.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Başkan olursam İSMAİL HENİYYE ölecek!

İsrail Başbakan adaylarından Shaul Mofaz, başbakan olması halinde Filistinli liderlere yönelik suikast siyasetini başlatacağını ilan etti.

İsrail Ulaştırma Bakanı Shaul Mofaz, Filistin Direniş Hareketlerinin sembol isimlerine ve liderlerine yönelik suikastler silsilesinin başlamasını istedi.

İsrail'in Maarev gazetesinin yarınki sayısında yayınlanacak olan demecinde Mofaz, Filistinli direniş hareketlerinin liderlerine suikastlerin başlatılmasını istedi.

Maarev muhabirinin, "Başbakan olduğunuzda suikast siyasetini yeniden başlatacak mısınız? sorusuna Mofaz, şöyle yanıt verdi: "Evet, sert bir şekilde başlayacak."

"İsmail Heniyye'yi de kapsıyor mu?" sorusuna "2004 yılında fiili olarak yaptıklarımızın 2007 Haziran'ında da yapılması gerekiyordu" şeklinde yanıt verdi.

Mofaz bu açıklamasında, savaş bakanı olarak görev yaptığı Arial Şaron hükümeti döneminde düzenlenen suikastlere göndermede bulundu.

Mofaz'ın göndermede bulunduğu suikastlerden en meşhuru Şeyh Ahmed Yasin ve Abdulaziz Rantisi'ye düzenlenenleriydi.

Kadima Partisinin Çarşamba günü yapılacak başkanlık seiçmlerinde, İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'den sonra en güçlü adayı kabul edilen Mofaz, başkan adaylarından Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'ın Filistinli mültecilerin dönüş hakkı talebine karşı çıkmalarını istemişti.

Maarev gazetesinde yer alan haberde Mofaz "Filistinli mültecilerin dönüşüne asla izin vermeyeceğiz" dediği belirtilmişti.  -israhaber -


YORUM:

İşte yahudi, işte asıl yüzleri, işte hedefleri. Allahu teala Kur'anında 'Eğer güç yetirirlerse hepinizi öldürürler' buyurmaktadır. Bizim ahmak müslüman bozuntuları da onların kuyruğundan ayrılmaz, onlarla birlikte tatbikat yapar, doztluk yapar, madalya takar, ama sonunda kendini yakar haberi yok.

Afganistan'ın yükselen gücü; Taliban!

afgan.jpgAfganistan'a ABD işgali de sekizinci yılına gidiyor. New York ve Washington'a 11 Eylül saldırıları sonrası, ABD, sorumluların Afganistan'da olduğu iddia ederek, işgale başlamıştı. Taliban rejimi ABD liderliğindeki koalisyon kuvvetleri tarafından yıkıldıktan sonra, kukla bir hükümet kuruldu. Bu hükümet, şu anda Kabil'in dışına hükmedemiyor.

ABD'liler, işgale sebep gösterdikleri, El Kaide lideri Usame bin Ladin'i de hala yakalayamadılar.

Ülkede, sivillerin güvenlik durumu giderek daha da kötüleşiyor. Son günlerde Amerikan kuvvetlerin hava bombardımanlarından sadece sivillerin ölmesi de, Afganlıların yaralarına tuz basıyor.

Afganistan'ın güneyindeki Spin Boldak şehrinden 60 yaşındaki bir tüccar olan Hacı Dad, "11 Eylül terör saldırılarından sonra ABD ve müttefikleri Taliban hükümetini yıktı. ABD Afgan ulusuna istikrar, güvenlik ve iş sözü verdi. Ama hiçbir şey yapmadılar. Sivillerin üstüne bombalar attılar, son yedi yıl içinde binlerce Afganı öldürdüler. Taliban ise her geçen gün daha da güçlendi." diyor.

"AMERİKALILAR EL KAİDE DİYE BİZİ ÖLDÜRÜYOR"

Şubat'ta Spin Boldak'ta bir kişinin üzerindeki bombaları patlatması sonucu 37 sivil ölürken 80 kişi yaralandı. Sadece bir gün sonra bir başka benzer bombalı saldırıda Kandahar'da 100'den fazla kişi öldü.

Spin Boldak'ta bakkal işleten 40 yaşındaki Muhammed Usman, "Hayatımızda bir değişiklik hissetmiyoruz. Onlar (yabancı kuvvetler) Taliban'ın düşmanı değiller, onlar Afgan halkının düşmanılar. ABD ordusu bize El Kaide diyor ve bizi öldürüyor. Fakat biz El Kaide'nin ne olduğunu bilmiyoruz." dedi.

Yardım kuruluşlarına göre, Afganistan'da son üç yılda şiddet arttı. Bu yılın ilk yarısında 2500'den fazla kişi öldü. Bunların en az bini de sivil.

"TALİBAN DÖNEMİNDE ÜLKEDE GÜVENLİK PROBLEMİ YOKTU"


Afganistan'daki yabancı kuvvetlerin sıradan Afganlıları öldürmesi Afganlılarda işgalcilere karşı nefrete yol açıyor. Koalisyon kuvvetleri tarafından sivillerin öldürülmesi son günlerde Afganistan hükümeti ile Batılı ülkelerin arasını da açtı. Afganlıların çoğu yabancı kuvvetlerin ülkeden gitmesini istiyor.

Spin Boldak'tan 30 yaşındaki Ali Can, Taliban'ın tekrar iktidara gelmesini istediğini söyleyerek çünkü Taliban rejiminde daha güvende olduklarını belirterek "Taliban rejimi döneminde güvenlik problemi yoktu. Şimdi Amerikan kuvvetleri Afgan sivilleri öldürmeye ve ülkemizi tahrip etmeye başladı. Bu Ramazan'da Taliban'a para yardımında bulundum. İşgal kuvvetleri karşısında Taliban'a destek vermek zorundayız. Çünkü Taliban Müslüman ve Afganlı. Taliban Afganistan'ın özgürlüğü için savaşıyor." dedi.

İşgalden hemen sonraki yıllarda hayatın değiştiğini söyleyen Kabil caddelerinde döviz bozan Azim, "Fakat şimdi güvenlik daha kötü oldu ve insanlar Afganistan'dan kaçıyor. Eğer bu güvensizlik devam ederse, insanlar daha önce Taliban'a yaptıkları gibi ABD'ye karşı dönecek." dedi.

ALMAN BAKAN: TALİBAN DİRENİŞÇİLERİNİ YENMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL

Almanya Savunma Bakanı Franz Josef Jung "terörist" olarak nitelendirdiği Taliban savaşçılarına karşı herhangi bir zaferin elde edilmesini imkansız görüyor. Güvenlik ve Savunma konularında Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen 5. Handelsblatt Konferansı'na konuşmacı olarak katılan Jung, Afganistan'da askeri operasyonlara girişen devletlerin, Afganistan'daki siyasi ve sosyal hareketlerle diyalog yollarını aramasını da istedi. Bu Taliban'la bir şekilde dolaylı müzakere yolu anlamına geliyor. Aynı bakan, bir süre önce Frankfurter Rundschau gazetesine verdiği demeçte, "Taliban, Afgan halkına, askerlerimize, polislere ve sivil yardımcılara yönelik şiddet eylemlerini sürdürdüğü sürece bir müzakere imkanı görmüyorum" demişti.Suudi Arabistan Haber Ajansı, Afganistan'ın Kunduz, Mezarı Şerif ve ülkenin kuzey ile orta kısımlarındaki Alman birliklerine karşı saldırıların arttığını duyuruyor. Askerlerini geri çekmeyi düşünmeyen Almanya, ABD'inin talebine rağmen arttırmayı da kabul etmiyor. Almanya Savunma Bakanlığının resmi açıklamasına göre Afganistan'da 3.155 Alman askeri NATO kapsamında görev yapıyor. NATO'nun, Afganistan'daki toplam asker sayısı ise 45 bin civarında.

dunyabulteni

YORUM:

Afganistan'da  hiç bir zaman dış güçler başarılı olamadı ki batılılar şimdi başarılı olsun. Afgan halkı sonunda düşmanı def edecek ama ilerisi ne olacak? Rusya'yı devirdikten sonra nefislerine yenildiler ve ittifak kuramadılar, talibanı destekleyerek orda hükümet kurdurdular. Sonra talibanın icraatlarını karalayıp onları da saf dışı ettiler şimdi kendileri milleti öldürüyor. Müslümanlar şuurlanıp birleşmedikçe, onlar orda biz burda  daha çok gavur tokadı yeriz.

Perşembe, 11 Eylül 2008 13:59 tarihinde güncellendi

Salat-u Selam ve Fazileti

gul_agaci.gif
 
 
 
   Salât kelimesi, Peygamberimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) yapılan duâ, istiğfar ve rahmet gibi anlamlara geliyor. Selam, muhatabına sağlık ve esenlik dileklerini sunma ameliyesidir. Günlük dilde daha çok kullandığımız salavat ise, salât kelimesinin çoğuludur.

    Allah, "Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin." (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor.

    Bu ayetten hareketle alimlerimiz, Allah Rasulü’nün isminin geçtiği yerde bir defa salât ve selâm getirmenin vacip olduğunu, isminin tekrar edilişi sayısınca ise salavat getirmenin müstehap olduğunu söylemişlerdir. Esasen hayatı boyunca ümmeti üzerine titreyen Efendimiz’in adı anıldığında bu işi hafife almadan, salât ü selam getirmeyi bir ibadet neşvesi içinde yerine getirmeliyiz. Her ne kadar âlimlerimiz müstehap olarak görse de O’nun isminin söylendiği veya yazılı olduğu her yerde ihmal göstermeden salât ü selam getirmeyi bir vazife olarak görmeliyiz.

    Nitekim geçmişe baktığımızda Allah Resulü’nü en iyi tanıyan sahabinin ve onların arkasından gelen ilim ve irfan sahibi kimselerin sözleriyle, hal ve tavırlarıyla O’na çok engin bir saygı gösterdiklerini ve Hz. Peygamber’in adı ne kadar çok anılırsa anılsın, her anıldıkça, "sallallahu aleyhi ve sellem" dediklerini görüyoruz.

SALAVATIN İKİ YÖNÜ VAR

    Salât ü selâmın Peygamberimiz’e ve bize olmak üzere iki yönü vardır: Bizim Allah Resulü için getirdiğimiz salavat, Allah’ın, peygamberinin kendi katındaki değerini artırması için bir dua mahiyetindedir. Bu vesileyle bizim dualarımızla Efendimiz’in mertebesi devamlı olarak yükselmesine vesiledir. Burada hemen şunu ifade edelim ki, Allah Resûlü’ne yapılan salât ü selam, onun aslında salâta olan ihtiyacından dolayı değildir.

    Bu, ancak O’na duyulan saygı, sevgi ve hürmeti ifade etmek içindir. Salavatın mü’minlere bakan yönü de kulu Allah’a yakınlaştıran vesilelerden birisi olmasıdır. Peygamberimiz’e bol bol salavat getiren bir kul, O’na dolayısıyla da Allah’a yaklaşmış olacaktır. Nitekim "Ona yaklaşmaya vesile arayın." (Mâide, 5/35) ayeti, Allah’a yaklaşmak için vesileleri kullanmamızı emretmektedir. İşte Efendimiz’e getirdiğimiz salat ü selamlar bizi Allah’a yaklaştıran önemli vesilelerdendir.

SALÂT Ü SELAM NEDEN ÖNEMLİ?

    Efendimiz’e salât ve selâm getirmenin önemini vurgulayan pek çok hadis-i şerif rivâyet edilmiştir. Bu hadisleri okuduğunuzda Allah Resulü’ne salât ü selam getirmenin ne kadar önemli olduğunu anlayınca belki de çok şaşıracaksınız. Şimdi önemine binaen bu hadislerden bazılarını söyleyeyim:

1- "Kim bana bir defa salât getirirse, Allah da ona on salât getirir ve on günahını affeder; on derece yükseltir." (Nesei, Sehv, 55)

2- "Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (anında) bana ulaştırırlar." (Nesei, Sehv, 46)

3- "Kim bana tek bir defa salât u selâm getirirse, Allâh da ona on defa salât eder." (Ebu Davud, Vitr, 26)

4- "Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salavat edendir." Gerçek cimri, yanında anıldığım hâlde bana salavat etmeyendir." (Tirmizi, Daavât, 110)

5- Bir gün Resûlullah sevinçli olarak geldi. Kendisine: "Sizi sevinçli görüyoruz!" denilince, şöyle buyurmuşlardır: "Bana melek geldi ve şu müjdeyi verdi: "Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: "Sana salât eden herkese benim on rahmette bulunmam, selâm eden herkese de benim on selâm etmem sana (ikram olarak) yetmez mi?" (Nesei, Sehv, 55)
Salı, 23 Şubat 2010 14:55 tarihinde güncellendi

SÜNNETİ KALDIRMAK İSTİYORLAR !

 İnternet sahifelerinden birinde şu yazı ile karşılaştım, sizinle paylaşalım düşündüm! 
 
<<Bu gün islam dünyasının başında bulunan bütün dert ve musibetler mensub oldukları muhtşem dini tam olarak, emredildiği şekilde yaşamamaktan, sünnet-i Rasulu bir bütün içerisinde tatbik edememekten kaynaklanıyor.

   Günümüzde bir  düşünce peyda oldu.Bu düşünce şeytanın verdiği bir vesvesenin insan dilinden çıkması olayıdır.Ve bu düşünce Allah'ın ve Resulunun emirlerine tamamen aykırıdır.Peki nedir o düşünce?

DIŞ GÖRÜNÜŞLE İŞ BİTMEZ! (MİŞ)
   Kimisi art niyetli, kimisi de yapamadığı bir şeyi yanlış göstermek için bu düşünceyi ortaya atıyor.
   Mesela sünnetlerden bahsederken konu dış görünüşe geldiğinde sakalını jilete vuran, kıravatlı ve son moda ceket pantolon giyen, saçları ojeli hocaefendi hemen atılıyor:
   ''Efendim cübbe ve şalvar giymek ile iş bitmiyor, iyi sen cübbeyi giy yalan söyle, sarığı tak sahtekarlık yap! Bu olmaz.''

   Bir çok yerde duyduğumuz bu sapık düşünceyi Kanal 7 'de Mustafa Karataş adında bir hoca da savunmuş.Cübbeli ve şalvarlıları inciten hocaefendi ne demek istemiş?
   Yani cübbe giyen aynı zamanda yalancı kefesine mi konulmak isteniyor, sarık takan sahtekarlık mı yapıyor?

   Hocaefendi sarıklı ve cübbeli kaç kişiyi tanıyomuş? Kaç tane sarıklının sahtekarlığına şahid olmuş?

HOCANIN GERÇEKLERİ SAKLAYIŞI
   Bir insanın şalvar ve cübbe giymesi o insanın günah işlemesine engelmidir? Peygamber Efendimiz zamanında bile sahabelerin hata yaptığını hocaefendi veya bu görüşü savunanlar hiç duymamış mı?

   Yani şalvar giyen adam insanlıktan çıkıyor melek mi oluyor? Hayır....O da hata yapabilir.Üzerindeki kıyafet onu günah işelemekten alıkayamaz.
   Diyelim ki yalan alışkanlığı olan bir insan Peygamberin sünneti diyerek sarık sarsa ve bu insan yine yalan söylese, bu adama;''Hem sarık takıyorsun, hem yalan söylüyorsun'' denilebilir mi?
   Yahut bu adama bakarak: ''sarıklılarda hep yalancı oluyor, bunların kalpleri fesat'' denilebilir mi?

   Neden şöyle diyemiyorlar:
   ''Bir insanın içi de güzel olmalı dışıda, müslüman içi ilede dışı ilede Resulullah Efendimiz'e benzemeli...'' Bunu söyliyemiyorlar.

   Niçin cübbe, sarık ve dış görünüş mevzu bahis olunca hep kalpten bahsediyorlar.Hemen araya kalp meselesini katıyorlar neden? Çünkü kendileri yapamıyorlar....
   Eğer böyle olmasa namazını kılmayan ama oruç tutanlara da şöyle demeleri gerekir: ''Oruçla iş bitmez, hem oruç tut hem namaz kılma! Asıl iş namazdadır.Namaz dinin direğidir.Dinin direğini yıkmışsın oruç tutuyorsun! böyle olmaz...'' Böyle diyen var mı? Yok... Neden? çünkü namaz sadece kendisini ilgilendirir ama dış görünüş, gören herkesi ilgilendirir.
   Bu tesbitlerden, yapılanların kasıtlı bir saptırma olduğunu anlıyoruz....

   İnanarak cübbe ve şalvar giymek, sünnet olduğu için sarık takmak zaten iç alemin temiz olmasının yansımasıdır.

ŞAŞKINLIĞIN HADDİ HESABI YOK!
   Mustafa  Karataş hocaefendi'nin gafları bunlar ile sınırlı değil.Peygamberimizin ''asa'' yani baston sünneti hakkında bakın ne diyor:
   ''Baston köylerde kullanılması gerekir, iti var köpeği var (...) şehirde elinde baston otobüse, metroya binersin yanındaki adamın böğrüne kakılır, şehirde sünnet olmaktan çıkar insanlara eziyet olur''

   Adamlar asa kullanmayı bile kaldırmak için uğraşıyorlar.Neymiş şehirde eza ve cefa olur sünnetten çıkarmış.Baston kullanmasını bilmiyorsan başkasının suçu ne! Senin bastonunun başkasının böğründe ne işi var?

   Hocaefendi'ye sorsak ki;Bu konuda dayanağın nedir? Rasulullah'dan ve hulefa-i raşidinden böyle bir uygulamaya mı rastladın?

   Bu sorular karşısında susacak ve cevap veremeyecektir.

   Sahih bir dayanak demişken Karataş Hocaefendi bir imamdan hikaye aktararak her hocaya inanmayın ve dayanağını sorun, kaynağını sorun demiş.Biz de onu yapıyoruz şimdi ve soruyoruz:
   ''Senin bu fetvalara dayanağın nedir? Kaynağın nedir?''

ERGENEKONCU HOCALAR!
   Bu zamanda kimseye güven olmuyor.Yaşar Nuri ve Zekeriyya Beyaz'ın Ergenekoncu oldukları meydana çıktıktan sonra insanlarımız böyle doğru olmayan fetvalar vererek insanları yanlış yola sevkedenlerin kimliklerinden şüphe ediyor.
   Fatih Sultan Mehmedin aşçısı yahudiydi ve onu zehirledi.Bizim en yakınlarımızda güvendiğimiz insanlar niçin böyle bozuk çıkmasın?
   İslamı tahirf etmeye çalışanları biraz araştırsak kimbilir haklarında ne gibi önemli bilgilere ulaşırız!

DIŞ GÖRÜNÜŞÜN ÖNEMİNİ KAFİRLER KADAR BİLE ANLAYAMADINIZ!
   Bu ''cübbe ve sarıkla iş bitmez'' görüşünü savunanlara diyoruz ki;
   Sizi dış görünüşün, kıyafetin ve kafir milletlere benzememenin ehemmiyetini kafirler kadar da olsa anlayamamışsınız, idrak edememişsiniz.

   Bugün bir bacımız okula başörtüsü için alınmıyorsa bunun ne ile alakası vardır? Bir cübbeli kardeşimizin devlet dairesine girememesini ne ile izah edersiniz?
  
   Siz bir dayanak ortaya atamadığınız halde biz cevap olarak bir deste delil sunarız size.İşte Kütüb-ü sitte'de de geçen bir hadise:

   ''Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ganimet mallarını dağıttı.Ele geçen ganimetler arasında bir elbise vardı.Onu da bir sahabeye vermişti.Sahabe gitti, giydi ve geldi.Sahabeyi gören Efendimiz elbiseyi çıkarmasıı emretti.Sahabe ''Ama Ya Resulallah bunu bana siz vermiştiniz'' deyince Efendimiz:
   ''Ben sana onu kafirlerin giydiği şekilde giymen için vermedim, onu çıkar ve yak!'' buyurdu...

   Alimler bu hadisden yola çıkarak bir fetva ferirler ve ''Kafirlerin yaptığı kumaşı giymek caiz, onlar gibi giyinmek ise caiz değildir'' derler.

   Efendimiz tahrifçilerin iddialarını nasıl çürütüyor! Demek ki bir müslüman dış görünüşü ile de kafirlere benzemeyecek.

   Bu tesbitlerden sonra hocaefendi kendisini nasıl savunur bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var:
   Bazı insanlar ya yapamadıkları için, ya da kasıtlı olarak dinimizi tahrif etmek, bizi Resulullah Efendimiz'in sünnetinden ayırmak istiyor.Ve bu insanlar kitle iletişim araçları ile insanlara çok kolay ulaşıyor.

   Biz inanıyoruz ki gerçek bir alim eğer bir şeyi yapamasa bile ona bahane aramaz.Gerçekleri söyler ve ''olması gereken budur ama biz yapamıyoruz, keşke yapabilsek'' diyecek cesareti gösterir.>>

Sayfa 334 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.