.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Her gün 3 milyon ekmek çöpte

ekmek.jpgYılda çöpe atılan ekmeğe giden parayla İstanbul’da “10 bin konut” yapılabiliyor!
İstanbul’da günde 16 milyon tüketilen ekmek sayısı, ramazan ayının gelmesi ve ramazan pidesinin de üretilmeye başlamasıyla birlikte yaklaşık 19 milyona çıkıyor. Bir günde yaklaşık 16 milyon ekmek tüketilen İstanbul'da, ramazan ayında ekmek fırınlarında günde 14 milyon ekmeğin yanı sıra 4 milyon adet de ramazan pidesi üretiliyor. İstanbul Halk Ekmek Fabrikalarında ise 900 bin ekmek ve 40 bin ramazan pidesi çıkartılıyor. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Başkanı Aziz Akgül, Türkiye'de günde ortalama 123 milyon ekmek üretildiğini belirterek, ''Bir kişi günde 333 gram, yılda ise 121 kilogram ekmek tüketiyor. Bunun yüzde 5'i israf ediliyor. Yıllık israf edilen ekmeğin tutarı 600 milyon YTL. Bu para ile İstanbul'da 10 bin konut yapılırdı. Bu da İstanbul'un konut sorununa bir çözüm olurdu'' dedi.
İstanbul Halk Ekmek (İHE) Genel Müdürü Salih Bekaroğlu da Ramazan aylarında acıkan insanın her şeyi yiyebileceğini zannettiği için gereğinden fazla aldığı ekmek ve ramazan pidelerini israf ettiğine işaret ederek, ''Biz, ramazan ayında ekmek israfının önlenmesi için yaptığımız araştırmada pidenin 350 gram olarak üretilmesinin normal olduğunu saptadık ve bu gramajda ekmek üretiyoruz'' dedi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fahri Kayadibi ise Türkiye'de ekmeğin pişirilmesi, yenmesi ve saklanması eğitiminin ailede verilmeye başlandığını ifade ederek,  ''Ekmeği lüzumundan fazla alıyor tüketemeyince de bayatlatıp atıyoruz, yemeği de lüzumundan fazla pişiyoruz sonra döküyoruz. Çöplerde yemek ve ekmek israfını görüyoruz'' dedi.

YORUM:

Eğitim ve tebliğin ne kadar noksan ve yanlış olduğu ortada. Yolda yürürken yemek yiyen bir milletin evlatları nasıl adam olacak. Sol elinde simit, sandoviç v.s. sağ elinde kola, sabah sabah düştü yola; nereye işe veya okula, ne olacak, para gelsin, diploma alsın da ne olursa olsun. İşte müslümanların hali. Bu insanlara isrefın ne büyük felaket olduğunu kim anlatacak? Devlet diyanet ve milli eğitim kurmuş ama dini ve eğitimi yıkmak için her şey var.

Diğer israflara hiç değinmeyelim. Sigara, içki, şans oyunları, vakitleri boşa harcamak, su elektirik ve taşıtların yakıt harcamaları nereye gidiyor, boşa kürek çekiyoruz. Yahudiler gibi tih çölünde sabah akşam dolaşıyoruz, bir arpa boyu mesafe alamıyoruyz, neden Allahu tealanın gönderdiği öndere -s.a.v- tabi olmak yok.

Pazartesi, 08 Eylül 2008 07:02 tarihinde güncellendi

90 bin kişi saf tutup namaz kıldı

aksamescd.jpgKudüs'te Ramazan'ın ilk cuma namazı yoğun güvenlik önlemleri altında 90 bin kişiyle kılındı.

İsrail işgalinin altındaki kutsal şehir Kudüs'te Ramazan'ın ilk cuma namazı yoğun güvenlik önlemleri altında kılındı.

Binlerce İsrail askeri ve polisi, Kudüs sokaklarında önlem alırken, İsrail askerleri, eski Kudüs çevresinde kuş uçurtmadı. Yollara barikat kuran İsrail güvenlik güçleri, Eski Kudüs'ün dışındaki yolları trafiğe kapadı.Ramazan ayının ilk Cuma namazında 90 bin Müslüman Haremmüşerif'e gelerek namazlarını kıldı.

Kudüslü Müslümanlar, Ramazan ayı ve cuma günün tüm Müslümanlara hayırlı olmasını dilerken, namaz sonrası herhangi bir gerginlik yaşanmadı. İsrail Savunma Bakanlığı'nın kararlarına göre, özellikle Ramazan sırasında, Batı Şeria'dan Kudüs'teki Haremüşşerif'e Cuma namazı için gelmek isteyenlere, bazı kriterler getirildi. Sadece 45-50 yaşları arasındaki evli erkeklerle 30-45 yaşları arasındaki evli kadınlar izin almak koşuluyla, 45'in üzerindeki kadınlar ile 50 yaş üstü erkekler ise serbestçe Haremüşşerif'e gelebilecek.

Cuma namazına gelen Müslümanlardan Cemal Mustafa, getirilen kısıtlamalara tepki göstererek, " Filistin bölgesinde yaşayan insanlar için bu Ramazan çok zor geçiyor.Çünkü onlar getirilen şartlar ve kontrol noktaları nedeniyle buraya gelemiyorlar.Çok üzgünüm. Ramazan ayında Cuma namazı çok önemli ama israil'in kontrol noktalarından geçemeyen bizim kardeşlerimiz namazlarını kılmak için Mescid-i Aksa'ya gelemiyorlar." dedi.

Diğer bir Kudüslü Cemil Amir ise, getirilen kısıtlamalar nedeniyle bir çok müslümanın kontrol noktalarından geçemeyip Mescid-i Aksa'ya gelemediğini söyleyerek, bu durumun düzeltilmesi gerektiğini belirtti.Namaz sırasında sıcaktan bunalan onlarca kişi, bölgedeki ilk yardım ekipleri tarafından tedavi altına alındı.

Binlerce Müslüman namaz sonrası yine İsrail askerlerinin nezareti altında, eski Kudüs'ten çıktı. Bölgeye gelen İsrail atlı polisler de önlem aldı. Öte yandan Ramazan ayı boyunca ve bayram sırasında, Batı Şeria'da askeri kontrol noktalarının çalışma saatleri uzatılacak, İsrail vatandaşı Arapların da girmesi yasak olan "A" bölgelerine giriş izni verilecek, ayrıca, İsrail cezaevlerindeki Filistinli tutuklulara yakınlarından armağanlar iletilmesine de izin verilecek.

YORUM:

Bizdeki beyler işim var, yorgunum, beni görmesinler, müşteri gelecek v.s. bahanelerle hazır serbest olan camilere gitmiyor. Ya bunlar da kapanırsa, suçlu kim, dinsizler mi? yoksa biz tembellermi?

Pazartesi, 08 Eylül 2008 06:52 tarihinde güncellendi

Başbuğ'a ağır itham!

genelkurmay.jpgErgenekon Terör Örgütü Davası'nın kilit isimleri olarak gösterilen tutuklu sanıklar emekli Org. Şener Eruygur ile emekli Org. Hurşit Tolon'un Türk Silahlı Kuvvetleri adına cezaevinde ziyaret edilmesinin yankıları sürüyor

Ergenekon Terör Örgütü Davası'nın kilit isimleri olarak gösterilen tutuklu sanıklar emekli Org. Şener Eruygur ile emekli Org. Hurşit Tolon'un Türk Silahlı Kuvvetleri adına cezaevinde ziyaret edilmesinin yankıları sürerken, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, cezaevinde ziyaret ettirdiği Ergenekoncular tarafından “Terörle mücadeleden anlamayan sosyete subayı, salon subayı” olmakla suçlanıyor. 

 Görev yaptığı 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı sırasında ‘sosyetik fişleme' yaptıran emekli Tuğgeneral Kaya Varol'un, Ergenekon Terör Örgütü sanıklarıyla içli dışlı olduğu ortaya çıktı. Varol, zanlılarla yaptığı telefon konuşmalarında Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un da aralarında bulunduğu TSK'nın üst düzey komutanlarına ağır eleştiriler yöneltmiş. Varol, Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan görüşmelerde, aralarında İlker Başbuğ'un da bulunduğu dönemin kuvvet komutanlarını ‘terörle mücadeleden anlamayan salon subayları' olarak nitelendiriyor. 

Business Channel'in ortağı Ergenekon tutuklusu Hayrettin Ertekin'le konuşan Varol, TSK'nın üst yönetimini “NATO'cu ve NATO'cu olmayan” şeklinde ikiye ayırıyor. Ergenekon Terör Örgütü'nün tutuklu sanıklarından Hayrettin Ertekin'le 12 Aralık 2007 tarihinde yapılan konuşma, savcılığın talimatıyla gerçekleşen teknik takibe takılmış. İşte Varol ile Ertekin arasındaki telefon konuşmasından bir bölüm;

ERTEKİN: Abi(Büyükanıt) de boş çıktı. Abi de duruyor şimdi. İki duble içince ateşleniyor, hiçbir şeyi yok komutanım ya. Yani çaptan da düştü herhalde. Diyor ki, ya hiç huzurumu bozmayayım şimdi. Hiçbir şey yapacağı yok.

VAROL: Ya o da şimdi idare ediyor, şurda kaldı diyor 7-8 ay diyor.

ERTEKİN: 7 ayı kaldı teskereye, şey nasıl bi adam komutanım siz bilirsiniz, Ergun Saygun(1. Ordu Komutanı) dün konuşmuş falan okudum şimdi gazetelerde. O nasıl biridir yani, vatanperver mi, yoksa böyle hani o da salla başı al maaşı…

BUNLAR KITA KOMUTANI DEĞİL, SOSYETE-SALON SUBAYI

VAROL: Valla askerliği bilmez o da. Aynen aynen o da bürokrattır, yani şeydir dışçıdır o da, yani o da
NATO'lardan, dış görevlerden işte yabancı dil ordan gelme yani terörü merörü Güneydoğu falan bilmez, o da bilmez İlker Başbuğ'u da bilmez, bunlar kıta komutanı değil ki, bunlar sosyete, bunlar salon subayı…

ERTEKİN: Öyle isteniliyordu zaten öyle yani dizayn etti gitti.

VAROL: Sadakatlidir yani… Komutanlarına karşı son derece sadıktır... 

KENAN ERSÖZLÜ / ANKARA

YORUM:

'Onları topluluk zannedersin, halbuki kalbleri dağınıktır'  ayeti kerimesi onların hallerini bize beyan ediyor. Menfaat için birliktedirler, menfaatleri çakıştımı dağılırlar. Karşılarında islami bir birlik olmadığı için bize karşı birleşmiş oluyorlar.

Pazartesi, 08 Eylül 2008 06:42 tarihinde güncellendi

Sarhoş olarak dünyaya geldi !

bebek.jpgPolonya'da bir bebek kanında 2,9 promil alkolle dünyaya geldi.Varşova'da hastanede sarhoş halde doğum yapan 38 yaşındaki kadının bebeğinin kanını ölçen doktorlar, litrede 2,9 gram alkol tespit etti.
 
Anne 5 yıl hapisle cezalandırılabilecek
Bebeğin hayatının tehlikede olmadığını belirten doktorlar, alkolün etkisinin zamanla ortaya çıkmasından korkuyor.

YORUM:

İşte avrupalı, işte kadın hakları. Anne olmak kolay olsaydı, her dişi anne olurdu. O çocuk ahırette hakkını almak isteyince bakalım ne yapacak!  Hapis cezası yerine 80 sopa vurun da akıllansın.

Pazartesi, 08 Eylül 2008 06:40 tarihinde güncellendi

Sayfa 341 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.