.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

VASIYYETİ......

Mahmut Efendi'den vasiyet ricası
09 Ocak 2010 Cumartesi 14:25
 efend__muhsn.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Kahramanmaraş'tan Yozgat'a giderken geçirdiği helikopter kazasında hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun, İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'na "İki aydır beni çok sıkı takibe aldılar. Ölürsem beni siz yıkatın" diye vasiyette bulunmuş.

Bu ilginç iddia Nakşibendi tarikatının en önemli kollarından olan İsmailağa cemaatine mensup "Abdullah Hoca"nın cemaate yaptığı sohbetle ortaya çıktı. İsmailağa Camii'nin internet sitesine de konulan sohbet videosunda anlatılanlara göre, Yazıcıoğlu'nun ölümünden iki ay önce cemaatin lideri Ustaosmanoğlu uzun zamandır görmediği Yazıcıoğlu'na "özledim gelsin" diye haber gönderdi. Bu çağrı üzerine Yazıcıoğlu Ankara'dan İstanbul'a gelip hocayla buluştu. Bu buluşma sırasında iki aydır takip edildiğini söyleyen Yazıcıoğlu, Mahmut Ustaosmanoğlu'na "Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Ölümüm hadise olursa beni dualarından esirgeme. Cenazemi de sen yıkat, kefenlet" dedi.

Abdullah Hoca'nın ağzından, yaşananlar videoda şöyle anlatılıyor:

"Muhsin bey çok yakın bir dostumdur. Son dört yıldır Ramazan ayında öğle ve ikindi de büyük camiye gelir, mukabelesini dinler, ikindiden akşama sohbet eder, ardından da iftar ederdik. Teravihi de kılar giderdik. Allah'ın sadık kullarından birisiydi. Ölümünden iki ay önce bizim Muhsin uzun zamandır gelmedi diye Efendi hazretleri "özledim gelsin" demişler. Telefon ettiler. Tek başına, yanına kimseyi almadan Ankara'dan uçağa atladı geldi ve efendi hazretlerini buldu. İki saat baş başa sohbet ettiler.

Ayrılacağı zaman Efendi Hazretleri, Yazıcıoğlu'na, "Senden iki şey isteyeceğim. Bu güne kadar sağlam durdun. Allah da seni kayırdı. Bundan sonra da itikadından, inancından gevşeklik yapma" dedi. Muhsin Yazıcıoğlu da söz vererek şunları söyledi:

"Beni iki aydan beri çok sıkı takibe aldılar. Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Şunu rica ediyorum, ölümüm hadise olursa beni dualarından unutma."

Bu sözler üzerine Ustaosmanoğlu, "Ölümü isteme. Sen istesen de istemense de vakti gelince zaten seni bulacak. Sen istikametine devam et, geldiği zaman diyeceğin bir şey yok zaten" diye karşılık verdi.

O zaman Muhsin Yazıcıoğlu da, 'Sen benden iki şey istedin, ben kabul ettim. Şimdi ben de senden iki şey isteyeceğim' deyince Ustaosmanoğlu, "Benden ne istiyorsun?" diye sordu.

Yazıcıoğlu, "Benim cenazemi sen yıkatacaksın. Şu an gördüğüm kadarıyla sıhhatin buna müsait değil. Bu yüzden senin tayin ettiğin adamlar beni yıkayacak, kefenimi giydirecek ve toprağa koyup üzerimi örtecek. Benden sonra da ailemi yakınlarımı senin adına teselli edecek. Beni duadan unutmayacaksın.' Böyle ayrıldılar. Dikkat edin Muhsin bey Helikoptere binerken ne dedi? ?Ben bu güne kadar helikoptere binmedim, beni ölüme mi götürüyorsunuz?'

Hadise olunca Efendi hazretleri Yazıcıoğlu'nun cenaze işleri için beni görevlendirdi. 05.30 uçağıyla gittik. Kimseyi Kocatepe'ye almıyorlardı. Oradaki görevlilere rica ettik bizi içeriye almadılar. Tam ümedi kesip geri dönerken birisi yardımcı oldu içeri girdik. Vasiyeti yerine getirdik. 6,5 saat görev yaptık. Sonra da evine gidip hanımına annesine efendinin selamlarını, başsağlığını dilediler." 

Resulullah sav'in ashabına buuz eden taife

kitap25.jpg1. cilt  54. mektubtan

Yakınen biliniz ki bid’atçının sohbeti, kafirin sohbetinden daha fesatlıdır. Bid’atçıların hepsinin en kötüsü, en düşüğü, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabına buuz eden (ŞİA) taifesidir. Muhakkak Allahu teala yüce Kur’anında, şu taife için kafirler diye ferman buyurdu, şöyle ki Hak subhanehu ve teala buyurdu: “Kafirler onlarla öfkelensin için…”

Kur’anı ve şeriatı tebliğ ediciler, ashabı kiramdır. Ashab, taan edilen-ler olursa, bu durumda Kur’an ve şeriata da taan etmek lazım gelir.[1]

Hazreti Osman ibni Affan (üzerine Allahın rızası olsun), Kur’anı cem etti. Eğer Osman taan edilir olursa, Kur’an da taan edilmiş olur. Zındıkların itikadından Allah’a sığınırız.

Üzerlerine Allahın rızası olsun, ashab arasındaki ihtilaflar, kavgalar ve savaşlar, nefsani heva yüzünden değildi. Zira onların nefisleri, beşerin en hayırlısının (aleyhis-selam Efendimizin) sohbetinde tertemiz olmuş, emmarelik vasfından kurtulmuştu. Fakat inancımız o ki hak, Ali kerremallahu vechehu tarafında idi. Hata, muhalifleri tarafında idi. Fakat bu hata, ictihadî bir hata idi. Bu ise fasıklık derecesine götürmez. Bilakis, bu gibi hatalarda levmetmeye/sövmeye imkan yoktur. Bunda bile hata eden için, sevabtan bir derece vardır.

Yezid[2], saadetten uzak olup ashabtan değildi. Saadet sahasından uzak olmasında hiç kimsenin (itiraz eden) bir sözü yoktur. Zira yaptığı işi, Firenk kafiri yapmaz. Ehli Sünnet alimlerinden bazıları ona lanet etmekte duraklamışlardır, ondan ve işinden razı oldukları için değil, belki dönmesi veya tevbe etmesi ihtimaline riayet ettikleri içindir.[3]

Şerefli meclisinizde her gün, Kutbuz-Zaman Mahdum-ul Alem’in, Resulullah’ın ashabını medih hakkında yazdığı kitaptan bir miktar okumak gerekir. O’nun ve diğerlerinin üzerine salat ve selam olsun. Hangi çeşit bir edeple onları zikretmiş, taki muhalifler mahçup ve zelil olsun.

Muhakkak şu azgın ve yoldan çıkmış taife, şu günlerde (ashaba dil uzatmakta) daldırdılar, çok fazla söz ile haddi aştılar, sözleri ufuklarda ve etrafta yayıldı. Onların fesadlarını açıklamakta, bu sebeble bazı açıklamalar yazdık ki şu taifeden olanlar, şerefli meclisinize katılmasın, kıymetli mahfilinizde onlar için bir itibar olmasın.

Allahu subhanehu, razı olunmuş yolda sizi sabit eylesin.



[1] Ashabın aleyhine konuşulursa, onların naklettiği Kur’an aleyhine konuşulmuş olur.

[2] Yezid, Hazreti Muaviye radıyellahu anhunun oğludur, ashab değildir. Hazreti Hüseyin’e (radıyellahu anhu) yaptığı zulüm ve haksızlıktan dolayı büyük günah işlemiştir. Fakat dinden çıktığına hükmedilmemiştir; aksi takdirde o zamanki müslümanlar, başlarında bulunan bir kafire itaat etmişler hükmünde olurlardı. Böyle kargaşa ve fitne zamanında Ehli Sünnet’in yolu, ıslah niyetiyle idarecilere nasihat etmektir. Savaşa ve kargaşalığa sebeb olmak değildir.

[3] Ehli Sünnet’e göre açıkça kafir olarak ölmeyen kimselerin peşinden lanet edilmez. Şeytana sövmektense, salavat okumak daha efdaldir.

Perşembe, 07 Ocak 2010 15:30 tarihinde güncellendi

SELMAN-I FARİSİ NİN (R.A.) HİKMETLİ SÖZLERİ

  kainat.jpgSELMAN-I FARİSİ NİN (R.A.) HİKMETLİ SÖZLERİ

       Üç şey beni güldürür, üç şey de ağlatır:

  Ölüm peşinden geldiği halde dünya için uzun emeller besleyenlere, devamlı murakabe altında bulunan gafillere, Rabbinin rızasını mı, yoksa gazabını mı kazandığını bilmeden kahkaha ile gülenlere gülerim.

Beni ağlatan üç husus da şunlardır: Çok sevdiğim Muhammed (s.a.v.) ve onun arkadaşlarından ayrılmak. Ölüm anında karşılaşılacak olan şiddetli korkular. Cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğimi bilmeden âlemlerin Rabbi olan Allah’ın huzurunda hesap vermek için beklemek.

HAYA DUYGUSUNUNDA KALKMASI

  Allah Teâlâ bir kul için onun kötülüklerinden dolayı onun helakını dilerse, ondan hayâ duygusunu kaldırır. Sen o zaman onu Allah’ın gazabına uğramış olarak görürsün. Allah’ın gazabına uğrayınca da ondan merhamet duyguları sıyrılır. O zaman sen onu, kaba ve insafsız olarak görürsün. Böyle olunca da o cennete riayet etmez olur. O zaman onu, hain ve hainliği başkalarında kabul edilmiş olarak görürsün. O bu duruma düşünce, boynundaki İslam bağı çıkarılır. Yani İslam’ın emir ve yasaklarını dinlemez olur. Artık o, hakikaten mel’un ve herkesçe lanetlenmiş olur.

  Mü’minin dünyadaki durumu, doktorunun derdini ve ilacını bildiği bir hastanın durumu gibidir. Kendisine zararlı olanı ister, doktor onu meneder.

  “Ona yaklaşma! Eğer onu yersen (veya kullanırsan) seni öldürür.” Der. Bu yasaklama, hastanın hastalığından kurtulmasına kadar devam eder. Mü’minin durumu da böyle; hayata diğerlerinden daha çok sevdiği birçok şeyi arzu eder, fakat Allah onlardan onu meneder, onu kendisine, ölüp cennete girinceye kadar yasak eder.

 

İLİMDEN GEREKLİ OLANI AL

  İlim çoktur ömür kısadır. O halde tuttuğun dini yoldan sana gerekli olanı al, kalanını bırak.

  İmkân varsa pazara ilk olarak girmeyiniz, oradan son çıkanda olmayınız. Zirâ orası şeytanın savaş meydanıdır. Sancağını oraya dikmiştir.

  Yüce yaratana gizli asi olup günah işledinse gizli ibâdet et sevap işle. Eğer ona açıktan asi olup günah işlemişsen ona açıkça itaât et sevâba nail ol. Bunlar birbirlerini yok ederler. Açıkçası gizli ibâdet gizli yapılan günahı, açık ibâdette açık günahı yok eder.

Bir sıkıntın olduğunda Rabbini an, bir hüküm vereceğin zaman Rabbini hatırla, bir pay dağıtacağın zaman Rabbini aklına getir.

ŞU HALLER İÇİNDE ÖL

Öleceğin zaman şu hallerin biri içinde öl. Hac yolunda. Allah için savaşta. Rabbinin mescidini tamir ederken. Gücün yeterse bunları yap.

Perşembe, 07 Ocak 2010 15:26 tarihinde güncellendi

EBUBEKİR-İ SIDDIK (RA) DEN HİKMETLİ SÖZLER

ebu_bekir_radiyallahu_anh.jpgEBUBEKİR-İ SIDDIK (RA)’DEN HİKMETLİ SÖZLER

SABREDENLERE MUSİBET YOKTUR

*  “Sabreden için musibet diye bir şey yoktur. Ağlayıp sızlamakla da bir şey kazanılmaz. Ölüm öncesi hayat çok basit ve kolay; ölümden sonraki hayat ise çetin. Resulüllah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) aramızdan ayrılışını, O’nun kaybının düşünün, hatırlayın ki musibetleriniz küçülsün… Ve Allah, mükâfatınızı artırsın.’’ 

NEFSİ KINAMAK

*   “Kim kendi nefsini, kusurundan dolayı kınar ve ona kızarsa, Allah o kimseyi azâbından emin kılar.”

*  “Nefsinize uymaktan sakının. Ancak arzu, tamah ve öfkesini yenen felaha erecektir.”

*  “Her nefsin aşırı istekleri vardır; nefsin dizginini onun eline verirseniz alabildiğine gider.”

 

ÇEŞİTLİ SÖZLER

*   “Bir hayrı kaçırırsan onu yakalamaya çalış, ulaşınca da onu geç, yâni daha başka hayırlar ara.”

*  “Mal cimrilerde, silah korkaklarda, fikir (re’y) zayıflarda olursa işler bozulur.”

*  “Allah rızâsı için olmayan hiçbir sözde hayır yoktur.”

*   “Umutlarınız yok olup, emelleriniz kesilmeden ve kötü amellerinizle baş başa kalmadan önce ömrünüzü değerlendirin.”

*  “Yönetici dahi olsa, ondan hakkını almak istediğin gibi sen de onun hakkını ver.”

*  “Hayrı kaçırırsan onu elde etmeye çalış; şer ile yüz yüze gelirsen, ondan kaç.”

*  “Her şeyde tehdit savurma; aksi takdirde heybetin gönüllerden silinir.”

*  “Hemen ceza vermeye yeltenme; zirâ onun en azı bile acıtıcıdır; bu işte görevliysen hafifi ile yetin.”

* “Suçtan daha ağır bir ceza ile tehdit etme; Çünkü onu uygularsan günaha girersin; uygulamazsan yalancı çıkarsın.”

*  “Komşunu incitme, çünkü herkes gider, o kalır.”

*  “Bir toplum, Allah yolunda cihadı bırakırsa, Allah o toplumu zillete düşürür.”

*  “Af etmede ve ceza vermede sözün ciddiyetten uzak olmasın; aksi takdirde ne güveninden emin olan, ne de tehdidinden korkan olur.”

*  “Sana dostluk yapana karşı sen de iyi dost ol; fakat bütün dostlarını, haklarını alma hususunda eşit tut.”

*  “Sen kendini ıslah et, düzelt; yoksa halk seni düzeltir.”

*  “Şu dört özellik kimde varsa, o, Allah’ın iyi kullarındandır: Tevbe edene sevinen, günahkârın bağışlanmasını dileyen, kötüye (ıslahı için) dua eden, iyiye yardımda bulunan.”

CEZASI EN ÇABUK VERİLEN GÜNAHLAR

*  “Bilir misiniz, cezası en çabuk verilen günah hangisidir? Azgınlık, ana baba ve akraba ile alakayı kesmek.”

*  “Allah’a en itaâtkâr insan, günahına en çok düşman olandır.”

*  “Ölümü çok iste ki, sana hayat bağışlansın.”

*  “Bir toplumda ahlaksızlık yaygın hale gelirse, Allah o toplumun tümünü cezalandırır.”

*  “Sevmen aşırı olmasın; buğzun da yıpratıcı olmasın.”

*  “Azıksız kabre giren, gemisiz deniz yolculuğuna çıkan gibidir.”

ALLAH'IN LANETİNE UĞRAMAK

*  “Bir insan, halkın yönetimini üstlenir de, onları Allah’ın kitabı ile yönetmezse, Allah ona lanet eder.”

*  “İyiliği emredip, kötülüğü yasaklayan yöneticiye itaât eden kimse kurtuluşa erer ve onun üzerinde bulunan hakkını ödemiş olur.”

*  “Suçsuz bir insana zulmeden kimseyi, Allah en aşağı bir duruma düşürür.”

* “Ölüm, âhiret belalarının hepsinden kolay; dünya belalarının hepsinden zordur.”

*  “Üç şey vardır ki, bunlar kimde bulunursa, kendi aleyhinedir. Bunlar da: azgınlık, döneklik ve düzenbazlıktır.”

*  “Ne söylediğine ve ne zaman söylediğine iyi bak, dikkat et!”

Perşembe, 07 Ocak 2010 15:24 tarihinde güncellendi

Sayfa 113 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.