.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Müctehid -1

kaad.jpgAyet ve hadislere dayanarak hüküm çıkaran İslâm bilgini; İslâm hukukçusu; alim, fakîh
İctihad, sözlükte güç, takat ve çaba anlamına gelen "cehd" kökünden "iftial" vezninde olup, bir şeyi elde etmek için olanca gücünü harcamak demektir. Âyet ve hadislerden kıyas ve benzeri yollarla hüküm çıkarma anlamında mecazen kullanılır. Ayet ve hadislerden hüküm çıkarma gücüne sahip olan fakîh zata da "müctehid" denir.
İctihad, ya şer'î delillerden hüküm çıkarma şeklinde olur, ya da çıkarılan bu hükümlerin toplum hayatına uygulanmasıyla ilgili bulunur.
İslâm hukukunda şer'î hükümler kesin delillere yani açık ayet ve hadislere veya icmaa dayanıyorsa ictihada gerek kalmaz. Mecelle, bunu "Mevrid-i nas da ictihada mesağ yoktur"( kesin delilin bulunduğu yerde ictihada gerek yoktur) prensibiyle ifade etmiştir (madde, 14).

Pazartesi, 28 Temmuz 2008 07:12 tarihinde güncellendi

Mezhebimiz Doğrudur Ama....

inci-11.jpgMezhebimiz Doğrudur Ama Hata İhtimalide Vardır.
METİN
Yine «el-Eşbâh» da şöyle deniliyor: «Bize mezhebimiz ve muhâli fimizin mezhebi sorulursa vücûben şu cevabı veririz:
Bizim mezhebimiz savâbdır (doğrudur). Ama hatâya ihtimâli de vardır. Muhâlifimizin mezhebi hatadır; ama savâba ihtimali var-dır.
İtikadımız ve hasımlarımızın itikadı sorulursa vücûben şöyle deriz: Hak yol bizim tuttuğumuz yoldur. Bâtıl ise hasımları-mızın yoludur.
İZAH
Muhalıfimizden murad, fıkhî meselelerde bize muhâlefet eden müçtehid imamlardır.

Fıkıh ilmi ve mevzuu -9

ilim-1-2.jpgİlm-i Musiki: Riyazı bir ilimdir. Onunla nağmelerin halleri, ikâları, bestelerin te'lifi ve âletlerin icâdı bilinir. Bu ilmin mevzuu ruhlara tesiri yönünden sesdir. Semeresi/neticesi, ruhları ferah-landırmak, değiştirmek, takviye etmek yahud hüzünlendirmektir.
Mekruh olan ilim müvelledinin gazel ve betâlet şiirleridir.

İZAH
Gazelden murad, kadın ve oğlanları vasfeden şiirlerdir. Betâlet de gazelin bir nevidir. Sevenle sevilenin, yahud sevenle onu suçlayanların birleşme, ayrılma, aşk ve sevda gibi hallerini tasvire şâmildir.

Fıkıh ilmi ve mevzuu -8

vakf-2.jpgKehânet: Kâinattan geleceğe aid haber vermek ve esrarı bildiğini iddia etmektir. «Nihâyetü'l-Hadis» de beyan edildiğine göre, Araplarda Şık ve Satîh gibi kâhinler varmış. Bunlardan bazıları kendisinin bir tâbii/cini bulunduğunu ve ona haber getirdiğini söyler; bir takımları da olacak şeyleri bazı mukaddimelerle bildiğini, bu mukaddimelerle sual sorduğu kimsenin sözünden, halinden veya fiilinden onlara muvafık şekilde istidlâlde bulunduğunu iddia ederlermiş. Araplar buna Arrâf adını verirlermiş. Çalınan şeyi bildiğini iddia edenler bu kabildendir. «Her kim bir kâhine giderse...» hadisi arrâf ve müneccimlere şâmildir. Araplar ince bir ilimle meşgul olan herkese kâhin derler. Bazıları müneccim ve tabibe de kâhin derler.
Felsefede mantığa dahildir. Zira yukarıda da beyan ettiğimiz gibi mantık, felsefenin ikinci cüz'üdür.

Pazar, 27 Temmuz 2008 11:13 tarihinde güncellendi

Sayfa 405 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.