.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

İngiltere'de şer'i mahkeme kuruldu !

hukuk.jpg

İngiltere'de Müslümanların yoğun olarak yaşadığı beş büyük kentte şeriat mahkemelerinin oluşturulduğu açıklandı.


yazı boyutu yazı boyutu arttır yazı boyutu azalt

İngiltere'de Müslümanların yoğun olarak yaşadığı beş büyük kentte şeriat mahkemelerinin oluşturulduğu açıklandı. Sunday Times'ın konuyla ilgili haberinde, İslami yasaların İngiltere'de uygulanmaya başladığı duyurulurken, mahkemelerin sadece hükümet tarafından onaylanan şeriat yargıçlarınca kurulabileceğine ve kararlarının da bölge mahkemeleri ile Yüksek Mahkeme'nin onayıyla yürürlüğe girebileceğine dikkat çekildi.

Buna göre başkent Londra başta olmak üzere, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Birmingham, Bradford, Manchester, Warwickshire'da bölge mahkemelerinin bünyesinde hizmet verecek olan şeriat mahkemeleri, boşanma, aile içi şiddet, mali anlaşmazlıklar gibi sosyal konularda söz söyleme hakkına sahip olacak. Kararları bölge mahkemesi ve Yüksek Mahkeme'nin onayıyla geçerli sayılacak olan şeriat mahkemeleri, bir ilki oluşturuyor.

Times, şeriat mahkemelerinin sisteme resmen konulmasının ardında, Müslüman toplumlar arasında daha önce de yapılan uygulamanın resmi denetime tabi tutulması arzusunun bulunduğunu yazdı. Gazete, daha önce şeriat mahkemeleri adıyla halk arasında faaliyet gösteren yapıların aldığı kararların resmi hukukta hiçbir yeri bulunmadığını hatırlattı.

Şeriat mahkemelerinin kararlarının uygulanması için Müslüman davalı ve davacının her ikisinin de rızasının gerektiği kaydedildi. Gelecek dönemde Glasgow ve Edinburgh'da iki şeriat mahkemesinin daha kurulmasının düşünüldüğünü belirten The Sunday Times, uygulamanın başlatılmasıyla ilgili ilk önerinin bundan 7 ay önce Anglikan Kilisesi lideri Canterbury Başpiskoposu Rowan Williams tarafından ortaya atıldığını da hatırlattı.

Bu görüşe ilk destek verenlerden biri de İngiltere'de Adalet Bakanlığı müsteşarı yetkileriyle donatılmış olan Lord Phillips oldu. Phillips, şeriat hükümlerinin medeni hukukla ilgili konularda ve mali anlaşmazlıkların çözümünde kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmişti. Bu arada İngiltere'de aralarında muhalefetin de bulunduğu bazı çevreler ise şeriat mahkemelerinin kurulmasının ülkede hukuk sistemine paralel ikinci bir hukuk sisteminin doğmasına neden olabileceğine dair endişelerini dile getiriyor.

 

YORUM:

Batıyı kıble edinenler şimdi ne yapacak, siz de böyle bir mahkeme kurun derlese ne yapacak bizim laikler? batılı kendi işine göre islamın bir kısmını alıp uydurmaya çalışıyor, çok yanlış ve noksan, zira islam bir bütündür, insana halkarını ve ihtiyaçlarını verecek bir ortam hazırlamadan onu yargılamaya kalkmak islam ile bağdaşmaz, önce islami eğitim, yaşantı-tatbikat ve ihtiyaçların temini sonra hukukun tatbiki kolay olur ve herkes tarafından kabule şayan olur. İşine gelen yerde şeriatı kullanırsan o zaman laikliğin bir değişik şekli olur.

Ayrıca bu düzenleme bizzat papazlar tarafından önerilmiş, acaba neden? İslama ve Kur'ana düşman olan papazlar neden bu işe müsaade ettiler? İyi düşünmek ve ihtiyatlı olmak lazımdır. MEsela bir üst mahkemenin onayı ile diyor, bu bile küfürdür, zira islam herşeyden üstündür, başkasının onayına ihtiyacı yoktur. İslamın hükümleri tartışılmaz, tatbik edilir, kafanıza göre yorumlanmaz. Bizdeki bazı yarım akıllıların avrupa insan hakları mahkemesine başörtüsü için baş vurup geri çevrildiklerini hatırlayalım, papazlar senin örtüne cevaz verirmi? Ama şimdi şeriat mahkemesine izin veriyor, bunun altında gizli pilanları olmalı, zira osmanlıyı yıkmak için Kur'anı ellerinden almak gerekir diyen ingiliz başbakanının fikirleri unutulmamıştır. Asıl hedef, orda bulunan ciddi müslümanları pasifize etmek, islam adına konuşuo islamı yıkmnaktır. Bizdeki ilahiyyatçı din hırsızlarının işli gibi...

 


Pazartesi, 15 Eylül 2008 19:19 tarihinde güncellendi

Vehhabi Fetvası Böyle Olur!

Türkiye'de hiç Televizyon kalmaz!!!

vahabifetva.jpg

Suudi Arabistan Yüksek Adalet Konseyi Başkanı Şeyh Salih al Lihedan, ahlaksız programlar yayınlayan televizyon sahiplerinin öldürülebileceğine dair fetva verdi.

 


yazı boyutu yazı boyutu arttır yazı boyutu azalt

Bir radyo programında konuşan Suudi ulemasının başı Şeyh Lihedan, bir dinleyicinin Ramazan ayında televizyon yöneticilerinin ‘ahlaka aykırı' programlar yayınlamasının hükmünün ne olabileceğine dair sorusunu yanıtladı.

Şeyh Lihedan, “Erotik ve kaba olarak görülen ahlaksız programlar yayınlayan televizyon kanalı sahipleri ne düşünüyor? Bu tür ahlaksız programlarla ahlaksız inançlara çağrı yapanların öldürülmesi mübahtır” dedi.

TÜRK DİZİSİ ‘AHLAKSIZ VE ŞEYTANİ'
Al Lihedan, ahlaksız yayın yapan herhangi bir televizyon kanalı ismi vermezken, daha önce de, Al Arabiya televizyonunda yayınlanan Türk dizisi ‘Gümüş'ün İslam ahlakına aykırı yayın yaptığını, ‘ahlaksız ve şeytani' olduğunu söylemişti. Türk dizisi Gümüş'te evlilik dışı cinsel ilişki, kürtaj ve alkolün normal olarak gösterilmeye çalışıldığı belirtilmişti.
habervaktim

 

YORUM:

Bizim fetvalarımızı dinlemezseniz alın size vehhabilerin fetvasını. Biz t.v. seyretmeyin, Kur'an okuyun, ibadetlerinizi tam olarak ve cemaatle eda edin, islami ilimlere çalışın derken size zor geliyordu, işimiz var, kafamız almıyor diyordunuz, şimdi bakalım ne olacak! Burdaki adamlarına sinyal veriyor iseler ortalık yandı. Çünkü vehhabiler kalın kafalıdır, düz giderler, işin ince tarafına bakmazlar, hemen günahkar olanı tekfir ederler ve ölümüne fetva verirler.

Pazartesi, 15 Eylül 2008 19:21 tarihinde güncellendi

Din, Nakil, Akıl, Heva - Şevket Eygi Coştu!

sevketeyg.jpgŞevket Eygi: Namaz günde beş vakittir? Oruç Ramazan ayında tutulur? Zekat sekiz grup insana verilir? Bir Müslüman, imkanı varsa ömründe bir kere hacca gitmelidir? Zina büyük bir günah ve suçtur? Riba haramdır?..

Bütün bunlar Kur’an’a, Sünnete, icmâ-i ümmete başvurularak bilinir.

Aklı olmayanın dini de yoktur ama akıl dinin kaynağı değil, vasıta ve aletidir.

Bir kısım zamane Müslümanları, asıl ve esas olan din kaynaklarını bırakmışlar, sırf akıllarıyla, hevalarıyla, şahsî re’yleriyle din hakkında, din adına konuşup duruyorlar ve bir yığın yanlış sergiliyorlar.

Akıl İslâm’ı anlamak içindir, İslâm’ın yerine geçmek için değil... İslâm dini naklî bir dindir.

Cenab-ı Hak bazı konuları mücmel (kısa, özet) olarak Kur’an’da beyan etmiştir. Peygamber, hadîsleri ve amelleriyle bunu açıklamıştır. Müctehidler, fakihler de fıkıh ilmiyle bu bilgileri Ümmet’e bildirmişlerdir.

Bir Müslüman için en ayıp şey ilmi, ehliyeti, liyakati, izin ve icazeti olmadığı halde dinî konularda “Benim görüşüm şöyledir böyledir” demesidir.

Namaz günde beş kere kılınacaktır.

Peygamber nasıl kıldıysa öyle kılınacaktır. (Hadîs meali: “Beni nasıl namaz kılıyor görürseniz siz de öyle kılınız.”)

Peygamber kendi hevasından konuşmaz ve yanılmaz.

Peygamberin iki türlü vekili vardır: Meşru halifeler.

Bir de, onun vekili, vârisi, ilim, ahlâk ve nasihat bakımından halifesi olan gerçek ulema, gerçek meşâyih.

Din işlerinde, ibadetlerde, muamelatta, ahlâkta, dünyanın nizama konulmasında öncelikle bu ikinci vekillere uymamız lazımdır.

Onları dinlemek farzdır. Kur’an-ı Azimüşşan’da “Allah’a, Resulüne ve sizden olan ülü’l-emre itaat ediniz” buyurulmaktadır.

Gerçek ulema ülü’l-emrdir, yani emir sahipleridir.

Mukallit bir Müslüman namazı kendi kafasına göre kılamaz.

Kendi re’y ve hevasıyla Kitab ve Sünnetten hüküm çıkartarak da kılamaz. Müctehidlere, ulemaya, fıkha tabi olarak kılacaktır.

Zekatın ödenmesi de böyledir.

Hiçbir Müslüman kendi kafasına göre zekat toplayamaz. Yine hiçbir Müslüman kendi kafasına göre zekat veremez.

Şeriat, fıkıh ne diyorsa ona göre zekat verilecek ve alınacaktır.

Şeriat ve fıkha uygun şekilde zekat veren, Kur’an’a ve Sünnete uygun olarak vermiş olur.

Aradan fıkhı, şeriatı çıkartıp kendi hevasına, reyine göre zekat verenler yanılırlar.

Bu memlekette zekat konusunda yüz milyarlar oynamaktadır.

İslâmî kesim para konusunda kirlenmiştir. Dedikodunun, rivayetin bini bir parayadır. Her taraftan pis kokular gelmektedir.

İslâmî kesimde öyle sapıklıklar türemiştir ki, şeytanı bile hayretten ağzı açık bırakmaktadır.

Yahudilik ve Nasranîlik de haktır diyenler vardır.

Hazret-i Muhammed’i yalanlayanlar, İslâm’ı kabul etmeyenler de Cennet’e girecektir diyenler vardır. İtiraz ederseniz “Cennet senin tekelinde mi?” diyorlar. Bre nâbekârlar, cennet sizin tekelinizde midir? Cennet Allah’ın mülküdür. Dilediğini oraya koyar. Kitabı olan Kur’an’da Tevhid inancını, Hz, Muhammed’in risalet ve davetini, din-i mübin-i İslâm’ı inkâr edenlerin giremiyeceğini, onların yerinin Ateş=Cehennem olduğunu açıkça beyan buyurmuştur.

Bu ülkede hak ve gerçek tarikatlar vardır. Çok hayırlı işler yapan cemaatler vardır. Ehl-i sünnet ve cemaate hizmet eden gruplar vardır. Onlara minnet ve şükranlarımızı sunuyor, tebrik ediyoruz.

Bir de, cemaatlerini İslâm ile özdeşleştiren, adeta bir cemaat dini çıkartanlar vardır.

Bunların içinde zalim Siyonistlerle ve Evangelistlerle sıkı işbirliği yapanlar, onların maşalığına soyunanlar vardır.

Harbî kafirleri dost ve velî edinen, Müslüman kardeşlerine düşmanlık edenler vardır.

Onların bu dini ve ümmeti temsil etmeye hakları yoktur.

Onların, Şeriata ve fıkha (yani Kur’an, Sünnet ve icmaya aykırı) fetva ve ruhsatları bâtıldır.

Müslümanlar!.. Böylelerinin tuzaklarına düşmeyiniz. Zekatlarınızı Kur’an’a, Sünnete, icmâ-i ümmete, fıkha, şeriata göre veriniz. Vermezseniz borçtan kurtulmuş olmazsınız.

Müslümanlar!.. Ribacıların tuzaklarına düşmeyiniz. Riba kesin olarak haramdır, yasaktır. Helaldir diyen kafir olur

Allahü Teala ve Tekaddes hazretleri zekatların hangi gerçek şahıslara temlik (mülkünü, sahipliğini ona vermek) suretiyle verileceğini Kur’an-ı Kerim’in Tevbe suresinin 60’ıncı ayetinde çok açık ve kesin olarak bildirmiştir.

Sevgili Müslümanlar!.. Sakın bu kesin ve açık hükümlere karşı gelmeyiniz.

Memleketimizin para, mal, dünya konusundaki kirli durumuna bakınız.

Bir kısım Müslümanların ne boyalara girdiklerine bakınız. Tesettür konusundaki acınacak halimize bakınız.

Resûl-i zi-şan aleyhissalatü vesselam Efendimizin “Onların dinleri paraları, kıbleleri karılarıdır” diyerek tavsif etmiş olduğu uğursuzları düşününüz.

Para konusunda dıştan Müslüman görünen, içleri ise nifak dolu olan birilerinin ne haltlar yediklerini duyuyorsunuz.

Zekatlarınızı, Allah ve Peygamber nasıl emr etmişlerse öyle veriniz.

Zekatların dışında bol bol hayır hasenat yapınız, sadaka veriniz. Lakin mutlaka yerli yerinde veriniz. Ta ki, ilahî rızayı kazanasınız, hayırlı ücretler alasınız, ahirette mutlu olasınız.

Unutmayalım: Dinî hükümlerin ve bilgilerin dört kaynağı

Kur’ân-ı Kerim,

Sünnet,

İcmâ-i Ümmet,

Kıyas-ı fukahadır.

Akıl kaynak değil, âlettir.

 

 

Pazartesi, 15 Eylül 2008 19:27 tarihinde güncellendi

Açıldı kirli kazan, bundan halktır kazanan!

hzine.jpgLütfü Bey; Aydın Doğan medyasının Deniz Feneri Derneği’ni yolsuzlukla suçlaması, ardından da bu yolsuzluğu Başbakan Erdoğan’a kadar dayandırması sonucunda Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında başlayan kavga ülkemizin bir numaralı gündemi oldu. Bu konudaki görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

-Kendisini eleştirdiğim için Aydın Doğan tarafından mahkemeye verildim. Başbakan Erdoğan’ı eleştirdim, benden şikayetçi oldu. Yani Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasındaki bu kavgaya bağımsız, bağlantısız, tarafsız gözle bakabilecek, her iki tarafın açıklarını gözler önüne serebilecek biriyim. Önce Aydın Doğan’a gelelim. Sahibi olduğu POAŞ’ta Cumhuriyet tarihimizin en büyük vergi kaçağına yol açan Aydın Doğan değil mi? Başbakan Erdoğan’ın “Bunlar böyle vurgunlar yapa yapa bu hale geldiler” sözleriyle ifade ettiği gibi, elindeki medya gücünü kullanarak başbakanlardan her istediğini alan ve küçük bir esnafken bugün dünya çapında dolar milyarderi olan Aydın Doğan değil mi? Halkın gözünde Aydın Doğan demek, haksız kazançlarla dünya çapında zenginleşmenin kitabını yazan adam demektir! Halkın gözünde Aydın Doğan medyasının haberleri demek, Aydın Doğan’ın çıkarları için yapılan haberler demektir! Halkın kanaati bu olduğu için ne Aydın Doğan’ın söylediklerine inanılıyor, ne de Aydın Doğan medyasının haberlerine inanılıyor. Kısacası, halkın gözünde Aydın Doğan ile medyasının inandırıcılığı sıfırdır. Kaldı ki başkalarının pisliğinden bahsedenlerin kendileri boğazlarına kadar pisliğe bulaşmamış olmalıdır!

Aydın Doğan’ın ardından Başbakan Erdoğan’a gelecek olursak, onun da bu konuda açıkları vardır. Tayyip Erdoğan “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmeyeceğiz” diyor ama, Aydın Doğan’ın 3 milyar doları bulan vergi kaçağının yüzde doksanının Tayyip Erdoğan Hükümeti tarafından affedildiğini unutuyor. Başbakan Erdoğan’ın ancak Aydın Doğan ile kavgaya tutuşunca “Bundan sonra gizli götürelim yok, her şeyi açıklayacağız” demesi, bundan önce yetimin hakkının gizli gizli götürüldüğünü, milletin hakkının gizli gizli yenildiğini ortaya koyuyor. Sonuçta Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasındaki kavganın kazananı halk olmuştur. Çünkü bu kavga sayesinde halk Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasındaki gizli görüşmelerden, kapalı kapılar ardında olup bitenlerden haberdar olmuştur. Başka bir deyişle, açıldı kirli kazan, bundan halktır kazanan!

Pazartesi, 15 Eylül 2008 19:30 tarihinde güncellendi

Sayfa 329 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.