.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Kur'an kursları gerekçesiyle hükümeti protesto etti!

kuran_2.jpgKıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kur'an kursları gerekçesiyle hükümeti protesto etti.

KTÖS bu amaçla Başbakanlık önünde düzenlediği protesto eyleminde, "400 öğrencinin Türkiye'ye götürülerek, kamp adı altında Kur'an kursu eğitiminden geçirildiğini" iddia etti. 

KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "öğretmenler sendikasının protestosuz günü olmadığına" işaret ederek, "O yüzden gittikçe etkisini yitiriyor. Sendikadan, eğitime daha fazla katkı bekliyoruz" dedi. 

Yurtdışına gönderilen çocuklarla ilgili olarak "tarikat onları çağırdı" yönünde spekülasyonlar yapıldığını ifade eden Öztoprak, bu konuya, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Din İşleri Müşavirliği'nin gerekli yanıtı verdiğini, buna göre, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yaptığı kursa isteyen ailelerin çocuklarını gönderdiğini söyledi. 

Bunun yasa dışı gibi gösterilmesinin son derece yanlış olduğunu dile getiren Canan Öztoprak, KKTC'de Kur'an kursu açılmasının yasal olmadığını, Türkiye de ise yasal olduğunu, kursa giden öğrencilerin de genelde çift uyruklu olduğunu belirtti. 
 
YORUM:
Denktaş tan itibaren orda Kur'an kursu açılması yasakmış. Şu hale bak, Allah Allah diye savaşan askerimiz, binlerce şehit vermiş, bütün manevi kuvvetlerin desteğiyle savaş kazanılmış, ama adamlar buna düşman. Onlar için savaşılmadı, orda Efendimizin s.a.v halasının kabri şerifi vardır, onun hürmetine yardım edilmiş. Bu nankörler kıymet bilmese de Allahu teala dostlarının hürmetine yardım etmiştir. 
Pazartesi, 08 Eylül 2008 11:05 tarihinde güncellendi

Ezansız namazların hüznü

minare02.jpg

Ahmet Çağlayan, Kayıhan Yayınları’ndan çıkan “Asrı Saadetten Günümüze Ezan” adlı çalışmasında, ezanın İslam’ın önemli sembollerinden biri olduğunu hatırlatıyor. Kitapta ezansız namazların hüznünü yaşayan alimlerimizin hatıraları da yer alıyor.
İşgal güçleri tarafından uzun süreli ‘esaret’ yaşamayan Türkiye için geçmişin acı dolu savaş günleri sona ermiş, yeni bir devlet kurulmuştu. Bilal-i Habeşi’den bu yana dünyanın her bir yanında hiç susmadan Allah’ın büyüklüğünü gönüllere ulaştıran ezanlar ‘yeni bir yöntem’ arayan genç Cumhuriyetin şaşırtan uygulamaları arasında diline müdahale ediliyor, paranteze alınıyordu. Din üzerindeki baskılar artırılırken ezan zulmün pratiğe dökülmesi için araç olarak kullanılmıştı. O dönemlerde neler olmuştu? Aslından uzak “Allahu Ekber” yerine “Tanrı Uludur” nidalarının yükseldiği minareler bu acıyı daha fazla taşıyamamıştı. Ezan aslına döndürülürken ülke sonu gelmez tartışmaların da içine çekilecekti.
Ahmet Çağlayan hafızamızın zayıflamasının karşısına önemli bir çalışmayla çıkıyor. Ezan’ın, Asr-ı Saadetten bugüne kadar tarihi seyrini ele alıyor. Dört bölüm ve 288 sayfadan oluşan kitapta, ezandaki evrensel mesajın tarifi ile birlikte ayet ve hadisler ışığında bilgiler sunuluyor. Pek çok alimin ezan ile ilgili anılarına, anlatımlarına yer veren ve uzun yılların emeğiyle hazırlanmış eserde yazar Ezan’ın Türkçeleştirilmesiyle ilgili yaşanan günleri belgeleriyle gün yüzüne seriyor. 1932’den bu yana her Ramazan özellikle yoğunluğu artırılan dindarları rahatsız etme tavrı medyanın başı çektiği ‘otorite’ tarafından devam ettiriliyor. İşgal güçleri tarafından uzun süre ‘esaret’ altında yaşatılmayan ülkenin aydınları adeta sömürgesizliğin acısını çıkartırcasına, dine ve dindarlara baskılarını artırarak sürdürüyor. Ramazan’ın manevi iklimine kurulan suikastler bir bir boşa çıkıyor, zira ‘Allah nurunu tamamlayacaktır”
Türkçe ibadet düşüncesinin ilk olarak Ali Suavi adındaki çılgın tarafından ortaya atıldığını, daha sonra bu batıl davaya Ziya Gökalp’in sahip çıktığı belirten Ahmet Çağlayan, Ezanın Türkçeleştirilmesinin Kronolojisini de okura sunuyor. 1931 yılının Aralık ayında, Mustafa Kemal’in emriyle dokuz hafız, Dolmabahçe Sarayı’nda ezanın ve hutbenin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başladı. 23 Haziran 1950- Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki imzası ile Türkiye’nin bütün il ve ilçe müftülüklerine ezanın aslına uygun okunacağı tamimi gönderildi.
Mehmet Emin Saraç, Halil Günenç, Mehmet Şirin Doğan, Sadrettin Öztoprak, Enver Baytan, Hilmi Şimşek, Mehmet Güler, Müştak Aydın ve Emrullah Hatiboğlu’nun, onsekiz yıl Türkçe okunan ezanla ilgili hatıraları kitapta okura sunuluyor. Çağlayan ayrıca Mehmet Akif Ersoy, Mehmet Çağlayan, Yaşar Tunagür, Ali Ulvi Kurucu, Yusuf Özcan, Sadık Çakırtepe, Hacı Muhittin Ertuğrul, Mehmet Şevket Eygi, Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Ertuğrul Düzdağ ve  Muzaffer Deligöz’ün dönemle ilgili hatıralara yer veren yazı ve mesajlarını da okura iletmeyi ihmal etmemiş.
Ezan diriliştir, özgürlüktür, yücelmeye çağrıdır
“Ezan; Kişiye, aileye, topluma, ümmete, insanlığa, huzur, barış ve mutluluk getiren ilahi muradı hatırlatan davettir. Ezan; Dünyanın dört bir yanında Allah’ın birliğini ve büyüklüğünü anbean yaşatan en güzel çağrıdır. Efendimizin (s.a.v.) Risaletini haykıran bu kutlu çağrı tüm coğrafyalarda bir rahmet sığınağı gibidir. Bu nedenle: Ezan Duadır, Fazilettir, İbadettir, Ezan Zikirdir, Nurdur, Namazdır, Ezan Diriliştir, Direniştir, Fetihtir, Ezan Güvendir, Huzurdur, Özgürlüktür, Ezan Ümittir, Heyecandır, Cesarettir,Ezan Düşüncedir, Uyanıştır, Kurtuluştur, Ezan Haberdir, Vakittir, Müjdedir, Ezan Vahdettir, Tevhiddir, Tekbirdir, Ezan Yükselişe, Yücelmeye Yapılan Çağrıdır, Günde beş vakit semaları inleten ezan; İslam’ın sembol sözlerinden biridir. Kelime-i Tevhid, Keli me-i Şehadet nasıl ki İslam’a girişin belirtisi ise, ezan
da bireyin, ailenin, ülkenin, ümmetin İslam ile olan bağını haykıran kutlu nidadır. İslam inancı ve uygulamalarının bütününü, az söz ile özetleyen ifadelerdir.
Ezan, asırlardır gönüllerimize konuşan sihirli bir beyan olmuştur. Bizler bu seslerin birer çağlayan olarak üzerimize dökülen bir dünyada yaşadık. Ezan hep aynı ses ve güzellikle söylense de, sadece bir duyuru olmamakla beraber, değişik kesimlerce çok farklı bir şekilde algılanır. Çocuklar için ninni, hastalar için şifa, yaşlılar için bir tenbih, gençler için iradelerini hatırlatma, insanlık için kurtuluş, gaflet halinde olanlar için hatırlatıcı, uyarıcı ve kulluk bilincini arz eder. Kim olduğumuzu ve nasıl bir konumda bulunduğumuzu hatırlatıp, derli toplu bir şekilde yeni ufuklara yönelten bu kutlu ifadenin çağrıştırdığı mesajlar oldukça fazladır.”
 
YORUM:
Yakın tarihi iyi bilmek lazım ki hangi düzende yaşadığımızı iyi anlayalım. İşlerine gelmeyince ezanı da, namazı da, Kur'anı da engellemeye, kafalarına göre değiştirmeye çalışırlar, zalimlerin azgınlığı bitmez. 
Pazartesi, 08 Eylül 2008 11:03 tarihinde güncellendi

Efendi Hazretlerinin Mektubu!

ferman.jpgEsselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu!

Sizlere ve yanınızda bulunan Allahın salih kullarından (yanınızdakilere de) Alahın selamı, rahmeti ve bereketleri olsun. 

Allah yolunda kardeşimiz muhterem Hasbi Efendi. Tebriknamenizi aldık, çok memnun olduk. bBl mukabele (karşılık olarak) mübarek ramazanı şerif bayramınızı tebrik eder, dini mübini islama hizmetçi olmak üzere hakiki bayram olan, Mevlamızın cemaline kavuşmak şerefiyle müşerref olmamızı, Cenabı Hak celle ve alâ Hazretlerinden dilerim.

Kıymetli vakitlerimizi, en kıymetli olan vazifelerimize sarf etmeye canla gayret edelim. Bu fırsat bir daha ele girmez. Bu yoldaki kardeşlerimizi de bu hususta uyandırmaya dikkat edelim. 

Dini mübini islamın devam ve bekası, kişi kendi vazifesini ifa ettikten sonra, milleti uyandırmak için çalışmaya bağlıdır.

Tekrar selam ve hürmetlerimizle sözümüzü bitirir, istikamet ve hüsnü hatimemiz için dualarınızı dilerve dua ederiz. 

Miskin kardeşiniz Mahmud Ustaosmanoğlu  27 Ramazan 1390 

NOT:

Bu gün usul-u fıkıh (Mir'at) kitabımı karıştırırken karşıma Efendi Hazretlerinin k.s. mektubu şerifi çıktı. Bu ve bir kaçtane mektubunun fotokopisi yanımızda mevcuttur. Sırası geldikçe yayınlarız inşaallah! 

Şu kısa mektubu şerifte ne büyük inceliklere temas etmişlerdir. Önce muhatabın (kendi talebesi ve müridi olduğu halde) tebriğini kabul etmesi, en mühim vazifelere teşvik edip son maksud olan Mevlanın cemalini kazanmaya arzulandırması, vakitlerin boşa geçirilmemesi, islamın bekasının dayandığı tebliğ vazifesini de hatırlatması. Allahu teala, bu dostlarının ahlakını bize de nasib eylesin. Yolundan ayırmasın. Âmîn! 

 

Pazartesi, 08 Eylül 2008 07:05 tarihinde güncellendi

Çocuklar gibi; bulup bir de anlatıyor

yahudil.jpgİsrail polisi, göstericilere karşı kullanmak üzere yeni bir "silahı" devreye soktu: Kokarca kokusu. Böylece Filistinli göstericilerin bir süre önce askerler tarafından "üzerlerine lağım suyu püskürtüldüğü" şikayetlerinin de aslı ortaya çıktı.

İsrail polis sözcüsü, bu "yeni ve öldürücü olmayan maddeyi" anlatırken, çok kötü bir koku yaydığını vurguladı.

Denemelerde de etkinliğini kanıtlayan ve "kokarca" adı verilen yeni madde, yayıldığında elbiseler ve cilt tarafından emiliyor, bulantı ve kusmaya neden oluyor.

Polis sözcüsü, "kokarca"nın içindeki doğal bileşenlerin, "birkaç saat sonra herhangi bir iz bırakmadığı" değerlendirmesini de yaptı.

3 yıldan fazla süredir duvar karşıtı gösterilerde yer alan sol eylemci Dr. David Nir, tiksintisini belirterek kokuyu, "çok kötü bir koku; çürümüş bir şey, bir hayvan leşi gibi" diye niteledi.

Dr. Nir, 3 hafta önce Batı Şeria'daki duvara karşı eylemleriyle gündeme gelen Naalin'de kokuyla nasıl tanıştığını anlattı:

"Plastik mermilere alışığız, bunlara karşı tecrübemiz var. Gözyaşı bombaları, tazyikli sulara da... Ansızın iki sınır polisi, sırtlarında garip torbalarla beliriverdi ve göstericilerin üzerine bir sıvı püskürttü. Çok kötüydü. Bazıları sıvıyla iliklerine kadar ıslandı. Allah'tan ben menzil dışı kalmayı başardım ve çok etkilenmedim. Ama koku bana da bulaştı, cildime geldi. Çok berbattı. Kokuya dayanamadım. Bu kokuya dayananlar altın madalyayı hak ediyor."

YORUM:

Yahudinin laneti kıyamete kadar devam edecek, tevbe edeceklerine dair bir haber yok. Büyük savaşlarda bütün yahudilerin helak olduğu müjdesine kadar şu sıkıntılar devam edecek, filistinliler orda, bizler burda sıkıntılara katlanacağız. Allahu teala islam alemine birlik beraberlik ve sabır versin. 

Pazartesi, 08 Eylül 2008 07:03 tarihinde güncellendi

Sayfa 340 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.