.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

CHP li Selami Öztürk

iremsehri.jpgBu sene de iftar çadırı kurmayan CHP’li belediye başkanı Selami Öztürk, oruç tutan Kadıköylüleri bir kez daha yok saydı. Oruç tutan Kadıköylülerin imdadına İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetişti. Belediyenin dağıttığı kumanyalarla iftar yapabilecek olan Kadıköylüler, evlerine gitmek ya da ceplerinden para vererek oruçlarını açmak zorunda kalmayacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı’na bağlı Sosyal ve İdari İşler Müdürlüğü, iftar ikramını mobil büfelerle yapacak. Kadıköy Meydanı’na kurulacak mobil büfeler 5 bin kişiye hizmet verecek. Kadıköy Meydanı’nda dağıtılacak iftariyeliklerde, bir çeşit yemek, ekmek, meyve suyu, hurma, peynir, zeytin, reçel, bulunuyor.
 
YORUM:
Yani çadır kursa ne yedirecek, laik c h p sofrasına buyrun mu diyecek. İyiki kurmamış, milletin aklı başına gelsin.  Bunların her şeyde dine düşman olduğu anlaşılsın. Ya alevilerin günü olsa hemen mum yakarlardı, veya hıristiyanların yılbaşısı olsa her tarafı süslerdi.  Ama asıl suçlu, bunlara oy veren kişilerde. Onlar samimi değil ki, başkanları işe yarasın.
 
 
Çarşamba, 03 Eylül 2008 05:45 tarihinde güncellendi

Ramazan Rahmet Ayı!

ramazan.jpgRamazan ayının rahmeti ve bereketi islam alemini kaplamaya başladı, havalar hemen serinledi, rızıklar bollaştı, millette bir ibadet teleşı, iftar ve sahur heyacanı başladı. Ama nasibsizler hala daha cigaranın dumanını savuruyor, mideye bir şeyler yuvarlamaya uğraşıyorlar, Allah onlara hidayet versin.  Camiler cemaatlerle doldu taştı, inşaallah bu hal son güne kadar devam eder, çoğalır da azalmaz. Teravihlerden evvel bir miktar nasihat ve sohbet dinlemeli, orucun şartlarını bozanlarını bozmayanlarını öğrenmeli, faziletinden ahberdar olmalı.

Pazar, 09 Kasım 2008 10:48 tarihinde güncellendi

Ş: Eygi - Şarlatanları Yere Vurdu!

dalga.jpgKur’ân’la Aldatanlar
 

Birtakım şarlatanlar, din eğitimi almamış cahilleri Kur’ân’la aldatmaya çalışıyor.

Neler diyorlar?

İslâm’ın tek kaynağı Kur’ân’dır. Başka kaynak yoktur.

Peygamber bir postacı idi, dini tebliğ etti, işi bitti...

H Sünnet ve hadîsler din kaynağı değildir...

H İlmihal Müslümanlığı yanlıştır. Doğru olan bizim anlattığımız Kur’ân Müslümanlığıdır.

Bunlar sapıktır ve sapıttırmaktadır.

Bu konuda doğrular şunlardır:

*Kur’ân-ı Kerim din hükümlerinin ana kaynağıdır ama tek kaynağı değildir. Peygamberin (salat ve selam olsun O’na) hadîsleri, Sünneti; onun yanında icmâ-i ümmet ve kıyas-ı fukaha da Şeriat ve fıkıh hükümlerinin kaynağıdır.

*Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselamın işi ölümle bitmemiştir. O, Kıyamet kopuncaya kadar sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın hidayet rehberi, önderi, seyyidi, kurtuluş ve saadet yolunda mürşidi ve kılavuzudur. Ruhaniyeti Müslümanlarla beraberdir. Mânen yaşamaktadır. Müslümanların, yapacakları her işte, “Peygamberimiz bu işin nasıl yapılmasını isterdi?.” diye sormaları ve ona göre amel etmeleri gerekir. Peygamber asla devreden çıkartılamaz.

*Allah-ü Teâlâ, Kur’ân-ı Azimüşşan’da Peygambere itaat etmemizi kesin şekilde emir buyurmuştur. O’na itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Bu konuda nice ayet bulunmaktadır.

*Peygamberin sahih hadîsleri de vahiydir, ilahî ilhamdır.

*Peygamber yanılmaz.

*Peygamberi devreden çıkartmak isteyenler iyi niyetli değildir.

*Dinimizi, en doğru şekilde muteber, güvenilir ilmihal, fıkıh ve İslâm ahlâkı kitaplarından öğrenebiliriz. Bunları icazetli gerçek din alimleri yazmıştır.

*Kur’an’ın muhkem hükümleri, emir ve yasakları, öğütleri kesinlikle tarihsel değildir; bunların hükümleri Kıyamet’e kadar yürürlükte kalacaktır. Pakistanlı Fazlurrahman denilen adamın ortaya çıkartmış olduğu tarihsellik tezi, binden fazla müftü, ulema, fukaha tarafından protesto edilmiştir.

* İslâm, indirilmiş ilahî dindir. Reformcular, tarihselciler, değişimciler uydurulmuş bir İslâm türetmek istiyorlar. Başarılı olamayacaklardır. Yüce Allah nurunu söndürtmez. Sapıttıkları insanların vebali onların üzerinde olacaktır.

* Peygamberi bırakın, benim anlattığım ve öğrettiğim Kur’ân Müslümanlığına bağlanın demek ne demektir? Peygamberi bırakın ve bana uyun demektir... Bu, büyük bir küstahlık ve sapıklık değil midir?

Biz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanları Kur’ân’a tâbi olan Peygamberin, Ashabının, Ehl-i Beytinin, Tâbiînin, Tebe-i Tâbiînin, Selef-i Sâlihînin, Eimme-i Müctehidînin; asırlar boyu gelip geçmiş ulemanın, fukahanın, kâmil mürşidlerin, her asırda bir gönderilen mücedditlerin, Peygamberin zâhir ve bâtın ilimlerinde vârisleri, vekilleri, halifeleri olan büyük zatların peşinden gidiyoruz. Onlara uyduğumuz taktirde yanılmamız ve sapıtmamız mevzuubahs olamaz.

Ehl-i Sünnet fukahasına ve gerçek meşâyihe bağlananlar, ucu Resullerin Seyyidine ulaşan çok sağlam, çok nuranî, ebedî mutluluk kazandırıcı ve kurtarıcı bir silsileye (zincire) bağlanmış olurlar.

Ehl-i Sünnet yolu bir cadde-i kübradır (büyük caddedir). Reformcu, tarihselci, değişimci kişilerin yolları ise çıkmaz sokaktır, bid’attir.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ümmetimin içinde bir ihtilaf (anlaşmazlık) çıkarsa siz sevad-ı azama (büyük karaltıya, çoğunluğa) dahil olunuz” buyurmuşlardır. Sevad-ı Azam Ehl-i Sünnettir.

Sakın reformcuların tuzaklarına düşmeyelim.

YORUM:

İslamı böyle net anlamak lazım, Ş. Etgi'nin dediği gibi şarlatanlara kulak vermemeli ehli sünnet alimlerinden islamı öğrenmelidir. Allah dostlarının etrafında devam ederek, ahır zaman fitnelerinden korunabilir. Cemaatte rahmet vardır. İslam ilimlerine çalışmalı ve alim olma seviyesince dini bilgimizi çoğaltmalıyız ki, şı zındıklar meydanı boş bulmasın. Bu mezhebsiz veya selefiyye - vehhabiyye güruhu nefislerine uymuşlar, milleti de yoldan çıkartmaya uğraşıyorlar. Peygamber s.a.v olmadan din nasıl olacak. Peygamber ölmez, sadece ahırete intikal etti yani hakikat alemine göç etti, her şeyi mevcuttur, dininde noksanlık yoktur. Noksanlık arayanın kendi noksandır. 

Pazartesi, 01 Eylül 2008 14:47 tarihinde güncellendi

Baş Örtüsü Aynen Yasak!

tesettur-adabi-nasil-olmali.jpgÇukurova Üniversitesi'nde (ÇÜ) İlahiyat Fakültesi'ni kazanan Sümeyya Gül, kayıt işlemlerini yaptırmak için başörtüsüyle geldiği üniversite kapısından döndü. Uyarılara karşın başörtüsünü çıkarmayıp ağlayan Sümeyya Gül, görevlilerle tartıştıktan sonra kayıttan vazgeçtiğini söyledi.

Çukurova Üniversitesi'nde 2008- 2009 eğitim- öğretim yılı yeni öğrenci kayıtları Hukuk Fakültesi ve İlahiyat Fakültesi'ni kazanan öğrencilerle başladı. Sabah saat 08.00'den itibaren başlayan kayıtlara bazı öğrenci ve veliler başörtülü geldi. Öğrenci işlerinin önünde açılan çadırların altında öğrenciler hem dinlendi, hem de görevlilerden kayıtlarla ilgili bilgi aldı. Kampusa başörtülü girebilen öğrenci ve velilerin binalara girmesi ise görevliler tarafından engellendi.

`HAZIRLIKSIZ GELDİM, PERUĞUM YOK'

Sıralamanın kendisine gelmesiyle evrakını eline alıp öğrenci işlerine giden Sümeyya Gül, görevlilerin içeri girebilmesi için başörtüsünü çıkarması gerektiği uyarısıyla karşılaştı. Görevlilerle tartışan Gül, tüm çabalarına rağmen içeri alınmayınca gözyaşı ağladı. Bir süre kalabalık arasına dönerek babasını arayan Sümeyya Gül, "Böyle olmaz ki. Bu büyük haksızlık. Elazığ'dan geldik. Fırat Üniversitesi'nde böyle bir şey yok. Üniversiteye kayıttan sonra karışabilirler. Böyle bildiğim için hazırlıksız geldim, peruğum yok. Adana'da hiçbir yeri bilmiyoruz. Bu durumda kayıt yaptıramam" dedi.

Kızını ağlarken bulan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehmet Gül de kararı kızına bırakacağını belirterek, kayıt yaptırmadan eve gitmek isterse, saygı duyacağını söyledi. Baba Gül, "Bu bir hukuk ihlalidir. Hak hukuk yok. Yahudi, Hıristiyan diye gitsem hiçbir şey demezler. Müslüman olarak gittiğimiz için kayıt yaptıramıyoruz" diye konuştu.

YORUM:

Bu kadar zulmettikleri halde niçin şu müslümanlar uyanmaz ve Kur'an ilimlerine dönüp islama hizmet etmez. Okulda okuyup etiketin olacak maaşın olacak sigortan olacak böylece rahatın yerinde olacak. Dünya rahat yeri değildir, keyif yeri değildir. Evvelki müslümalar bizim gibi yapsaydılar, bu gün din denen şey acaba ne olurdu? üstelik peruk takacakmış, al başına bir püsküllü bela. Bunlara bu fetvayı veren zındıkları Allah yok etsin, kendilerini ve milleti saptıran şu din hırsızlarının verdiği zararı gavur veremez.

Kadınların yaratılış gayesi nesil türemesi ve kocasına hanımlık yapmasıdır. Eğer kadını olkullara ve iş yerlerine gönderirseniz, şu ilahi kaideyi bozmuş oluırsunuz ki asla size de faydası olmaz ve huzur bulamazsınız. 

Sonra şunu söyleyelim, üniversiteler veya resmi kurumlara başörtüsü ile sokmuyorlar, yani buralar bizim kurumlarımızdır bize uyarsanız girersiniz diyorlar. Adamlar kendilerince haklı, ama bu alem Allahu tealanındır, O'nun emrine göre yaşayacağım diyemiyoruz, niçin? Çünkü biz de onların arasına girip onlar gibi olmaya çalışıyoruz hem de müslümanlığı kimseye bırakmıyoruz. İşte bu ikilik yüzünden olmuyor, işe yaramıyor.

Pazartesi, 01 Eylül 2008 14:46 tarihinde güncellendi

Sayfa 348 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.