.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

'Genelkurmay'ın açıklaması...

genelkurmay.jpg'Genelkurmay'ın açıklaması kabul edilemez'

Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, PKK terör örgütünün Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’ndeki Aktütün Karakolu’na düzenlediği ve 17 askerin öldüğü saldırı sonrası Genelkurmay tarafından yapılan açıklamaların kabul edilemez olduğunu belirterek, olayda ihmali görülen görevliler hakkında cezai müeyyideler uygulanması gerektiğini söyledi.

PKK’nın yaklaşık 350 kişilik bir grupla daha önce 5. kez saldırdığı Aktütün Karakolu’na gerçekleştirdiği saldırı hakkındaki görüşlerine başvurduğumuz Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, olayda bir istihbarat zafiyetinden ziyade öncelikle bir ihmaller silsilesi olduğunu söyledi. Genelkurmay’
ın basını bilgilendirme toplantısının Türkiye’nin kafasını daha çok karıştırdığını ifade eden Bülent Orakoğlu, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Bu karakolun daha önce oradan kaldırılmasının planlandığı ancak maddi yetersizlik nedeniyle yapılamadığı sözleri bende çok büyük bir şok yarattı. Çünkü devletin bütçesinden en büyük payı alan kurum Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK). TSK ile hükümet arasında geçmiş yıllara göre çok ciddi iyi ilişkiler olduğunu biliyoruz. Başbakan Erdoğan, terör konusunda örtülü ödeneği açmış vaziyette. Böyle bir şey gündeme getirilseydi tahmin ediyorum hükümet bütün karakollarla ilgili böyle bir ödenek ayırırdı.

Güvenlik güçleri, asker ve polis olarak terörle çok ciddi anlamda mücadele ediyorlar ama bunu bizim şehit vermeden yapmamız önemli. Vatan mücadelesinde muhakkak şehitler olacak. Kamuoyunda bu şehitlerin ihmaller neticesinde verildiği kanısı doğarsa bu çok kötü olur. Bu açıdan dünkü açıklamalar son derece yanlış olmuş. Uzun yıllar devlette çalıştım, böyle bir şeyi düşünemem ve içime de sindiremem. Kabul edilebilir bir şey değil.”

Orakoğlu, “Bunlar belli, ABD, İngiltere, İsrail… PKK’yla Türkiye’de mücadele nasıl biter? PKK kurulduğu zaman İran, Suriye, Irak ve Türkiye’den toprak talebi vardı. Birleşik bir Kürdistan’dan bahsedilmişti. Demek ki bu yalnız Türkiye’nin sorunu değildir, Ortadoğu’da bir sorundur. Şu anda Kuzey Irak’ta çok ciddi bir otorite boşluğu vardır. PKK’nın elindeki silahlara bakarsanız yukarıda saydığımız ülkelere ait olduklarını görürsünüz. Hiçbir ülke bir örgüte al sana silah veriyorum demez. Bu ülkelerin derin devletleri eliyle yapılır. Bu bakımdan karşınızda ABD’yi direk bulamazsınız ama ABD’nin Irak güvenlik güçlerini güçlendirme amacıyla götürdüğü milyonlarca silahlar ve patlayıcı madde yok. Bunların büyük kısmının PKK örgütünün eline geçtiğini görüyorsunuz. O ülkelerin derin devletleri bu silahları PKK’ya aktarıyor” ifadelerini kullandı.

TBMM’DE SORUŞTURMA KOMİSYONU KURULMALI

Orakoğlu, terörün engellenmesi için öncelikle PKK terör örgütüyle ilgili olarak TBMM’de bir soruşturma komisyonu kurulması gerektiğini ve yaptırım uygulama yetkisi verilmesi gerektiğini söyledi. Bu komisyonun terör örgütünü kimin, nasıl ve niçin kurduğu sorularına cevap araması gerektiğini kaydeden Orakoğlu, böylece gizli kalan soruların cevaplanacağına işaret etti. Orakoğlu şöyle konuştu:
“Bu terör örgütünü kim kurdu? Nasıl kurdu? Öcalan’
ın devletle ilişkileri olduğu iddia ediliyor. Öcalan’ın Ergenekonla ilişkileri var. PKK içinde Öcalan’ın devletle veya Ergenekon’la ilişkisini araştıran herkes Öcalan tarafından imha edilmiş. Bizde de bu ilişkiyi araştıran Uğur Mumcu gibi birçok kişi faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş.”Öcalan’la ilişkili olduğunu iddia ettiği Ergenekon yapılanmasının ABD, İngiltere ve İsrail tarafından kurulduğunu savunan Orakoğlu, Ergenekoncular’ın bir kısmının da bu ülkelerle irtibatlı olduğunu öne sürdü.

ÖCALAN UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞINDAN YARGILANMALIYDI

Terörün önlenmesi amacıyla PKK’nın uyuşturucu ticareti yapan bir terör örgütü olduğunun dünyaya anlatılması gerektiğine de işaret eden Orakoğlu, “Bu örgütün gelir kaynağının yüzde 50’den fazlası uyuşturucudur. Bakın Abdullah Öcalan yanlış bir maddeden yargılandı. Eğer biz Öcalan’
ı uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir örgüt lideri olmaktan yargılasaydık hiçbir dünya ülkesi uyuşturucu kaçakçılığı yapmış birisini bu kadar desteklemezdi” diye konuştu.

Bülent Orakoğlu, PKK’yla mücadele edecek profesyonel bir ordu kurulması gerektiğini söyleyerek sözlerini tamamladı. (Engin Dinç)

Çarşamba, 08 Ekim 2008 13:09 tarihinde güncellendi

Cinsiyet Eşitliği...Babacan Ne Yapmak İstiyor ?

hukuk.jpgDışişleri Bakanı Babacan: "Cinsiyet Eşitliği için Zihinsel Dönüşüm Şart" Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Kadın Erkek Eşitliği Konusundaki Reformların Başarıyla Uygulanabilmesi İçin Türk İnsanı Tarafından İçselleştirilmesi Gerektiğini Söyledi.


Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, kadın erkek eşitliği konusundaki reformların başarıyla uygulanabilmesi için Türk insanı tarafından içselleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği ve AB Komisyonu tarafından ortaklaşa düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Geliştirme Semineri Ankara Midi Hotel'de başladı. Seminerin açılışında konuşan Avrupa Komisyonu Delegasyonu Başkanı Marc Pierini, cinsiyet eşitliği ile ilgili konuların AB'ye üyelik sürecinin bir parçası olduğunu hatırlattı. AB'ye üye ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de kadınların sorunlarının devam ettiğine dikkat çeken Pierini, "Türkiye bu konuda yasal düzenlemeler anlamında büyük adımlar attı. Fakat bu önlemler uygulamaya geçmeli. Hükümet ve sivil toplum örgütleri bunun için birlikte çalışmalılar" dedi.

Başmüzakereci Ali Babacan da konuşmasında AB müktesebatı kapsamında kadın haklarında yaptıkları reformları anlattı. Uygulamada sorunların yaşandığını kabul eden Babacan, "Bunun için zihinsel dönüşüm gerekiyor. Reformların insanlarımız tarafından içselleştirilmesi, sahiplenilmesi gerekiyor" diye konuştu. Babacan, cinsiyet eşitsizliğine karşı toplumun bilinçlendirilmesi için kampanyalar düzenleyeceklerini belirtti.

Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ise, kadın haklarını güvence altına alan yasal düzenlemelerin kolayca geçtiğini fakat toplumların aynı kolaylıkla değişmediğini vurguladı. Çubukçu, toplumun doğal değişim sürecini bekleyemeyeceklerini belirterek; kolluk kuvvetleri, din adamları ve öğretmenler gibi halkla doğrudan temas kuran kamu görevlilerine kadın hakları eğitimi verdiklerini söyledi.
Çarşamba, 08 Ekim 2008 13:13 tarihinde güncellendi

HEPİMİZ OSMANLI DEĞİLMİYİZ?

 

arma.jpgTÜRK BİZDENDİR, HEPİMİZ OSMANLI DEĞİLMİYİZ?

 

Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Öğretim Üyesi kadrosunda bulunan Haluk DURSUN anlatıyor: Şam’da bulunduğum yıllarda (1985–86) şehir trafiğini düzenlemek üzere alınan bir dizi kararla yaya geçitlerinden geçmeyenlere büyük para cezaları uygulanmaya başlanmıştı ve bu konuda gösterilen büyük hassasiyet birçok insanın canını yakar olmuştu. Artık, o günlerde herkes

Salı, 07 Ekim 2008 12:23 tarihinde güncellendi

Diyalogçular Nerdesiniz; bunu durdurun bakalım !

patlama.jpg"Medine'nin Mücevheri" Adlı Kitap ABD'de Satışta

Hz. Muhammed -s.a.v.- ile Eşi Ayşe'nin -r.anha- Hayatının Anlatıldığı "Medine'nin Mücehveri" Adlı Tartışmalı Kitap, Kitabın İngiliz Yayıncısının Saldırıya Uğramasının Ardından, Açıklanan Tarihten Dokuz Gün Önce ABD'de Satışa Sunuldu.

Amerikalı yazar Sherry Jones tarafından kaleme alınan ve Beaufort Books adlı yayınevi tarafından ilk etapta 40 bin adet basılan kitap, ülkedeki kitabevi raflarında yerini aldı.

ABD 'nin tanınmış yayınevlerinden Random House, kitabın basımını Müslüman toplumunu incitebileceği ve şiddet içeren tepkiler doğurabileceği kaygılarıyla mayıs ayında iptal etmişti.

EDİTÖR:

Sık sık aralıklarla islama yüce peygamberimize saldıran ehli küfür, şimdi de muhterem validemize dil uzatmak için uydurdukları hayal mahsulü yazıları roman şeklinde tahkir etmek cesaretini kendilerinde buldular. Şayet bu gün bir islam devleti olsaydı, asla bu kafirler dinimize dil uzatamazlardı. Ama bir çok ahmak müslümancıklar, onlarla diyalog için yalvarmakta kuyruklarına takılmakta ve onlardan medet beklemekte olunca, adamlar da kendilerini bir şey zannedip islamı tahkir etme yarışına başladılar. Bu kafirlerin islama karşı kini asla bitmez ve azalmaz. Onları tanımayan Kur'andan haberi yok demektir. Kur'anı bilmeyenin dini yok demektir, dini noksan olanın peşindemn gidilmez, yoldan çıkılır helake düşülür, uyanmak lazım. İslam birliğini kurmalı ve bu hainlere karşı topluca cihad edilmelidir, aksi takdirde Allah katında hepimiz mes'ulüz.Şiiler bir taraftan ehli kitab bir taraftan herkes Aişe validemiz ve Ashabı kiramın büyüklerine dil uzatıyor, ama bunlara karşı mücadele edecek gücümüz yok...

Salı, 07 Ekim 2008 11:54 tarihinde güncellendi

Sayfa 311 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.