.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

MİSYONER BASIN

<<Doğan Grubu gazetelerinden Milliyet’te dün misyonerleri de şaşkına çeviren bir haber yer aldı. “Misyonere tehdit” başlıklı haberde, “Alman Haber Ajansı’nın(DPA) Diyarbakır’da çalışan(!) ABD’li Misyoner Jeremiah Mattix’in bıçakla tehdit edildiğini ve kilisedeki İncil’in yakıldığını bildirdiği” ileri sürülüyordu.  
Haberde, DPA’nın Mattix’in ağzından “Biz Müslümanlara yeni bir anayurt sunuyoruz. Aile içinde büyük baskı olduğundan çok sayıda kişi bize gizlice geliyor. Bazı Müslümanlar İslâm’ın katı kurallarından sıkıldıkları ve Hıristiyanlığı daha insani gördükleri için bize geliyor. Kur’an onları ikna etmiyor” ifadelerine yer verdiği belirtildi. Mattix’in, “yeni Hıristiyanların da aileleri için utanç kaynağı oldukları gerekçesiyle ölümle tehdit edildiklerini” söylediği aktarıldı. Diğer taraftan haberde, Din Uzmanı Walter Flick’in ağzından, Misyonerlerin faaliyetlerini gizliden yürütmesi konusunda uyarılarda bulunulduğu ve “Çok atak olmanın anlamı yok. Faaliyetler taciz şeklinde yapılmamalı” ifadesinin aktarıldığı kaydedildi.

 

İŞTE OLAYIN ASLI: 4 YIL ÖNCEKİ  BEYANI ABARTILARAK YENİ GİBİ SUNULDU

Vakit’in edindiği bilgilere göre, Milliyet’in “Kur’an Müslümanları ikna etmiyor” iddiasına çanak tutma anlamına gelen bu haberinde, 4 yıl önce yapılan bir açıklama çarpıtılarak bugün yapılmış gibi aktarıldı. 2004’te misyonerlik faaliyetleri ile halkın tepkisini çeken Misyoner Mattix’in o dönemde sözkonusu Alman haber ajansına bir açıklamada bulunduğu ve olmadık iddialar ileri sürdüğü ortaya çıkarken, Milliyet’in bunu çarpıtarak ve yeniymiş gibi lanse etmesi anlamlı bulundu. Misyoner Mattix konuyla ilgili sorularımız karşısında, Alman Haber Ajansı DPA’ya 2004’te bir açıklamasının olduğunu, orda da bu gibi ifadeler sarf etmediğini söyledi. Mattix “Milliyet’in bu haberi bizi de şaşırttı. Tamam güzel ancak, abartılmış biraz. 2004 yılında haber ajansına verdiğim bazı bilgiler güncellenirken, eklemeler yapılarak verilmiş Ancak benim yeni söylediğim hiç bir şey yok” dedi.

 

KİLİSE HABERİ YALANLADI

Bir dönem halkın tepkisini çekmesiyle gündeme gelen Diyarbakır Protestan Kilisesi’nin sorumlularından Ali İşbilir ise, halkla bir sorunlarının olmadığını belirterek “Bizim duyduğumuz, gördüğümüz yada yaşadığımız bir olay yok. Bu haber nerden çıktı anlamış değilim” dedi.>>

 

YORUM:

“Biz Müslümanlara yeni bir anayurt sunuyoruz. Aile içinde büyük baskı olduğundan çok sayıda kişi bize gizlice geliyor. Bazı Müslümanlar İslâm’ın katı kurallarından sıkıldıkları ve Hıristiyanlığı daha insani gördükleri için bize geliyor. Kur’an onları ikna etmiyor”

Şu ifadeler kilisenin mi? yoksa Milliyet gibi satılmış basın mensubu zavallılarının mı? Niyet ve sözler aynı, o halde hedefleri aynı, isimleri değişik. Hırıstiyanlık bize hangi yurdu vaad edecekmiş, kaç para alacaklar, parayla cennet satışı Türkiye’ye mi sıçradı? Biz anayurdumuzdan memnunuz, şikayeti olan batıya, batmaya gitsin.

Aile içinde baskı varmış, madem öyle siz niye baskıyla çocuklarınızı istediğiniz okullara mesleklere gönderiyorsuzun, istediğiniz kıyafeti çocuğunuza giydiriyorsunuz, istediğiniz ismi çocuğunuza takıyorsunuz, o çocuğun itiraz hakkı yok mu? Sabah akşam okula işe göndererek çocukların hayatını zehir ediyorsunuz, sizinki baskı değil de bizim onlara, Allahın emrini tatbik etmemiz baskı oluyor ha! Olsun, biz gönül rahatlığı ile onların selameti için zorlama yaparız, kendi menfaatimiz için değil. Sizin gibi -kendi egonuzu tatmin için çocuğunu filan okula vermiş, filan diploma almış gibi- basit adi şeylerle övünerek aslında kendi nefsinizi tatmin ediyorsunuz.

Hıristiyanlık daha insani imiş, yalanın daniskası. Daha geçenlerde yayınlandı, bizim sitede mevcut, papanın özürdilemesi neden? Çocuklara tecavüz yayılmış. Pis herifler evlenmeyip şehvetlerini çocuklarda tatmin ediyorlar, bu rezilliği örtmek için de ailelere binlerce dolar diyet ödemişler. Bunların daha pek çok rezillikleri var da açıklayacak erkek yok.

Kur’an, ancak takva sahiplerine hidayettir. Bakara suresinin ilk 1-5 ayetlerini ve tefsirini iyice okursanız Kur’anın kimlere hidayet rehberi olduğunu anlarsınız, sahte laik dünyacı müslümanlara Kur’an rehber olmaz, onları tatmin etmez, zira onlar peşin olana iman etmişler, ahıreti geri atmışlar ve kalblerini kirletmişlerdir. Mü’minin kalbi Allah’ın Arşıdır, eğer kalb temiz olursa Kur’an okumaktan doymaz. Kur’andan kaçan şu millet, ne hale geldi, bütün rezillikleri işleyen bu millet fasıklığa devam ettiği halde nasıl rahmet bulacak?

Allahu Teala buyurdfu: -Allah, fasık kavmi hidayet etmez.-

Avrupada huzur olsa, niçin suç oranları artıyor, uyuşturucu alışkanlığı, saldırganlık çoğalıyor? Zayıfı ezmek, dünyayı sömürmek ve kendi rahatını gözetmek gibi büyük hastalıkların merkezi avrupadır. Bütün dünyayı kana bulayan avrupalıdır, fitne ateşini yakan onlardır. İslam ülkelerini işgal eden yine onlar, ama suçlu müslümanlar  oluyor ve buna da bizim hain basın alet oluyor. İşin en acısı da, müslümanım diyen ahmaklar bu basını destekliyor, cebine gazetesini koyarak camiye geliyor. Kimi kime şikayet edeceğiz, sadece Rabbimiz var, dostlarının bereketiyle bizleri kurtarmasını niyaz ediyoruz. Âmîn!

HİLAL TARTIŞMALARI

-Basında Hilal-

<<İslam Dünyasının klasikleşmiş Hilal tartışması bu yılda başladı. Tartışma'nın sebepleri arasında hem fıkhi yaklaşım farklılıkları hem de siyasal sebepler bulunuyor. Bir görüşe göre Ramazan hilali'ni görmek demek Hadislerin lafzi olarak anlaşılması sonucunda çıplak gözle hilali görmek demek. Bu görüşe sahip Müslümanlar herhangi bilimsel sonucu değil insan gözünü esas alıyorlar. Başka bir görüşe göre ise Ramazan Hilali'nin gözlemlenmesi demek her türlü araçla Ramazan hilali'ni gözlemek anlamına geliyor. Bu sebeple bilimsel veriler bu görüş sahiplerine delil oluşturuyor.

Dünyanın farklı yerlerinde araştırmalarını sürdüren Müslüman astronomlar Hilal'in gözlenmesi konusunda uzmanlaşmış durumdalar.

Ayrıca Dünya'nın herhangi bir yerinde hilalin görülmesiyle mi Ramazan ayına başlanmalı yoksa herkes kendi bölgesinde hilalin görülmesiyle mi aya başlamalı? sorusuna verilen cevaplar da tartışma sebebi. Aylar'ın dünya çapında standart olduğunu düşünen kesim dünyada ilk görüldüğü anda o ayın başladığını savunuyor. Diğer kesim ise herkesin bulunduğu bölgede hilali görmesiyle o aya gireceğini düşünüyor.

Bugün uydular aracılığıyla Ay'ın yörüngesi ve ne zaman nerede görülebileceği saptanabiliyor. Dünya'nın bir çok yerinde kurulmuş Müslüman astronomi merkezleri hicri ayları tespit için hassas ölçümler yapıyorlar.>>

YORUM:

Meselede 4 yön var. 1- Gözle görülmesi gerekir. 2- Hesaplama yeterlidir. 3- Bir yerde görülürse herkes için yeterlidir. 4- Her beldenin kendi bölgesinde görülmesi lazımdır.

Bu fikir ayrılıkları, mezheb müçtehidlerinin itilafına ve tersihlerine dayanmaktadır. Ancak bu gün, islam kâdı sı olmadığından hükmü sabitleştirecek bir mercimiz yoktur. Bazı islam ülkelerinin tatbikatı, biz ehli sünnet ve Hanefi olanlar için yeterli olmamaktadır, zira menfaat ve siyaset meselesiyle hüküm veren ve şahitlik yapanların revaçta olduğu bir dönemdeyiz. Hatta basında çıkan haberlere göre diyanet ve Suud yetkilileri hatalı tesbit yapmışlar ve bunu da milletten gizlemişler. İşte bütün bu olumsuzluk ve çaresizlikleri göz önünde bulunduram büyüklerimiz, -her beldenin matla’ı değişik olduğundan hilalin subutu da değişik olur- hükmünü uygulamaktadırlar. Ayrıca damad isimli fıkıh kitabımızda mesele zikredildikten sonra bunun izahında şöyle der: Tebyin isimli eserde tercih edilen bu görüştür, zira her beldenin manaz vakitleri de farklı olmaktadır, aynı şekilde hilalin güneşin ışıkları altından kurtulması değişik zamanda olur. İhtiyaten davranılır, eğer noksan olduğu anlaşılırsa şevval ayında bir gün kaza edilir.

Mezar Ziyareti!

M.Şeyket Eygi – Milli Gazete

Anıtmezar Ziyareti Mecburiyeti

Dünyanın hangi medenî, demokrat, ileri ülkesinde yabancı devlet başkanlarının herhangi bir türbeyi, kabri, anıtmezarı ziyaret mecburiyeti vardır? Böyle bir şey bizden başka bir ülkede yoktur.

Suudî Arabistan kralı gelir, niçin Anıtkabir’i ziyaret etmedi diye Ergenekoncu medya ve yine Ergenekoncu politikacılar gürültü kopartır.

En son İran Cumhurbaşkanını tenkit ettiler.

Soruyorum:

ABD’ye resmî ziyaret yapan yabancı devlet başkanlarına George Washington’un mezarı ziyaret ettiriliyor mu?

Vaktiyle Marksist Sovyetler Birliği hayatta ve ayakta iken, yabancı devlet başkanları Moskova’daki Lenin mozolesine götürülüyor muydu?

Fransa’da General de Gaulle’ün mezarını ziyaret şart mıdır?

Her ülkenin tarihî büyükleri vardır. Mezarlarında, türbelerinde, anıtkabirlerinde yatarlar ama bunları ziyaret şart değildir, farz değildir, vacip değildir.

Vehhabî inancına bağlı bir kimse kesinlikle mezar ziyareti yapmaz.

İran bir İslâm Cumhuriyetidir. Onun devlet başkanı da Anıtkabri ziyaret etmek istemeyebilir.

Bu yüzden gürültü patırtı yapmak, tabucu bir zihniyet sergilemek, misafirlere hakaret etmek doğru bir şey değildir.

Amaçları Türkiye’yi Batılılaştırmaksa, Batı medeniyeti bünyesi içine sokmaksa, işte Batı karşımızdadır. Onu taklit etsinler. Orada anıtmezar ziyareti mecburiyeti yoksa diretmesinler.

Türkiye rejimi Batı hayat tarzını, Batı standartlarını kabul etmiştir. Bunlara uyması gerekir.>>

YORUM:

Bizde cari olan düzen ve sahipleri, rantlarını öyle ayarlamışlar ki, bunun için bazı tabular koymuşlardır. Bunlara dokunursan, fincancı katırlarını ürküten hoca gibi dayağı yersin. Aynı zamanda yobaz, gerici, irtica vesair iftiraları da göze alman lazımdır. Memleketimizde Ş. Eygi'nin saydığı gibi yanlışlıkların yanında daha pek çok yanlışlık devam etmekte ve kimse bunları değiştirmeye cesaret edememektedir. Biz ise Allahu tealaya tevekkül ederek rızasını kazanmaya gayret ediyoruz, umudumuz O'nadır, vakti gelince işleri düzeltir, sebebini halk eder, rüzgarı ters estirir ve rızasını tahakkuk ettirir. Kimse düzenine güvenmesin, ölüm var.

Bu düzenbazlardan medet beklemek, merhamet ummak, hizmet beklemek yazın kırmızı kar yağmasını beklemekten daha uzaktır. 

Harama Besmele Çekilirmi?

Mehmet Paksu – Bugün

Dinî kaynaklarımızdan Fıkh-ı Ekber ve Dâmâd’da, bu konuda şöyle bir kayıt düşülür:

“Bir kimse, haram olduğu kesin olarak bilinen şeyleri yaparken ‘Bismillah’ derse, imanına zarar vermiş olur. Mesela; kumar oynarken, şarap içerken, zina ederken, tavla zarlarını eline alıp atmadan önce, yenmesi haram olan bir malı yerken ‘Bismillah’ derse inancını kaybeder. Çünkü bu insan Allah’ın ismini hafife almış, onunla alay etmiş oluyor”

Ancak bu kişi daha sonra pişmanlık duyar, tövbe eder, tekrar kelime-i şehadet getirirse, yeniden iman nimetine kavuşmuş olur.

Farkında olmadan, (bir alışkanlık olarak) harama başlamadan önce ‘Besmeleyi’ söyleyen kişi, imanını kaybetmese de yine de büyük bir vebal altına girer.

Böyle bir hareketin imana aykırı olduğunu bilmeden yapan kimselerin durumuna gelince; Hanefî mezhebine bağlı birçok âlim, cehaleti özür olarak kabul etmediklerinden bu kimsenin imanın tehlikeye girdiği kanaatindedirler. Fakat cehaleti bir mazeret gibi kabul eden bazı alimler böylelerinin dinden çıktığı kanaatinde değiller.

Sakal tıraşı olurken “Besmele” söylemek ise bunlardan farklıdır. Sakalı tıraş etmek hakkındaki “haram” hükmü, bıraktıktan sonra tekrar kesme hali için söz konusudur.

Gazzalî, Nevevî ve Remlî gibi müctehid imamlarsa sakal tıraşını sadece bir mekruh olarak görüyorlar. Böylece sakalını tıraş eden kimse, sadece bir sünneti terk etmiş oluyor.

Sakal tıraşı olurken “Besmele” çeken kimsenin imanına bir zarar gelmez, ancak tıraştan önce “Besmele” söylenmemesi daha doğru olur.

 

YORUM:

Yazar M. Paksu, evvela Hanefi kitablarından bahisle yola çıkmış, sonra Şafii mezhebinin kaynaklarına dönmüş ve işine gelen fetvayı Şafiye göre vermiş, ama düşünmedi mi mezhebleri birleştirmek asıl mezhebsizliktir. Ayrıca şafiide sakal kesmenin mekruh olması demek, haram olması demektir, zira şafiide mekruh mutlak zikredilince haram demek anlaşılır.

Netice olarak kıvırmanın manası yoktur, Hadisi şerifte -Müşriklere muhalefet edin, sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kısaltın- buyruldu. Bu emir vucub içindir, tartışması olmaz.

Zaruret halinde kişi tıraş olmayıp bir numara makine ile sakalını alırsa, haramdan kurtulmuş olur ama bid'atten kurtulamaz. En güzeli sünnet üzere olan bir tutam sakal olması ve bıyıkların kısaltılmasıdır. Fıtratı değiştirmeyelim, kendi cematimize göre fetva uydurmayalım. Takva olanlara korku yoktur, müjdesine nail olmak için gayret edelim. Ehli kitab ile yüz-göz olanlar mutlaka taviz vereceklerdir. Aşşahu teala takva yolundan bizleri ayırmasın.


Sayfa 358 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.