ehl-i Sünnet İslamlığını yıkmak, kaldırmak, onun yerine uysal, evcil, işlerine gelen, laik yeni bir İslam getirmek.

Yazık ki, bu gelişmeleri halka anlatmak çok zor.

Soru: Elinde bunlara dair belge var mı?

Cevap: Yahu böyle şeylerin belgesi mi olur... Mozaik parçaları halinde deliller, karineler, beyanlar, yazılar var. Bunları sabırla toplayıp bir araya getirirseniz tablo meydana çıkar.

 

NOT:

M.Şevket Eygi'nin ehli sünnet hassasiyyetine hayran olmamak elde değil, taa eskilerden 60 lı yıllardan beri yazılarına baktığımız zaman o hassasiyyeti görüyoruz. İnşaallah daha bir çok kardeşimizin bu meseleye eğilerek ortak bir ses oluşmasına çalışmak lazım....

İHVANLARIMIZ İÇİN ÖNEMLİ EDEP

İHVANIMIZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR EDEP Evvela Allahu tealanın selamı ile sizleri selamlarım.. Allahu tealanın selamı rahmet ve bereketi tüm kardeşlerimiz üzerine olsun. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, âl ve ashabına da salat ve selam olsun. Muhterem kardeşlerimiz, malumunuzdur ki zor bir süreç içinden geçmekteyiz, bütün dünya müslümanları değişik imtihanlarla iptila edilmiş herkes kendini kurtarmanın çaresiyle meşgul, bizler de bunlardan mutlaka etmkileniyoruzz, ancak bizim için çok özel olan bir durum hiç kimsede yok gibi; kıymetli mürşidimiz asrın müceddidi Mahmud Efendhi Hazretleri k.s., uzun yıllar hizmet ettiği tekkesi ve cemaatinden bir müddetten beri uzakta.... Bu meseleyi bazı kardeşler değişik şekillerde yorumlamakta hatta gazetelere bile sözler ulaştırılmış, acaib ve asılsız yorumlar uluorta yapılmıştı hatırlarsınız.... Bu ve benzeri meseleler bir çok meşayıhımzın başına gelmiştir. İmamı Rabbani k.s. son dönemlerinde hapisten kurtulduktan sonra da askerler arasında kalıp tekkesinden bir müddet uzakta kaldı. Halidi Bağdadi k.s. bir çok hasetçiler yüzünden yer değiştirdi. İsmet Garibullah k.s. Edirne'den gelip Kocamustafapaşa'ya ordan da tekkeye geldi ama bir - iki sene sonra vefat etti, Ali haydar Efendi babamız k.s. bir çok kereler takipler mahkemeler yüzünden ihvanıyla buluşamadı... Daha bir çok misalleri kitaplarda okuyoruz... Bu kaderi ilahidir, zikir ehli bu zamanda garibtir gariblere müjde olsun hadisi şerifi onlar hakkında da geçerlidir. Yeterki bu garibliği fırsat bilip değerlendirelim. Ancak bir takım kimseler fırsattan istifade bazı kardeşlerimizi dürterek bir takım sözleri sarfetmeye sebeb olmaktadırlar, fakat bu sözler cemaate aksedince işin vahametini kestirmek mümkün olmaz... Çok yakın bir misal vereyim.. İki hafta önce sohbetin birinde duyduklarından etkilenen bir kardeşimiz o hiddetle Çavuşbaşına Efendi Hazretlerimizin k.s. hanesinin kapısına dayanıyor, aynı şekilde etkilenen biri daha geliyor ve içerdeki hizmetçilerle sert münakaşalar ve bazı olumsuz şeyler maalesef oluyor, buna sebeb olan kardeşimiz hocamız acaba neticede daha büyük felakete sebep olsaydı ne olacaktı, hangi samimiyyeti veya sofuluğu onu kurtaracaktı..... Halbuki Efendi Hazretlerimizin yakınları özellikle Ahmed Hoca Efendi ve diğerler hocalarımız açıkça Efendi hazretlerimizin gayet iyi olduğunu, hizmetlerin mükemmel yapıldığını ve görüşmeye gittiklerinde rahat bir şekilde görüştüklerini ismailağa sitesinde açıklamışlar... Öyleyse bazılarının luzumsuz lakırdılarına kulak asılmamasını önemle bütün ihvanımızdan rica ediyoruz, arada kırgınlık doğuracak sözlerden son derece sakınılması gerektiğini önemle hatırlatıyoruz. Bir de meseleye Efendi Hazretlerimizin k.s. açısından bakmak lazımdır, kendi keyfimize göre değil.... Sultanımız demek ister ki; "Bunca sene sizlere nice sözler söyledim, acaib olaylar kerametler yaşandı ve neticede elde ettiğiniz kemalat bu kadar, şimdi suküt ile sizleri terbiye etme zamanıdır.. Sözümüzden tesirlenmeyen, belki sukutumuzdan tesirlenir. Bundan da tesirlenmeyip kendi kafasına göre davrananlara ben ne yapayım!" Bedeni şerifi değil de ruhunun ruhlarımızı terbiye ettiğini yakinen bilen bir dervişin, olaylar karşısında itiraz mahiyyetinde ileri geri konuşması, tasavvuftan hiç bir şey anlamadığını, edeblerden yoksun olduğunu, kendini dev aynasında görüp diğerlerini düşük gördüğünü bize bildirir. Bunca ihvanın herbirisi, Efendi hazretlerimizle özel manevi irtibatlıdır, bu irtibatın daha fazla kuvvetlenmesi için gayret etmek lazımken, aksine bu irtibatı kesmeye sebeb olmak, kime ve neye hizmet olacak? Aklı selim ile ve eski ihvanlarla meşvere etmek en isabetli olanıdır. Bu kapıda bizden evvel gelip tecrübe sahibi olanların önüne geçmemek te büyük bir edebtir. Hasılı kelam, Mevla tealanın muradına tabi olan şu mübarek dostunun huzurunu bozacak şeylerden şiddetle sakınmak herbir ihvanımızın önemli vazifesidir. Rahmetli Abdul Hamid Han, işlerin Topkapı sarayında yürümeyeceğini anlayınca Yıldız sarayını yapıp oraya geçti ve işleri orda sessizce yürüttü.. Bunlar ince siyasetlerdir, bizim gibi kasırların aklı bu işlere ermez.. Tasarruf Mevla tealanındır, dostunu dilediği şekilde davranması için ilham ile manevi işaretlerle ikaz eder, biz kendi kendimize gelin güvey olmayalım.... İnşaallah sözlerimiz yanlış yorumlanmaz ve sağa sola çekilmez. Zira bu kapıya hangi niyetle gelmişsek aynı niyetimizi muhafaza için elden geldikçe bu işlere karışmamak isteriz, ancak bu kapının ihvanını haksız şekilde yönlendirmek, Sultanımıza maddi manevi hizmet eden herkesi müdafaa etmek bizim asli görevimizdir... Fitneyi uyandırana lanet edilmiştir, o yüzden herkes Efendi Hazretlerine k.s. niçin bağlandığını, gayesinin ne olduğunu iyi düşünsün, şunla bunla didişmeden hepsini umumi olarak sevmeye çalışarak Efendi hazretlerimizin gönlüne girmeye çalışalım... Ya Rabbi! Sultanımızın ömrünü ve sıhhatini uzun ve mükemmel eyle, islamın hakimiyyetini ona ve bizlere göster, Mehdi a.s. zamanına onu da bizi de kavuştur, Kur'anı her tarafa hakim eylemeyi ona ve bize nasib ederek göster.... Amin! Allahın selam ve rahmeti tüm kardeşlerimizin üzerine olsun Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina ve nebiyyina Muhammed....

EHLİ SÜNNETİ KİM SAVUNACAK???

Ehli Sünneti Savunmak

16 Nisan 2012, Pazartesi

Ehl-İ Sünneti yıkmak isteyenler, Ehl-i Sünnet denilmesinden hiç mi hiç hoşlanmazlar. "Hepimiz kardeşiz, hepimiz Kur'anda birleşelim", bu Ehl-i Sünnet de nereden çıktı, Kur'anda yazıyor mu böyle bir şey derler.

Ehl-i Sünnet Kur'an Müslümanlığıdır.

Ehl-i Sünnet Kur'anı doğru yorumlar.

Adından anlaşılıyor, Sünnet Müslümanlığıdır.

Cemaat yani Müslümanların büyük topluluğudur.

Sevad-Azam'dır.

İmanın, İslam'ın, Kur'anın, Sünnetin, Şeriatın Ana Caddesi'dir.

Cumhur-i Ulema yoludur.

Kur'an, Müslümanları birliğe davet ediyor.

Peygamber aleyhissalatü vesselam mü'minleri birliğe çağırıyor.

Peygamber Efendimiz, "Ümmetim yetmiş üç parçaya ayrılacaktır. Bunlar, birisi hariç Cehennemliktir. Kurtulacak parça benim ve Ashabımın yolundan gidenlerdir" buyuruyor.

Ehl-i Sünnet Ashab-ı kiramın hepsini sever, sayar, hepsine hayır dua eder, hepsini din konusunda âdil kabul eder.

Ehl-i Sünnet Selef-i Sâlihîn Müslümanlığıdır.

Ehl-i Sünnet Tevhid Müslümanlığıdır.

Ehl-i Sünnet Allahın kemal sıfatlarla sıfatlı, noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna inanır.

Ehl-i Sünnet Peygamberler dışındaki insanların ismet sıfatı ile sıfatlı olduğunu kabul etmez.

Ehl-i Sünnet Peygamberimizin hanımlarını mü'minlerin anneleri bilir ve hepsine hürmet eder.

Ehl-i Sünnet, Ehl-i Beyt-i Mustafa'yı sevmenin ve tutmanın farz olduğunu bilir.

Ehl-i Sünnet, bin küsur yıl önce Ashab ve Tabiîn arasında geçmiş ihtilafların hükmünü Allahü Tealaya, Mahkeme-i Kübraya bırakır.

İnsanlık tarihinde en büyük İslam ve cihan devletini Ehl-i Sünnetin bayraktarı Osmanlılar kurmuştur.

Ehl-i Sünnet Müslümanlara ve insanlara taqiyye ve kitman yapmaz, mü'minleri aldatıp kandırmaz, gerçekleri acı da olsa, bütün çıplaklığı ile söyler.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı ile laiklik kabil-i te'lif değildir.

Ehl-i sünnette, imandan sonra en büyük emir ve ibadet beş vakit namazdır. Sünnîlerin farz namazları (Şer'î özürleri) yoksa cemaatle kılmaları gerekir.

Ehl-i Sünnet İslamlığında hür kadınların tesettüre girmesi gerekir.

Ehl-i Sünnet İslamlığı, Allah ile olan bütün ibadet ve muamelerde ihlasın ana şart olduğunu bildirir.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığında, dünya işlerinde adalet temel prensiptir.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı din sömürüsünü, mukaddesat bezirgânlığını çok büyük bir günah ve hıyanet olarak görür.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığında mâruf ile emr ve münkerden nehy farzı uygulanır.

Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra Kur'an'a Sünnete ve Şeriata en uygun İslamî sistem ve düzen Sünnî Osmanlı devletinin kuruluş ve yükseliş devridir.

Osmanlı devletinin ve hilafetinin en büyük düşmanları ve yıkıcıları Necid'de zuhur eden Vehhabiye fırkası olmuştur.

Safevî İran, Osmanlı ile asırlar boyu savaşmış ve büyük kan dökülmesine sebep olmuştur.

Farmason bir ihtilalci olan taqiyyeci Afganî'nin metodu ve görüşleri Ehl-i Sünnet İslamlığı ile bağdaşmaz.

Ehl-i Sünnet İslamlığı Kur'anı, Sünneti esas alır ve bunların hükmü varken re'yi kesinlikle kabul etmez.

Ehl-i Sünnet İslamlığı her Müslümanın Kur'anı kendi re'y ve hevası ile yorumlamasını, kendi kafasına göre hüküm çıkartmasını asla kabul etmez.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı medenî Müslümanlıktır, bedevî ve â'rabî Müslümanlığı değil.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığında ehl-i Tevhid ve ehl-i kıble kişi (dinden çıktığına dair kesin delil ve hüküm olmadıkça) mü'min ve kardeş kabul edilir.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı dinde çıkartılan bütün bid'atleri reddeder.

Ehl-i Sünnet İslamlığı, büyük günah işleyenleri (o günahın haram olduğunu inkar etmedikçe) dinden çıkartmaz, onlar için kafir oldu demez.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığının İslamın doğru yorumu olduğuna dair sayısız delillerinden biri, Peygamberimizin (Salat ve selam olsun ona) İstanbul'u fethedecek kumandan ve ordusu ile hadîsidir. Fatih Sultan Mehmed Han Mâturidî inancına ve Hanefî mezhebine bağlı bir Ehl-i Sünnet Müslümanı idi.

Bütün bid'atçiler Ehl-i Sünnete karşıdır.

Mezhepsizler Ehl-i Sünnete karşıdır.

Telfik-i mezahib isteyenler Ehl-i Sünnete karşıdır.

Bütün bozuk fırkalar Ehl-i Sünnete can düşmanıdır.

Bendeniz (nefsime bir pâye vermemek şartıyla) Ehl-i Sünnet Müslümanı olmakla iftihar ederim.

Elimden geldiği, dilimin döndüğü kadar Ehl-i Sünneti savunurum.

Ehl-i Sünneti savunurken Kur'anı, Sünneti, Şeriati savunduğumu bilirim.

Ehl-i Sünnet Müslümanı olduğum için her türlü reforma, dinde yeniliğe, dinde değişime karşıyım.

BOP'un yeni bir İslam türetme planlarına karşıyım.

Bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak, M. Kemal paşanın ölümünden sonra türetilmiş bozuk bir ideoloji olan Kemalizme karşıyım.

Kemalist ilahiyatçıları çok ayıplar ve kınarım.

Ehl-i Sünnet Müslümanı olduğum için fıkha ve Şeriata taraftarım.

Siyonistlerin, Haçlıların, İslam düşmanlarının, Kriptoların, Üçgenli Biraderlerin direktifleriyle ılımlı ve light bir İslam çıkartmak isteyenlere karşıyım.

İslam'da kader yoktur diyenlere karşıyım.

Bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak Pakistanlı Fazlurrahman'ın Tarihsellik ve Tatiliye mezhebine çok karşıyım.

Bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak din sömürücülerine, mukaddesat bezirganlarına, Allahın ayetlerini ucuza veya pahalıya satanlara son derece muhalifim.

Ehl-i Sünneti niçin savunduğumu, ehl-i bid'ati niçin reddettiğimi iyi biliyorum.

* (İkinci yazı)

Sabah Namazı ve Peygamber

Evvelki pazar sabah erkenden saat 5:30'da yola çıktım. Çengelköy'ün yükseklerinde bir camie namaza gittim. Kubbesiz, kiremit kaplı fakat çok sanatlı, çok şirin bir bina. Etrafı kabristan, havadar. İçeriye girdiğimizde hocası Kur'an okuyor, dört-beş kişi de önlerindeki rahlelere koydukları Mushaflardan takip ediyordu. Maalesef camide hiçbir liseli ve üniversiteli genç yoktu. Yahu ilaç için bir iki çocuk bulunsa olmaz mı?

Bu pazar hava soğuktu. Şehir dışına gezmeye gitmedim.

Sabah namazlarında camilerin durumu iç acıcı değil. Eyüp Sultan, Sümbül Sinan gibi bir iki cami dışında mabetler bomboş.

Resulullah Efendimiz(salat ve selam olsun ona) "Münafıklara en ağır gelen iki şey sabah ve yatsı namazlarıdır. Bunlardaki hayrı bilmiş olsalardı sürünerek bile olsa gelirlerdi." buyurmuşlardır.

20-30 büyük ehl-i sünnet cemaat ve tarikatinin başkanları, hocaları, şeyhleri bir araya gelseler Müslüman halka hitaben bir beyânnâme hazırlayıp milyonlara duyursalar eminim ki hayırlı bir değişiklik başlar. Bugünküne nispetle seher vakitlerinde daha fazla cemaat olur.

Muhteremler niçin bu güzel işi yapmıyorlar acaba?

Halk ve gençlik gaflet içinde... Birkaç ay önce sur içinde Müslüman bir talebe yurdunun birkaç metre uzağındaki tarihi, küçük bir camiye gitmiştim. İmamı Şam'da okumuş muhterem bir kimse... Namazdan sonra sordum, "Karşıki yurttan, bilhassa sabah namazlarında öğrenciler geliyor mu?" Maalesef bir kişi bile gelmiyor dedi. Halbuki yurtta birkaç yüz öğrenci kalıyor.

İnsanlar gaflet edebilir, lâkin bilenlerin mutlaka uyarması gerekir.

Türkiye Müslümanlarının sadece yüzde 10'unun beş vakit kılması, yüzde 90'ının bînamaz olması büyük bir felakettir. Halk işin farkında değil.

Ehl-i dünyanın umurunda mı namaz? Şimdi rant devşirme, haram ganimet toplama hengâmıdır.

Resulullah Efendimizin ruhaniyeti bizimledir. Biz Müslümanlar onunla irtibatlı, rabıtalı olmalıyız.

Resulullah Efendimiz rüyada, bazen yakaza hâlinde görünebilir. Bu konuda aydınlanmak isteyenler "Tenbihü'l Gabi an Rü'yeti'n-Nebi" kitapçığına göz atabilir.

Resulullah Efendimizle konuşmak isteyenler onun sahih hadislerini okusunlar. Mana âleminde bilhassa sabah namazı hakkında sorsak bize hadisleriyle ne diyecek:

"Mutlaka cemaatle kılın... Cemaatten ayrılmayın..."

Sadece namaz konusunda değil dinle, hayatla, davranışlarımızla ilgili her hususta ona sormalıyız.

Paran var, yeni bir otomobil almaya gidiyorsun, Resulullah'a soracaksın:

"Nasıl bir otomobil edinmemi uygun görürsünüz?"

Hadisleriyle, sünnetiyle size ne diyecektir?

"Sakın israf etme, ihtiyacın neyse ona göre bir araba al. Seni gurura, kibre, tafraya, böbürlenmeye götürecek lüks bir araba senin için hayırlı olmaz."

İçinde içki içilen, fuhşiyyat yapılan, lüks, beş yıldızlı otelin restoranına giderken de sor, belki de yarı yoldan geri dönersin.

Evindeki plazma mı ne meretse o televizyonu da bir sorsana...

Peygambere imân etmek, ona bağlı olmak, kuru lafla olmaz. İsmi anılınca elini göğsüne götürmekle bitmez. Efendimiz milâdî 632 tarihinde bu dünya hayatına veda ettiler ama ruhaniyeti bizimledir, ayînemizi temiz tutarsak nebevî ruhların ışıltılarından hissemizi alırız.

 

Pazartesi, 30 Temmuz 2012 10:48 tarihinde güncellendi

Sayfa 36 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.