.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Domates savaşına bu yıl 40 bin kişi Katıldı!

<<Festivaller ülkesi İspanya'nın Valencia kenti yakınlarındaki Bunol kasabasında yapılan meşhur domates savaşına bu yıl 40 bin kişinin katıldığı, 115 ton domates kullanıldığı bildirildi.

Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmek için İspanya'nın birçok kentinde yapılan etkinliklerden biri olan domates savaşı, 63 yıldır her yaz Bunol kasabasında düzenleniyor.

Her yıl ağustos ayının son çarşambasında yapılan domates savaşına bu yıl 40 bin kişinin katıldığı ve kamyonlarla 115 ton domatesin getirildiği belirtildi.

Bunol belediyesinin domates savaşı için 90 bin avroluk bütçe ayırdığı ifade edildi.

Bir sokak üzerinde yapılan domates savaşı yarım saatten fazla sürmedi. >>

YORUM:

Avrupanın iç yüzünü anlamaya devam ediyoruz. Nerde bir rezillik varsa, nerde bir israf varsa, nerde bir haksızlık varsa işte orda avrupa yani ehli kitap kitapsızları. Diyalogçular bunlara nasihat etmiyor mu? Bu ne israf, halkların selameti ve ihtiyaçları için bu imkanları harcayalım demiyorlar mı? Nerde onlarda böyle medeni cesaret. Adamların yanlışına müdahale etme, putuna karışma, yağla balla cennete gönder, şehit eyle!

Resulullah s.a.v. ilk olarak onların putlarını red etti, tenkit etti.

Rızık olan maddeleri oyuncağa çeviren ehli kitap işte böylece lanetlendi ve sapıttı, bizdeki avanaklar da hala daha onların peşine kuyruğuna takılmış, Allah hidayet versin. Zerre kadar israftan bizleri korusun. 

Minareler İsviçre'yi karıştırdı

Minareler İsviçre'yi karıştırdı

Aşırı sağcı ve göçmen karşıtı Halk Partisi ile Federal Demokratik Birlik Partisi'nin yaptığı kampanya sonrası toplanan imzaların 100 bini aşması nedeniyle minareler için referandum yapılacak. Halk Partisi, minarelerin yasaklanması için kampanya başlatmıştı. Minarenin ibadet için gerekli olmadığını ileri süren parti üyeleri, bunun bir İslam simgesi olduğunu ve bunun da İsviçre yasalarına aykırı olduğunu savunu yordu.

İsviçre'de Zürih ve Cenevre kentinde 2 tane minareli ibadet yeri bulunuyor. İsviçre' deki Müslümanlar, cami olarak artık kullanılmayan depo ve fabrikaları kullanıyordu.

 

İSVİÇRE'DEKİ MÜSLÜMANLAR: "MİNARE YAPIMINDA SORUN ÇIKARAN TARAF OLMAK İSTEMİYORUZ"

İsviçre'deki Müslümanlar, minare yapımında sorun çıkaran taraf olmak istemediklerini bildirmişti. Cenevre'de bulunan İslam Kültür Kurumu'nda imamlık yapan Reşit Ferhat, "Minare konusu ile ilgili farklı görüşlere bağlı olarak belirtmek istiyorum ki minare, camiyi diğer mabetlerden ayıran bir özelliğe sahiptir. Geçmişten günümüze de bu şekilde biliniyor. Minarenin böyle bir fonksiyonu olmasına rağmen zıt görüşlerle çatışmak ve sorun çıkarmak da istemiyoruz. Çünkü İslamiyet'in ilk mescidi olan Peygamber mescidi, minaresiz inşa edildi. Peygamberimiz bu mescitte görevini en güzel bir şekilde tamamlamıştır. Bundan dolayı bu konuda sorun çıkarmayı doğru bulmuyorum. Camilerin minarelerinin bulunması bir zorunluluk değildir. Camilerin daha önemli rolleri bulunmaktadır. Bunlara daha da ağırlık vermeliyiz. Mabetlerimizin asıl görevi hoşgörülü, diyalog mentalitesini benimseyen, toplumda güzel ahlaka sahip, merhametli, saygılı bir şahsiyet yaratmasıdır. Minare yapımında şayet müsaade edilirse yapar, müsaade edilmezse saygı duyar yapmayız. Biz kültürlerarası saygı ve sevginin kalmasından yanayız. Zira kitabımız Kuran-ı Kerim'in bize emrettiği doğrultuda önemli olmayan bu meselede sorun çıkaran taraf olmayacağız" diye konuştu.


 

YORUM:

imamlık yapan Reşit Ferhat bey’e: Şu açıklamalarınızla minarelerin önemini basite indiremezsiniz. İslamın ilk mescidlerinde minarenin olmaması, henüz yapım aşamasında olan mescidler ile meşgul olunmasıydı. Daha sonra Hazreti Ömer zamanında yüksek yerlerde ezan okunması emrinin yerine getirilmesi için minareler yapılmaya başlandı. Öyleki uzaktan minare görülmeyen yerler islamın ulaşmadığı yerler diye telakki edilmeye başlandı. Bu yüzden dikkat ederseniz şehirlerde camiler birbirine çok yakındır, neden? Zira birinden okunan ezanın ulaşmadığı yere, ikinci bir mescid yapılmıştır. Şimdi binalar arasında kalan mescidleri görmek mümkün olmuyor. Birde minaresi yoksa arada bul.

Minare islamın nişanıdır, ibadet hürriyetinin alametidir. O kafirlerden korkup ta minareden vaz geçerseniz Allahu Teala katında mesul olursunuz. Taviz vermekle islama hizmet etmiş olmazsınız. Diyalogu, yağcılığı bırakın da islamı doğru dürüs yaşayın, iyi öğrenio tebliğ edin. Allah’tan korkun, düşman size zarar veremez. Kendi kiliselerinin haçlarını yüksek yerlere yaparlar da minareye niçin razı olmazlar, zira iman ile küfür birbirine zıttır, ikisi birarada olmaz. O kafirlerin keyfini yapmaya gerek yok, Allahın rızasını talep etmeliyiz.

Bu ve benzeri olaylar, kafirlerin iç yüzünü ortaya döküyor, dostu düşmanı belli ediyor. Bunlarla diyalog yapmak isteyenlere tokat gibi cevap veriyorlar da, adamlarda yüz yok ki utansınlar!

Sünnete İttibanın Böylesi!

kervn.jpgBir gün İsmailağa Camiinde otururken birden Efendi Hazretleri k.s. çıka geldi. Elinde ayakkabısı ve bastonu vardı. Kendine has olan kısma doğru giderken bu fakir hemen koşup ayakkabısını almak istedim. Peşine takıldım ve müsait ortamı kolluyordum. Efendi Hazretlerinin arkasından yanaştım ve elimi uzatarak ayakkabısını hafifçe tuttum. Ama kendisi ayakkabısını salıvermedi. Bir kere daha denedim, yine ayakkabısını bırakmadı. Biraz daha ilerleyince gördüm ki, Efendi Hazretleri k.s. sol elinde olan ayakkabısını arka taraftan sağ eline aldı, ben meseleyi anladım ve hemen uzandım ve ayakkabısını alarak ayakabılığa yerleştirdim.
İşte kamil bir mürşidin her halinin uyanık ve sünnete uygun olduğunu bildiğimiz halde, gözümüzle görmemiz bizi ne kadar sevindirdi bilemezsiniz, zira bizim mürşidimiz, asla bid'at işlemez, sünnete kıl kadar muhalefet etmez. Allahu tealanın ilhamıyla ve dostlarının teveccühüyle işleri görür. Onlara layık evlat olmak dileğiyle, selamlar.
Çarşamba, 27 Ağustos 2008 11:52 tarihinde güncellendi

ORUÇ KİTABI

gundogumu.jpgOruç, fecri sadıktan güneş batana kadar, ehil kişiden olan niyet ile yemeyi, içmeyi ve cima (cinsi münasebeti) etmeyi terk etmektir. Oruca ehil olan müslüman, akıllı, hayız ve nifastan temiz olandır.

Ramazan orucu her bir mükellef müslüman üzerine eda ve kaza bakımından farzdır. Adanmış oruçlar ve keffaret oruçları vacibtir. Bundan başka oruçlar nafiledir. İki bayram günü ve teşrik günlerinde [1] oruç tutmak haramdır.

Ramazanı eda etmek, günü belli nezri tutmak geceden itiba-ren gündüzün yarısının evveline kadar olan bir niyetle caizdir.[2] Esah rivayette gündüzün ortasında yapılan niyetle caiz olmaz. (Bu ikisi) mutlak oruç niyetiyle ve nafile niyetiyle caizdir.

Ramazan orucu, sahih ve mukim olan kişi için başka bir vacib oruca niyet etmekle de sahihtir. Muayyen adanmış oruçlar (başka bir vacibe niyet etmekle) sahih olmaz, belki niyet ettiği şey geçer-idir. Hasta veya yolcu olan, Ramazan’da başka bir vacib oruca niyet etse, o niyet etmiş olduğu şey vaki olur. İmameyne göre Ramazan orucu olarak vaki olur.[3]

Nafile oruçların tamamı gündüzün yarısından evvelki niyetle caizdir. Kaza, mutlak (günü belirtilmeyen) nezir, ve keffaret oruçları ancak (imsak vaktine kadar) geceden tayin edilen bir niyetle sahihtir.

Perşembe, 19 Ağustos 2010 02:43 tarihinde güncellendi

Sayfa 359 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.