.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

AL SANA İCRAAT ......

alkol.jpg

 Hükümet internetten içki satışının önünü açtı.

Ulaştırma Bakanlığı internetten içki satışını yasaklayan yasayı, 9 milyar dolarlık ticaret gerekçesiyle engelledi!

Ulaştırma Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu internetten içki satışını yasaklayan düzenlemeye, gece yarısı müdahale ederek yasalaşmasını engelledi

Ulaştırma Bakanlığı, internet üzerinden içki ve tütün mamulleri satışını yasaklayan ve satanlar hakkında hapis cezası öngören yasaya gece yarısı müdahale etti. Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Meclis'te yasanın görüşmeleri sırasında devreye girerek, yasalaşmasını engelledi. Engelleme sebebi olarak da, internet üzerinden gerçekleştirilecek 9 milyar dolarlık ticarete darbe vuracak olması gösterildi.

TBMM'de geçen hafta görüşülen 'Torba Yasa'da, "çocukları sigara ve alkolün zararlarından korumak" amacıyla "internet üzerinden alkol ve sigara satışının yasaklanmasını" öngören bir maddenin de önünü kapattı. Uzmanlar içkinin satışının internetten sağlanmasının geniş kitlelerin alkole ulaşmasına neden olacağını söyleyerek, yasanın korkutucu bir bağımlılığın da önünü açacağını belirttiler.

İçkideki vergileri AB istediği için düşüren iktidar bulabildiği her platformda ise Batı'nın fetişi haline gelmiş sigara konusunda sert tedbirler alıyor!

Cumartesi, 04 Temmuz 2009 23:28 tarihinde güncellendi

Mahzun ve Mazlum Bir Müslüman memleketi


patani-harita.jpg
 
“Patani ABDULHAMİD’i unutmadı”
Patani’nin tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Malezyalı Profesör Nik Enver Nik Mahmud, Patani ve Abdulhamid hakkaında Türkiye’de bilinmeyen açıklamalarda bulundu.


Sultan  Abdulhamid’in en sıkıntılı günlerinde bile Patani’yi unutmadığını ifade eden Nik Mahmud; “ Sultan Abdulhamid,  İngil
iz ve Tayland işgaline karşı mücadele eden Patani Halkı’nı  yalnız bırakmadı. Bu nedenle  Patani Halkı, Sultan  Abdulhamid’i ve onun yaptığı  iyilikleri hiçbir zaman  unutmadı.”dedi.

Adem Özköse / Şam / Gerçek Hayat

20 senedir Patani üzerine araştırmalar yapan Malezya Vatan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Profesör Dr. Nik Enver Nik Mahmud ile Patani Tarihi’ni ve Patani- Osmanlı ilişkilerini konuştuk. Sohbetimiz esnasında sık sık  Sultan Abdulhamid Han’ın büyük bir siyasi deha olduğuna  vurgu yapan Nik Mahmud, Abdulhamid Han’ın 1900’lü yıllarda  Patani’yi işgal eden güçlere karşı verilen  bağımsızlık mücadelesinin en büyük  finansörü olduğunu söyledi. Malezya’nın Patani’ye  sınır bölgesi olan Klanta’da doğduğu için küçüklüğünden itibaren  babasından hep   Patani Halkı’nın yaşadığı zulümleri dinlediğini ifade eden Prof. Nik Mahmud; “ Bu nedenle bende Patani’ye karşı bir ilgi oluştu. Patani üzerine yaptığım araştırmalar esnasında çok ilginç belge ve bilgilere ulaştım. Özellikle Abdulhamid’in Patani’ye olan  ilgisi beni çok duygulandırdı. ”dedi.

PATANİ’NİN TARİHİNİ PROFESÖR’DEN DİNLEYELİM

Patani Halkı’nın köklü bir tarihe sahip olduğuna vurgu yapan Prof. Nik Mammud, Patani Tarihi ile ilgili şunları anlattı:

Vah zavallı İslam alemi

patani.jpgDünyanın umursamadığı kıyım!

2001 yılının Mart ayında “Afganistan’daki Buda heykelleri yıkılıyor” diyerek ayağa kalkan dünya, aynı Budistlerin Tayland’da Müslümanlara karşı uyguladığı vahşete gıkını çıkarmıyor



TECAVÜZ VE KATLİAM!

Bir zamanlar Patani İslâm Krallığı’nın yönetimi altında barış ve huzur içinde hayatlarını sürdüren Patanili Müslümanlar, toprakları Budist Tayland Ordusu tarafından işgal edildikten sonra acı dolu günler yaşamaya başladılar. 5 milyon Müslümanın yaşadığı Patani’de toplama kamplarında tutulan yüzlerce genç kıza askerler tarafından tecavüz ediliyor, âlimler katlediliyor, camiler ateşe veriliyor, gözaltına alınan insanlardan bir daha haber alınamıyor.

DÜNYA UMURSAMIYOR!

Patani’deki toplama kamplarında 30 bini aşkın insan bulunurken, başta Müslüman halklar, Birleşmiş Milletler ve İslâm Konferansı Örgütü olmak üzere dünya Patani’de yaşananlar karşısında sessiz kalmaya devam ediyor. Tayland hükümeti, yakınları katledilen Patanili Müslümanların gösteri yapmalarına izin vermiyor. Patanililer tarafından düzenlenen gösteriler, son derece sert bir şekilde bastırılıyor.


Bir zamanlar Patani İslâm Krallığı'nın yönetimi altında barış ve huzur içinde hayatlarını sürdüren Patanili Müslümanlar, toprakları Budist Tayland Ordusu tarafından işgal edildikten sonra acı dolu günler yaşamaya başladılar. 5 milyon Müslümanın yaşadığı Patani'de toplama kamplarında tutulan yüzlerce genç kıza askerler tarafından tecavüz ediliyor, alimler katlediliyor, camiler ateşe veriliyor, gözaltına alınan insanlardan bir daha haber alınamıyor.
Cuma, 03 Temmuz 2009 03:47 tarihinde güncellendi

Hangisi İslami???

mehmet-sevket-eygi.jpg
M. Şevket Eygi - Milli Gazete
2009-07-01

Hangisi İslami metod?
 

Bütün gruplar, cemaatler, fırkalar İslâm'ı yüceltmek istiyor ama ortada bir yığın metod var ve bunların bazısı birbirleriyle çelişiyor. Amaçları bir olan Müslümanlar bazı konularda anlaşamıyor, zıtlaşıyor. Öyle Müslüman gruplar var ki, azılı İslâm düşmanlarına karşı pek yumuşak ve anlayışlı, kendi din ve iman kardeşlerine karşı pek sert ve yavuz.

Türkiye'ye son kırk elli yıl içinde dışarıdan hayli İslâmî metod ve ideoloji ithal edildi. Acaba bunların hangisi bize başarı sağlar, hedefimize ulaştırır? Bu konuda Ümmet'in akıllıları ve bilgeleri araştırma yapmalı ve neticeyi Müslümanlara bildirmelidir.

Birbirleriyle uyuşmayan metodların çokluğu Ümmet'i bölüyor, parçalıyor, enerjiyi boşa harcatıyor ve vakit kaybettiriyor, fırsatları kaçırtıyor.

Ülkemize ithal edilen metodların bazısını saymak istiyorum.

1. Merhum Mevdudî'nin metodu. Mevdudî, Ehl-i Sünnet uleması tarafından tenkit edilmiş bir kişidir. (Bu tenkitçilerden biri Ebu'l-Hasan Ali Nedvî'dir.) Onun metodunun en büyük kusuru, Pakistan gibi bir "İslâm Cumhuriyeti"nde başarılı olamamasıdır. Orada başarılı olamayan bir metod Türkiye'de olabilir mi?

2. Mısır'daki İhvanü'l-Müslimîn hareketidir. Bendenizin bu harekete karşı herhangi bir soğukluğum ve düşmanlığım yoktur. İhvan'dan nice dostlarım ve kardeşlerim vardır. Lakin şu soruya mutlaka bir cevap bulmamız gerekir: İhvan hareketi başta Mısır olmak üzere hiçbir Arap ülkesinde başarılı olmamıştır. Acaba Türkiye'de başarılı olma şansı var mıdır?

3. Vehhabîlik/Selefîlik: Vehhabîlik ile Ehl-i Sünnet ve Cemaat İslâmlığı arasında usûlde, temelde, esasta, itikadta hayli zıtlık ve farklılık bulunmaktadır. Vehhabîlerin Suudî Arabistan modeli ortadadır. Böyle bir model ve örnek Türkiye şartlarına uyar mı?

4. İran modeli: Şia ile Ehl-i Sünnet arasında usûl bakımından hayli derin farklılıklar vardır. İki tarafın uleması birbirini en azından bid'at ile suçlamaktadır.Sünnî İslam kültürünün hâkim olduğu bu ülkede Şiî aşısı tutar mı?

5. Fazlurrahman'ın Tarihsellik mezhebi metodu. Bu metodla Türkiye Müslümanları zilletten izzete, esaretten hürriyet-i şer'iyeye, güçsüzlükten iktidara kavuşabilir mi? Yoksa büsbütün ABD, İsrail, AB hegemonyası altına girip kendi kimliklerine yabancılaşır mı?

6. Diyalog metodu. 1960'lı yılların başında Papalık tarafından çıkartılan bu metod bir kısım Müslümanlar tarafından benimsenmiştir. Bunlar, Allah katında tek hak dinin İslâm olmadığını, üç İbrahimî din bulunduğunu, Ehl-i Kitab'ın da ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğunu, Kelime-i Şehadet'in ikinci kısmını inkar edenlerin de doğru yolda olduğunu iddia ediyorlar.Bu inanç ve görüşlerin İslâm'a, Kur'ân'a tamamen zıt olduğunu anlamak için derin din alimi olmak gerekmez. Böyle, temelde ve usûlde bozuk bir bid'at cereyanının Türkiye Müslümanlarını kurtaracağına inanmak olacak bir iş değildir.

Dışarıdan ithal edilen bu metodlarla mı başarılı olabiliriz, yoksa Osmanlı'nın Şeriatla tasavvufu bağdaştıran ve uzlaştıran Ehl-i Sünnet metodu ile mi?

İslâm tarihinde çeşitli uygulamalar, çeşitli sistemler ve metodlar görüyoruz.

1. Hulefa-i Râşidîn devri.

2. Emevî Hilafeti.

3. Abbasî Hilafeti.

4. Fatımî - Şiî Hilafeti.

5. Endülüs'teki Emevî Hilafeti.

6. Hindistan'daki Babürî Sultanlığı.

7. Osmanlı Sünnî Hilafeti.

Daha başka devletler ve sistemler var ama bu liste yeterlidir.

Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra acaba hangi sistem, hangi metod Kur'ân'a, Sünnet'e mutabıktır? Bu soruya bendeniz cevap vermeyeyim, büyük bir İslâm âlimi cevap versin. 19'uncu asrın ikinci yarısında Mekke Şâfiî reisü'l-uleması olan Ahmed Zeyni Dahlan, Fütuhat-i İslâmiyye adlı kitabının Osmanlı devleti bölümünde şöyle diyor:

"Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra Kur'ân'a ve Sünnet'e en uygun devlet Osmanlı devletidir."

Tarih filozofu Arnold J. Toybee, Tarih Üzerine bir Etüd adlı eserinin Ispartalılarla ilgili bölümünde şu hükmü vermektedir:

"Eflâtun'un ideal devletine realitede en fazla yaklaşmış sistem Osmanlı devletidir."

Osmanlı devletini değerlendirirken onun çöküş asırlarına ve yıllarına değil, yükseliş ve parlaklık devrine bakmak gerekir. Osmanlı devleti bir "MilletlerBirliği" idi, bir İslâm Barışı kurmuştu.

Osmanlı devletinin enkazından kırka yakın irili ufaklı devlet çıkmıştır.

Osmanlının dinî özellikleri nelerdi?

1. Ehl-i Sünnete bağlıydı.

2. Zülcenaheyndi yâni Şeriat ile Tasavvufa dayanıyordu.

3. Toleranslıydı. İspanya'dan kovulan Yahudileri kabul etmiş, Hıristiyan "Milletlerin" dinlerini ve kimliklerini korumalarına izin vermiştir.Bir ara Devlet-i Osmaniye'nin Hıristiyan nüfusunun Müslümanlardan fazla olduğu iddia edilmektedir.

4. Roma imparatorluğunu da aşan bir dünya hakimiyeti kurmuştur.

İmdi, elimizde ve önümüzde böyle bir metod varken ithal malı metodlara rağbet etmek reva mıdır?

Bendeniz Türkiye Müslümanlarının kurtuluş ve yükseliş için mutlaka Ehl-i Sünnet dairesi içinde kalmalarına ve Osmanlı İslâm metodunu çağın icaplarına uydurarak tatbik etmelerine taraftarım.

Vehhabîlerin çok bağırıp çağırıp protesto edeceklerini biliyorum ama açıkça söyleyeceğim:

Türkiye Müslümanları tasavvufsuz kurtulamaz.

Açıklamaya lüzum yok ama bir kere daha beyan edeyim: Bu tasavvuf Şeriata kıl kadar aykırı olmayan hakikî tasavvuftur.

Vehhabîlerin tasavvufu kökten reddetmelerinin, tasavvuf velilerini "Evliyauşşeytan" diyerek tahkir etmelerinin hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü, bir bid'at fırkası olan Vehhabîliğin fetvaları biz Sünnîleri bağlamaz.

Bugün Türkiye Müslümanlarının en büyük iki eksikliği şunlardır:

Ehl-i Sünnet Müslümanlığını hakkıyla anlamak ve yakalamak.

Çağdaş bilgiyi ve kültürü yakalamak.

Müslümanlar bu iki konuda geriliklerinden kurtulabilirlerse kurtulmaya aday olabilirler.

Osmanlı metod sistemine ilave edilmesi gereken şeyler var mıdır? Bence vardır:

19'uncu asırda Kafkasya'da Şeyh/İmam Şâmil hazretleri Nakşî ve Kadirî tarikatlarını sıkı bir disipline sokmuş ve Ruslarla, İslâm tarihine altın şeref sayfaları ekleyen kutsal bir cihad yapmıştı. Onun bu sistem ve metoduna müridizm deniliyor...

Çarşamba, 01 Temmuz 2009 14:20 tarihinde güncellendi

Sayfa 166 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.