.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

FİLİSTİN KUŞATMASI !

aksamescd.jpgFilistin kuşatmasına katılan mürteddir ! 

Eski Mısır müftüsü Şeyh Abdulmecit Selim’in başkanlığındaki Ezher Alimleri Cephesi, el-Ezher Üniversitesi Fetva Kurulu’nun verdiği fetvaya dayandırarak “Gazze halkına uygulanan ambargoya, onların aç bırakılmalarına ve sıkıntı çekmelerine karışanların İslam’dan çıkıp mürted olduklarını” açıkladı.
Gazze halkının açlığa mahkum edilmesini ve kuşatılmasını haram gören ve yapılan açıklamanın dayandırıldığı el-Ezher Üniversitesi Fetva Kurulu’nun fetvası 1947 tarihinde verilmiş. Fetvayı “El-Mısriyyûn” gazetesi yayınladı. Fetvada, dinleri dışında başka bir otoriteye boyun eğdirilmeleri için hile ve zorba yollarla Müslümanlara zarar verenlerin; Allah ve Resulüne karşı duranlardan daha tehlikeli oldukları, İslam ve Müslümanların da bunlardan beri oldukları ediliyor.
   Fetvanın devamında, böyle yapan birinin kalbinde zerre kadar iman ve vatan sevgisi olmadığı, yaptığı eylemden dolayı dinden çıkmış olduğu; dolayısıyla etkileri nefsinde, malında, sözünde ve eyleminde görülecek şekilde tevbe edinceye kadar eşinden uzak tutulması, kendisiyle sosyal ilişkilerin kesilmesi, cenaze namazının kılınmaması ve Müslümanların mezarlıklarına da defnedilmemesi gerektiği belirtiliyor.
Dr. Acmi ed-Demenhur’un başkanlık ettiği Ezher Alimleri Cephesi, dün (8 Temmuz Salı) Filistin Enformasyon Merkezi’ne de ulaşan bir açıklama yaptı. Açıklamada: “Azgınların her dilediklerini bizden almaları; onurumuzu kırıp, amelimizi boşa çıkardığı gibi, bu imanla da bağdaşmaz ve sahibini İslam kütüğünden sildirir.” denildi.

Pazar, 05 Ekim 2008 13:14 tarihinde güncellendi

ÇOÇUĞUN EMZİRİLMESİ !

bebk.jpgRadâ' (Çocuğu Emzirme) Hakkında Hükümler:                  

 “Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. (Bu), emmeyi tam yaptırmak İsteyenler içindir. O (annelerin) ma'ruf şekilde yiyeceği ve giyeceği, çocuk kendisinin olan babaya aittir. Kimse güç yetiremeyeceği şeyle mükellef tutulamaz. Ne bir anne çocuğu yüzünden, ne de çocuğun babası, o çocuğu sebebiyle zarara sokulmasın. Mirasçıya düşen de bunun gibisidir. Eğer (ana ve baba) aralarında anlaşarak ve müşavere ederek, çocuğu memeden kesmeyi arzu ederlerse, İkisine de günah yoktur.”  (Bakara Suresi:  233).  Bil ki Allah'u Teâlâ'nın, buyruğu hakkında üç görüş vardır:A) Bundan murad, lâfzın zahirinin ifâde ettiğidir. Bu da, ister evli olsun­lar, isterse boşanmış olsunlar, bütün annelerdir. Bunun delili ise şudur: Bu lâfız, umum bir lâfızdır. Tahsis eden (sınırlandıran) herhangi bir delil de yoktur. Dolayısıyla bu lâfzı umûmu üzere bırakmak gerekir.B) Bundan murad, boşanmış annelerdir. Bundan muradın bu olduğunu şu iki husus gösterir, demişlerdir.1) Allah'u Teâlâ, bu âyeti talâk âyetinin peşinden zikretmiştir. Binaena­leyh bu âyet zahire göre, o âyetlerin bir tamamlayıcısı olur. Bu âyetle, önceki ayetler arasındaki münasebetin sebebi şudur: Karı-koca arasında bir ayrılık meydana geldiği zaman, aralarında bir buğzlaşma ve birbirlerine sataşma baş­lar. Bu da kadını, şu iki bakımdan çocuğa eziyyet etmeye sevkeder:a) Çocuğa eziyyet, boşayan kocaya eziyyet etmek gibidir.b) O kadın başka bir koca ile evlenme arzusu içindedir. Bu da onun, ço­cuğun bakımını  ihmâline sebebiyyet verir. Böyle bir ihtimâl her zaman söz konusu olunca, hiç şüphesiz Allah'u Teâlâ boşanmış kadınları, çocuklarını gö­rüp gözetmeye ve onlara gerekli ilgi ve itinâyı göstermeye çağırarak,"Anneler çocuklarını emzirirler" buyurmuştur ki, bundan murad, boşanmış olan annelerdir.2) Süddî'nin zikretmiş olduğu şu husustur: Âyette bulunan, tabirinden murad, boşanmış olan annelerdir. Çünkü Aliah'u Teâlâ bundan son­ra, O (anneierin) ma'rûf şekilde yiyeceği ve giyeceği, çocuk kendisinin olan babaya aittir" buyurmuştur. Eğer evlilik de­vam etmiş olsaydı, o zaman bu hüküm kocaya, annelerin süt emzirmelerin­den dolayı değil, karı-kocalık münasebetinden dolayı gerekmiş olurdu.Bil ki, bunların birinci delillerine şu şekilde cevap vermek mümkündür: Bu âyet, müstakil bir hüküm ifâde etmektedir. Kendinden önceki âyetlerle il­gili olması gerekmez. İkinci delillerine de şu şekilde cevap verilir: Kadının, karı-kocalık münasebetinden dolayı bir miktar mala; süt emzirmesinden dolayı da diğer bir miktar mala hak kazanması uzak görülecek bir ihtimal değildir. Çün­kü bu iki husus arasında herhangi bir aykırılık bulunmaz.C) Vahidî, "el-Bâsit" adlı kitabında şunu söylemiştir: Evlâ olan, bu tabiri nikâhın devam etmesi durumuna göre zevceler mânasına almaktır. Çünkü bo­şanan kadınlar giyeceğe değil, ücrete müstehak olurlar.Buna göre eğer, "Karı-kocalık devam etmiş olsaydı, o kadın ister çocu­ğunu emzirsin, isterse emzirmesin, nikâhtan dolayı nafaka ve giyeceğe zaten hak kazanmıştır. O halde bu istihkakın süt emzirmeye bağlanmasının izahı ne olabilir?" denilirse, biz deriz ki:

Nafaka ve giyecek, kadının kocasına hizmet edebilmesi mukabilinde ge­rekmektedirler. Buna göre kadın, çocukların terbiyesi ve onların emzirilmesi ile meşgul olduğunda, kocasına hizmet etmeye vakit bulamaz. Böylece de çoğu kez, bir kimse, kocasına hizmet edememeden dolayı kadının nafaka ve giye­cek İstihkakının düşeceğini zanneder. İşte bundan dolayı Allah'u Teâlâ, her ne kadar çocukları emzirmekle meşgul olsa bile, kadının nafaka ve kisvesinin (giyiminin) kocaya ait olduğunu bildirerek, böyle bir vehmi ortadan kaldırmış­tır. Bu sözlerin hepsi, Vahidi (r.h.)'nin sözleridir.

 

Birinci Mesele                    

 Hak Teâlâ'nın,  "Çocuklarım emzirirler" buyruğu hak­kında iki mesele vardır: Bu söz, kalıp itibariyle her ne kadar bir haber cümlesi ise de, mâna bakımından emir ifâde eder. Bu, iki sebepten dolayı caizdir:1) Âyetin takdiri, "An­neler çocuklarını Allah'ın vâcib kıldığı hükme göre emzirirler (emzirsinler)" şek­lindedir. Ne var ki söz, aynı mânayı ifâde ettiği için, takdir edilen bu kısım hazfedilmiştir.

2)  lâfzının manasının, (emzirsinler) şeklinde olmasıdır. Ancak ne var ki buradaki lâm harfi, herhangi bir kapalılık bulunmayacağın­dan, söz de yapılan bir tasarruftan dolayı zikredilmemiştir.

 

İkinci Mesele

 Mâna cihetinden olan bu emir, vücûb ifâde etme-yen bir emirdir. Bunun böyle olduğunu şu iki husus da gösterir:a)  Hak Teâlâ'nın, "Eğer sizin için (çocuk­larınızı) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin" (Talâk, 6) âyetidir. Eğer çocuğu­na süt emzirmesi kadına vâcib olsaydı, kadının böyle bir ücrete müstehak ol­maması gerekirdi.

b) Hak Teâlâ bu tâbirden sonra da,  "Eğer güçlüğe düşerseniz, o zaman çocuğu (babanın) hesabına, başka kadın emzirecektir" (Talak, 6) buyurmuştur. Bu, bu hususta sarîh bir nastır. Bazı alimler de, annenin çocuğuna süt emzirmesinin vâcib olmadığına, Hak Teâlâ'nın, (annelerin) ma'rûf şekilde yiyeceği ve gi­yeceği, çocuk kendisinin olan babaya aittir" âyetini delil getirmişlerdir. Anne, bazan boşanmış olabilir. Bu sebeple annenin nafakasının babaya vâcib olu­şu, ancak onun çocuğunu emzirmesi sebebiyle otur. Eğer çocuğuna süt ver­mek, bizzat kadına vâcib olsaydı, kadının nafakası babaya vâcib olmazdı. Burada, daha önce zikretmiş olduğumuz bahis söz konusudur. Çocuğu em­zirmenin anneye vâcib olmadığı sabit olunca, âyetin ifâde ettiği bu emir, ço­cuğun anne sütüyle büyümesi ve yetişmesinin, diğer sütlerle beslenmesi ve yetişmesinden çocuk için daha faydalı; annenin şefkatinin başka insanların şefkatinden daha mükemmel ve tam olması bakımından, mendûb olmaya hamledilmiştir. Bu çocuğun durumu, annesinden başkasının bulunamaması ve­yahut da, çocuğun sadece annesinin memesinden emmesi suretiyle zaruret derecesine ulaşmadığı zaman böyledir. Yiyecekler hususunda nasıl herkesin muzdara eşit şekilde katkıda bulunmaları vâcib ise, böyle bir durumda da ka­dının çocuğunu emzirmesi vacib olur.

 Hak Teâlâ'nın, İki tam yıl tabir' hakkında birkaç me­sele vardır:  

Birinci Mesele

 kelimesinin aslı, bir şey bir başka hale dönüştüğünde söylenilen,  tabirinden alınmıştır. Buna göre, ilk vakitten ikinci vak­te geçmiş, dönmüş anlamına gelir. Ayet-i kerimede "kâmil" lâfzının zikredil­mesi, Arapların, "Falanca, şu yerde iki yıl veya iki ay kaldı" İfâdesinden ancak, o kimsenin bir yıl ve bir yıldan eksik bir süre; veya bir ay ve bir aydan eksik bir süre kalmasını kastetmeleriyle or­taya çıkacak olan vehmi gidermek içindir. Yine Araplar, "Onu görmeyeli bir-iki gün oldu" diyorlar, bu sözleriyle bir tam gün ile eksik bir günü kastediyorlardı.  

İki Yıl Emzirme Vacib Değildir                   

Bil ki âyette geçen, "iki yıl" ile sınırlama, vâcib olan  bir tahdit değildir. Bunun böyle  olduğuna şu iki şey delâlet eder:1) Allah'u Teâlâ bu tabirden sonra  "Emzirme­yi tam yaptırmak isteyenler için..." buyurmuştur. Allah'u Teâtâ bu "tamam­lama" yı bizim irâdemize bırakınca, bu tamamlama işinin vâcib olmadığı orta­ya çıkar.2) Allah'u Teâlâ, "Eğer (anne-baba) aralarında anlaşarak ve müşavere ederek, çocuğu meme­den kesmeyi arzu ederlerse, ikisine de bir günah yoktur" buyurmuştur. Böy­lece, bu sınırlamanın zikredilmesinden maksadın, bu kadar miktar emzirme süresini vâcib kılmak olmadığı ortaya çıkmıştır. Hatta bu konuda, şu hususla­ra da yer verilmiştir:a) Bu en doğru olan görüştür. Buna göre, bu sınırlama (tam iki yıl) dan maksat, karı-koca emzirme müddetinde anlaşmazlığa düştüklerinde, onların bu anlaşmazlıklarını sona erdirmektir. Aralarında bir münakaşa bulunduğu za­man, işte bu belirlenen miktara müracaat etsinler diye, Cenâb-ı Hak bu süreyi tam iki yıl olarak tayin etmiştir. Buna göre şayet baba, iki yıl dolmadan önce çocuğunu sütten kesmeyi ister, annesi de buna razı olmazsa, babanın arzu­su uygulanmaz. Aksi durumda da böyledir. (Kadın ister, ama baba razı olmaz­sa...) Ama, her ikisi de, iki yıl dolmadan önce çocuklarını sütten kesme hususunda anlaşırlarsa, bunu yapabilirler.b) Hak Teâlâ'nın bu müddeti tayin etmesinden maksadı şudur: Sütün İs­lâm dininde özel bir hükmü vardır. Bu da, Hz. Peygamber (s.a.s)'in, "Neseb ile haram olan emzirme, (süt) ile de haram olur" hadisinin ifâde ettiğidir. Bu sınırlamanın zikredilmesin­den maksat, süt emme işi bu zaman içerisinde olmadığı müddetçe, hadisteki hükmü ifâde etmez. Bu, Şafiî (r.a)'nin mezhebidir. Ki bu, Hz. Ali, İbn Mes'-ud, İbn Abbas, İbn Ömer, Alkame, Şa'bî ve Zühri (r.a)'nin görüşüdür.Ebu Hanife (r.a), bu müddetin otuz ay olduğunu söylemiştir. İmameyne göre iki senedir.Bunun delilleri şunlardır:Birinci delil: Hak Teâlâ'nın "Emzirmeyi tam yapmak isteyenler içindir" âyetinden maksad, çocuğun hissettiği bir ihtiyaca göre olan bir tamamlama değildir. Çünkü çocuk, iki yıl tamam olurken de süte ihtiyaç duymayacağı gibi, bünyesindeki zayıflıktan dolayı, iki yıl dolduktan sonra da süte ihtiyaç duyabileceği herkesçe malûm olan bir keyfiyettir. Çünkü, ço­cuklar bu hususta farklı farklıdırlar. Âyette ifâde edilen "tamâm olma" ile mu­radın bu mâna olması caiz olmayınca, bundan muradın süt emmeyle ilgili hususî hükmün olması gerekir. Bu mânaya göre, âyet süt emme hükmünün, ancak bu müddet süt emzirme vâki olduğu zaman sabit olacağına delâlet et­mektedir.İkinci delil: Hz. Ali (r.a)'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s),  "Sütten ayrıldıktan sonra, tekrar emzirmenin (hükmü) yoktur" buyurmuş, Allah'u Teâlâ da,  "Sütten ayrılması iki yıldır" (Lokman, 14) buyurmuştur.Üçüncü delil: İbn Abbas, Hz. Peygamber (s.a.s)'in,  "Süt haramlığı, iki yıl ya da daha az bir süre içindeki emzirmelerde olur" dediğini rivayet etmiştir.c) Bu sınırlamadan maksat; İbn Abbas'tan rivayet edilen şu husustur: Altı ayda doğuran kadın, çocuğunu iki tam yıl emzirir. Eğer kadın yedi ayda do­ğurursa, o kadın da yirmi üç ay emzirir...Diğerleri ise şöyle demişlerdir: Bu iki yıl tahdîdi, doğan her çocuğun süt müddetini belirler.. İbn Abbas (r.a)'ın delili, Allah'u Teâlâ'nın, "Çocuğun (karında) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır" buyurmuş olmasıdır. Bu âyet, çocuğun karında taşınma ve sütten kesilme süresinin, bu kadar bir zaman dilimini (otuz ay) içine aldığı­na delâlet eder. Binaenaleyh, bu iki durumdan birinin durumu arttığı zaman, diğerinin zamanı eksilir. Süt kardeşlerin neseb kardeşi gibi birbiriyle evlenmelerinin yasak olduğu malumunuzdur, ancaj pek çok kimseler evlendikleri kimsenin sonradan süt kardeşi olduğunu hatta çocuklarının olduğunu bize sormakta ve ne yapacağız demektedirler. Şu faciayı bir düşünün! Buna sebeb olan anne-babalar, sorumsuzluktan evlatlar ne hale geldi! Derhal ayrılmaları ve istiğfar etmeleri gerekir. Evlenecek kimselerin eşini iyice araştırması, her bakımdan övülen vasıflarda olmasına dikkat etmesi, gerekir.   

 
 
 
Pazar, 05 Ekim 2008 13:09 tarihinde güncellendi

Şoke eden Kabe !

kabe_okk.jpg
(...)Gazetelerde son haftalarda Mekke ile ilgili olarak çıkan haberler bilmem dikkatinizi çekti mi? Suudi yönetiminin Kâbe’nin çevresindeki binaları ve beş yıldızlı büyük otelleri yıkmaya karar verdiği ve kutsal yapının etrafının genişletileceği söyleniyor, yıkımların başladığı anlatılıyordu.

Bütün bu yıkımlar Kâbe’nin çevresini boşaltıp hacılara çok daha fazla kolaylık sağlamak için değil, Suudi Arabistan’ın hâkimi olan El-Saud ailesinin damgasını taşıyacak maketini gördüğünüz uçuk bir Mekke’nin yaratılması için yapılıyor... Atlantis benzeri hayalî uygarlıkların bilim-kurgu yazarlarının rüyalarındaki başkentini andıracak olan bu yeni Mekke’nin siluetini gökdelen azmanı binalar çizecek, meydanlar uzay filimlerinden fırlamış mekânları andıracak ve bu garip manzaranın en ucunda da tepeden bakılan ama noktadan bile küçük kalan bir yapı bulunacak: Kâbe-i Muazzama...
Perşembe, 26 Şubat 2009 15:39 tarihinde güncellendi

İBRAHİM A.S. HANGİ DİNDEN ?

yol_gkk.jpgİBRAHİM A.S.'I KUR'AN NASIL TANITIYOR ?

 

İbrahim aleyhisselamın, güya üç dinle alakası olduğu iddiasını ortaya atanlar, İbrahimi dinler demekle İslamı, hıristiyanlığI ve yahudiliği birbiriyle irtibatlı ve perygamberlerin babası sayılan İbrahim aleyhisselam tarafından makbul olduğunu iddia etmekle, şu yüce peygambere ve onun izinden gelen Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve Kur’ana, farkında olarak veya olmayarak büyük bir iftira atmış olmaktadırlar.

Biz ehli sünnet mensubları, bu hususta bilgimiz ve imkanlarımızı kullanarak sizleri meselenin aslından makbul tefsirlerden alıntı yaparak haberdar etmeyi üzerimize bir dini vecibe addetmekteyiz. İnşaallah nasibi olan istifade eder, diğerleri de meydanı boş bulmasınlar, hakkı ve hakikatı bilenler ve savunanlar ölmedi, Allahın izniyle cihad kıyamete kadar bakidir, akıbet takva ehlinindir.

 

Pazartesi, 29 Eylül 2008 13:44 tarihinde güncellendi

Sayfa 313 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.