.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

KUTAN: ADAY DEĞİLİM!

Saadet Partisi, kasım ayındaki olağan kongresine hazırlanırken sürpriz bir çıkış yapan Recai Kutan, genel başkanlık görevini bırakacağını açıkladı.

Parti, yerel seçimlere yeni bir ismin liderliğinde girecek. Kutan, "Bugüne kadar hep bana görev tevdi edildi, hiçbir göreve talip olmadım. Genel başkan olmamı teşkilat istedi, ben de oldum. Ama bu kez aday olmayı düşünmüyorum." dedi. Kendinden sonra kimin genel başkan olacağı konusunda ise yorum yapmadı. 78 yaşındaki Kutan, bu gelişmenin 'partinin gençleştirilmesi' yönündeki eleştirilerle ilgisi olmadığının da altını çizdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev hapsi cezasını affettiği Erbakan'ın Anayasa'ya aykırı şekilde yargılanıp hüküm giydiğini savunan Kutan, yargılamanın yeniden yapılması gerektiğini belirtti.

Büyük Kongre, Ekim 2008 sonları ya da kasımın başında yapılacak. Kongreye yeni bir kadroyla ve tek listeyle gidilecek. Kutan, kongreden önce il başkanları ve GİK üyeleriyle toplanıp, liderin kim olacağı ve partinin yol haritası konusunda görüş alışverişinde bulunacak. Saadet Partisi Genel Başkanı Kutan, bu toplantıdan çıkan sonuca göre hareket edeceğini belirtiyor. "Benim gönlüme kalsa aday olmayı istemiyorum." diyor. Partinin başından ayrıldıktan sonra siyasi çalışmalarını sürdüreceğine işaret ediyor. Daha önce başkanlığını yaptığı, 1968'de kurulan Türkiye'nin ilk stratejik araştırma kuruluşu ESAM'ın başına döneceğini anlatıyor. Kutan, partinin başına kimi halef gördüğü konusunda ise "Halef olarak şudur demem doğru değil, yetişmiş birçok arkadaşımız var, hepsi layık." ifadelerini kullanıyor.
 
YORUM:
Dava büyükleri, fedakarlık örneği göstermelidir. Yeri gelince makamını da ehline bırakmalıdır. İşte böyle bir örnekle karşıkarşıyayız, Allahu teala muvaffak eylesin, ehlini nasib eylesin ve particilik hastalığından bizleri kurtarıp ümmet davasına ulaştırsın. 
Efensdimiz s.a.v. bazen gönderdiği ordunun başına genç yaştaki sahabileri tayin ederdi. Büyük sahabiler olduğu halde genç komutanlar islam ordusunu yönetirdi, bu durumda sünnete muhalefet yok, fakat büyüklerin kontrolü altında olması lazımdır, taki istikamet üzere olduğu anlaşılsın. 
İslam aleminde en büyük sıkıntı kaliteli insan, ehil kimselerin yetki makamında olmasıdır. Silah korkakta olursa, para cimride olursa, idare basiretsiz ehil olmayanlarda olursa artık kıyameti beklemek lazım. Allahu teala şu üç vasfın en güzelini cem eden idareciler nasib eylesin.
Cuma, 29 Ağustos 2008 09:50 tarihinde güncellendi

Büyükanıt'a Samimi İfadeler!

genelkurmay.jpgOrgeneral Yaşar Büyükanıt, 31 Temmuz 2006'da atandığı Genelkurmay Başkan lığı görevini, Orgeneral İlker Başbuğ'a devrediyor.

Genelkurmay Karargahı'nda düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katılıyor.

Büyükanıt'ın konuşması sırasında sık sık mendil kullandığı görüldü. Büyükanıt'ın grip olduğu belirtiliyor...

Orgeneral Yaşar Büyükanıt veda konuşması için kürsüde. İşte Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın veda konuşmasından satırbaşları:
Cuma, 29 Ağustos 2008 00:44 tarihinde güncellendi

SPOR FİRMASI

spor.jpgSPOR FİRMASININ HEDEFİ NE?

<<Spor giyim firması Nike'ın, dünyanın 25 kentinde düzenlediği "Human Race" koşularından, İstanbul'daki "Human Race İstanbul" koşusu dolayısıyla 31 Ağustos Pazar günü, Boğaziçi Köprüsü ile bazı yollar bir süre trafiğe kapatılacak.


Perşembe, 28 Ağustos 2008 18:03 tarihinde güncellendi

AMERİKA'NIN ERBAKAN'LA MÜCADELESİ

yahudil.jpgFARRAKHAN TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ
Erbakan, 1995 yılındaki seçimlerden önce Türkiye'ye davet  ettiği Amerika'daki siyah Müslümanların içinde örgütlendiği Nation of Islam (İslam Milleti)'ın  lideri Louis Farrakhan nedeniyle hem Türkiye'den hem de dışarıdan büyük bir eleştiri almıştı. Kendisi ve ait olduğu siyah ırkı yüzyıllarca ırkçılığa tabi tutulmasına rağmen “ırkçılık”la suçlanan Farrakhan'ı neden kabul ettiğine dair, muhafazakarlar dahil herkes Erbakan'ı sert bir dille eleştirmişlerdi. Ancak, Farrakhan'ı sıcak bir şekilde karşılayarak onurlandıran Erbakan'ın bu görüşmede Farrakhan aracılığıyla Amerika'ya çok önemli bir mesaj vermişti.

PKK'YA KARŞI SİYAHLAR TEHDİDİ
İkilinin görüşmelerinden sonra ülkesi Amerika'ya dönen Farrakhan, 16 Ekim 1995 yılında “Million Man March” olarak bilinen ünlü protesto yürüyüşünün gerçekleşmesine ön ayak oldu. Amerika'nın en büyük iç tehdit unsuru sayılan Nation of Islam (İslam Milleti)'ın Beyaz Saray önündeki bu protestosu, Amerikalıları endişelendirmişti. Amerikalıların korku dolu bakışlarla bir “Siyah ayaklanması mı başlıyor” dedikleri bu gösteri aslında Erbakan'ın Farrakhan'la ortaya koydukları bir planın gereğiydi. Zaten yürüyüşün 16 Ekim'de yapılacağı da 9 Ekim'de duyurulmuştu. Yani bir haftalık bir süre içinde bir milyondan fazla insan gösteri çağrısına uyarak Beyaz Saray önünde toplanmıştı. Erbakan, o dönemde sayıları yedi milyonu bulan ve Amerikan yönetiminde tek söz sahibi olan Yahudi lobisine karşılık, Farrakhan eliyle sayıları yedi milyonu bulan Müslüman bir lobi kurmak istemişti. Farrakhan'ın Beyaz Saray önüne bir milyon siyahîyi toplaması her ne kadar Amerikan yönetiminden olan hoşnutsuzlara bağlansa da, gösterilerin yapıldığı Beyaz Saray önünde canlı yayın yapan Amerikan televizyonları o dönemde sık sık Farrakhan'ın Erbakan ile olan görüşmesine atıfta bulunuyor ve böyle bir görüşmeden sonra bu gösterinin olmasının tesadüf olmayacağını belirtiyorlardı.

AMERİKA'NIN ERBAKAN'LA MÜCADELESİ
Erbakan'ı ABD'nin Ortadoğu'daki çıkarlarını baltalamakla suçlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Güney Avrupa Yakın Doğu Şefi Alan Makovsky de, 1997'de Middle East Quarterly'de “How to Deal With Erbakan” (Erbakan'la Nasıl Mücadele Etmeliyiz) başlıklı makalesinde, “Erbakan'ın, Libya gezisinde Türk basının ve biz Batılıların da gözden kaçırdığı önemli sözleri vardı. Türkiye Başbakanı, burada yaptığı basın toplantısında ABD ve İsrail'i PKK terörünü desteklemekle suçladı ve Türkiye'nin terörden en çok zarar gören ülke olduğunu savundu. Kuşkusuz Türkiye'yi Erbakan'ın elinden almak için bu ülkedeki Amerikan dostlarını desteklemeliyiz” demişti
 
 YORUM:
Bazı gerçekleri zamanla anlayacağız, hatta belki de Hocanın vefatından sonra anlayacağız da iş işten geçmiş olacak. Abdulhamid Han'ı deviren yine ahmak müslümanlardı, adamın derdini  ve siyasetini anlamadılar ve mani olanlarla işbirliği yaptılar, kime yaradı? Tabiki ehli kitaba. Şimdi düzelt bakalım düzeltebilirsen.
 
Cuma, 29 Ağustos 2008 00:46 tarihinde güncellendi

Sayfa 356 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.