.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Keşmirde İntifada!

savas11.gifKeşmir'de haftalardır devam eden protesto gösterileri, artık bir başkaldırı hareketine, önü alınamayan bir intifadaya dönüştü.

yazı boyutu yazı boyutu arttır yazı boyutu azalt

Keşmir'de Hindistan askerlerinin Müslüman protestoculara müdahalesi sonucu çok sayıda Keşmirli yaralandı.

Hindistan güvenlik kuvvetleri, bağımsızlık talebi ile protesto gösterileri düzenleyen Keşmirli Müslümanlara karşı gözyaşı bombası kullandı, joplarla müdahale etti.


Keşmir'in yazlık başkenti Srinagar'da protesto eylemi düzenleyen Keşmirliler yüzlerini mendil ve giysilerle örttüler. Yollarda tekerlekler yaktılar, müdahale eden polise taş attılar.

Hindistan kuvvetlerin protesto gösterisine müdahalesinde Jammu Keşmir Kurtuluş Cephesi başkanı ve bağımsızlık mücadelesi lideri Yasin Malik de yaralandı.


Polis yetkilisi Prabhakar Tripathy, gazetecilere, "Bu olaylar araştırılacak. Suçlu bulunanlar cezalandırılacak." derken Keşmirli Müslüman liderler, hükümet kuvvetlerini protestoları durdurmak için aşırı güç kullanmakla suçladılar.

Bütün Partiler Hürriyet Konferansı başkanı Mirvaiz Umar Faruk, "Keşmir'de sıkı yönetim uygulanıyor. Hindistan askerleri bizi durdurmak için kaba kuvvet kullanıyor. İnşaAllah mücadelemiz yakında amacına ulaşacak." dedi.


YORUM:

Hindistan, siyonisy batının desteği ile Pakistan ve Bengaldeş'i bölmüş, büyük bir bölgeyi işgal etmiştir. Şimdi işgal altındaki müslümanlar bağımsızlık için hak sahibi olmak isteyince kıyamet kopuyor, zaten yaşadıkları yerler kendiklerinindi, neden işgal ettiniz, müslümanları neden bölüp parçaladınız. Bir gün illaki bu zulümler cevabını bulacak, kadın erkek çocuk büüyük millet uyanacak kurtuluş savaşı gibi kazma kürek taş sopa ile vatan kurtarılacaktır. Allah, sabredenlerle beraberdir.



Pazartesi, 15 Eylül 2008 19:33 tarihinde güncellendi

İRAN ABD Sataşmasının İç Yüzü!

iran_bayra.jpgABD ile ticaret bize engel değildir

 

  İran, ABD ile ticarette her hangi bir sınırlamanın söz konusu olmadığını açıkladı. İran, “ABD ile ticaret, İran'ın dış siyaseti ve çıkarlarıyla çelişmiyor" açıklaması yaptı.

Ticareti Geliştirme Kurumu Başkan Yardımcısı Muhammed Rıza İzediyan, 4. Kalkınma Planı çerçevesinde İsrail dışındaki bütün ülkelerle ticaretin serbest olduğunu söyledi.

İzediyan, özel ve resmi şirketlerin ABD de dahil tüm ülkelere ihracat yapabileceği gibi bu ülkelerden ithalatta da bulunabileceğini belirtti.

İran'ın ABD'den ithalatının son yıllarda artış gösterdiğini ancak bunun Asya ve Avrupa ülkeleriyle kıyaslanamayacak kadar az olduğunu anlatan İzediyan, “ABD ile ticaret, İran'ın dış siyaseti ve çıkarlarıyla çelişmiyor" dedi.

İzediyan, ABD'ye ihracatın azalmasında ise ucuz ve kalitesiz Çin halılarının piyasaya girmesinin etkili olduğunu sözlerine ekledi.

Yaklaşık 30 yıldır doğrudan diplomatik ilişkiye sahip olmayan İran ve ABD birbirine ihracat ve ithalat yapabiliyor.

ABD, bir çok alanda ambargo uyguladığı İran'a Başkan George W. Bush döneminde 600 milyon dolara yakın ihracat gerçekleştirdi.

İran, ABD'li yatırımcıların başta enerji olmak üzere tüm alanlarda yatırım yapabileceğini açıklamıştı.

YORUM:
Türkiye kıbrısa çıkartma yaptığında ABD hemen amborgo uygulatmaya başladı, biz de İncirlik üssünü kapatmıştık. ABD 6. filosunu göndermişti, bizim uçaklarımız intihar uçuşuna karar edince 6. filo defoldu gitti. Şimdi iş bukadar ciddi ise, gerçekten birbirlerine düşman iseler, evvela aradaki alış veriş durdurulur, diğer ilişkiler dondurulur ve karşılıklı pazarlığa gidilir. Eğer netice vermezse herkes kendi yoluna devam eder. Bunlar böyle değil, hem savaşa hazırız diyorlar hem de ilişkilere devam ediyorlar. İyi bir de oturup beraberce kahve için. Bunların düşmanlığı da dostluğu da işe yaramaz. İran ancak Ehli sünnete karşı düşmanlığını sürdürür. Tarih tekerrürdür.

 

Pazartesi, 15 Eylül 2008 19:34 tarihinde güncellendi

Liderler Ertuğrul Gazi'de Birleşti, Fakat...

sutertugrulgazi.jpg727. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'ne katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Ertuğrul Gazi Türbesi'nde dua okudu, kurulan Yörük çadırlarındaki vatandaşlarla sohbet etti. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da diğer liderlerden sonra geldiği türbede dua okudu.

Hükümet Konağı Meydanı'ndan başlayan yürüyüşün ardından Ertuğrul Gazi Türbesi'ne gelen liderler burada dua ettikten sonra daha sonra Yörük çadırlarını ziyaret ettiler.

Pazar, 14 Eylül 2008 12:19 tarihinde güncellendi

İran da Bir diğer Sünni Caminin Yıkılması ve Sonuçları

cami_snni.jpgİran güvenlik güçleri 27 Ağustos 2008 tarihinde sabah 03:00’de bir camiyle dini bir okula saldırdı. İran Belucistan’ın kuzeybatısında yer alan dini bir okul ile camiyi yok ederek öğrencileri ve görevlileri tutukladı. Güvenlik güçleri Zebul Şehri’nin bir kenar mahallesindeki Azimabad’ta yer alan İmam Ebu Hanife Camisini birkaç buldozer ve çekici kullanarak tamamen yıktı.Kimse okul ve caminin öğrencilerine, görevlilerine ve hocalarına ne olduğunu bilmiyor. Sabahki operasyona şahitlik eden insanlar öğrenciler ile öğretmenlerinin son derece korktuklarını gözlemledi. Güvenlik güçleri camiye saldırdıkları an onları dövdü ve onlar ağlayıp çığlık atarken tutup güvenli polis araçlarına doldurdu. Saldırı tüm öğrenciler ve görevlilerin yattığı bir zaman diliminde yaşandı. Caminin ve okulun yıkılacağına dair polis veya güvenlik güçlerinden hiçbir uyarı yapılmadı.

İranlı yetkililer bir yıl önce İran’ın kuzey kısmında bir diğer camiyi yıkmış ve cami imamıyla görevlisini tutuklamış ve hapishaneye atmıştı. İranlı Sünnilere ait birkaç cami Fanatik Şii İran Cumhuriyeti’nin ortaya çıkışından beri yok edildi. İran’da 15 ila 20 milyon Sünni yaşıyor. Onlar sistematik olarak ayrıma tabi tutuldular. Zahidan’daki esas dini okulun müdür yardımcısı olan Mevlana Ahmed Nuri iki hafta önce tutuklandı. Güvenlik güçleri dini okuldan orada okumakta olan tüm yabancı öğrencileri dışarı atması talebinde bulundu. Okul başkanına göre Orta Asya Cumhuriyetlerinden çok az sayıda öğrenci okulda okumaktaydı. Ancak öğrenci vizeleri reddedildi. Oysa Orta Asya Cumhuriyetlerinden yüzlerce Şii öğrenci İran’daki farklı dini okullarda okumaktalar.

15.000 (onbeşbin) yabancı öğrenci İran Şii okullarında okuyor. İran Rejimi onlara burs verirken ailelerine de ödeme yapıyor. Bu öğrenciler Sünnilerin imansız olduklarına inandıkları İran tarzı bir Şiiliği öğreniyorlar. Bu öğrenciler son derece katı radikal, militan ve Sünni karşıtı eğitimler ile kendi ülkelerine geri dönecekler ve İslam ülkelerindeki Sünni ile Şii nüfus arasında inanılmaz derecede ayrılıklara sebebiyet verecekler.

İmam Ebu Hanife Camisi daha öncesinde de yıkılmış ve insanlar onu yeniden yerleştirmişti. Belucistan ve İran’daki din liderle Sünni camilerin yok edilmesini protesto ettiler. Fakat şimdiye kadar İran Rejimi Sünnilerin yoğunlukta olduğu köy ve şehirlerde yeni Şii camileri inşa ederken İran’ın muhtelif yerlerinde Sünni camilerini yok etme politikasını devam ettirdi.
IRNA haber ajansı 25 Ağustostaki haberinde hükümetin 600 Şii davetçisini (misyonerini) Belucistan’da Sünni yoğunluktaki bölgelere Sünnileri İslam’a döndürmek için gönderdiğini yazdı. Sanki Sünniler Müslüman değilmiş gibi. Bu misyonerleri yetiştirdikleri yol onların açık bir şekilde Sünnilerin Müslüman olmadıklarına ve onların gerçek İslam olarak addettikleri Şiiliğe döndürülmeleri gerektiğine inandıklarını gözler önüne seriyor. Sünnilerin Şiileştirilmesi süreci İran İslam Cumhuriyetinin kurulmasından beri başlamış durumda. Ancak şimdiye kadar Sünnilerin Şiiliğe çevrilmesi noktasında çok az başarı elde edildi. Oysa İran Rejimi yeni-dönmüş Müslümanlara maddi ödüller takdim ediyor.

Şiiler Beluc Sünni oldukları iddiasıyla İran’a giden bazı Afganlı ve Pakistanlı Şiilerde olduğu gibi son derece baştan çıkartıcı oldular ve onlar Müslüman (Şii) olmanın onurunu taşımaya hazır haldeydiler. Fanatik Şii Rejim yeni Şiiliğe geçmiş olanlara onların akrabaları ve çocuklarını Şiileştirmeye ikna etmeleri için binlerce dolar ödüyor. Sonuçta kendi dinlerini değiştirmeyi reddeden aynı aile üyeleri arasında kanlı bazı anlaşmazlıklar meydana geldi.

Azimabad’ta İmam Ebu Hanife Camisinin yıkılması Şii rejimin İran’daki Sünnilere yönelik son saldırısı olmayacaktır. İran Anayasası dini çeşitliliğe izin veriyor ve dini inançların yerine getirilmesine saygı gösteriyor. Fakat İran Rejimi kendi anayasasını göz ardı ediyor ve dini liderleri tutukluyor, Sünni okullarını ve camilerini yıkıyor. Beluc ve diğer İranlı Sünnilere yönelik sistematik Şii saldırganlığına tepki olarak Sünniler arasında dini duyguların yoğunlaşması süreci gittikçe genişliyor ve yayılarak derinleşiyor. İran Rejiminin kendisini İslam’ın yasal ve meşru mirası olarak tanımlaması gibi İranlı Sünniler de kendilerini gerçek Müslümanlar olarak tanımlayarak cevap verdiler.

İranlı Sünniler genellikle seküler zihniyetli insanlar; ancak Şii saldırganlığı onları Sünni siyasi militanlar haline dönüştürdü. Uluslararası toplum ve İslam ülkelerinin zayıf desteği İran’ın Sünni Müslümanlarını mevcut olan tek kaynak olarak Taliban ve El Kaide’ye doğru iteledi. Ancak görünen o ki İslami Şii İran Rejimi’nin Sünnilere baskına devam etmesine izin veren kararlaştırılmış / düzenlenmiş bir gayret mevcut. İslami ve Arap Hükümetlerinden kırgınlık duyan bazı genç İranlı Sünni’nin Talibana sempati duyduklarına dair bazı haberler var. İran’ın batı kısımlarında yaşanan insanlar kahir ekseriyeti Sünni ve ne zaman onlar Taliban’a sempati duymaya başlarlarsa Taliban ve el Kaide üyelerinin hareketi ve onların bölgedeki manevra güçleri daha dinamik ve geniş çaplı hale gelmektedir. Hükümetin Sünnilere yönelik baskıları son derece acımasızca. Ki Sünniler kendilerine yönelik baskıları hafifletecek herhangi bir yardım noktasında kendilerini çaresiz hissediyorlar. Sünni hükümetler ve ülkeler şimdiye kadar Sünnilere, İran rejimi’nin geniş bir şekilde tüm ülkelerdeki Şiileri desteklediği gibi,  direk olarak yardım etmeyi reddettiler veyahut İran rejimine Sünnilere karşı yaptığı daha fazla ayrımcılığı ve onlar üzerine baskıyı durdurması noktasında bir takım pratik baskılar uygulamadılar.

Uluslararası toplum tüm Birleşmiş Milletler toplantılarını ve ibadet hürriyetine izin veren insan hakları maddelerini kullanmalı ve İran Rejimi’ne Sünni camileri yok etmesi ve Sünni itikadına karşı acımasız medya eleştirisine son vermesi noktasında baskı kurmalıdır. İranlı Sünniler her gün İslam’ın Sünni itikadına karşı tahammül edilemeyen saldırılara şahitli etmekteler. Sünnilere artan baskılar Sünnilerin sabrı tükendiğinde ve İslam’ın iki mezhebi arasında bir dini savaş belki başlarsa bu, sadece İran ve İranlılar için değil; aynı zamanda uluslararası toplum için de şiddetli sonuçlara neden olacaktır. Aynı zamanda İran’daki Sünniler için baskılar artık dayanılmaz hale gelince onlar İran ile diğer ülkelere yakın sınır bölgelerde bulunan kendi bölgelerini İran’dan ayırmaya bile bakabilirler.

İran Hükümeti, İran’daki Şii nüfus ve İran’daki muhalif gruplar, İranlı entelektüeller, gazeteciler, insan hakları aktivistleri İran Rejimini daha fazla Sünni lideri infaz etmekten, Sünnilerin okullarını, camilerini yok etmekten ve onların haklarını ihlal etmekten alıkoymazlarsa İran’da herhangi bir sivil veya dini savaştan veya İran’da oluşabilecek herhangi bir ayrılıkçı hareketten dolayı sorumlu olacaklardır. Sünnilere karşı siyasal, sosyal ve kültürel ayrımcılık İranlı Sünni insanların İran’da daha iyi bir hayata dair ümitlerini kaybedecekleri sonuçlar ekleyecektir. İranlı milliyetçilerin vahşi zulmü karşısında sessizliği seçen İranlılar ve Sünniler bu baskıcı politikaların sonucu olarak takip edebilecek herhangi bir sivil savaştan sorumlu olacaklardır.

Hüseyin Rıza Bor
minare net isimli siteden alıntıdır.
 
Pazar, 14 Eylül 2008 06:59 tarihinde güncellendi

Sayfa 330 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.