Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı
MÜSLÜMAN İLE KAFİR ASLA EŞİT OLAMAZ
Bir Müslüman ile Gayrimüslim elbette eşit değildir. Müslüman önceliklidir. Bir Gayrimüslim'e, Müslüman'a itaat ve boyun eğdiği müddetçe dünyada korku yoktur. Birlikte yaşamak, ancak ve ancak Müslüman'ın sözünün geçmesi ve Gayrimüslimin Müslüman'a itaat etmesi ile olur.
MÜSLÜMAN ASLA KAFİRLE BİR DEĞİLDİR.....
Müslim ile Gayrimüslim Eşit Değildir.
Bir Müslüman ile Gayrimüslim elbette eşit değildir. Müslüman önceliklidir. Bir Gayrimüslim'e, Müslüman'a itaat ve boyun eğdiği müddetçe dünyada korku yoktur. Birlikte yaşamak, ancak ve ancak Müslüman'ın sözünün geçmesi ve Gayrimüslimin Müslüman'a itaat etmesi ile olur.
Önüne gelen Medine Vesikası'ndan bahsediyor. Tevil ederek, yorumlayarak, günümüze yontarak, yamultarak, işine getirerek, konjonktüre uyarlayarak, tevil ederek, tefsir ederek, neşrederek, şerh ederek…
Bir Müslüman ile Gayrimüslim elbette eşit değildir. Müslüman önceliklidir. Bir Gayrimüslim'e, Müslüman'a itaat ve boyun eğdiği müddetçe dünyada korku yoktur. Birlikte yaşamak, ancak ve ancak Müslüman'ın sözünün geçmesi ve Gayrimüslimin Müslüman'a itaat etmesi ile olur.
Kuralları koyan, şer'-i şerîfi uygulayan Müslüman, Gayrimüslim'in güvenliğinden sorumludur. Ona karşı adil olur. Yoksa Müslüman ile Gayrimüslim asla bir değildir. Tıpkı İslam ile diğer dinlerin bir olmadığı gibi. İslam, diğer bütün dinleri geçersiz kılmıştır.
Şimdilerde Müslüman olarak bilinenlerin birçok sıfatı var: Liberal (liboş) Müslüman, kapitalist Müslüman, komünist (veya sosyalist) Müslüman, sofi Müslüman, çağdaş Müslüman, İslamcı Müslüman, Gayriislamî Müslüman, diyalogcu Müslüman, demokrat Müslüman, özgürlükçü Müslüman, insan hakları savunucusu Müslüman...
Oysa insanlar üç kısımda değerlendirilir. Müslim, Gayrimüslim, Münafık.
Müslim, hakikî yol üzeredir. Dolayısıyla başka sıfata muhtaç değildir. Diğerleri hüsranda ve zulmettedir. Onlar için başka mansıplar da niteliklerine paha katar.
Müslüman olarak bilinen muharrirlerin birçoğu; özgürlük, insan hakları, kardeşçe yaşama, ehlikitap ile dostane yaşama, zulme karşı beraber olma, ateizme karşı birlikte mücadele etme, diyalog kültürü geliştirme gibi anlamı ve mezhebi geniş teranelerle Müslümanları gerçek davalarından soğutup onların insanlıklarını ifsat etmekteler.
Bu gerçeği her babayiğit söyleyemez. Marjinal ilan edilmekten korkarlar.
Adı meşhur, dilleri İslamcı, yaşantıları laik olan pek çok muharrir, edip vs. tanırım. Sorun onlara bakalım. "Müslüman ile Ehlikitap eşit mi? Cihad gerekli mi?" diye. Elbette cihadın soyut anlamını öne çıkartacaklar ve günümüzde cihadın başka türlü olduğunu söyleyecekler. Birlikte yaşamanın kadrükıymetinden bahsedecekler. "Ben sokakta Papaz elbiseli adamlar görmek istiyorum, Ayasofya ortak kullanılabilir, Ehlikitap'la birlikte adil bir toplum yaratabiliriz." diyenlerden başka ne beklenir ki?
Müslümanlar Allah'ın dostları olduğuna göre, Gayrimüslimler de İblis'in dostlarıdır. Haydi inkar edin bu hakikati bakalım!..
Müslüman, alenen zina yapılmasına göz yummaz. Zina yapan ve içki içen şer'î ve örfî kanunlarla cezalandırır.
İslam'da kısas vardır. Müslüman bir kötülük gördüğü zaman onu düzeltir. İslam'da namaz kılmak ve tesettüre girmek mecburidir.
Gayrimüslimler ise bu konularda demokrattır. Yani isteyen meyhane açar, genelevi işletir; isteyen zina eder, eşcinsellerle evlenir. Karşı gelenler cezalandırılır.
Tam tersi bir durum anlayacağınız. Ateş ile barut gibi. Kar ile yağmur gibi. Gündüz ile karanlık gibi. Dün ile gün gibi.
Nasıl beraber, tek toplum olacaklar? Kimin dediği olacak?
Müslümanlar ile Gayrimüslimler asla tek toplum olmayacaklar. Küfür tek millettir. Onda şüphe yok. Müslümanlar ne zaman tek millet olacak, biz hasretle, dua ve alkışla onu bekliyoruz.
Biliyorum, birileri bu yazıyı da kulağından, eteğinden, sağından solundan anlayacak; tıpkı birkaç hafta önce yazdığım bir yazı gibi.”
Mustafa Durdu
AHLAKSIZLIK DİZ BOYU - MİLLETİN AHLAKI ........
Feribottaki açık ahlaksızlık
Gelen bu e-maili aşağıda ibretle okuyacak ve eminim derin derin düşüneceksiniz.
Tarih: 10 Mayıs 2012 Perşembe... Konu: 13.30 YALOVA-YENİKAPI seferini yapan feribotta yaşanan ahlaksızlıklar:
Muhterem efendim, öncelikle şaşkınlığımdan, üzüntümden ve heyecanımdan dolayı oluşacak yazım ve ifade hatalarımı şimdiden mâzur görünüz. Yaşım 35'tir.
Sizi her gün MİLLİ GAZETEDEN 15 seneden beri okumaya çalışıyorum.
Medeniyet ve üstün insan ahlakı anlayışınıza tüm kalbimle katılıyorum.
Aşağıda anlatacağım olay belirttiğim tarihte ve yerde, eksiği var, fazlasıyla cereyan etmiştir. Bu duygularımı bir jurnal olarak değerlendirmeyiniz lütfen. Genç bir baba ve sizin ifadenizle "Türkiyeli orta bir Müslüman'ın" kalbî ifadeleri olarak görmenizi istirham ederim.
Şimdiden yazacaklarımdan dolayı üzgün olduğumu belirtirim.
Eşim, yanında 5 yaşındaki oğlumuz olduğu halde Yalova'dan Yenikapı'ya feribotla dönerken ve yüzlerce yolcunun önünde feribot balkonunda bir erkek ve kadın uluorta sevişmeye başlıyor.
Alt alta kucak kucağa her türlü öpüşme ve koklaşma halinde tam bir saate yakın sevişiyor.
Bazı bayanlar bu durumu kendi aralarında kınıyor ve söyleniyor.
Hattâ eşim ve bazı başka bayanlar çocuklarının ayağa kalkmaması ve arkalarını dönmesi İçin çaba gösterip çocuklarını azarlıyor.
Bu arada güvenlik personeli ortalarda yok, olanlar da görmezlikten geliyor.
Artık yolculuğun sonunda feribot iskeleye yaklaşınca insanlar çıkış kapılarına yöneliyor.
Sevişmeye devam eden "insan kılıklı .....lar" en önde ve hâlâ ayakta aynı işe devam ediyor. Erkekler yine suskun ve pervasızca izlerken kadınlar artık yüksek sesle söylenmeye başlıyor. Güvenlik görevlisi duyuyor bir sevişenlere, bir de söylenen kadınlara ve olayı gören küçücük çocuklara bakıyor.
Eşim düşünüyor ki, güvenlik müdahale edecek. Ama ne gezer, izlemeye devam ediyor.
Tam feribot iskeleye yanaşmaya başlıyor ayakta 7-10 dakika kadar daha devam eden bu olay karşısında eşim güvenliği uyarıyor.
- Çocuklar ve aileler var, ayıptır günahtır, müdahale edin diyor.
Güvenlik: Hanımefendi yasalar böyle, ben bir şey yapamam diyor.
Ayrıca 'Ben ahlak polisi miyim, beğenmiyorsanız binmeyin feribota' diyor.
Kadınlar durumu ayıplıyor.
Eşim artık patlıyor hemen 6-7 metre önünde hala sevişen çifte bağırmaya başlıyor.
Bu arada belki de sevişenlerin arkadaşı olan başka bir bayan ve yaşlıca bir erkek:
"Ülkede özgürlük var yasalar böyle, bakma kardeşim, artık alışın bunlara, çağdaş olun..." anlamına gelecek cümlelerle eşime çıkışıyor.
Bu arada iskeleye yanaşıldığından yolcular iniyorlar ve eşim de iniyor.
Ben onları 14.50' de karşıladığım zaman eşim üzgün ve ağlamaklı idi, bazı bayanlar yanımıza gelip eşimi tebrik ettiler. Ben o anda hayırdır dedim. Bana olup bitenleri anlattı.
Ben hemen İDO'yu aradım, Nuray adında bir bayan şikayetimi aldı, bu çok önemli bir durum diyerek hemen yetkili âmirlerine bildirip 30 dakika içinde bana döneceklerini bildirdi. Aradan bir saat geçmesine rağmen dönülmeyince bir daha aynı numarayı aradım yetkili birini istedim. Müşteri ilişkileri müdiresi olduğunu söyleyen bir başka bayan, (adı: sanırım Yılmaz veya Yüksel ) kaptana ulaşamadıklarını, hemen döneceğini, beklememi ifade edince sert bir şekilde uyardım ve "Kaptan iskelede ama siz bir saat oldu hâlâ dönmediniz" dedim. Bana ilgileneceklerini söyleyip telefonu kapattı.
Güvenliğin insanlık dışı ifadelerinden ('ben ahlak polisi miyim, beğenmiyorsanız binmeyin feribota') dolayı sorgulanmasını ne gerekiyorsa yapılmasını istedim. Şu anda saat 18.00 ve hâlâ ne arayan ne soran var.
Şimdi soruyorum:
1- İDO da sigara içmek yasak, herkesin arasında sevişmek serbest mi?
2- Evcil hayvanlar bile kafeste veya kargo bölümünde taşınırken insan kılıklı hayvanlara uluorta sevişmek hakkı mı tanınıyor?
3-Tepkisizce olayı izleyenler acaba kendi karı ve kızlarının da herkesin arasında sevişmesine böyle umursamazca göz yumarlar mı?
4-Bilgi çağında iskeledeki kaptana ulaşmak bu kadar zor mu?
5- İDO'nun idarecilerinin mezhepleri bu kadar geniş mi?
6-Çalışan personelinize hizmet içi eğitim olarak ne veriyorsunuz?
7- Orta bir Müslüman Türkiyeli vatandaş, sırf kanun serbest etti diye toplu ulaşım araçlarındaki ahlaksızlıklar yüzünden yolculuk yapamayacak mı?
8- Beş yaşındaki çocuklarımız ve gençlerimiz daha ne kadar ifsat edilecek?
9- Çağdaşlık ölçüsü sevişmek mi?
İdarecilerimize seslenmek istiyorum: Ben ve ailem sizlerin kanunlarına ve ahlak anlayışlarınıza göre çağdaş değilim ve böyle çağdaş olmayacağım. Bu ne biçim çağdaşlıktır? ALLAH ıslah etsin!..
BU GİDİŞ NEREYE.
NOT: İlk açıklık ta böyle başladı, o zaman ciddi ikaz edilip emri bil ma'ruf yapılamadı şimdi evlere köylere heryere hatta camilere bile açıklık girdi..... Zina ortada işlenecek ve buna karşı "hiç olmazsa şunu gizli yerde yap" diyen kişi büyük mücahid sayılacak......
AMERİKA'NIN NİYETİ - DİYALOGÇULARIN GAFLETİ
Bakın Amerikalı askerlere ne öğretiliyor?
Amerikan ordusunun subay adaylarına İslam ile topyekun savaş dersi verdiği ortaya çıktı. İslam ile gerekirse topyekun savaş için geleceğin subay adaylarına eğitim gördükleri askeri okulda Hiroşima taktiğinin dahi kullanabileceği öğretiliyor.
Noah Shachtman ile Spencer Ackerman isimli gazetecilerin ele geçirdiği ders içeriğinde şoke edici ifadeler yer alıyor. Wired isimli dergide yayınlanan habere göre Amerikalı komutan 1,4 milyara ulaşan Müslümanlara dikkat çekerek, "Amerika'yı İslamcı teröristlerden korumak" için Hiroşima'da olduğu gibi atom bombası kullanılarak topyekun savaşılabileceğini savunuyor.
Amerikan Genelkurmayı'na bağlı Kurmay Akademisi'nde verilen dersin içeriği dün ilk defa gün yüzüne çıktı. Amerikan askerlerine İslam düşmanlığını körükleyen derslerin verildiği fakat Savunma Bakanlığı tarafından Nisan ayında ilk kez kabul edilmiş fakat bunların müfredatan kaldırıldığı belirtilmişti. Ancak Savunma Bakanlığı subayların eğitiminde verilen İslam düşmanlığına dair derslerin içeriği hakkında bilgi vermemişti.
DOOLEY, MEKKE VE MEDİNE'Yİ DE BOMBALAMAYI HEDEFLİYOR
Virginia eyaletinde bulunan okulda Yarbay Matthew A. Dooley tarafından verilen derslerin içeriği son yıllarda Batı dünyasında artan İslam düşmanlığının tipik örneklerinden. İslam'ı ''barbarlıkla'' itham eden Dooley, derslerinde yine Müslümanları "dönüştürebilmek" için 4 aşamalı bir de savaş planı öneriyor. İslam'ı "sapkın din" kategorisine almayı öneren Dooley, Suudi Arabistan'ı da "aç bırakmak" gerektiğini savunuyor. Hızını alamayan Dooley, Hiroşima, Nagazaki'deki saldırıların Mekke ve Medine'de tekrarlanmasını istiyor.
Savaş dönemlerinde sivilleri koruyan uluslararası hukuk antlaşmasının artık geçerli olmadığını ileri süren Dooley, Müslümanların hepsini "El Kaide gibi fanatik ve tehlikeli" olarak nitelendiriyor. Müslümanların doğasında şiddetin var olduğunu öne süren Yarbay Dooley, tüm Batı'nın İslam'a karşı savaşma fikrinin ise çok mümkün olmadığı görüşünde. Dooley, ''Batı dünyasını İslam ile topyekün savaş kararına ikna için yapabileceğimiz çok şey yok." diye sızlanıyor.
Daha Fazla İçerik...
Sayfa 32 - 414




