.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

EĞİTİMDE 40 BİN MİSYONER İTHAL EDİLECEK....

Aşağıdaki haber, vahametimizin haberidir, aslında. Öyleki, idare konumundaki namaz ehli böyle bir şeyi düşünmeye yeltenmiş!!! İşte buna dini dindarla yıkma projesi derler...

Daha düne kadar şeriatçı islamcı olduğunu haykıran şu zevat, dünyalık derdiyle ne hale geliyor....

"Dünya sevgisi bütün hataların başıdır." hadisi şerifini iyi anlamak lazım.....

Projenin isim de "Fatih projesi"   Yani fethedilen İstanbulu, kendi gayeleri için uşaklarına fethettirme projesi...

<< Bu misyonerlik faaliyetidir

Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞDER) Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz konuyla ilgili yaptığı açıklamada. "Bu misyonerleri eğitim yuvalarımıza sokmak için geliştirilen projenin bir parçasıdır" diyerek, "Öncelikle Türkiye'de görev bekleyen binlerce öğretmen dururken ve kendi içerisinde ihtiyaç karşılama olasılığı varken 40 bin öğretmenin ithal ediliyor olması acizliktir.

Bir başka ayrıntı ise Türkiye'de eğitim üzerinde AB'nin ve ABD'nin bir takım projeleri var. Türkiye'de gençlerin manevi değerlerden uzaklaşması için yapılan çalışmalar var. Eğitim kadrosu müspet durum sergilediğinden dolayı istediklerini yaptıramıyorlar. Bu ithal öğretmenlerle bunu gerçekleştirmek istiyorlar. İthal öğretmenler projesini bunun bir parçası olarak görüyoruz. Bu misyonerlik faaliyetidir. Türkiye'deki insanları manevi değerlerinden uzaklaştıracaklar.

Cumhuriyetin ilk yıllarında da böyle bir uygulama yapıldı. Bunlar o dönemde de çok ciddi görevler yaptılar. Bu projeyle ilk projeyi daha etkin hale getirmeye çalışacaklar. Bizim kuşkumuz misyonerler olarak Türkiye'ye gelecek ve Türkiye'yi Hıristiyanlaştırıp, ılımlı İslam adına maneviyatını zedeleyecekler." ifadelerini kullandı.>>>

 

Cuma, 25 Mart 2011 13:27 tarihinde güncellendi

LİBYA VE İSLAM ÜLKELERİ

İlgililerden biri şöyle demiş:

<<<Şu anda NATO'nun devreye girmesi söz konusu. NATO için bizim bazı şartlarımız var:

NATO Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir. Yer altı kaynaklarının, zenginliklerinin birilerine dağıtımı için değil.

Libyalı kardeşlerimiz güçlü, istikrarlı ve huzurlu bir geleceği inşa etmek için her türlü imkana sahipler. Libya halkına bu fırsat tanınmalı, operasyon işgale dönüşmeden Libyalıların kendi kararlarını vermeleri için fırsat tanınmalıdır.">>>

Yani, bir islam ülkesinin başı daralınca ya bm teşkilatı veya nato v.s. teşkilatların kapısını çalacağız, bize himmet edin, imdat edin diyeceğiz ha.....

Kendi aramızda işleri şûrâ ile ne zaman halledeceğiz... İslam birliği, İslam ordusu, islam para birimi nerde???? Hoca'ya Allah rahmet eylesin.... Ömrünü bu yolda tüketti ama yine de şu islam ümmetine bunu anlatamadı.....

Pazartesi, 21 Mart 2011 18:28 tarihinde güncellendi

MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİNİ K.S. İSTİSMARA FIRSAT VERMEYELİM.....

Kıymetli Mürşidimiz Mahmud Efendi Hazretleri k.s. adına siyasetçilere peşkeş çekenler yine türemeye başladılar, ancak bu sefer imkan bulamayacaklar zira biz de işin vahametini dilimiz döndüğünce açıklamaya gayret edeceğiz, istismarcılara fırsat vermeyelim, bu zatın tertemiz yolunu pis menfaat şebekelerine alet etmelerine fırsat vermeyelim.

Aşağıdaki yazıyı ,  istismarın başladığını bildirdiği için sitemize aldık:::::  Karadeniz bölgesindeki bazı hanım hocalar şimdiden oy avına çıkmışlar::::

<<<Çünkü Mahmut Efendinin dünya görüşü bellidir. Hakk’ın emirlerini hafife alan, aile yapısını tarumar eden düzenlemeler yapan, men edilen fiilleri bir nevi meşrulaştıran siyasilerden daima uzak durmuştur. Hele hele siyaseten de olsa Allah’ın emirlerinden ziyade, nehyedilenleri gündem konusu yapanlara da asla ve hiçbir zaman bildiğimiz kadarıyla iltifat etmemiştir.

Dolayısıyla Hoca Efendinin hocasıymış gibi bir görüntüyle etrafta bu tür söylemlerle dolaşanlara asla iltifat edilmemeli, hatta bu nevi kişilerden yetki belgesi sorulmalıdır. Böyle bir yetkisi olmayanların mutlaka dışlanması, ihvan olma şuurunun gereğidir. Meşrep gereği emir dışı hareket edenler yalana dolana sarılmakta ve tabana tesir etmeye çalışmaktadırlar. Böylece ‘kara’yı ak diye tanıtmaya çalışmaktadırlar. Hiyerarşik kopuş içinde bulunan bu nevi hoca veya hoca hanımlar kendilerinde güç vehmi içindedirler. Oysa bunlar devede kulak mesabesinde bile değildir. Zira üslupları, hareket tarzları meşrep dışı ve tamamıyla enaniyet kokmaktadır.

Diğer taraftan siyaset dışı bir alanda bulunan Mahmut Efendiyi siyasi alana çekmeye ve onu gıyabında kullanmaya çalışanların insanlıkla, Müslümanlıkla ve bilhassa ihvanlıkla alakası olamaz. Bunu herkes çok iyi bilmelidir. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Yaptığı bir gün ayağına dolanıverir. Çünkü Allah dostunun gönlünden düşenin akıbeti bellidir.

Çünkü bu gibi insanlar, bir nevi sürüye kurt getiren insanlardır. Nasıl ki bölük, tabur, alay mensubu birisinin, bölük komutanı, tabur komutanı veya alay komutanının haberi dışında iş yapma gibi bir yetkisi yoksa bunun gibi Hoca Efendinin iradesi hilafına siyaset konuşan bir müntesip hoca veya hoca hanımın da yetkisi olamaz. Konuşursa da kendi adına konuşmuş olur.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Mahmut Efendi gibi Hak ve hakikat mücahidi bir âlimi istismar ederek, bir takım siyasi istikametlendirmeler yapmak ve yaptıklarının da Efendinin müsaadesi dâhilinde bulunduğunu söylemek en büyük buhtandır, yalandır, istismardır, maddi menfaatlere yöneliktir. >>>

Pazartesi, 21 Mart 2011 13:14 tarihinde güncellendi

HAYRETTİN KARAMANIN YANLIŞ BİR FETVASI DAHA - HAYIZLI KADININ TAVAF YAPMASI

KENDİSİNE SORULAN SORU VE AŞAĞIDA BİZİM AÇIKLAMAMIZ:

 

Hacta hayızlanan kadının farz tavafı nasıl yapacağı???

Bu girişten sonra İbn Kayyim, âdet gören kadının tavâfı konusunda -özetle- şunları söylemektedir:
Peygamberimiz (s.a.), Hz. Âişe'ye hitaben, "Kâbe'yi tavaf etmeksizin hac ibadeti yapanın bütün yaptıkların yap" buyurarak âdetli kadının, temizleninceye kadar Kâbe'yi tavaf etmesini yasaklamıştır. Bu yasağı bazı kimseler, orada kalma ve bu yasağa uyma imkânına bakmaksızın genel zannetmişler, nassın (yasaklayan hadisin) lafzından anlaşılan (dış) anlamını esas almışlar, hayızın tavâfa engel olmasını, namaza engel olması gibi görmüşler, böyle değerlendirmişlerdir. Bunlara karşı iki gurup müctehid vardır:


Hanefîler ve Hanbelîlere göre tavaf için temiz (olmak) namazın şartı gibi bir şart değildir; kurban kesilerek telafi edilebilecek bir ödevdir (vâcib). Bunlara göre hayızlı kadın böylece tavaf yapar ve bir büyükbaş hayvan kurban ederek eksiği giderir.

Karamanın cevabının son kısmı

8. Diğer ibadetlerde nasıl, yerine getirilmesi imkansız veya zor olan şartlar ve kısımlar düşüyor, muaf hale geliyor, geri kalan (mümkün olan) yapılıyorsa, hacda da -bu durumda- temizlenme şartı kalkar ve kadın hayızlı olarak tavafını yapar, kasten bir eksiklik veya aykırı davranış bulunmadığı için kurban kesmesi de gerekmez. Dinin genel kuralları bizi bu sonuca ulaştırmaktadır.


"Bu çözüme göre hem hayızlının mescide girmesine hem de temizlenmeden tavaf yapmasına imkan veriliyor; halbuki bunlar Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır" şeklindeki itirazın cevabı şudur:

Hayızlı kadın, güvenlik vb. zorunlu durumlarda veya orada kalmadan girip öteye geçme niyetiyle mescide girebilir. Burada da tavaf zarureti için mescide girer. Tavaf için temizlenmenin şart olması konusunda -başta açıklandığı gibi- ihtilaf vardır. "Hayızlı olarak tavaf eder ve bir kurban keser" diyenlere göre temizlenme, tavafın sıhhat şart olmuyor. Burada temizlik kasten terkedilmiyor, bir mazeretten dolay terk ediliyor. Bekleme imkanı olmadığı için de Peygamberimizin (s.a.) yasağına aykırı hareket edilmiş olmuyor. Bu çözümde şeriatın dışına çıkılmıyor; şeriatın -normal şartlara ait olan- bir kuralı, diğer kurallar ile birlikte değerlendirilerek sınırlandırılıyor, mesele bundan ibarettir.

Bizim mütalaamız:

Önce Hanefi Mezhebinde hayızlının farz tavafının hükmü:

Hac esnasında kadın hayızlanırsa, farz tavafını mescide girmesi men olunduğundan yapamaz, bundan men edilir. Ancak kendisi tavaf ederse caiz olur ve büyük hayvan kurban kesmekle emredilir.

Eğer bayram günleri bitene kadar bekler de tavafını yapamazsa, üzerinden düşer. Zira vakti geçmiş oluyor ve kendisi de hastadır.

H.Karaman ve benzeri yeni müctehid taslakları mescide girmesinde zaruret vardır, diyorlar....

O halde mescide girme meselesindeki zarureti anlayalım:

Yani hayati bir önem arzetmesi veya kullanılacak suyun mescid içinde olması veya geçilecek yolun mescid içinden geçmesi v.s Bu durumda teyemmüm ederek mescide ihtiyacı için veya korunmak için girer, denilmiştir. (İhtiyar: 1/16) Bu ihtiyaçlarda tavaf zikredilmemiştir, zira tavaf ihtiyaç değil ibadettir, onun şartları vardır, şartlar oluşmazsa üzerinden düşer, zorlamaya gerek yok.

ibadet ile ihtiyacın arasını ayırmak lazımdır. İbadet Allah için olur, ihtiyaç kulun bedeni ve malı ve ailesi ile alakalı olur. Kul muhtaç olduğundan ihtiyacını gözetiriz, Allahu teala son derece gani/zengin olduğundan isterse kuldan vazifeyi düşürür.. Hayızlının namaz kılamamasında olduğu gibi.

Bu husustaki delil mü'minlerin annesi Safiyye r.anha validemizin rivayetidir.

إيقاظ الأفهام شرح عمدة الأحكام - (4 / 96 )

الحائض تفعل جميع المناسك ما عدا الطواف ، وقد اتفق الفقهاء على أن المرأة الحائض تؤدي جميع المناسك وهي حائض إلا الطواف .

ومما يدل على ذلك :

قوله - صلى الله عليه وسلم - : لما حاضت أم المؤمنين صفية : ( عقرى حلقى ، أحابستنا هي ؟ )

ففهم من قوله - صلى الله عليه وسلم - : أحابستنا ، أنها لو لم تطف طواف الإفاضة أنها ستحبس النبي - صلى الله عليه وسلم - .

أن الحائض لا يجوز لها المكث في المسجد وهذا مذهب جمهور العلماء .

Umdetul Ahkam Şerhi 4/96

Hayızlı kadın tavaf hariç bütün hac menasik fiillerini yapar. Ulema hayızlı kadının tavaf hariç diğer bütün hac fiillerini yapacağında ittifak etmişlerdir.

Buna delalet eden rivayet, Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin, hayızlanan Safiyye validemize -r. anha- hitaben "-Akra halka- (Vay başıma gelen..v.s. manada) Bu tabirle kendisine kızdığını ve niçin böyle yaptığını söylemek istemiştir.

Daha sonra, Safiyye r.anhanın farz tavafını bayram günü yaptığı söylenince, "O zaman yola çıksın" buyurmuştu.

Bu rivayettten anlaşılan farz tavaf yapılmadıkça kafilesinde olanları da hapseder, kafilenin gitmesine bile mani olur. Bu rivayetle de hayızlı kadının tavaftan men edildiği anlaşılmıştır.

Ayrıca Aişe r.anha validemize de hayızlandığında, kendisine hitaben Nebi s.a.v "Hacıların bütün fiillerini yap, beyti tavaf hariç." demiştir.

Hayızlanan kadın şayet o halde iken farz tavafı yaparsa caiz olur, ancak büyük cinayet işlediği için büyük baş hayvan ceza kesmesi lazımdır.

Bu açıklamalarla anlaşılan şu ki, hayızlı kadınlara o hallerinde tavaf yapmaları emredilmez belki tavaftan men edilirler. Şayet yaparlarsa büyük bir hayvan kesmekle yaptıkları ceza telafi edilir. Şimdiki zaman kolaylaştırıcı müçtehidlerine sorarsanız hemen fetva verirler, ilerisini gerisini iyi düşünmezler. Yani, bir müslümana şu günahı işle, sonra şu cezayı verirsin demek islam alimine, takva ve Allah korkusu taşıyanlara yakışmaz.

Bunların haline fıkıhta -müftiyi macin- derler, yani kadının kocasından boşanması için kadına küfür kelimesini öğretiyor. Böylece kadın dinden çıkacak ve nikah bozulacak... Bu gibi müftiler fetva işinden men edilirdi.. Şimdiki bu yarım akıllıları kim men edecek????

Salı, 22 Mart 2011 13:07 tarihinde güncellendi

Sayfa 59 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.