.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

DİYALOGÇULARA REDDİYELER – 2

يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ وَلا تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلا الْحَقَّ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ

رَسُولُ اللَّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَلا تَقُولُوا ثَلاثَةٌ انْتَهُوا خَيْراً

لَكُمْ إِنَّمَا اللَّهُ إِلَهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ أَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَفَى

بِاللَّهِ وَكِيلاً(171) لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسِيحُ أَنْ يَكُونَ عَبْداً لِلَّهِ وَلا الْمَلائِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَنْ

يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعاً( 172 )

Bu ayetlerde mealen şöyle buyruluyor:

171- Ey ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesîh, ancak Allah'ın resûlüdür, (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı "kün: Ol" kelimesi (nin eseri) dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafından gönderilmiş, yahut teyit edilmiş, yahut da Cebrail tarafından üfürülmüş bir ruhtur). Şu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(ilah) üçtür" demeyin, sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah'tır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Gökler de ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

172- Ne Mesîh ve ne de Allah'a yakın melekler, Allah'ın kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakın da huzuruna toplayacaktır.

Bazı hırıitiyanlar İsa’nın a.s. Allahın oğlu olduğunu söyler. Bazıları da İsa’nın Allah olduğunu söyler. Bazıları da İsa, Allah ile beraber ilahtır der. Bütün bu sözlerden, Allahu Teala son derece münezzehtir, yücedir.

Allahu Teala böyle iftira atanların kafir olduğunu Kur’anda açıklamıştır.

“Meryem’in oğlu Mesih İsa, Allahtır, diyenler kafir oldu.” (5/17)

“Muhakkak Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler kafir oldu.” (5/73)

Bunların bu gibi sözlerini Allahu Teala şöyle iptal etmiştir:

“Ancak Meryem’in oğlu Mesih İsa, Allahın Resulüdür, Meryem’e attığı kelimesidir.” (Nisa: 171)

“Ne Mesîh ve ne de Allah'a yakın melekler, Allah'ın kulu olmaktan geri dururlar.”

Bu zalimlerin iftiraları, İsa a.s. ve annesi Meryem validemize zarar vermez. Onlar ayetin beyanına göre Alahu tealaya kulluktan erinmezler, zorlanmazlar, seve seve kulluk vazifelerini yaparlar.

Böyle sapık rezil ve iftiracı fikirli adamların neresiyle diyalog olacak! Bunlarla nerde anlaşma ittifak olacak! Ya sen bunların şirkini kabul edeceksin ki bu çok büyük bir küfürdür, ya da onlar senin tevhid inancına dönecek. Onlar tevhide dönmediğine göre, sen nasıl onlarla diyaloga devam edeceksin!

Küfür damarlarına işlemiz iftiracı melun heriflerle bir masada oturup tebessüm ederek onların şu rezil sözlerini dinleyen bir Müslüman, acaba imanlı halini kaç gün, kaç saat veya kaç dakika koruyabilir???

Ahır zamanda bir çok kimsenin dinden çıkacağı haber verildi. Sabahleyin evinden Müslüman olarak çıkan bir çok kişinin akşama evine kafir olarak döneceği, akşam evine Müslüman olarak giren bir çoklarının da sabaha kafir olarak çıkacakları da haber verildi.

Bu ahır zaman fitnelerinden sakınmanın yolu, ilim ehline yakın olarak islamı güzel yaşayan kimselerle birlikte olmak, Allah dostlarının etrafında halka olmak, taviz vermeden samimi olarak dini yaşamakla mümkün olur. Bu da ancak ehli sünnet topluluğudur. Allahu Teala bizleri onlardan dünyada ve ahırette ayırmasın.

Cuma, 20 Ocak 2012 17:49 tarihinde güncellendi

DİYALOGÇULARA REDDİYELER – 1

Bu yazılarımızda, diyalog işini kendilerine meslek edinenlere, delillerle cevablar yazacağız.

İnşallah sizler de bu yazılarımızı ilgili kişilere sitelere ve sahifelere aktarırsanız, bu fitnenin önlenmesinde bir miktar hizmet etmiş oluruz. Mahmud Efendi Hazretleri k.s. umre seferinde Medine-i Münevvere’de iken bu hususta reddiye yapmamızı bütün hoca kardeşlerimize emir buyurmuştur.

Bu açıklamalarımızın, din dertlisi kardeşlerimiz için destek olup, muhalifler için de ikaz ve irşada sebeb olmasını dileriz.

Şimdi İbrahim a.s. ile alakalı bazı ayetleri zikredelim de, bu yüce peygamberi sahiplenmeye kalkan ehli kitaba, Kur’an diliyle cevab verelim:

 

    {يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَاجُّونَ فِي إِبْرَاهِيمَ     وما أنزلت التوراة والإنجيل إلا من بعده

 

أفلا تعقلون }

 

Bu ayette (Ali İmran:65) Mevla Teala mealen buyuruyor:

“Ey Ehli kitab! İbrahim hakkında niçin mücadele edersiniz; halbuki Tevrat ve İncil ondan sonra indirildi. Hala daha akıllanmayacakmısınız!”

Bu ayeti kerimenin açıklamalarında şöyle denildi: Onların İbrahim a.s hakkındaki mücadeleleri, yahudilerin şu sözü: İbrahim Yahudi idi ve Hıristiyanların şu sözü: İbrahim Hıristiyan idi.

Allahu Teala her iki fırkayı da red ederek, yaptıkları haksız mücadeleyi iptal etmiştir ve İbrahim a.s zamanında Yahudilik ve Hıristiyanlık olmadığını, Tevrat ve İncilin daha sonraları indirildiğini beyan etmiştir.

O halde iki kitab ehli mensublarının iddia ettikleri ve İbrahim a.s. ın kendilerinden olduğu şeklindeki sözleri açık bir iftira olup, bir çok iddiaları gibi kuru bir söz olarak kalmış, boş bir iddiadır.

Şimdi bile bu iddiayı savunan bir takım zavallılar, özellikle yağcı yardakçı sözümona Müslüman diyalog sapkınları, Kur’anın bu açık ifadesine rağmen üç din mensubunu aynı peygamberi kabul etmekle birleştiğini v.s. buhtan ve iftiraları çekinmeden söylemektedirler.

 

Diğer bir ayette şöyle buyruldu: (Bakara: 140)

 

    {أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ     وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطَ كَانُوا هُوداً

 

أَوْ نَصَارَى قُلْ أَأَنْتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللَّهُ}  

 

“Yoksa şöyle mi derler: Muhakkak İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları da Yahudi veya Hıristiyan idi. Deki: Siz Allah’tan daha iyi mi bileceksiniz!”

Bu ayeti kerimeyle de, meselenin hakikatını ALlahu tealanın herkesten daha iyi bildiği açıkça beyan edilmiş oluyor. Başkaları bunun hılafını iddia ederse, ayeti kerimenin devamında bildirildiği gibi iftiracı zalimlerden olur ki, onların zulmüne denk başka bir zulüm bulunmaz. O halde bu zalimlere kimler ortak oluyor? Niçin ortak oluyorlar? Hedeflerinde ne var? Bu gibi yüzlerce soruyu size bırakıyoruz…

 

Şimdi Ali İmran suresi 67. ayeti kerimenin beyanıyla, İbrahim a.s. ın nasıl bir peygamber olduğu, hangi usul üzere bulunduğunu görelim:

 

    {مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيّاً وَلا نَصْرَانِيّاً وَلَكِنْ كَانَ حَنِيفاً مُسْلِماً

 

وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ}

 

“İbrahim, Yahudi ve Hıristiyan değildi. Lakin hanîf Müslüman idi, müşriklerden de değildi.”

Hanif: Bütün batıllardan uzaklaşıp hakka yönelmiş, sadece Allaha teslim olmuş idi.

Yani: Tevhid inancı üzere olup, ehli kitabın ve müşriklerin vasıflarından son derece uzak, tertemiz bir Müslüman idi.

O halde, üç ilah iddiasındaki Hıristiyanlar, veya Allah’a oğul-kız isnad eden Yahudiler, asla İbrahim a.s. ile münasebeti olmayan inkarcı kafirlerdir. Bunların İbrahimi a.s. seviyoruz demeleri de geçersizdir, onların sevgi iddiası İbrahime a.s. ulaşmayan, boş kuru bir iddiadır.

 

Netice: Bir takım kötü niyetli ve güya din adamı (İlahiyatçı-prof. v.s. takımı) namındaki, dinini az menfaat karşılığında satmaya cüret eden zavallılara açıkça sözleriz ki; yaptığınız yanlışlık veya saptırma veya ihanet, basıret sahibi ilim ehline gizli değildir. Daha fazla batmadan ve cahilleri de batırmadan, ahıret sorumluluğundan kurtulmanın çaresine bakın, yaptığınız yanlışlıkları açıklayarak tevbenizin samimi olduğunu ispat edin.

 

Yoksa H. Karaman gibileri, kendisine deliller getirilince, “Ben o sözümü açıkladım, muradım o değildi, v.s.” sözlerle kimse kıvırmasın. Yanlışa sebeb olanlar, yanlışları kadar düzeltmeye de çalışmalıdırlar, yoksa tevbe sahih olmaz.

 

www.alikarahoca.net

 

 

 

  

 

 

Perşembe, 12 Mayıs 2011 17:41 tarihinde güncellendi

DİYALOGÇULARA MEYDAN OKUDU.......

  

Açık Cevap Veriniz

 

Mehmet Şevket Eygi | Milli Gazete

06 Mayıs 2011 Cuma 06:20

Muhterem Diyalogçu kardeşime... Selamdan

Birinci soru: Bir tv kanalında bir Alman Diyalog programı yapıyor. Başlangıçta ekranda Sultanahmet Camii görünüyor. Onun arka planından bir haç yükseliyor yükseliyor, camiden büyük hale geliyor. Böyle bir şeyi İslam dini, Tevhid akidesi kabul eder mi? Bunun te'vili var mıdır? Lütfen samimi olunuz ve açık cevap veriniz.

İkinci soru: Mardin'de tarihi Kasımiye medresesinde Dinlerarası Diyalog (veya festival) yapılıyor. Çeşitli kiliselere mensup papazlar, patrikler... Diyanet'in bir müftüsü... Çanlar çılgınca çalınıyor, aynı zamanda Ezan'lar okunmaya başlıyor. Medresenin avlusunda bir havuz var, ortasında tahtadan derme çatma bir köprü yapılmış. Çanlar çalar, Ezan'lar okunurken papazlar ve müftü cenapları tantana ile oradan geçiyorlar. Rivayete göre o köprü Sırat köprüsünü temsil ediyormuş ve üç dinin mensupları oradan geçip Cennet'e giriyormuş... Böyle bir rezalet 1400 yıllık İslam tarihinde görülmüş müdür?

Üçüncü soru: Bir cemaatin gazetesinde "Ehl-i Kitab ile Amentü'de İttifakımız Var" başlıklı bir Diyalog yazısı çıkıyor. Özeti şu: Ehl-i Kitab ile Allah'a, Peygamberlere, ilahi kitaplara iman konusunda birlik halindeymişiz...

Şimdi soruyorum: Biz Müslümanlar Tevhid inancına, Hıristiyanlar Teslis inancına bağlıdır. Tevhid ile Teslis birbiriyle bağdaşır ve uyuşur mu?.. Ehl-i Kitab Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamın peygamberliğine, davetine inanmıyor, onu tekzib ediyor. Peki onlarla peygamberlik konusunda nasıl ittifak etmiş oluyoruz? Yine onlar Kur'an-ı Kerimi kabul etmezken, İlahi kitaplar konusunda nasıl birlik olabiliriz? Lütfen zırva te'villeri bırakalım, mertçe cevap verelim.

Size şu anda üç soru yönelttim. Lütfen beni kötülemeyi bırakın ve bunlara açık ve gerekçeli cevaplar verin.

Cevaplandırırken isim, soyadı, adres, kimlik numarası vermeyi unutmayınız. Bendeniz ismimle imzamla yazıyorum...

Ehl-i Sünnet Müslümanları ahmak değildir.

Bana levm etmekle, beni kötülemekle kendinizi temize çıkaramazsınız.

Var mı cesaretiniz?.. İcazetli ulemadan, fukahadan bir şura toplansın ve sizin şu meşhur Diyalog ve Hoşgörü akidenizi tartışsın ve sonunda fetva versin.

Haklı olduğunuzu söylüyorsunuz, peki böyle bir şura toplanmasını niçin istemiyorsunuz?

Dikkat  buyurunuz: İcazetli ulema ve fukaha dedim... Müctehitlikleri ve din alimlikleri kendilerinden menkul bazı ilahiyatçılar demedim.

Yine var mısınız, şu Diyalog işini İslam dünyasının icazetli ulemasına, fukahasına, müftülerine soralım?..

Kahire'ye, Şam'a, Hindistan ve Pakistan ulemasına, Afganistan'a, Afrika ülkeleri müftülerine soralım...

Var mı cesaretiniz?

 

NOT:

Allah razı olsun Şevket Eygi hoca elinden ve ve dilinden geleni yapıyor..... Bizler de boş durmayalım kardeşler bunları avam halka yayalım.....

 

Pazartesi, 09 Mayıs 2011 13:44 tarihinde güncellendi

AMERİKALININ İÇ YÜZÜ

Amerika'da​n nefret yüzde doksan sekizi bulur

Sultanahmet meydanında geceleyin yuvarlanan kara topu bile gördüğünü bütün dünya yöneticilerine kabul ettiren Amerika, beyni olan Pentagon'la ticaretinin beyni olan İkiz kuleler vurulunca ne yapacağını bilemedi. Devlet Başkanı Bush, "haçlı seferleri başlamıştır" dedi.
30 Ekim 2001 tarihli Hürriyet gazetesine göre Senator Bob Graham'ın haberi şöyle idi:
"Amerika domuz yağlı kurşunla İslâmi ayaklanma bastırmıştı"
Senato İstihbarat Komitesi Başkanı Bob Graham, geçen hafta bir yemekte 20'inci yüzyıla girerken 'Black Jack' Pershing isimli Amerikalı komutanın Filipinler'deki Mindanao Adası'nda İslami ayaklanmayı nasıl bastırdığının gündeme geldiğini belirtiyor Graham'a göre ABD'li istihbarat yetkilileri, 12 Müslüman'ı kaçırmış. 6'sını domuz yağına batırılmış mermilerle öldürmüşler. Sonra da Domuzların iç organlarını da üzerlerine atmışlar. Diğer 6 kişiye ise zorla bunu izletmişler. Graham, 'Ve bu da Mindanao'daki isyanın sonu oldu' diyor. Ancak Bob Graham, dünyadaki tüm Müslümanları kızdıracak bu tür bir taktiğin savunucusu olmadığını vurguluyor. Müslümanları domuz derisinden kefenlere sarıp, Kıble'yi göremesinler diye yüzüstü gömmüşler."
Sonuç ne olmuş? Filipinlerde Müslümanların sayısının artmasına sebep olmuş ve şimdi Amerika'yla hesaplaşmak için ve Afganlı mazlum insanlara yardım etmek için Filipinlerden sesler yükseliyor.
"Ama hocam, bu olay 1913 yılında olmuştu. Amerika medeni insanlar ülkesi" diyenlere bu günlerde Massachusetts eyaleti Demokrat senatörü Glodis'in 39 meslektaşına gönderdiği bir el ilanında İslamcılara karşı 'Black Jack' John Pershing'in taktiğini uygulamayı ve Müslümanları domuz yağına batırılmış kurşunla öldürdükten sonra domuz derisine sarıp, sırtını kıbleye çevirerek gömülmesini teklif ediyor.
Devlet Başkanı Bush, Haçlı seferleri başlatıyor, General rütbesindekiler, müttefiki olan Türk askerinin başına çuval geçiriyor, Iraklılara tarihin yazmadığı işkenceleri ediyor, en üst makama çıkmış senatör de bu yapılanları az buluyor ve işkence çeşitleri dersi veriyor.
"Geçmişte kalan olayları kurcalamanın faydası yok" denebilir. Doğrudur. Haberi okurken dikkat ettinizse olayı 30 Ekim 2001 tarihinden bir hafta önce hatırlayan ve Amerikan senatosuna hatırlatan Senato İstihbarat Komitesi Başkanı Bob Graham, Müslümanlara aynı şeylerin yapılmasını istiyor ve arkasında Ebu Garip hapishanesi olayı patlak veriyor.
"Bob Graham, bütün senatörleri temsil etmez" denirse Massachusetts eyaleti Demokrat senatörü Glodis'in 39 meslektaşına gönderdiği bir el ilanında İslamcılara karşı 'Black Jack' John Pershing'in taktiğini uygulamayı ve Müslümanları domuz yağına batırılmış kurşunla öldürdükten sonra domuz derisine sarıp, sırtını Kıbleye çevirerek gömülmesini teklif ettiğini 30.04.2004 tarihli  www.nethaber.com yayınlamıştı.
Bu günlerde gündemde olan bir haber: AP ajansının verdiği, AA ajansının Türk basınına duyurduğu habere göre 15 Temmuz 2005 Cuma günü Florida'da yayın yapan WFLA radyosunda Pat Campbell'un yaptığı röportajda Bush'un partisi olan Cumhuriyet partisi Coloroda milletvekili, İtalyan asıllı Tom Tancredo konuşmasında Müslümanların günde beş vakit namazlarında döndüğü Kabe'nin içinde bulunduğu, hac ibadeti için ziyaretin farz olduğu Mekke'nin bombalanmasını söylemiş.
Olayların sevindiren tarafı, televizyonlara katılıp strateji uzmanı olarak söz edenlerin hepsi Üsame'nin öldürülmesi ve cesedinin denize atılması olayını tasvip etmememeleri.
Halkımızın yüzde seksen beşi Amerika'dan nefret ediyormuş. Bu günlerde yeniden anket yapılırsa yüzde doksan sekizi bulacağından eminim.

NOT:

Sade amerikalı değil bütün ehli kitab burdakinden daha fazlasıyla müslümanlara karşı kinlidirler. onlar bimiz imanımızdan dolayı bizden nefret ederler.  bizim ahmak diyalogçular acaba onlara neden hayran olur????

Kişi sevdiği ile beraberdir.

Cuma, 06 Mayıs 2011 13:37 tarihinde güncellendi

Sayfa 56 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.