Hadisi şerifle iki günün birleştirilmesi
tavsiye edildi, zira tek olması halinde yahudilere benzemek vardır.
yahudiler de Musa a.s. a hürmeten o günü oruç tuttarlardı, Firavundan
kurtulduğu gün olarak tazim ederlerdi. Resulullah
-Musa a.s. biz daha layıkız diyerek aşure gününün oruç tutulmasını
emretti, sonra ramazan orucu farz olunca aşure orucu sünnet oldu, ancak
tek olmaması da tenbih edildi.
لما قدم رسول الله صلى الله عليه و سلم
المدينة واليهود تصوم عاشوراء فسألهم فقالوا هذا اليوم الذي ظهر فيه موسى
على فرعون فقال النبي صلى الله عليه و سلم : نحن أولى بموسى منهم فصوموه صحيح البخاري - 4 / 1764
Resulullah
Medine ye gelince, Yahudilerin Aşura günü oruç tuttuklarını gördü,
onlara bunun sebebini sordu. Dediler ki : Bu gün, Musa'nın a.s.
Firavuna galib geldiği gündür.
Nebi . buyurdu: "Biz, onlardan Musa'ya daha layıkız. O gün oruç tutun."
Buhari: 4/1764
İbni Abbas'ın r.anhuma rivayetinde Resulullah buyurdu: "Yahudilere muhalefet ediniz, ondan bir gün evvel oruç tutunuz veya bir gün sonra."
Ata'nın, ibni Abbas'tan rivayetinde ise: "Dokuz ile onuncu günlerini tutunuz, yahudilere muhalefet ediniz" şeklindedir. (Beyhaki)
Diğer bir hadisi şerifte: "Aşure orucu geçmiş seneye keffarettir, Arefe orucu ise iki seneye keffarettir." buyruldu
Çarşamba, 23 Aralık 2009 05:57 tarihinde güncellendi
Pazar, 20 Aralık 2009 11:25
Ali Kara
ELFAZI KÜFÜR
KÜFÜR LAFIZLARI
Bu
mesele çok mühim olduğundan burda biraz bahsedeceğiz.
İrtidat,
dinden dönmek demektir. Bunun sebebi olan şey ekserde ağızdan çıkan sözlerdir.
Bazı fiiller de varki, onların işlenmesinde tevil kabul edilmez, mesela kişinin
kafirlere ait olan ibadet eşyalarını giyinmesi, bele zünnar (papazların
bağladığı bel kuşağı) bağlamak, puta tazim etmek, Kur’ana hakaret etmek gibi.
Ana
hatlarıyla küfrü gerektiren şey dört tanedir.
1-İnkar. İslamın kati bir hükmünü inkar.
2-
İstihfaf. İslamın hükümlerini hafife
almak.
3-
istihza. İslamın hükümleriyle alay
etmek, dalga geçmek.
4-
İstihlal. Kati olan bir haramı helal
saymak (veya helali haram saymak.)
Bu
durumlarda kişi dinden çıktığından daha evvel yaptığı ibadetleri silinir, tevbe
eder ve islama girerse yapmış olduğu haccını iade etmelidir. Küfür halinde iken
hanımından boş olmuş olur, bu hallerde hanımı ile cima etse zina etmiş olur. Eğer
bunun neticesinde çocuk olsa veledi zina olur. Tevbe ettiğinde nikahını da
tazelemesi gerekir.
Bu
kişinin tevbesinde adet şeklinde kelime-i şehadeti okuması ona fayda vermez,
belki söylediği sözlerden ve kötü itikattan tamamen dönmesi gerekir. Bu güb
için küfür sistemlerine (demokrasi, laisizm, faşizm v.s.) iman etmiş bir
kişinin, islama girmesi bütün bu kötü itikadlarından ve sözlerinden tamamen tevbe
ederek kelime-i şehadeti okuması gerekir.
Kasıtla
küfür kelimesini söyleyenin imanı yok olur, tevbe etmekle ve imanını
tazelemekle emredildiği gibi nikahını da (şahitler huzurunda) tazelemekle
emredilir. Hataen küfür sözünü söyleyen mü’mindir, imanı sabittir, fakat
istiğfar etmekle emredilir.
Kadın
küfür sözünü söylerse, alimlerin ekserisi nikahın fasit olduğunu söylerler ve
nikahın yenilenmesi gerektiğine hükmederler.
Küfürden
korunmak için sabah-akşam şu duanın okunması tavsiye edilir:
“Allahım!
Ben, bildiğim halde birşeyi sana ortak koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim
şeylerden de senden mağfiret talep ederim. Muhakkak sen, gayıbları bilensin.”
Bütün bu
meselelerde, bir yönden kişiyi kurtarmak mümkün ise o tarafa itibar edilerek
kişinin müslüman olduğuna fetva verilir, küfrüne hüküm verilmez.
Kişi
oynayarak, dalga geçerek küfür kelimesini söylerse, o kişininkafir olduğundan ihtilaf yoktur, itikadına
bakılmaz. Hataen veya zorlanarak söylemişse müslümandır.
İmamı
A’zam rahmetullahi aleyh der ki “Kendime, kimsenin küfrüne fetva vermemeyi
lazım getirdim.”
Bu
durumda ehli sünnet vel cemaat mezhebinin görüşlerini insanlara öğretmenin ne
kadar lazım olduğunu anlamış oluyoruz.
Her kim,
küfrünü gizlese veya küfre yönelip onu kast etse kafirdir. Herkim, dili ile
isteyerek (zorlanmadan) küfür kelimesini söylese, kalbinde iman dolu olsa yine
kafirdir, zira kafirin küfrünü sözü ile biliriz, isteyerek küfür sözünü
söyleyince insanların ve Allahın katında kafir olur.
Kişinin
kalbine bazı küfür sözleri gelse de bunları söz ile konuşmasa, bu durum halis
imandır. Vesveseye kapılmadan onları def eder.
Bir
müddetten sonra kafir olmayı kast etse, o anda kafir olur.
Kişinin
kendisi için küfre razı olması ittifakla küfürdür. başkasının küfrüne razı
olması, onu güzel görüp cevaz vermesi durumunda küfür olur. Ancak o kişi zalim
olup onun ceza görmesi ve Allah tarafından ondan intikam alınması için kafir
olmasını istemek küfür değildir. Buna göre, Allahın intikamını alması için
zalimler hakkında kafir olarak ölmeleri için beddua edilebilir.
İnsanlara
küfür kelimelerini söylemeleri için öğretenler de kafir olur. Aynı şekilde
kadının kocasından boşanması için ona küfür kelimesini söylemesi için öğretenler
de kafir olur.
Bir
Yahudi veya Hıristiyan, ‘Lâ ilâhe illellah’ dese, fakat ‘Muhamme dur-resulullah’
demese, müslüman olmaz.
Bir
mecusi / putperest, Sallallahu aleyhi ve sellem demekle müslü-man olmaz.
Müslümana
karşı ‘Senin dinin haktır’ diyen kafir, müslüman olmaz.
Allah
için mekan isbat etmek, bir cihette olduğunu söylemek küfürdür. Allah insafla
oturdu veya insafla kalktı dermek küfürdür, zira Allahu Tealayı beşer vasıflarıyla
vasıfladı.
“Eğer
dün şöyle şöyle yaptııysam kafir olayım” dese ve o şeyi yaptığını bilse bu
küfürdür, zira bununla küfrüne razı oldu.
Ayın
etrafında halka şeklinde bir tabaka görünce “Yağmur yağacak” deyip alet veya
bir alamet olmadan gaybı iddia etse küfür olur. Bu zamanın hava tahminleri
aletler ve bazı alametlerle olduğundan gaybı bilmek değildir.
Peygamberimiz
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin peygamberliğini kabul edip son peygamber
olduğunu tasdik etmezse müslüman olmaz.
Filancı
peygamber olsaydı ona iman etmezdim derse kafir olur. Hızır ve Zül-Kifl
aleyhimesselamların peygamber olmasını inkar küfür değildir, zira peygamber
olmalarında ihtilaf vardır.
Fasık
birisine “Namaz kıl, namazın tatlılığını bulursun” dese, o fasık ta ona cevaben
“Namazı terk et, terk etmenin tatlılığını / zevkini bulursun” dese kafir olur.
Namaz
kıl denilen kişi, Allah benim malımı noksan etti, bende onun hakkını noksan
edeceğim (kılmam) dese kafir olur. Namaz kıl, diyene karşı, sabret Ramazan
gelince kılarız diyen de kafir olur.
Alimin
veya Hazreti Ali’nin (radıyellahu anhu) soyundan gelen Seyyidlerin ağzına
küfreden kafir olur, hanımından boş olur.
İlim
kitaplarına hakaret etmek te küfrü gerektirir.
Şeriata
gidelim denilen kişi, ben gelmem derse bakılır, eğer şeriat ile inatlaşmak
içinse kafir olur, davalaşmaktan sakınmak içinse kafir olmaz.
Kafirin
cennette mi, yoksa cehennemde mi olduğunu bilmiyorum, diyen kafir olur.
Hıristiyan,
yahudiden daha iyidir diyen kafir olur, zira kötülüğü kesin sabit olan bir
kafire iyi demiş oldu, ancak hıristiyan yahudiden daha az şerlidir denilir.
(Buna ehven-i şer denilir. Bu durum siyasi parti meselerinde geçerlidir. Küfür
nizamının içinde islama en yakın olanı desteklemek ancak, ehven-i şer
kabilinden olur.)
Biri
küfür kelimesini söylese, diğerleri de ondan gülseler, hepsi kafir olurlar,
ancak o söz mutlaka insanı güldüren bir söz ise, bu durumda kafir olmazlar. Bu
tehlikeden dolayı televizyonlarda, filimler ve piyeslerde yapılan güldürücü
şeylerde itikadla alakalı hususlar hafife alınırsa son derece sakınmak gerekir,
aksi takdirde olaya iştirak eden herkes kafir olur, zira hadisi şerifte
bildirildiğne göre kişiler, akşam mü’min olup sabaha kafir çıkacaklar, sabah
mü’min olup akşama kafir döneceklerdir.
Küfür
bayramlarına ve merasimlerine tazim ile katılmak, tebrik etmek, hediye vermek
küfürdür. O gün bir şey yemek ve içmek küfür değildir, fakat onlara tazim için
verilecek bir yumurta bile kişinin küfrüne sebeb olur.
Mecusilerin
şapka-fes gibi eşyasını giyinmek küfürdür, ancak sıcak veya soğuktan korunmak
için giyilebilir. Bu gibi kıyafetlerde asıl tehlike, kafirlere benzemek niyeti
ile olursa küfür olur. Benzemek kastı yoksa, niyetine göre haram veya mubah
olur.
Bu gibi
meseleler sadece insanları korkutmak için değil, belki kesin hükümler bu
şekilde beyan edildiği için sizlere bazılarını aktardık. Allahu Teala, sizi ve
bizi, dilimizin kaymasından, hata veya unutarak küfür kelimesi konuşmaktan
muhafaza eylesin. Peygamberi Muhammed aleyhisselam hürmetine… Âmin!
Çarşamba, 23 Aralık 2009 06:00 tarihinde güncellendi
“Benden sonra gelirler, hidayetime
tabi olmazlar, sünnetimi işlemezler. Her kim onları yalanlarında tasdik ederse,
zulümlerine yardım ederse, işte onlar benden değil, ben de onlardan değilim. Havzumda
bana gelemezler.
Her kim onları yalanlarında tasdik
etmezse ve zulümlerine de yardım etmezse, işte onlar bendendir, ben de
onlardanım. Havzumda benim yanıma geleceklerdir.
Ey Ka’b ibni Ucre’! Oruç kalkandır,
sadaka hataları söndürür, namaz yakınlıktır; veya şöyle buyurdu: Burhandır/delildir.
Ey Ka’b ibni Ucre’! Dikkat et, haramdan
biten (semizleşen) et (beden) cennete giremez. Ateş, ona daha uygundur….(Müsned-i Ahmed 22/332)
Çarşamba, 23 Aralık 2009 05:51 tarihinde güncellendi
Pazar, 20 Aralık 2009 08:00
Ali Kara
Makale Hasbihal
Sevgili
Müslüman kardeşlerim... Bendeniz profesyonel bir yazar ve gazeteci
değilim. Elli senedir gazetecilik yapıyorum, iki günlük gazete, iki
haftalık gazete sahibi oldum, bir sarı basın kartım bile yoktur.
Geçimimi, küçük bir yayınevim var, oradan temin ederim. Bir de, ayda
520 liralık emekli maaşım vardır.
Hiçbir siyasî emelim yoktur, riyaset peşinde koşmam,
kendimi beğenmem, nefsimi temize çıkartmam, azıcık şöhret-i kâzibem
vardır, ondan da çok müştekiyim. Büyük insanlar mütevazıdır. Bendenizin tevazuu (varsa) büyüklükten ileri gelmez, küçük ve aciz olduğum için mütevazıyımdır.
Müslüman ve mü'min olmaktan başka hiçbir faziletim
yoktur. Sorsalar: Sen mü'min misin?.. Elbette, kesin olarak mü'minim
cevabını veririm ama iyi bir Müslüman olduğumu asla iddia etmem. Olgun Müslümanlar kendilerini övmez, kemâlleri icabı
tevazu hırkasıyla gezer. Benim tevazuum kemalden değil, yukarıda beyan
ettiğim gibi acz ve fakrdandır. İslâm dünyasında çeşitli fırkalar, hizipler, mezhepler ve meşrebler türemiştir. Bendeniz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanıyım.
ALLAH'ın muradına uygun İslâm'ın ehl-i Sünnet olduğuna inanırım ve bu gerçeği sağlam şekilde bilirim. Din, şeriat ve fıkıh kaynaklarının dört olduğuna inanırım: Kitabullah, Resulullah'ın Sünneti, icmâ-i ümmet ve kıyas-ı fukaha. Kıyas ve taklidi red ve inkâr edenleri bid'atçi olarak kabul ederim ve söylediklerine kulak asmam. Şeriat-ı Garra-i Ahmediyye'ye aykırı her şeyi bâtıl ve heder kabul ederim.
Tasavvuf ve Tarikatı İslâm'ın ahlâk boyutu olarak görürüm.
İslâm'ın zâhirine, Şeriat'a ve fıkha aykırı olan Tasavvuf ve Tarikatı, Tasavvuf ve Tarikat olarak kabul etmem. İslâm'ı, Kur'ân'ı, Sünneti en iyi anlayanların ve
yaşayanların gerçek sûfîler olduğunu bilirim. Hücetülislâm İmamı Gazalî
hazretleri "El-Munkızu mine'd-Dalâl" adlı kitabında sûfileri çok
övmektedir.
Bendeniz bu kanaat ve görüşü benimsemişimdir. Osmanlı'dan kalma birkaç büyük ve gerçek şeyhe yetiştim,
onları tanımakla şereflendim. Hepsi de Şeriat'a uyan, ALLAH'ın yap
dediklerini yapan, yapma dediklerini yapmayan, beş vakit namazı kılan,
dünyaya sırt çevirmiş, Peygamber (Salât ve selam olsun O'na) Sünnetine
bağlı; ahlâklı, faziletli, hikmetli, takvalı kimselerdi. Haram
yemezlerdi, paraya ve mala değer vermezlerdi.
İslâm medreselerinin kapatılmasından, tasavvuf dergah ve
zaviyelerinin yasaklanmasından sonra halk, din eğitiminden mahrum kaldı
ve meydana gelen boşluktan yararlanan bir sürü bid'at ve dalâlet
fırkası taraftar buldu. Bunları görerek çok üzülüyorum ve elimden
geldiği kadar çırpınıyorum.
Zamanımızdaki kötü bid'atler şunlardır: 1. Mezhepçilik. 2. Telfik-i mezâhib. 3. Selefîlik. 4. Necdîlik. 5. İslâmcılık. 6. İslâmî aktivizm. 7. Kur'âniyyûn fırkası. (Bunlar Sünnet'i, icmâ-i ümmeti, fıkhı inkâr ediyor.) 8. İslâm'ın yanlış ve bid'at siyasî yorumları. 9. Tekfiriyye. (Tenkit ettikleri Müslümanları müşrik ve kâfir ilân eden mutaassıplar ve aşırılar.) 10. İlmi, ehliyeti, icazeti, kudreti olmayan her cahil
Müslümanın kendi kafasıyla Kur'ân hükmü çıkartmasını isteyen ve öyle
yapanlar. 11. Sünneti ve hadîsleri inkâr edenler. 12. Tarihselcilik mezhebi. (Bunlar Kur'ân ve Sünnetteki kesin ve evrensel hükümlerin bu devirde geçersiz olduğunu iddia ediyor.) 13. Reformcular. 14. Dinde değişiklik ve yenilik isteyenler. 15. ALLAH'a ortak koşanlar, İsa -hâşâ- ibnullahtır (ALLAH'ın oğludur) diyenler; Teslise inananlar,
Hz.Muhammed'in risaletini yalanlayanlar, Kur'ân'ı
reddedenler, İslâm'ı hak din olarak kabul etmeyenler de necat
(kurtuluş)ehlidir ve Cennetliktir diyen taife. Daha saymakla bitmez bid'at taifesi vardır. Maalesef bunlar, yaldızlı propagandalarla ve petro-dolarlarla taraftar bulmuştur.
Bunlarla mücadele etmek, halkı uyandırmak ve
aydınlatmak, din alimi ve fakih olmadığım için öncelikle bana düşmez.
Yeterli mücadele, uyarı ve aydınlanma yapılmadığı için min gayri haddin
bu hizmeti ifaya çalışıyorum.
Dinî konularda kendi kafamdan yazmam. İcazetli ulemâ ve
fukahanın kitaplarındaki bilgileri kendi üslubumla tekrar eder
duyururum.
Yanılabilir miyim? Kendi şahsî fikir ve görüşlerimde
yanılmam mümkündür. Lakin, icazetli ulemâ ve fukahanın üzerinde ittifak
ettikleri konu, hüküm ve bilgilerde (nakil hatâsı yapmamışsam) yanılmam
mümkün değildir.
Bu konuların bazısı şunlardır: 1. Yüce ALLAH kemâl sıfatlarla sıfatlıdır. 2. Yüce ALLAH noksan sıfatlardan münezzehtir. 3. Yüce ALLAH zamandan, mekândan, inmekten çıkmaktan,
cisimden, cihetten, insanlar gibi organları olmaktan münezzehtir. Çünkü
bunlar O'nun şanına, kemaline, yüceliğine yakışmaz. 4. İslâm, ALLAH katında tek hak, makbul, geçerli dindir. Yüce Rabbimiz İslâm'dan başka dinden razı ve hoşnud olmaz. 5. Cahiller ve yetersizler Kur'ân'ı kendi heva, kafa ve re'ylerine göre yorumlayamaz ve ondan hüküm çıkartamaz. 6. Kur'ân Arapça'dır,Türkçe tercümeler, meâller, tefsirler Kelamullah olan Kur'ân'ın yerini tutamaz. 7. Sahih hadîsleri inkâr edenler zındıktır. 8. Mütevâtir hadîsleri inkâr edenlerin küfre düşmesinden korkulur. 9. Hz. İsa aleyhisselâmın âhir zamanda nüzul edeceği
yüzden fazla hadîsle haber verilmiştir, bu konuda mânevî tevâtür
beyyinesi vardır. Bunları inkâr edenin kâfir olacağına dair fetva
bulunmaktadır. 10. Birtakım şazz ictihadlar, görüşler esas alınarak itikad, fıkıh ve Şeriat hükümleri değiştirilemez. 11. Mü'mini tekfir edenin kendisi kâfir olur. 12. Zekâtta temlik şartı vardır. Temlik olmadan zekât
olmaz. Zekâtın hangi hakikî şahıslara verileceği Kur'ân-ı Kerîm'de
sarahaten, çok açık şekilde beyan edilmiştir. Başka şahıslara ve başka
işlere verilemez. 13. Tesettürü inkâr eden dinden çıkar. 14. Riba helâldir diyen kâfir olur. 15. İki kardeş olan Muhammed ibn Adilvehhab ile Süleyman
ibn Abdilvehhab arasındaki anlaşmazlık ve ihtilâfların hepsinde
Süleyman ibn Abdilvehhab haklıdır, Muhammed ibn Abdilvehhab haksızdır. 16. Abdülkadir Geylanî, Ahmed er-Rufaî, Şah Muhammed
Bahaüddin, İmamı Rabbanî, Hasan eş-Şazelî, Mevlânâ Celalüddin Rumî,
Muhyiddin ibn 'Arabî ve benzeri Tasavvuf ve Tarikat evliyası
evliyaurrahmandır. 17. Şeriata uygun olarak yapılan tevessül haktır. 18. Keramet-i evliya haktır. 19. Kabir ziyareti caizdir. 20. Medine-i Münevvere'ye giderek efendimizi ziyaret etmek caizdir, sevaplı bir iştir.
Sevgili Müslüman kardeşlerimi, bid'atlerden ve
dalaletlerden uzak durmaları, bunların tuzaklarına düşmemeleri
konusunda nâçizâne uyarıyorum.
Ehl-i Sünnetin sahih inancını öğrensinler. Kendilerine yetecek ve kendilerini kurtaracak kadar ilmihallerini öğrensinler.
Kafa karıştırıcı kitaplardan ve metodlardan uzak dursunlar.
Zındıkların, bid'atçilerin, dall ve mudil kişilerin kitaplarını din kitabı sanıp okumasınlar. Azılı Farmason, taqiyyeci, aldatan bulaşık ve karışık kimselere tâbi olmasınlar.
İcazetli ulemâya, fukahaya, meşayihe, mürşidlere
bağlansınlar, böylece ucu Resullerin Seyyidi'ne ulaşan çok sağlam bir
silsileye yapışsınlar. Bu satırları yazmaktan dolayı hiçbir maddî menfaatim yoktur.
Bendeniz Ehl-i Sünneti petro-dolar karşılığında savunan bir kimse değilim. Selâm ve hürmetlerimle...
Mehmet Şevki Eygi
Çarşamba, 23 Aralık 2009 05:43 tarihinde güncellendi
Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir. Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.