.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Balede istihdam atağı

postacy_40.jpgBir avuç meraklısına “bale hizmeti” götürmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan eski CHP'li Ertuğrul Günay'ın başında bulunduğu Kültür Bakanlığı, hem sayıca hem de “bedenen şişkin” kadroların varlığına rağmen Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne 137 yeni eleman daha alacak.

Soprano, kunduracı, klarnetçi, tenor, perukacı, masör ve demirci ustaları alınacak elemanlar arasında bulunuyor.

Kültür Bakanlığı'nın “işsiz balet ve balerinler”e yönelik istihdam atağı göz dolduruyor! Zaman zaman salondaki seyirciden daha fazla sayıdaki oyuncuları ile sahneleri dolduran ve halktan ilgi görmediği için de en fazla Ankara'da görevli elçiliklerin mensuplarına gösteri sunan Devlet Opera ve Balesi, yeni alacağı elemanlarla faaliyetlerine daha da bir hız kazandıracak..

130 KİLO VE 60 YAŞ ŞARTI DA OLACAK MI?

Bu arada DOB Genel Müdürlüğü'nün eleman alım şartları arasında “130 kilo” ile “60 yaş şartları”nın da yer alıp almayacağı merakla bekleniyor. Bilindiği gibi daha önce kurumda 130 kiloluk balerin ve baletlerin bulunduğu belirlenmişti. Yine balerin ve baletler arasında 60 yaşını geçmiş pek çok çalışanın yer aldığı da ortaya çıkmış, yaş konusu da tıpkı kilo meselesi gibi uzun süre kamuoyunun gündeminde tartışılmıştı.

2-3 BİN YTL MAAŞ, AYLARCA TATİL

Devlet Opera ve Balesi'nin eleman alım sınavını kazananları genel müdürlük bünyesinde oldukça cazip imkanlar bekliyor. Şişkin kadrolar nedeniyle pek çok sahne göstericisinin uzun yıllar iş almadan oturabildiği kurumda, iş çıktığı zamanlarda da Mayıs ayından başlayıp Ekim ayına kadar devam eden tatil sözkonusu. Genel müdürlüğün “yaz turnesi” adı altında düzenlediği etkinlikler ise Ege ve Akdeniz'deki sayfiye yerleri ile sınırlı olduğu için buralarda “görev” alanlar aslında harcırahlı, konaklama imkanlı görev görüntüsü altındaki tatil imkanına kavuşmuş oluyor.
Cuma, 19 Eylül 2008 11:31 tarihinde güncellendi

Genelkurmay'da

genelkurmay.jpgGenelkurmay'da Ergenekon operasyonu

Genelkurmay Başkanlığı, Ergenekon soruşturması kapsamında 5 teğmen ve 1 askeri öğrencinin gözaltına alındığını bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17 Eylül 2008 tarihli talimatı üzerine, 5 teğmen ve 1 askeri öğrenci 18 Eylül 2008 tarihinde askeri makamlar tarafından gözaltına alınmıştır. Anılan personel, talimat gereği ifadeleri alınmak üzere askeri personel nezaretinde İstanbul Merkez Komutanlığı'na sevk edilmişlerdir." denildi. (CİHAN)

YORUM:

Her kurum kendi selameti için hakka hukuka tabi olacak, aksi halde zararın fazlası kendisine dokunur. Haksızlıklar birikirse iş patlamaya gider, bu yüzden sibobu biraz açmalı, fazlalıkları dışarı salmalı...

Perşembe, 18 Eylül 2008 19:31 tarihinde güncellendi

Mustafa İslamoğlunun Hezeyanları!

cehennem.jpg"Cennet cehennem yok olacaktır" görüşü benim görüşüm değildir. Bir Kur'an talebesi olarak Kur'an’daki "huld" ves "ebed" kelimelerini tahlil ettim. Cennet ve Cehennemin ebediliğinin nasıl anlaşıldığını sahabenin olayı nasıl yorumladığını söyledim.

Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in, Hz. Abdullah b. Mes'ud başta olmak üzere birçok güzide sahabinin bu konudaki günümüz yaygın kanaatinin aksine olan görüşlerini serdettim. Cehennemin sonsuz olmadığını söylediklerini naklettim. 

Buna da İbn kayyım el-Cevziyyenin yazdığı Hadi'l-Ervah İla Biladi'l-Efrah adlı eserini kaynak gösterdim. Bu eser arapça olarak piyasada var. Her yerde satılıyor. Bakmak isteyen açıp bakar. İbn Kayyım'ın ilmi yetkinliğinin derecesini siz bilmezseniz bilen birine sorabilirsiniz. “

Bir sonraki derste kendi görüşümü naklettim. O da şuydu: “CENNET VE CEHENNEMİN ZAMANI GAYBİ BİR KONUDUR. BU KONUDA KONUŞMAK ĞAYBI TAŞLAMAKTIR. BUNU ALLAH BİLİR. BİZE DÜŞEN CEHENNEMDEN SAKINMAK CENNETİ HAK ETMEKTİR” M.İslamoğlunun sözleri burada bitti. Tenkit; 

Ehl-i Sünnet, Cennet ve cehennemin ebediliği hususunda görüş birliği içindedir. Sadece İbn Teymiyye ve İbnu'l-Kayyım'da bu noktada İcma'a muhalif bir tavır görüyoruz.

"İbnu´l-Vezîr" diye bilinen, el-Avâsım sahibi Muhammed b. İbrahim el-Yemânî, Sübülü´s-Selâm sahibi Muhammed b. İsmail es-San´ânî ve Zâhid el-Kevserî, kâfir ve müşrikler için Cehennem hayatının sonsuz olmadığı görüşünü İbn Teymiyye ve İbnu´l-Kayyım´a nisbet etmiştir.[1]

İbn Hazm, üzerinde icma bulunan meseleleri zikretmek maksadıyla kaleme aldığı Merâtibu´l-İcmâ´da "beka-i nar" meselesini de zikretmiş ve şöyle demiştir:

"Cehennem´in hak olduğunda, buranın ebedî bir azap yurdu olduğunda, kendisinin de içindekilerin de sonsuz ve ebedî olarak devam edip, fena bulmayacağında ittifak etmişlerdir?" [2] 

M. İslamoğlu, Kur’an-da onlarca apaçık Ayet varken,  Alimlerin İcmaı varken, Cennet ve Cehennemin ebediliğini nasıl olurda gaybı bir mesele olarak ele alır? İşte asıl felaket budur!

Ayrıca, Bazı büyük Sahabelerin Fena-i Nar (Cehennemin sonsuz olmadığını söyledikleri) ilgili görüşleri, O büyük Sahabelere atılmış korkunç bir iftiradır! Bu iftiranın sahibi kimlerse Allah Onları kahretsin!

Vede İslamoğlu, Fena-i nar hususunda, İbn Teymiyye ve Kayyım’ın Küfür olan “batıl” görüşlerini nakledip, bunları karşı görüş gibi göstermesi, gerçekte onların suçuna ve günahına ortak olmasıdır!

Hakkı bilip gizlemek ne kötüdür!

Bu Hususta, Allah’ın (C.C) Yüce Resulü (Sav) şöyle buyurur;

“Bid’atlar veya fitneler ortaya çıkıp, Ashabıma dil uzatıldığı zaman, Âlim(ler)de ilim(ler)ini açığa çıkarsın(lar)(halkı aydınlatsınlar). Bunu yapmayana Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun. Allah bunlardan ne farzları ne de sünnetleri kabul eder.” (3)

Cennet ve cehennem hayatının ebediliği, Kur'an, Sünnet ve İcma ile sabit zarurat-ı diniyyedendir. Konuyla ilgili ayet ve hadisler burada zikredilemeyecek kadar fazladır. Ümmet seleften halefe bu itikat üzere icma ede gelmiştir. İbn Hazm, "Merâtibu'l-İcma"da cennet ve cehennemin ebedî olduğu konusunda icma edildiğini ve bu icmaa muhalefet edenlerin küfründe icma bulunduğunu söyler. (4) 

İşte Kur’andan Bazı Ayetler;

“... İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır”. (Rad Suresi, 5)

2-BAKARA 162- “Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar. Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.”

3-AL-İ İMRAN 116- “O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.”  

9-TEVBE 17- “Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.”

9-TEVBE 63- “Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.”

10-YUNUS 52- “Sonra o zulüm yapanlara "Tadın bakalım şu ebedi azabı!" denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?"

43-ZUHRUF 74- “Şüphesiz ki suçlular, cehennem azabında ebedi olarak kalacaklardır.”

Dipnot;

1- Te´nîbu´l-Hatîb, 147; Makâlât, 450

2- İbn Hazm, Merâtibu´l-İcmâ´, 268

3- Hatip, el-Câmi’. İbn el-Asakir

4- Dr. Ebubekir Sifil, Milli Gazete, 24 Temmuz 2004

Perşembe, 18 Eylül 2008 19:33 tarihinde güncellendi

Prof.Dr Süleyman Ateş ten Zırvalar !

  Evrimcis.ate.jpg Prof. Süleyman Ateş’ten Korkunç Sapkınlıklar!

“İnsanın maymundan değil, maymunun insandan türediği de düşünülebilir.»

(İ. Fak. Dergisi C. 20, S. 131)

«İnsanın şu veya bu hayvandan tekâmül etmiş olması onun değerini düşürmez. Çünkü Allah kâinatı tekâmül kanununa göre yaratmıştır.»

«Belki de insan, bugünkü hayvanların hiç birinden değil de doğrudan doğruya çamurdan yaratılan ilkel bir varlıktan evrimleşerek ortaya çıkmıştır. Muhakkak olan nokta insanın bir evrim geçirdiğidir.» (Kur'ân-ı Kerîme Göre Evrim Teorisi İ. F. Dergisi C. 20 S. 131}

İşte Âdem'e secde eden melekler, irade yeteneğini, akıl gücünü insana boyun eğen tabiat kuvvetleridir. İnsan akıl gücünü kazanınca tabiat kuvvetlerini emri altına almış, onlardan yararlanmasını, onların korkunç etkilerini önlemesini bildirmiştir.

”(İlahiyat Fakültesi Dergisi C. 20, S. 143-144)

Prof. Süleyman Ateş, Banka Faizine Faiz değil diyor! Uygarsal fetvası aynen şöyledir:

“Kur’anda haram olan ribadır yani tefeciliktir. İhtiyaç sahibi bir fakire verdiğin paradan, değerinden fazla almak haram faizdir. Bankalar fakir değil, kâr kuruluşlarıdır. Devlet ise asıl servetin sahibidir. Devlete para yatırmakla yapacağı yatırımlara yardım etmiş olursun. Devlet o paralarla yol yapar, köprü yapar, iş yapar, para kazanır. Buna karşılık bu yatırıma katkısı olanlara bir miktar kâr verir. İşte hazine bonosu budur. Bunun haram olduğu kanısında değilim.”

Perşembe, 18 Eylül 2008 19:39 tarihinde güncellendi

Sayfa 323 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.