.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

YOĞURTTA DOMUZ KATKISI

Yoğurtta domuz katkısı bulundu

Gıda teröristleri yoğurdun da tadını kaçırdı...

10 Mayıs 2012, Perşembe - 11:45

Maliyeti düşürmek için domuz jelatini ve diğer katkılar kullanılıyor.

Kayıt dışı gıdada her gün yeni bir hile duyuyoruz. Takvim'in haberine göre bu sefer de vatandaşın yoğurduna el uzattılar. Yoğurdun içine domuz jelatini ve kullanım izni belli bir miktarda olan, fazlasında çok ciddi hastalıklara yol açan selüloz ile milamin gibi katkı maddeleri katılıyor.

Uzmanlar, yoğurt üretirken kaynatılan sütün yüzde 40'ının buharlaştığını, bu nedenle artan maliyeti önlemek için su tutan; hayvan derisi ve kemiğinden yapılan jelatin gibi katkı maddelerin kullanıldığını, 'doğal' diye aldığımız yoğurtların sağlıksız olduğunu belirtiyor.

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Dr. Samim Saner, az süt kullanarak yoğurt kıvamını tutturmak adına kıvam artırıcı ve hastalıklara yol açan katkıların kullanıldığını söyledi. Malta humması ve brusella gibi hastalıkların bu şekilde üretilen ürünlerden kaynaklandığını belirten Saner, şunları kaydetti:

CİDDİ HASTALIKLAR VAR

"Çiğ sütten yapılan ürünlerde çok dikkatli olmak gerekir. Yoksa ciddi hastalıklara davetiye çıkarmış olursunuz." Tüketicinin güvenli ve Tarım Bakanlığı onaylı ürünleri alması gerektiğini hatırlatan Saner, çömlekte 'köy ürünü' diye satılan markasız yoğurtlara özellikle dikkat edilm

'KAYMAK' DİYE MARGARİN YEMEYİN

'Kaymaklı yoğurt' diye satılan ürünlerin gerçek olmadığını söyleyen uzmanlar, üzerindeki tabakanın da margarinden yapıldığını belirtiyor. Toplu yemekte kullanılan ve tereyağı aroması bulunan margarinin bir miktar sütle birlikte eritilip yoğurdun üzerine 'kaymak' diye döküldüğünü anlatan uzmanlar, tüketicinin 'doğal yoğurt' reklamıyla kandırıldığını vurguluyor.

Perşembe, 10 Mayıs 2012 13:35 tarihinde güncellendi

ZİNA İYİCE YAYILIYOR....

Zina ateşi toplumu yakıyor

 

Suç olmaktan çıkartılan zina, 8 yılda toplumu çökertti

9 Mayıs 2012, Çarşamba - 17:17

AB uyum yasaları çerçevesinde 2004 yılında büyük tepkilere rağmen TCK'da yapılan düzenlemeyle zinanın suç olmaktan çıkarılmasının ardından başlayan toplumsal çöküş ürkütücü boyutlara ulaştı. Hızla toplumu yakmaya devam eden 'zina ateşi' söndürülmeyi bekliyor.

ÜLKE FUHUŞHANEYE DÖNDÜ

Mehmet Şevket Eygi:" Maalesef ülkemizin büyük bir kısmı açık ve serbest fuhuşhaneye dönüşmüştür. Avrupa Birliği'ne uyum sağlamak için çıkartılan yeni liberal kanunlar, polisin ve yargının elini bağlamaktadır. Yapılanlar, sadece zinayı Ceza kanunundan çıkartmakla sınırlı kalmamıştır. İslam dininin, millî kültür ve ahlakın kabul etmediği ve fuhşiyat (azgınlık) olarak gördüğü nice kötülük serbest bırakılmıştır. Fuhuş, modern ve kalkınan Türkiye'nin büyük sektörlerinden biri haline gelmiştir. Acaba uyuşturucu mu önde, fuhuş mu? Devletin koruması ve güvencesi altında yapılan TC vesikalı yasal ve resmî fuhuş, yarı gizli öteki fuhşun yanında devede kulak kalır."

AHİRETTE CEZASINI ÇEKECEKLER

İlahiyatçı Doç. Dr. Nedim Urhan: "Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak zinaya yaklaşılmamasını emrediyor, yasaklıyor. Bu yasaklanan şey için alternatif ortaya koymak insanı imandan çıkartır, küfre sürükler. Allah'ın hükmüne karşı çıkıp yasağı serbest kılanlar bu dünyada olmasa da ahirette cezasını çekeceklerdir. Zinanın serbest olması ahlaki değerleri bozar. Bir Müslüman zinanın serbest olmasını arzu edemez. Bunu isterse küfre girer. Burada amaç gençleri yürüdükleri doğru istikametten çıkarmaktır. Gençlerin zinaya yönelmesi istenmektedir. Böylece lise talebelerinin de ahlaksızlığa itilmeleri sağlandı. Çünkü zinayı suç sayan, zinaya engel olabilecek bir kanun yok"

 

Not: Efendi hazretlerimiz k.s. " zina su gibi içiliyor" diyerek işin çok fazla yayıldığını ve kolaylaştığını söylerdi.

 

YENİ DİN TÜRÜYOR.....

Yeni bir din türetilmek isteniyor!

Eygi'ye göre Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam bir kazanda kaynatılarak yeni bir din türetilmek isteniyor.

9 Mayıs 2012, Çarşamba - 10:14

Mili Gazete Yazarı Mehmet şevket Eygi'ye göre Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam bir kazanda kaynatılarak yeni bir din türetilmek isteniyor.

Yeni bir din türetilmek isteniyor!

"Vaktiyle Hindistan'da Ekber Şah ismindeki sultan İslam'ı, Mecusiliği ve Hıristiyanlığı karıştırarak yeni bir din çıkartmıştı. Bu dine "Din-i İlahî" adını vermiş, "İbadet-hâne" denilen tapınaklar kurmuş, İslam selamını kaldırmış, onun yerine "Allahu Ekber" denilmesini emr etmiş, bunlara benzer temel değişiklikler ve yenilikler yapmıştı. .

Bugün Türkiye'de buna benzer bir hareket başlatılmıştır.

Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam bir kazanda kaynatılarak yeni bir din türetilmek isteniyor.

Bu dinin bazı özellikleri ve temel inançları şunlardır:

1. Kelime-i Tevhid'in ilk kısmını söylemek, gerektiğinde ikinci kısmını (Yahudileri ve Hıristiyanları üzmemek için) söylememek.

2. Kur'andaki "Allah katında (hak ve geçerli) din İslam'dır" temel inancını kaldırıp, onun yerine "Üç hak ibrahimî din vardır. Bunların üçünün mensupları da ehl-i necat ve ehl-i Cennet'tir" inancını getirmek.

3. Kur'anın Yahudileri İslam'a çağırmadığını kabul etmek.

4. Yine Kur'anın Hıristiyanları İslam'a çağırmadığına inanmak.

5. İslam kadınlarının Yahudi ve Hıristiyan erkeklerle evlenmesini meşru görmek.

6. Muharref Tevrat ve İncil'i dinî referans olarak kabul etmek.

7. İslam'ın camilerini, kilise ve sinagoglara benzetmek için sıralar, tabureler, sandalyalarla doldurmak.

8. Yahudi ve Hıristiyan din adamlarıyla toplantılar tertip etmek, ezanlar okunurken çanlar çalarken, müşterek âyinler yapmak.

9. Yahudi, Katolik, Süryanî, Gregoryen, çeşit çeşit Protestan temsilcilerle; patrikler, papazlar, monsenyörler, pastörler ile birlikte mübarek Ramazan aylarında beş yıldızlı içkili otellerde iftar ziyafetlerinde buluşmak.

10. İslam'ın tek hak din olduğu inancını kaldırıp, onun yerine üç İbrahimî hak din vardır inancını ikame etmek.

11. Yahudilerin ve Hıristiyanların, Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamın son Peygamber olduğunu inkar etmelerine önem vermemek.

12. Tevhid ile Teslis inancını, âmentü bakımından bir görmek.

13. Yahudi ve Hıristiyanların ellerindeki kutsal metinleri muteber kabul etmek.

14. Onların şeriatlarının nesh edilmiş olduğunu kabul etmeyip, yürürlükte ve muteber olduğuna inanmak.

15. Yahudi ve Hıristiyanları dost ve veli kabul etmek. Bu ise, açık ve muhkem Kur'an ayetlerine aykırıdır.

Bilindiği gibi 1925'ten bu yana İslam'ın tasavvuf tarikatları yasak ve kapalıdır. Yukarıda bahs ettiğim yeni dinin müzikli âyinleri ise serbestçe yapılabilmektedir.

Ankara Diyanet'inin bu yeni dine cephe alması ve Müslümanları bu konuda uyarması gerekirken maalesef bu yapılmamaktadır. Mardin'in tarihî Kasımiye medresesinde yapılan papazlarla karışık ayin ve törenlere Diyanet, büyük bir il müftüsünü göndererek katılmıştır.

Nâçizane talebim:

Bir Ehl-i Sünnet ve cemaat Müslümanı olarak, ülkemizdeki bütün sünnî cemaat, tarikat, grup, hizip, fırka ve toplulukların bir araya gelerek bir ulema meclisi kurmalarını, türetilmek istenen yeni dinin incelenmesini ve bu konuda halkın uyarılmasını candan temenni etmekteyim."

NOT: Bu işi kim başlatacak, etkili kişiler nerde... Önce ümmetin selametini düşünen bir heyet oluşturulmalı.... "Allahın ipine sımsıkı sarılın" ayeti kerimesinin emrine tabi olmak için bu mesele en kısa yoldan halledilmeli ki ümmet başı boşluktan bir nebze kurtulsun.....

 

Pazartesi, 30 Temmuz 2012 10:27 tarihinde güncellendi

HERKES HEDEFİNE YÖNELİR, ÇALIŞIR.

Allahın selam ve rahmeti üzerinize olsun. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ali ve ashabına da salat ve selam olsun.

Bu gün bir kardeşimiz bana bir mail atmış. Yzı hoşuma gittiğinden sizlerin de okumanızı istedim.

Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz, Müslümanları "Müminlere kaşı merhametli kafirlere karşı şiddetli" veya "Müminlere karşı yumuşak, kafirlere karşı kuvvetli" diye tarif ederken günümüzde bazı Müslümanlarımız bunun tam tersini yapmaya başladılar.

Gayri Müslimlerin liderine gösterdiği saygıyı, ardında Cuma namazı kıldığı imama göstermiyorlar.

Halbuki bu imamın imanıyla bütün dünyanın gayri Müslimlerinin imanı tartılsa bir tek Müslüman'ın imanı ağır gelir.

Aynı üniversiteden mezun iki öğrenciden biri Müslüman öbürü Müslüman olmasa önemli bir işini gayri Müslime vermeyi ve parayı ona takdim etmeyi yeğleme tarafına gidiyor.

Yapıyor da zararını yine kendisi çekiyor.

İran Şahı Rıza Pehlevi, 1979 yılında Tahran Havaalanı'nı, İsrailli mühendislere yaptırır.

İsrailli mühendisler, binanın üstüne İsrail bayrağındaki altı köşeli Siyon yıldızını yerleştirirler.

Devrimden sonra adı İmam Humeyni havalanı olan bu binanın hâlâ üzerinde siyon yıldızı olduğunu internet atlası Google Earth'tın görüntüleriyle öğrendi dünya 29-30 Kasım 2010 tarihli gazetelerden.

Televizyon haberlerinde görmüştüm, Arap Emirliklerinde, Arap aleminin en büyük oteli yapılmış. Otelin mimarı, batılı biriymiş. Otelin yapımı bittikten sonra tanıtımı yapılırken Mimar, dünyanın en büyük Haç'ını yaptığını söyleyince anlaşılmış ki otel uzaktan bakıldığında büyük bir Haç olarak görülüyormuş.

Burada mimara kızmanın hiçbir anlamı yoktur. Adam, hangi kültürle büyümüş ise onun etkisi altında kalır. Adam ateistliğini ilan etse bile yetiştiği ortamın etkisinden kurtulamaz.

"Fatih Sultan Mehmet henüz Edirne valisi iken İstanbul'da olan bir deprem sonucu Ayasofya'nın kuzey bölümü bir tarafa meyletmiş ve yıkılma tehlikesi baş göstermişti.

Bu durum Hıristiyanları korkuya saldı.

Şehzade Mehmet, o sırada hayatta olan Mimar Ali Neccar'ı büyük bir dostluk eseri olarak Ayasofya'yı tamir ettirmesi için Bizans hükümdarına gönderdi.

Bursa ve Edirne'deki büyük camilerin mimarı olan bu usta, dört büyük payanda ile ma'bedi yıkılmaktan kurtardı.

Mimar, Ayasofya'nın özellikle, Sarıkçı dükkanları olan bölümdeki dayanak duvarlarının içine iki yüz basamaklı bir merdiven yapmıştı. İşin sonunda İmparator, ona bu merdivenleri ne amaçla yaptığını sorduğu zaman, "Gerektiğinde kurşunluğa çıkmak için" karşılığını verdi.

Bunun üzerine İmparator, Mimar Ali Neccar'ı hediyelere boğdu.

Edirne'ye dönüşünde Sultan Mehmet'e:

"Ey Sultanım, dört büyük payanda ile Ayasofya'nın kubbesini kurtardım. Tamir görevi bana kısmet oldu, onu fethetmek görevi de sana düşüyor. Hatta yapacağım minarenin temelini de hazırladım ve üzerinde ilk namazı da ben kıldım" dedi. (İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi, Ayasofya maddesi.)

Her türlü işinizi sahsında uzman olan Müslümanlara yaptırınız.

Ülkeyi koruyacak füzelerin başında can düşmanın oturursa Muavenet gemisinde olduğu gibi yanlışlıkla düğmeye basıp beynimizi patlatır veya bir şey görmeyelim diye başımıza çuval geçirir.

Sayfa 33 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.