.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

AŞURE GÜNÜ ORUÇ

  bahell.jpgAŞURE ORUCU
 
Hadisi şerifle iki günün birleştirilmesi tavsiye edildi, zira tek olması halinde yahudilere benzemek vardır. yahudiler de Musa a.s. a hürmeten o günü oruç tuttarlardı, Firavundan kurtulduğu gün olarak tazim ederlerdi. Resulullah -Musa a.s. biz daha layıkız diyerek aşure gününün oruç tutulmasını emretti, sonra ramazan orucu farz olunca aşure orucu sünnet oldu, ancak tek olmaması da tenbih edildi.

لما قدم رسول الله صلى الله عليه و سلم المدينة واليهود تصوم عاشوراء فسألهم فقالوا هذا اليوم الذي ظهر فيه موسى على فرعون فقال النبي صلى الله عليه و سلم : نحن أولى بموسى منهم فصوموه
صحيح البخاري - 4 / 1764

Resulullah Medine ye gelince, Yahudilerin Aşura günü oruç tuttuklarını gördü, onlara bunun sebebini sordu. Dediler ki : Bu gün, Musa'nın a.s. Firavuna galib geldiği gündür.
Nebi . buyurdu: "Biz, onlardan Musa'ya daha layıkız. O gün oruç tutun."
Buhari: 4/1764

İbni Abbas'ın r.anhuma rivayetinde Resulullah buyurdu: "Yahudilere muhalefet ediniz, ondan bir gün evvel oruç tutunuz veya bir gün sonra."
Ata'nın, ibni Abbas'tan rivayetinde ise: "Dokuz ile onuncu günlerini tutunuz, yahudilere muhalefet ediniz" şeklindedir. (Beyhaki)
 
 Diğer bir hadisi şerifte: "Aşure orucu geçmiş seneye keffarettir, Arefe orucu ise iki seneye keffarettir." buyruldu
Çarşamba, 23 Aralık 2009 05:57 tarihinde güncellendi

ELFAZI KÜFÜR

 kelimlerrr.jpg

 

KÜFÜR LAFIZLARI

Bu mesele çok mühim olduğundan burda biraz bahsedeceğiz.

İrtidat, dinden dönmek demektir. Bunun sebebi olan şey ekserde ağızdan çıkan sözlerdir. Bazı fiiller de varki, onların işlenmesinde tevil kabul edilmez, mesela kişinin kafirlere ait olan ibadet eşyalarını giyinmesi, bele zünnar (papazların bağladığı bel kuşağı) bağlamak, puta tazim etmek, Kur’ana hakaret etmek gibi.

Ana hatlarıyla küfrü gerektiren şey dört tanedir.

1-İnkar. İslamın kati bir hükmünü inkar.

2- İstihfaf. İslamın hükümlerini hafife almak.

3- istihza. İslamın hükümleriyle alay etmek, dalga geçmek.

4- İstihlal. Kati olan bir haramı helal saymak (veya helali haram saymak.)

Bu durumlarda kişi dinden çıktığından daha evvel yaptığı ibadetleri silinir, tevbe eder ve islama girerse yapmış olduğu haccını iade etmelidir. Küfür halinde iken hanımından boş olmuş olur, bu hallerde hanımı ile cima etse zina etmiş olur. Eğer bunun neticesinde çocuk olsa veledi zina olur. Tevbe ettiğinde nikahını da tazelemesi gerekir.

Bu kişinin tevbesinde adet şeklinde kelime-i şehadeti okuması ona fayda vermez, belki söylediği sözlerden ve kötü itikattan tamamen dönmesi gerekir. Bu güb için küfür sistemlerine (demokrasi, laisizm, faşizm v.s.) iman etmiş bir kişinin, islama girmesi bütün bu kötü itikadlarından ve sözlerinden tamamen tevbe ederek kelime-i şehadeti okuması gerekir.

Kasıtla küfür kelimesini söyleyenin imanı yok olur, tevbe etmekle ve imanını tazelemekle emredildiği gibi nikahını da (şahitler huzurunda) tazelemekle emredilir. Hataen küfür sözünü söyleyen mü’mindir, imanı sabittir, fakat istiğfar etmekle emredilir.

Kadın küfür sözünü söylerse, alimlerin ekserisi nikahın fasit olduğunu söylerler ve nikahın yenilenmesi gerektiğine hükmederler.

Küfürden korunmak için sabah-akşam şu duanın okunması tavsiye edilir:

 

اَللَّهُمَّ اِنِّى اَعُوذُ بِكَ مِنْ اَنْ اُشْرِكَ بِكَ شَيْئًا وَ اَنَا اَعْلَمُ وَ اَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لاَ اَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ

 “Allahım! Ben, bildiğim halde birşeyi sana ortak koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şeylerden de senden mağfiret talep ederim. Muhakkak sen, gayıbları bilensin.”

Bütün bu meselelerde, bir yönden kişiyi kurtarmak mümkün ise o tarafa itibar edilerek kişinin müslüman olduğuna fetva verilir, küfrüne hüküm verilmez.

Kişi oynayarak, dalga geçerek küfür kelimesini söylerse, o kişinin  kafir olduğundan ihtilaf yoktur, itikadına bakılmaz. Hataen veya zorlanarak söylemişse müslümandır.

İmamı A’zam rahmetullahi aleyh der ki “Kendime, kimsenin küfrüne fetva vermemeyi lazım getirdim.”

Bu durumda ehli sünnet vel cemaat mezhebinin görüşlerini insanlara öğretmenin ne kadar lazım olduğunu anlamış oluyoruz.

Her kim, küfrünü gizlese veya küfre yönelip onu kast etse kafirdir. Herkim, dili ile isteyerek (zorlanmadan) küfür kelimesini söylese, kalbinde iman dolu olsa yine kafirdir, zira kafirin küfrünü sözü ile biliriz, isteyerek küfür sözünü söyleyince insanların ve Allahın katında kafir olur.

Kişinin kalbine bazı küfür sözleri gelse de bunları söz ile konuşmasa, bu durum halis imandır. Vesveseye kapılmadan onları def eder.

Bir müddetten sonra kafir olmayı kast etse, o anda kafir olur.

Kişinin kendisi için küfre razı olması ittifakla küfürdür. başkasının küfrüne razı olması, onu güzel görüp cevaz vermesi durumunda küfür olur. Ancak o kişi zalim olup onun ceza görmesi ve Allah tarafından ondan intikam alınması için kafir olmasını istemek küfür değildir. Buna göre, Allahın intikamını alması için zalimler hakkında kafir olarak ölmeleri için beddua edilebilir.

İnsanlara küfür kelimelerini söylemeleri için öğretenler de kafir olur. Aynı şekilde kadının kocasından boşanması için ona küfür kelimesini söylemesi için öğretenler de kafir olur.

Bir Yahudi veya Hıristiyan, ‘Lâ ilâhe illellah’ dese, fakat ‘Muhamme dur-resulullah’ demese, müslüman olmaz.

Bir mecusi / putperest, Sallallahu aleyhi ve sellem demekle müslü-man olmaz.

Müslümana karşı ‘Senin dinin haktır’ diyen kafir, müslüman olmaz.

Allah için mekan isbat etmek, bir cihette olduğunu söylemek küfürdür. Allah insafla oturdu veya insafla kalktı dermek küfürdür, zira Allahu Tealayı beşer vasıflarıyla vasıfladı.

“Eğer dün şöyle şöyle yaptııysam kafir olayım” dese ve o şeyi yaptığını bilse bu küfürdür, zira bununla küfrüne razı oldu.

Ayın etrafında halka şeklinde bir tabaka görünce “Yağmur yağacak” deyip alet veya bir alamet olmadan gaybı iddia etse küfür olur. Bu zamanın hava tahminleri aletler ve bazı alametlerle olduğundan gaybı bilmek değildir.

Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin peygamberliğini kabul edip son peygamber olduğunu tasdik etmezse müslüman olmaz.

Filancı peygamber olsaydı ona iman etmezdim derse kafir olur. Hızır ve Zül-Kifl aleyhimesselamların peygamber olmasını inkar küfür değildir, zira peygamber olmalarında ihtilaf vardır.

Fasık birisine “Namaz kıl, namazın tatlılığını bulursun” dese, o fasık ta ona cevaben “Namazı terk et, terk etmenin tatlılığını / zevkini bulursun” dese kafir olur.

Namaz kıl denilen kişi, Allah benim malımı noksan etti, bende onun hakkını noksan edeceğim (kılmam) dese kafir olur. Namaz kıl, diyene karşı, sabret Ramazan gelince kılarız diyen de kafir olur.

Alimin veya Hazreti Ali’nin (radıyellahu anhu) soyundan gelen Seyyidlerin ağzına küfreden kafir olur, hanımından boş olur.

İlim kitaplarına hakaret etmek te küfrü gerektirir.

Şeriata gidelim denilen kişi, ben gelmem derse bakılır, eğer şeriat ile inatlaşmak içinse kafir olur, davalaşmaktan sakınmak içinse kafir olmaz.

Kafirin cennette mi, yoksa cehennemde mi olduğunu bilmiyorum, diyen kafir olur.

Hıristiyan, yahudiden daha iyidir diyen kafir olur, zira kötülüğü kesin sabit olan bir kafire iyi demiş oldu, ancak hıristiyan yahudiden daha az şerlidir denilir. (Buna ehven-i şer denilir. Bu durum siyasi parti meselerinde geçerlidir. Küfür nizamının içinde islama en yakın olanı desteklemek ancak, ehven-i şer kabilinden olur.)

Biri küfür kelimesini söylese, diğerleri de ondan gülseler, hepsi kafir olurlar, ancak o söz mutlaka insanı güldüren bir söz ise, bu durumda kafir olmazlar. Bu tehlikeden dolayı televizyonlarda, filimler ve piyeslerde yapılan güldürücü şeylerde itikadla alakalı hususlar hafife alınırsa son derece sakınmak gerekir, aksi takdirde olaya iştirak eden herkes kafir olur, zira hadisi şerifte bildirildiğne göre kişiler, akşam mü’min olup sabaha kafir çıkacaklar, sabah mü’min olup akşama kafir döneceklerdir.

Küfür bayramlarına ve merasimlerine tazim ile katılmak, tebrik etmek, hediye vermek küfürdür. O gün bir şey yemek ve içmek küfür değildir, fakat onlara tazim için verilecek bir yumurta bile kişinin küfrüne sebeb olur.

Mecusilerin şapka-fes gibi eşyasını giyinmek küfürdür, ancak sıcak veya soğuktan korunmak için giyilebilir. Bu gibi kıyafetlerde asıl tehlike, kafirlere benzemek niyeti ile olursa küfür olur. Benzemek kastı yoksa, niyetine göre haram veya mubah olur.

Bu gibi meseleler sadece insanları korkutmak için değil, belki kesin hükümler bu şekilde beyan edildiği için sizlere bazılarını aktardık. Allahu Teala, sizi ve bizi, dilimizin kaymasından, hata veya unutarak küfür kelimesi konuşmaktan muhafaza eylesin. Peygamberi Muhammed aleyhisselam hürmetine… Âmin!

Çarşamba, 23 Aralık 2009 06:00 tarihinde güncellendi

İDARECİLİK

hukuk-1.jpg AHMAKLARIN  İDARESİ

 

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لِكَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ

 

أَعَاذَكَ اللَّهُ مِنْ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ قَالَ وَمَا إِمَارَةُ السُّفَهَاءِ قَالَ أُمَرَاءُ يَكُونُونَ

 

بَعْدِي لَا يَقْتَدُونَ بِهَدْيِي وَلَا يَسْتَنُّونَ بِسُنَّتِي فَمَنْ صَدَّقَهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ

 

عَلَى ظُلْمِهِمْ فَأُولَئِكَ لَيْسُوا مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُمْ وَلَا يَرِدُوا عَلَيَّ حَوْضِي وَمَنْ

 

لَمْ يُصَدِّقْهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَأُولَئِكَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ

 

وَسَيَرِدُوا عَلَيَّ حَوْضِي يَا كَعْبُ بْنَ عُجْرَةَ الصَّوْمُ جُنَّةٌ وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ

 

الْخَطِيئَةَ وَالصَّلَاةُ قُرْبَانٌ أَوْ قَالَ بُرْهَانٌ يَا كَعْبُ بْنَ عُجْرَةَ إِنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ

 

لَحْمٌ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ النَّارُ أَوْلَى بِهِ …

 

 

Cabir bin Abdullah r.a tan rivayetle Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, Ka’b ibni Ucre’ye r.a. şöyle buyurdu:

“Seni, sefih –ahmak-, beyinsiz ve günahkar olanların idaresinden Allah’a sığın dırırım.”

Ka’b r.a dedi ki: -Sefihlerin idaresi nedir?

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Benden sonra gelirler, hidayetime tabi olmazlar, sünnetimi işlemezler. Her kim onları yalanlarında tasdik ederse, zulümlerine yardım ederse, işte onlar benden değil, ben de onlardan değilim. Havzumda bana gelemezler.

Her kim onları yalanlarında tasdik etmezse ve zulümlerine de yardım etmezse, işte onlar bendendir, ben de onlardanım. Havzumda benim yanıma geleceklerdir.

Ey Ka’b ibni Ucre’! Oruç kalkandır, sadaka hataları söndürür, namaz yakınlıktır; veya şöyle buyurdu: Burhandır/delildir.  

Ey Ka’b ibni Ucre’! Dikkat et, haramdan biten (semizleşen) et (beden) cennete giremez. Ateş, ona daha uygundur….  (Müsned-i Ahmed  22/332)  

Çarşamba, 23 Aralık 2009 05:51 tarihinde güncellendi

Makale Hasbihal



mehmet-sevket-eygi.jpg

Sevgili Müslüman kardeşlerim... Bendeniz profesyonel bir yazar ve gazeteci değilim. Elli senedir gazetecilik yapıyorum, iki günlük gazete, iki haftalık gazete sahibi oldum, bir sarı basın kartım bile yoktur. Geçimimi, küçük bir yayınevim var, oradan temin ederim. Bir de, ayda 520 liralık emekli maaşım vardır.

Hiçbir siyasî emelim yoktur, riyaset peşinde koşmam, kendimi beğenmem, nefsimi temize çıkartmam, azıcık şöhret-i kâzibem vardır, ondan da çok müştekiyim.
Büyük insanlar mütevazıdır. Bendenizin tevazuu (varsa) büyüklükten ileri gelmez, küçük ve aciz olduğum için mütevazıyımdır.

Müslüman ve mü'min olmaktan başka hiçbir faziletim yoktur. Sorsalar: Sen mü'min misin?.. Elbette, kesin olarak mü'minim cevabını veririm ama iyi bir Müslüman olduğumu asla iddia etmem.
Olgun Müslümanlar kendilerini övmez, kemâlleri icabı tevazu hırkasıyla gezer. Benim tevazuum kemalden değil, yukarıda beyan ettiğim gibi acz ve fakrdandır.
İslâm dünyasında çeşitli fırkalar, hizipler, mezhepler ve meşrebler türemiştir. Bendeniz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanıyım.

ALLAH'ın muradına uygun İslâm'ın ehl-i Sünnet olduğuna inanırım ve bu gerçeği sağlam şekilde bilirim.
Din, şeriat ve fıkıh kaynaklarının dört olduğuna inanırım: Kitabullah, Resulullah'ın Sünneti, icmâ-i ümmet ve kıyas-ı fukaha.
Kıyas ve taklidi red ve inkâr edenleri bid'atçi olarak kabul ederim ve söylediklerine kulak asmam.
Şeriat-ı Garra-i Ahmediyye'ye aykırı her şeyi bâtıl ve heder kabul ederim.

Tasavvuf ve Tarikatı İslâm'ın ahlâk boyutu olarak görürüm.

İslâm'ın zâhirine, Şeriat'a ve fıkha aykırı olan Tasavvuf ve Tarikatı, Tasavvuf ve Tarikat olarak kabul etmem.
İslâm'ı, Kur'ân'ı, Sünneti en iyi anlayanların ve yaşayanların gerçek sûfîler olduğunu bilirim. Hücetülislâm İmamı Gazalî hazretleri "El-Munkızu mine'd-Dalâl" adlı kitabında sûfileri çok övmektedir.

Bendeniz bu kanaat ve görüşü benimsemişimdir.
Osmanlı'dan kalma birkaç büyük ve gerçek şeyhe yetiştim, onları tanımakla şereflendim. Hepsi de Şeriat'a uyan, ALLAH'ın yap dediklerini yapan, yapma dediklerini yapmayan, beş vakit namazı kılan, dünyaya sırt çevirmiş, Peygamber (Salât ve selam olsun O'na) Sünnetine bağlı; ahlâklı, faziletli, hikmetli, takvalı kimselerdi. Haram yemezlerdi, paraya ve mala değer vermezlerdi.

İslâm medreselerinin kapatılmasından, tasavvuf dergah ve zaviyelerinin yasaklanmasından sonra halk, din eğitiminden mahrum kaldı ve meydana gelen boşluktan yararlanan bir sürü bid'at ve dalâlet fırkası taraftar buldu. Bunları görerek çok üzülüyorum ve elimden geldiği kadar çırpınıyorum.

Zamanımızdaki kötü bid'atler şunlardır:
1. Mezhepçilik.
2. Telfik-i mezâhib.
3. Selefîlik.
4. Necdîlik.
5. İslâmcılık.
6. İslâmî aktivizm.
7. Kur'âniyyûn fırkası. (Bunlar Sünnet'i, icmâ-i ümmeti, fıkhı inkâr ediyor.)
8. İslâm'ın yanlış ve bid'at siyasî yorumları.
9. Tekfiriyye. (Tenkit ettikleri Müslümanları müşrik ve kâfir ilân eden mutaassıplar ve aşırılar.)
10. İlmi, ehliyeti, icazeti, kudreti olmayan her cahil Müslümanın kendi kafasıyla Kur'ân hükmü çıkartmasını isteyen ve öyle yapanlar.
11. Sünneti ve hadîsleri inkâr edenler.
12. Tarihselcilik mezhebi. (Bunlar Kur'ân ve Sünnetteki kesin ve evrensel hükümlerin bu devirde geçersiz olduğunu iddia ediyor.)
13. Reformcular.
14. Dinde değişiklik ve yenilik isteyenler.
15. ALLAH'a ortak koşanlar, İsa -hâşâ- ibnullahtır (ALLAH'ın oğludur) diyenler; Teslise inananlar,

Hz.Muhammed'in risaletini yalanlayanlar, Kur'ân'ı reddedenler, İslâm'ı hak din olarak kabul etmeyenler de necat (kurtuluş)ehlidir ve Cennetliktir diyen taife.
Daha saymakla bitmez bid'at taifesi vardır.
Maalesef bunlar, yaldızlı propagandalarla ve petro-dolarlarla taraftar bulmuştur.

Bunlarla mücadele etmek, halkı uyandırmak ve aydınlatmak, din alimi ve fakih olmadığım için öncelikle bana düşmez. Yeterli mücadele, uyarı ve aydınlanma yapılmadığı için min gayri haddin bu hizmeti ifaya çalışıyorum.

Dinî konularda kendi kafamdan yazmam. İcazetli ulemâ ve fukahanın kitaplarındaki bilgileri kendi üslubumla tekrar eder duyururum.

Yanılabilir miyim? Kendi şahsî fikir ve görüşlerimde yanılmam mümkündür. Lakin, icazetli ulemâ ve fukahanın üzerinde ittifak ettikleri konu, hüküm ve bilgilerde (nakil hatâsı yapmamışsam) yanılmam mümkün değildir.

Bu konuların bazısı şunlardır:
1. Yüce ALLAH kemâl sıfatlarla sıfatlıdır.
2. Yüce ALLAH noksan sıfatlardan münezzehtir.
3. Yüce ALLAH zamandan, mekândan, inmekten çıkmaktan, cisimden, cihetten, insanlar gibi organları olmaktan münezzehtir. Çünkü bunlar O'nun şanına, kemaline, yüceliğine yakışmaz.
4. İslâm, ALLAH katında tek hak, makbul, geçerli dindir. Yüce Rabbimiz İslâm'dan başka dinden razı ve hoşnud olmaz.
5. Cahiller ve yetersizler Kur'ân'ı kendi heva, kafa ve re'ylerine göre yorumlayamaz ve ondan hüküm çıkartamaz.
6. Kur'ân Arapça'dır,Türkçe tercümeler, meâller, tefsirler Kelamullah olan Kur'ân'ın yerini tutamaz.
7. Sahih hadîsleri inkâr edenler zındıktır.
8. Mütevâtir hadîsleri inkâr edenlerin küfre düşmesinden korkulur.
9. Hz. İsa aleyhisselâmın âhir zamanda nüzul edeceği yüzden fazla hadîsle haber verilmiştir, bu konuda mânevî tevâtür beyyinesi vardır. Bunları inkâr edenin kâfir olacağına dair fetva bulunmaktadır.
10. Birtakım şazz ictihadlar, görüşler esas alınarak itikad, fıkıh ve Şeriat hükümleri değiştirilemez.
11. Mü'mini tekfir edenin kendisi kâfir olur.
12. Zekâtta temlik şartı vardır. Temlik olmadan zekât olmaz. Zekâtın hangi hakikî şahıslara verileceği Kur'ân-ı Kerîm'de sarahaten, çok açık şekilde beyan edilmiştir. Başka şahıslara ve başka işlere verilemez.
13. Tesettürü inkâr eden dinden çıkar.
14. Riba helâldir diyen kâfir olur.
15. İki kardeş olan Muhammed ibn Adilvehhab ile Süleyman ibn Abdilvehhab arasındaki anlaşmazlık ve ihtilâfların hepsinde Süleyman ibn Abdilvehhab haklıdır, Muhammed ibn Abdilvehhab haksızdır.
16. Abdülkadir Geylanî, Ahmed er-Rufaî, Şah Muhammed Bahaüddin, İmamı Rabbanî, Hasan eş-Şazelî, Mevlânâ Celalüddin Rumî, Muhyiddin ibn 'Arabî ve benzeri Tasavvuf ve Tarikat evliyası evliyaurrahmandır.
17. Şeriata uygun olarak yapılan tevessül haktır.
18. Keramet-i evliya haktır.
19. Kabir ziyareti caizdir.
20. Medine-i Münevvere'ye giderek efendimizi ziyaret etmek caizdir, sevaplı bir iştir.

Sevgili Müslüman kardeşlerimi, bid'atlerden ve dalaletlerden uzak durmaları, bunların tuzaklarına düşmemeleri konusunda nâçizâne uyarıyorum.

Ehl-i Sünnetin sahih inancını öğrensinler.
Kendilerine yetecek ve kendilerini kurtaracak kadar ilmihallerini öğrensinler.

Kafa karıştırıcı kitaplardan ve metodlardan uzak dursunlar.

Zındıkların, bid'atçilerin, dall ve mudil kişilerin kitaplarını din kitabı sanıp okumasınlar.
Azılı Farmason, taqiyyeci, aldatan bulaşık ve karışık kimselere tâbi olmasınlar.

Dinî konularda cumhur-u ulemâya tâbi olsunlar.
İcazetli olmayan kişilerden sakın fetva istemesinler.
Dinî konuları mıncıklamasınlar.
Sevad-ı 'Âzam dairesinde olsunlar.
Cadde-i Kübra'da bulunsunlar.

İcazetli ulemâya, fukahaya, meşayihe, mürşidlere bağlansınlar, böylece ucu Resullerin Seyyidi'ne ulaşan çok sağlam bir silsileye yapışsınlar.
Bu satırları yazmaktan dolayı hiçbir maddî menfaatim yoktur.

Bendeniz Ehl-i Sünneti petro-dolar karşılığında savunan bir kimse değilim.
Selâm ve hürmetlerimle...

Mehmet Şevki Eygi
Çarşamba, 23 Aralık 2009 05:43 tarihinde güncellendi

Sayfa 118 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.