.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

PAPAZ (MAKARYOS) Okuluna AGD tepkisi

hrst.jpgRuhban Okuluna AGD tepkisi
30 Haziran 2009 Salı 19:05
AGD Genel Başkanı İlyas Tongüç, ruhban okulunun açılması ile ilgili tartışmaları değerlendirerek Bu milletin asli unsuru olan Müslümanlardan esirgenen özgürlük, azınlıklara verilemez diye konuştu....

 

Ankara-Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı İlyas Tongüç, ruhban okulunun açılmasıyla ilgili olarak “Bu milletin asli unsuru olan Müslümanlardan esirgenen özgürlük, azınlıklara verilemez” dedi. TV-5’e konuşan İlyas Tongüç, “AB’yi, ABD’yi memnun etmek için gerekirse yasaları değiştiririz diyenler bu ülke kahir ekseriyetinin beklentilerine kulak tıkaması anlaşılır gibi değildir.” diye konuştu.

“Ruhban okulunu açmak büyük bir çelişkidir”

Ruhban okulunun açılması meselesinin dış dinamiklerle değil, kendi iç mekanizmamızla çözmemiz gerektiğinin altını çizen Tongüç, “İmam hatiplerin kapalı olduğu, çocukların Kur’an öğrenmelerine yaş sınırlaması getirildiği bir ülkede hristiyanların özgürlüklerini savunmak büyük bir çelişkidir. Üç beş kilise için papaz yetiştiren okulu açacaksın, ama on binlerce camii, Kur’an kursu için yetişen okulların önünü tıkayacaksın bu anlaşılır gibi değildir. İmam hatipler ve Kur’an kursları konusunda toplumsal mutabakatı öne süren hükümetin bu konuda neden bir toplumsal mutabakata gerek duymadığı bizce oldukça manidardır.” şeklinde konuştu. Türkiye’de büyük bir ahlaki tahribat yaşandığına değinen Tongüç, “Türkiye belki de tarihin en büyük tahribatlarından birini yaşıyor. Cinnet vakıalara giderek artıyor. Bir takım dizi ve programlarla milletimizin inancı ve ahlakı dejenere ediliyor. Burada yapılması gereken bu tahribatı önleyecek tedbirler almaktır. Hükümet enerjisini ve siyasi gücünü azınlıkları memnun etmeye değil, bu tahribatı önlemeye harcamalıdır. Bu sebeple derhal önce ahlak ve maneviyat kampanyası başlatmalıdır.”diye konuştu.

“Mesele siyasi ve dini bir meseledir”

Ruhban Okulu’nun eğitim ve öğretime açılmasından daha başka anlamlar taşıdığına dikkat çeken Tongüç  “Bu mesele salt eğitimle ilgili bir mesele değildir. Siyasi ve dini yönü de bulunmaktadır. Okulun kapalı olması hem AB hem de ABD tarafından Türkiye aleyhine kullanılmaktadır. Avrupa Birliği sık sık Türkiye'nin önüne Ruhban okulu meselesini koymaktadır. Ancak gözden kaçırılan bir konu vardır. Okulu, Türkiye Cumhuriyeti kapatmamıştır. Patrikhane, kanunlara göre açık kalabilecek halini kabul etmemiştir. Herkesin malumudur ki Patrik ekümenik iddiasındadır.  Ortadoksların Vatikan’ı olmaya çalışmaktadır. Patrik İtalya’da Vatikan benzeri modelle bir toprak parçasına Türkiye Cumhuriyeti denetimi olmaksızın sahip olmayı hedeflemektedir. Bu ise kabul edilemez bir gerçektir.”şeklinde konuştu. Uluslararası bazı planlara alet edilmeye çalışılan Ruhban okulunun açılmasının milleti endişeye sevk ettiğini kaydeden Tongüç , “Hakkında bir çok şayia ortaya atılan bu okulun açılması hususunda adeta seferber olan hükümet üyelerinin, faydaları herkesçe malum olan İmam Hatipler ve Kur’an Kursları konusunda herhangi bir çalışma yapmamaları bizleri üzmektedir. ‘İşimiz hizmet, gücümüz millet’ diyen hükümeti samimi davranmaya ve milletin beklentilerini yerine getirmeye davet ediyoruz.”şeklinde konuştu.

“Kur’an öğrenmek için 12 çok geç”

Medya’da son günlerde  “7 çok geç” sloganıyla başlatılan reklam kampanyasına da değinen Tongüç şöyle konuştu. “Eğitimle ilgili sıkıntıları aşmak niyetiyle yola çıkan bazı sivil toplum kuruluşları, çocukların daha erken yaşlarda eğitimle tanışması için “7 çok geç” sloganlı bir kampanya yürütüyor. Kampanya’ya göre eğitim yaşı erkene çekilmeli ve çocuklar daha ilk çağlarında bale, piyano gibi kurslara yönlendirilmeli. ‘bale’ kursu görmek için 7 yaşına kadar beklemekle ‘geç’ oluyor da, Kur’ân öğrenmek için 12 yaşını beklemek neden geç olmuyor? “7 çok geç” tesbitine katılıyoruz.  Ancak aynı uygulamanın Kur’an öğretimi için de geçerli olmasını hem Türkiye’yi idare edenlerden hem de bu yönde kampanya başlatan sivil toplum kuruluşlarından talep ediyoruz.”

Çarşamba, 01 Temmuz 2009 05:28 tarihinde güncellendi

Bir'in İsrail'e Yolladığı Mail

bir_evk.jpgÇevik Bir'in İsrail'e Yolladığı Mail

Org. Karadayı'nın makam odasının içerisine 'kozmik oda' inşa ettirmesi, akıllara Çevik Bir'in İsrail'in en üst düzey askeri yetkilisiyle yaptığı yazışmaları getirdi...


Yeni Şafak'tan Taha Kıvanç'ın yazısının ilgili bölümü...

Dün bizim gazetede çıkan dönemin Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı'nın makam odası içerisine kendisinden başkasının girmesine izin vermediği bir 'kozmik oda' inşa ettirdiği haberi ni okuduğumda, aklıma hemen Avni Özgürel'in geçen hafta Radikal'de yazdığı 'olay' geldi. Adını vermediği 'Bir' asker kişiyi anlatıyordu yazısı nda; “Ortadoğu'da söz ve iddia sahibi ülkelerin (herhalde 'İsrail' kast ediliyor, TK) askeri karar vericilerinin gözünde 'en muteber şahıs' sayılıyor” imiş o 'Bir' asker kişi...

'Kozmik oda' inşa ettiren komutan, kurum içi iletişimi de denetim altına almış; hem de bir altındaki komutana bile haber vermeden... “Herkes kurum dışına çıktıktan sonra” diyor Radikal yazarı, “Bilgi işlem elemanları istihbarat personeliyle birlikte bütün bilgisayarlarda kimin hangi dosyalar üzerinde çalıştığını kontrol edip ister kayıtlı ister silinmiş olsun, mutadın dışında bir şey gördüklerinde bunu ertesi sabah '1 numara'nın önüne koyuyorlardı.”

Kuşkulu ortamlar için yerinde bir tedbir... Dönemin güçlü 'Bir' komutanının bilgisayarında 'Ortadoğu ülkelerinden birinin en üst düzey askeri yetkilisi' ile yazıştığı fark edilmiş denetimlerde... Gönderdiği notta şu yazıyormuş: ? Bu ağustosta İstanbul'a gitmem söz konusu; aksi halde Ankara'ya işin başına gelmem mümkün _değil. Sonrasında büyük kulis dönecek haliyle. Ertesi sene emekli de edebilirler. İki ihtimale göre de planımı yaptım. Şayet emekli ederlerse cumhurbaşkanı olmayı düşünüyorum..."

Gönüllerde ne aslanlar yatıyor, görüyorsunuz...

Yazıda bir ayrıntı daha var ki, işte o müthiş: Güçlü 'Bir' komutan emekliliğe hazırlanırken 17 Ağustos (1999) depremi olmuş... Kafasında daha yüksek bir koltuk ve oradan da Çankaya var ya, bunu fırsat bilmiş o komutan...

Gerisini Avni Özgürel'den okuyalım: “Onbinlerce insan enkaz altında yardım beklerken bir zamanlar kurumunun göz bebeği olan kişi 'fırsat bu fırsat' diyerek Ankara'ya sıkıyönetim ilânı için şantaj yapıyor, 'Sıkıyönetim ilân edin, kurtarayım İstanbul'u' diyordu. Dediği yapılsa olağanüstü halin gereği olarak hakkındaki emeklik kararı yürürlükten kalkacak, önü bir daha engellenemeyecek şekilde açılacaktı.”

Karargâh restini görmüş ve emeklilik yazısı elden gönderilmiş; kendisi için 'devir-teslim' töreni de yapılmamış... Sonra? “Sonra ödüller aldığı ülkelerin himayesinde hiçbir şart altında üzerine gelinmeyeceği güvencesiyle köşesine çekildi” diyor Radikal yazarı...

'Demokrasi' vurgusu yapanlar, aslında, 'kozmik oda inşası' ve 'sefertasıyla işe gitme' ihtiyacını ortadan kaldırmak istiyorlar... 

Haber5

Hükümet, Ruhban Okulu için harekete geçti.

amerkabayraivb2.jpgAB bastırdı, Erdoğan pes etti

 Hükümet, Ruhban Okulu için harekete geçti. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, bürokratlarından rapor istedi....

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, bürokratlarından rapor istedi. Raporda iki ayrı seçenek üzerinde duruluyor. Ruhban Okulu'nun lise kısmının Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel din lisesi statüsünde açılması, yüksek okul bölümünün de YÖK'e bağlı olması. Her ikisi için de yasal değişiklik gerekiyor. Bir başka formül ise Ruhban Okulu'nun bir vakıf bünyesinde açılması. Rapor Başbakan Erdoğan'a sunulacak.

Sinyal, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'dan geldi.Günay katıldığı bir televizyon programında, "edindiğim genel eğilim Ruhban Okulu'nun açılacağı yönünde" dedi ve teknik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Günay bir ipucu daha verdi, "okul, şu andaki üniversite sistemine uymuyor ama başka bir formül bulunacak" diye konuştu.

İşte o teknik çalışmayı yapan ve formülü arayan Milli Eğitim Bakanlığı. Bakan Nimet Çubukçu'nun talimatı ile Ruhban Okulu konusunda yeni bir rapor hazırlandı. Raporda Ruhban Okulu'nun lise kısmının Milli Eğitim'e yüksek okul bölümünün de YÖK'e bağlı olarak açılması öngörülüyor. Bu seçenekler ve altındaki alternatifler sıralandı. Sonuçları detaylandırıldı.

Raporda Ruhban Okulu'nun geçmişte de Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'ne bağlı olduğu hatırlatıldı. Anayasa Mahkemesi'nin yüksek okul olduğu için bunu iptal ettiği bilgisine yer verildi. Bu nedenle yeniden "Milli Eğitim'e bağlı açılması imkansız" denildi.

Rapora göre Ruhban Okulu'nun ancak lise kısmı Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olabilir. Bunun için de din lisesi formülü geliştirildi. Ancak Özel Öğretim Kanunu'nun değişmesi gerekiyor, çünkü bu kanunda "dini ve askeri okul açılamaz" hükmü var.

NE ŞEKİLDE ÖĞRENCİ ALACAĞINI KENDİ BELİRLEYECEK

Yasa değiştirilerek Ruhban Okulu'na bir çeşit İmam Hatip Lisesi statüsü verilecek. Okul öğrencilerini ne şekilde alacağını kendisi belirleyecek ama müfredatını, ders kitaplarını Bakanlık belirleyecek. Öğretmenler de Milli Eğitim Bakanlığı'nın standartlarına uygun alınacak denetimi bakanlığa ait olacak. Ancak bu formülün hayata geçirilmesi yeni bir lise türünün doğmasını da beraberinde getirecek yani Özel İmam Hatip Liseleri için yol da açılacak.Bakanlığın raporuna göre Ruhban Okulu'nun yüksek okul kısmı YÖK'e bağlı faaliyet gösterecek. Ancak bunun için 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun değişmesi gerekiyor.

Bu formül daha önce de tartışılmış ancak orta yol bulunamamıştı, çünkü Ruhban Okulu'nda verilecek eğitim Türkiye'de üniversitelerin tabi olacağı amaç ve ilkelere uyuşmuyor. Öğretim üyelerinin din adamlarından seçilecek olması, rahibelerin giyisilerinin kılık kıyafet yönetmeliğine aykırılığı da yüksek okul statüsü verilmesinin önündeki engeller arasında.

Bu iki seçeneğin dışında Ruhban Okulu'nun bir vakıf bünyesi altında açılması da alternatifler arasında. Öneri ilk olarak 2004 yılında dönemin YÖK Başkanı Erdoğan Teziç tarafından ortaya atılmıştı.Bu formüle göre Ruhban Okulu tıpkı diğer vakıf okulları gibi Hıristiyan din adamı yetiştirmek üzere Teoloji bölümü adı altında açılabilir. Ancak Patrikhane birçok kez dile getirdi. Talepleri özerk üniversite statüsü. İşte tüm bunlar masaya yatırılacak. Bakan Çubukçu raporu Başbakan'a sunacak, son sözü ise Bakanlar Kurulu söyleyecek.

 

  Toplam (4) adet yorum yapılmıştırçağrı kaygısız   kur an kurslarını kapat ruhban okullarını aç
fatih sultan mehmet han hz leri rumeli hisarını yaparken çandarlı halil paşa şunu demişti. padişahım istanbulun feth de kaçınılmaz kılınmıştır ..Bende şunu diyorum eğer sen ruhban okulunu açarsan adayıda yakında ekümenlik iddasıyla bu keferelere verirsin sayın başbakan....
çağrı kaygısız   hocamın değimiyle
yazıklar olsun size yazıklar olsun yazıklar olsun.....
fevzi yörgüç   van minüt
ben hiç şaşırmadım bunlar bu iktidarı neye karşilik aldılar bilmezmisiniz ha bana demeyin milletin gücüyle geldi bunlar erbakan hoca 11 ay iktidar oldu neden hemen devirdiler bunlara istediklerini vermezsen seni alaşagı ederler bu egemen bagiş denen zat yıllardan beri beyaz saraya elini kolunu sallayarak girebilen birkaç kişiden biridir buşhladaha önceki görüntüleri hatırlayın bu iktidar ne yapsa şaşırmam ama şaşırdıgım tek şey millet bunları bilerek nasıl oy veriyor .
abdullah hazar   kime
ya kime oy verecez deniz baykal"a verecek halimiz yok ya adam tam din düşmanı gelsin yüzüne söleyim gerçi kendimi tutamam vururum felan
Salı, 30 Haziran 2009 08:14 tarihinde güncellendi

TEDAŞ'dan

ates.jpg
 


  
 
TEDAŞ kaçak eletrikten caydırmak için öyle bir afiş astı ki evlere şenlik. İşin içine din-iman karıştı, okuyan şaşkına döndü.

TEDAŞ, kaçak elektrik tüketimi ile başa çıkamayınca işin içine dini karıştırdı. Kaçak elektrik kullanımının fazla olduğu yerlere hazırlattı bir afişi asmaya başladı.

Afişi okuyan şaşkına döndü... Diyanet ne der TEDAŞ'ın bu fetvası(!)na ama vatandaşın tepkisi var...



                                                 alt



































Pazar, 28 Haziran 2009 11:48 tarihinde güncellendi

Sayfa 167 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.