.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

ASLINI KABUL ETMEMEK NE KÖTÜ....

bat.jpgAnkara Etimesgut Zırhlı Birlikler'de dün acemi askerlerin yemin töreni vardı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen asker yakınları Etimesgut'a akın etti. Asker aileleri evlatlarının en mutlu gününde onların yanında olmak için birliğin kapısını çaldı. Ancak çarşaflı bazı anneler kılık - kıyafet yönetmeliğine uymadıkları gerekçesiyle içeri alınmadı.


Pazar, 28 Haziran 2009 11:45 tarihinde güncellendi

İki Cihanda Saadetin Anahtarı

kuranik.jpgYERYÜZÜNDE ADALETİN ve HUZURUN İKİ CİHANDA SAADETİN ANAHTARI “KURAN”

     Efendimiz (sav), veda hutbesinde ashabına ve “kardeşlerim” diye buyurduğu kendisini görmeden iman eden biz ümmetine şöyle seslenmişti: "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resulünün Sünneti”. Ve en hayırlı bir insan olmanın yolunu kuranı talim ve teallum etmekten geçtiğini bize Resulü Ekrem efendimiz "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir" buyurmak süretiyle işaret etti.

      Mevsim yaz olunca birilerinin aklına belki sıcaklardan dolayı “hangi denize gidelim nerede piknik yapalım nerelere seyahat edelim” vesaire düşünceler gelmeye başladı bile. İnsanlara bunları yapmayın denmez, elbette bunlar da olacak ama Şer’i şerifin müsaade ettiği şekilde…Rabbini sevenlerin kalbine ise “Kaç kişiyi daha bu mucize ile tanıştıracağım” düşüncesi çoktan düştü. Hamdolsun rabbimize, bizi farklı olana (sav) ümmet yaptı. Biz herkes gibi değiliz ve herkes gibi olamayız, hem zaten de olmamalıyız. Bir kere şu dünya hayatına bizim nasıl bakmamız emrediliyor oysaki insanlar nasıl bakıyor. Bize karıncaya merhamet emrediliyor birilerinin insana saygısı yok. Bize yetimin başı okşansın diye emrediliyor maalesef yetimi ne arayan var ne soran; isteyeni azarlamamız elimizde imkan varsa gönlünü hoş edecek bir şey veya güzel bir söz söylememiz emredilirken isteyeni görmek istemezler. İşte kuran bize farkımızı öğretti biz karıncaya dahi en merhametli, yetimin başını okşayan, isteyeni hoş eden veremeyince mahzun olan insanlarız.

       Allahu tealanın üzerimizdeki nimetlerini etrafımızdaki insanlarla paylaşmamız tenbihleniyor iken birileri her türlü nimeti saklayıp turşusunu kurma gayretinde. Halbuki o saklanıp biriktirilen şey ahirette bize nedametten pişmanlıktan başka hiçbir şey getirmeyecek. Onun için ilim ehli olan kimse ilmini paylaşmalı zengin olan malını paylaşmalı mutlu olan sevincini paylaşmalı ve paylaşılmaya musaid ne kadar güzellik varsa cemiyette paylaşılmalı ki bu şekilde bütün çirkinlikler yok edilebilsin. Bir güzel koku misali sürüldükçe etrafa rayihası yayılıyor, yayıldıkça gönüller ferahlıyor. Aksi takdirde insanlar fenalıklarını fuhşiyatı felaketleri paylaşmaya başlarlar ki şeytan da onların ağzına balı çalar işte bugünkü vaziyete düşülür. Gelin birbirimizi hakka, haktan anlatılan yerlere, hakkı savunan insanların yanına davet edelim. Hak olan Kuranı evlatlarımıza bihakkin öğretelim haktan yana olan Resulullah efendimiz (sav) in güzel ahlakını yaşatalım onun sünnetine tabi olan en mükemmel ulemanın yoluna esfiyanın evliyanın tarikine talip olalım. Çalışalım kazanalım. Kazandıkça çalışalım. İhlasa ulaşalım artık rabbimizin bizi gördüğünü bilen ve onu görüyormuşçasına ibadet eden ve yaşayan muhlas kullar olalım. Hayatımız kuranı kerimin istediği gibi olsun. Mematımız (ölümümüz) rabbinden razı , rabbi ondan razı şeklinde olsun. Gök ve zemin evvelki gibi hatta daha ziyade İslamın nuruyla dolsun.

   Böyle bir işe böyle bir çalışmaya var mıyız? Yokmuyuz. Bu Kuran bir şaka değil şiir hiç değil!!!  Tarık süresinde de Yasin süresinde de Mevla tealanın buyurduğu gibi bu âlemlere vaazdır. Efendi hazretlerimiz ne güzel buyurdu ”Her kim eder emek akibet bulur yemek etmezsen emek bulamazsın yemek.” Allahu teala sa’yimizi (çalışmalarımızı) meşkur amellerimizi makbul ticaretlerimizi de lentebur (hiç kesada uğramayan bir ticaret nasib) etsin. Receb-i Şerif ayını ve regaib kandilini bütün kardeşlerimize mubarek etsin.Amin amin amin

Çarşamba, 08 Aralık 2010 20:36 tarihinde güncellendi

DÜNYALIK .....

dunya_resi.jpgDÜNYALIK İMTİHAN İÇİN YAPILANLAR....

Sabahleyin erkenden kalkacaksınız ve yıllardır beklediğiniz o çok önemli imtihana çocuğunuzu götüreceksiniz.

Ne yaparsınız? Diye sormayacağım.

Bunu benden çok daha iyi biliyorsunuz.

Yavrunuzun hayatının imtihanı için saçınızı süpürge yapmışsınız, alın terinizin maddileşen parasını avuçlarla dökmüşsünüz ve sonuna gelmişsiniz.

Yarın sabah saat dokuzda imtihana girecek ve yıllardır verdiğiniz emeğin karşılığını alacaksınız.

Milyonlarca aileden o gün uyuyakalan insan sayısı elimizin parmakları kadar azdır.

Uyumadan sabahı edenler, birkaç tane saatin alarmını kuranlar, cep telefonlarının alarmını da devreye sokanlar ve alarmdan önce uyananlar.

Bütün bunlar ne için?

Kısacık ömür içinde rahat etsin, evi, işi, aşı, arabası, saygın bir yeri olsun içindir.

Milyonlarca çocuktan kaç tanesi bunları sağlayabiliyor?

Koşu atlarında bile ilk üçe girene değer verilir.

Birinciliği alan, atı, yatı, helikopteri, uçağı olanın bile kolesterolü var, tereyağı yasak, şekeri var bal yasak, kalbi var heyecanlı işlerden uzak yaşayacak.

Her şeye sahip olsa bile güllerin solduğu, bülbüllerin öldüğü gibi ölüp gidecek.

Hiç düşündünüz mü acaba bugün bir görevi yerine getirmediğinizin farkında mısınız?

Çocuğunuzun huzurlu, güvenli, stressiz bir hayat yaşaması için lazım olan gıdasını vermediğinizin farkında mısınız?

Allah'tan başkasına boyun eğmeyecek denli özgür yetiştirecek bir eğitimden mahrum bıraktığınızı biliyor musunuz?

Anne ve babasına itaati ibadet saydıran, "Öfff" bile dedirtmeyen bir eğitimden uzak tutarak kendinize ve yavrunuza zarar verdiğinizi biliyor musunuz?

Oğlunuzu eşcinsel olmaktan, kızınızı orta kadını olmaktan kurtaracak bir eğitime bugün kulak vermediğinizi hiç düşündünüz mü?

Satanistliğe, sapıklığa, cimriliğe, hortumculuğa, gaspa, hırsızlığa karşı aşı olmak için yetmiş bin kurumda açılan Kur'an kursuna çocuğunuzu götürmediğinizin farkında mısınız?

"O kurum nerede?" demeyin.

Evinizin penceresine yaklaşın, camlardan dışarıya bakın ve ilk gördüğünüz minarenin bulunduğu camiye yarın çocuğunuzu götürün ve yazdırın.

Bunu yaparken bu akşam çocuğunuzun hayatının imtihanında duyduğunuz heyecandan biraz daha fazla duyarak yapınız.

Çünkü bu eğitim, bu dünyada onurlu, huzurlu bir hayat vaat ederken ölümden sonra gülleri solmayan, sarayları yıkılmayan, suları bulanmayan, havası kirlenmeyen, yalanın, iftiranın, gıybetin, dedikodunun olmadığı, komplonun bulunmadığı bir hayatı vaat ediyor.

İhtiyarlığın, iktidarsızlığın, yorgunluğun, usanmanın, bıkmanın, baş ağrısının, diş ağrısının, kanserin, hoş gitmeyen hiçbir şeyin olmadığı bir hayatı elde etmelerini istiyorsanız bugün cami kurslarına kendi ellerinizle götürünüz yavrunuzu.

Gözlerin görmediği, gönüllerin hayal edemediği güzel bir hayat için çocuklarınızı hazırlamak istiyorsanız buyurun, yavrunuzun elinden ve gönlünden tutarak camiye götürünüz.

Zaman aşımına uğramayan, belirli bir ırka ve bölgeye özel olmayan, can taşıyan her insana insanca yaşamanın yollarını gösteren Kitabımız Kur'an-ı Kerim'i öğretmek için daha ne duruyorsunuz?

Hemen camiye koşunuz.
Perşembe, 25 Haziran 2009 09:53 tarihinde güncellendi

İlk öğrenim 9 sene olacak

okul.jpg

Bakan Nimet Çubukçu, ''Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması'' konulu genelge yayımladı. Genelgede, okul öncesi eğitimin 0-6 yaş grubundaki çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişmelerini destekleyen, onları toplumun kültürel değerleri doğrultusunda yönlendiren ve ilköğretime hazırlayan bir süreç olduğunu vurgulayan Çubukçu, bu eğitimin çocukların ileri yaşlardaki öğrenme yeteneği ve akademik başarıları üzerinde önemli etkileri olduğunun bilimsel araştırmalarla kanıtlandığını ifade etti.

0-7 yaş döneminin, ''çocuğun gelişiminin en kritik, en ilginç, en çok dikkat isteyen ve ihmal edilmemesi gereken bir dönem olduğuna'' dikkati çeken Çubukçu, son yıllarda Bakanlıkça gerçekleştirilen önemli atılımlara karşın, toplumun bu konudaki bilgi noksanlığı, kamu kaynaklarının sınırlı olması, özel sektörün yeterince yönlendirilememesi ve bu hizmetin değişik kurumlarca dağınık şekilde sunulması gibi nedenlerle gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşılamadığını kaydetti.

ALINACAK ÖNLEMLER

Çubukçu, okul öncesi eğitimde 4-6 yaş çağında ki çocukların Dokuzuncu Kalkınma Planı'nda öngörülen yüzde 50'lik okullaşma oranına ulaşılabilmesi ve hizmetlerin verimli şekilde amaçlara uygun yürütülebilmesi için il milli eğitim müdürlüklerine birtakım önlemlerin alınması talimatı verdi.

Editör:

Bir milletin geleceği evlatlarına verdiklerine göre şekillenir. Eğer onlara güzel şeyler vermiş ise geleceği güzel olacak. Çirkin şeyler vermiş ise geleceği karanlık olacaktır. Şimdi son derece basit bir çalışma ile toparladığımız aşağıdaki haberleri okuyalım:

*Antalya`da ilköğretim okulu 8`inci sınıf öğrencileri kız yüzünden tartıştı. Tartışma kavgaya dönüşünce 12 yaşındaki çocuk, yaşıtı olan sınıf arkadaşını omzundan bıçaklayıp, aşık olduğu kıza da şöyle bağırdı: `Seni benden başkası sevemez. Seveni öldürürüm.

 *Diyarbakır`da bir ilköğretim okulunda çıkan kavgada, 15 yaşındaki öğrenci, 13 yaşındaki çocuğu kalbine neşter saplayarak öldürdü.

 *2 Şubat`tan bu yana 50 günde en az 27 öğrenci ve bir eğitimci yaralandı. 2 Şubat: İzmir Buca`da lise öğrencisi 18 yaşındaki İ.B. bıçaklı saldırıda yaralandı. 4 Şubat: İzmir Bornova`da biri kız üç öğrenci, Mustafa Kemal Lisesi`ni bastı. Müdür yardımcısı ile üç öğrenciyi bıçakladı. 13 Şubat: Bursa`da 17 yaşındaki A.K. tartıştığı M.D.`yi bıçakla göğsünden yaralandı. 20 Şubat: Mersin`de internet kafede çıkan kavga sonucu 14 ve 15 yaşlarında iki öğrenci karınlarından bıçaklandı. 20 Şubat: Üsküdar`da Siteler İlköğretim Okulu`nda okul bahçesinde çıkan kavgayı izleyen 11 yaşındaki öğrenci, bıçakla yaralandı. 22 Şubat: Bursa Orhaneli`de 16 yaşındaki liseli de pansiyonda tartıştığı sınıf arkadaşını ustura ile göğsünden yaraladı.

*22 Şubat: Manisa Osmancalı Çok Programı Lisesi`nde öğrenim gören bir öğrenci kavga ettiği arkadaşını 10 yerinden bıçakladı. 23 Şubat: Adana`da lise öğrencisi A.K. bir grubun bıçaklı saldırısına uğradı. 25 Şubat: Trabzon`da liseli M.K. okul önünde silahlı saldırıda yaralandı. 9 Mart: Konya`da bir ilköğretim okulunun bahçesinde iki öğrenci bıçakla yaralandı. 13 Mart: Diyarbakır Melikahmet Lisesi`nde arkadaşlarının uzaklaştırılmasına kızan grup okulu bastı, sekiz öğrenci yaralandı. 22 Mart: Adana`da Meslek Lisesi öğrencileri Y.K. okul arkadaşı E.U.`yu bıçakladı.

*Merkez Seyhan ilçesine bağlı Mithatpaşa Mahallesi`ndeki Şükran Çobanoğlu İlköğretim Okulu`nda 7-E sınıfında eğitim gören F.P (15), kendisine küfür etmemesini söyleyen okulun müdür yardımcısı Mehmet Arıcan`ı okulun bahçesinde öğrencilerin gözü önünde belinden çıkardığı bıçakla şakağından yaralayarak hastanelik etti.

*Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Kliniği(ÇEMATEM)`nin `Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği`ne İstanbul`un 15 ayrı ilçesindeki 3 bin 168 lise 2. sınıf öğrencisi ile yüzyüze görüşerek yaptırdığı anketin sonuçları, 2004 yılında 2001 yılına göre madde kullanımının yüzde 40.5, uyuşturucu kullanımının yüzde 184, sentetik hap kullanımının yüzde 287, eroin kullanımının ise yüze 100 arttığını ortaya koydu.

Şimdi biz bu çocukları yıllarca okutuyoruz ve sonuç olarak elde etmemiz gereken en önemli şey edep, hayâ, sevgi, saygı gibi eğitimli kişilerde bulunması gereken erdemlerle bezenmiş ve geleceğimizi aydınlatacak alnımızın akı insanlar olmaları gerekmektedirler. Fakat aksine bu çocuklar yukarıda görüldüğü gibi daha küçücük yaşta zorba, bencil, terbiyeden yoksun her türlü kötülüğe meyilli bir hale bürünmekteler. O zaman bu eğitim sistemi ile bizim onlara verdiğimiz şeyler onları ahlak ve maneviyat açısından yükselten şeyler değil bilakis alçaltan şeylerdir. Bu sebeple de geleceğimiz her geçen gün kararmakta, sorunlara battıkça batmaktayız. Hal böyle iken bu eğitim sistemini yeniden şekillendirmek, daha kesin bir şekilde hedefe ulaştıran düzenlemeler yapmak yerine sekiz seneye çıkartıldı buda yetmiyormuş gibi şimdi de dokuz seneye çıkartılacak. Her gün gazete ve televizyonlarda boy boy çıkan şu haberleri görüp duyduğu halde hala bu sistemde ve eğitim şeklinde ısrar eden insanların bırakalım gözlerini asıl kalplerinin kör olup taşlaştığın anlaşılmaktadır. Bu gidiş hem bu dünyayı hem de öteki dünyayı cehenneme çevirmeye yeter de artar bile. Şu da bilinmelidir ki cehennemin yakıtı insanlar ve taşlardır. Çocukları cehennem yakıtı değil cennet süsü yapmaya vesile olacak çalışmalar, plan ve programlar yapmaktan başka çare yoktur.

 

Çarşamba, 24 Haziran 2009 12:51 tarihinde güncellendi

Sayfa 168 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.