.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Erbakan'ın Kalesi Konya'da İsmi Söküldü!

erbakn.jpgMilli Görüş’ün lideri Erbakan’ın kalesi konumunda ki Konya'da, adını taşıyan parktaki tabela söküldü.

Aldığı ev cezası, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından rahatsızlığı ve ilerlemiş yaşı nedeniyle  Necmettin Erbakan’ın, Başbakanlığı döneminde 12 yıl önce açılışını yaptığı Kombassan Holding binasının hemen yanındaki Afra Alışveriş Merkezi’nin bitişiğindeki parka ‘Prof. Dr. Necmettin Erbakan Parkı’ adı verildi. Parkın 2 girişine ‘Prof. Dr. Necmettin Erbakan Parkı’ tabelaları yerleştirildi.

Bünyesinde kafeteryalar, park alanları, çocuk oyun guruplarının bulunduğu parkta, aradan yıllar geçtikten sonra, değişikler yaşanmaya başladı. İlk olarak holding binasının girişinde bulunan parkın tabelasının önüne çam ağaçları dikilerek, ‘Prof. Dr. Necmettin Erbakan Parkı’ adı kapatıldı. Yaklaşık 4 ay önce Afra Alışveriş Merkezi el değiştirerek Uyum Alışveriş Merkezi ve Makro Market tarafından satın alındı. Alışveriş merkezinde ve bitişiğindeki parkta tadilata giren yöneticiler, Konya Büyükşehir Belediyesi karşısındaki parkın girişinde bulunan ‘Prof. Dr. Necmettin Erbakan Parkı’ yazılı tabelayı keserek kaldırdı. Tabelanın yerine de çiçekler ekildi.

Konya Büyükşehir Belediye Basın ve Halka İlişkiler Müdürü Galip Marlalı Haber5.com'a yaptığı açıklamada park'ın Afra marketin içerisinde bir bahçe olduğunu, Afra'da kendi yerini Makro marketler zincirine devrettiğini dolayısıyla 'Necmettin Erbakan' parkının Makro Marketler zincirine 25 yıllığına devrettiğni açıkladı.

Makro Marketlerinin bir tadilata girdiğini ve bu tadilatın hala devam ettiğni ifade eden Galip Marlalı tadilat dolayısyla tabelanın söküldüğünü, fakat sonradan aynı ismin verilip verilmeyeceğinin Makro Marketin takdirinde olduğunu açık ladı. Hber5 ten>>

YORUM: 

Hangi niyetle sökmüşlerse yakında anlaşılır, fakat mühim değil, biz isteriz ki Hocamızın ismi, büyük bir camiye ve islami ilimler merkezlerine verilsin, parka verilmiş de ne olmuş?

 

Çarşamba, 27 Ağustos 2008 07:52 tarihinde güncellendi

303. MEKTUB - Ezan kelimeleri

minare2.jpg303. MEKTUBUN BAŞLIĞI VE KONUSU

Üçyüz üçüncü mektup, Hacı Yusuf Keşmiri'ye yazılmıştır.

Ezan kelimelerinin manalarını beyan hakkındadır.

 

303. MEKTUBUN TERCÜMESİ

Hamd ve salavattan sonra, bilmek lazım ki ezan kelimeleri yedi tanedir.

Allahu ekber-Allahu ekber. Allah, kendine ibadet edenin ibadetine ihtiyaç duymaktan çok büyüktür-yücedir. Bu kelime, dört kere tekrarlanır ki, şu mühim mana te'kidlensin.

Eşhedü en lâ ilâhe illellâh. Yani, şehadet ederim ki O, büyüklüğü ve ibadete ihtiyaçsızlığı ile beraber, ibadete O'ndan başka layık ve müstehak yoktur.

Eşhedü enne Muhammeden resulullah. Yani, şehadet edrim ki O sallallahu aleyhi ve sellem Allahu subhanehu'nun resulüdür, O'ndan bizlere ibadet yollarını tebliğ edicidir. Cenab-ı Kudsihi teala'ya ibadetin layık olması ancak, sallallahu aleyhi ve sellem'in tebliği ve risaleti tarafından alınmış olmasıyladır.

Hayya-ales-salah. Hayya-alel felah. Bu iki kelime, felaha/kurtuluşa götüren namazın edasına, namaz kıacak kimseyi davet içindir.

Allahu ekber-Allahu ekber. Yani, hiçbir kimsenin ibadetinin Cenab-ı kudsihi teala tarafına layık olmasından yücedir/büyüktür.

Lâ ilâhe illellâh. Yani, Allahu taeala, çaresiz ibadete müstehak olan Zat'tır. Her ne kadar hiçbir kimseden O'nun tarafına layık ibadet sadır olmasa da.

Namaz vaktini bildirmek için konulan şu yüce kelimelerin azametin den, Namazın şanının yüceliğini idrak etmek gerekir.

Mısra':

Bolluk senesi, baharından bellidir.

Allahım! Bizleri  resullerin Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem hürmetine kurtulan namaz kılıcılardan eyle. O'nun ve diğerlerinin üzerine slavatın en tamamı ve tahıyyelerin en mükemmeli olsun.

 Yorum:

Günde beş kere bu davetle muhatab olan insanlık, daha ne bekler, özel davetiyemi istiyor?  Keyfinin gelmesini bekleyeceğiz öyle mi? Kendileri bilir, Allahu tealanın hakkımızda getirdiği delil sabit olmuştur, artık gelmeyenler kendilerine zarar verirler. Ehli küfür de bu ilandan alacağını alsın, daha ne yapalım, günde beş kere davet ediyoruz bir de diyalogmu yapalım, hiç gerek yok, iman edecek olan biraz araştırır, nefsini kırar ve tevazu ederek sorup öğrenir. Dünyanın menfaatini bulmak için en uzak mesafelere, denizlerin dibine inen, uzaya çıkan avrupalı, yanıbaşındaki Kur'anı ve camiyi niçin bulmuyor? Tek cevap: İnadına. Küfrü inadi içindedirler.

 

Çarşamba, 27 Ağustos 2008 08:07 tarihinde güncellendi

Türkiye Darül-harp midir, Darül-İslâm mı?

tevhid.jpgMehmet Şevket Eygi'nin yazısı:

Türkiye Darü’l-harp midir, Darü’l-İslâm mı?


Bendeniz fakih ve müftü olmadığım için bu konuda fetva vermeye yeltenmeyeceğim.

Mesele konu muhtelefün fihtir. Darü’l-harbtir diyenler vardır, aksini iddia edip her şeye rağmen darü’l-İslâmdır diyenler de vardır. Bu sahada konuşmak hakkına sahip bazı kimseler ise darü’l-fetrettir demişlerdir.

Darü’l-harbtir diyenler, ellerinde imkân varsa hicret etmekle mükelleftir. Hem darü’l-harb diyecek, hem yan gelip yatacak, böyle bir şey caiz midir?

Her üç şıkta da, bu ülkede yağmacılık, hırsızlık, soygun, talan yapmak asla caiz değildir.

Türkiye darü’l-harbtir binaenaleyh burada ganimet toplanabilir diyenler İslâm fıkhının, Ahmedî Şeriatın ve İslâm ahlâkının kabul etmediği yanlış bir yol üzerindedirler.

Burada birtakım karıları cariye olarak kullanmak caizdir diyenler sapıktır.

Efendiler!.. Küffarla cihad mı yapıyorsunuz ki, ganimet toplayacaksınız.

Hem İslâm’a göre ganimetin toplanmasının ve taksiminin usul ve kaidesi vardır.

Birtakım adamlar ganimet toplamayı hırsızlıkla bir tutuyorlar. Bu ne büyük sapıklıktır!..

Müslümanların canları, malları, ırzları birbirlerine haramdır/kutsaldır.

Devlet başka şeydir, düzen/sistem başka şey.

Biz Müslümanlar elbette kötü düzene karşıyız, onun yerine hak ve âdil bir düzen istiyoruz ama düzen bozuk diye devlete düşmanlık etmek, devlet bütcesini ve mallarını yağmalamak, zimmetine geçirmek İslâm ahlâkı ve şeriatı ile kabil-i te’lif bir şey değildir.

Devletin, belediyelerin bütçelerini yağmalayan, çeşitli yollarla zimmetlerine geçirenler azılı fâsık ve fâcirlerdir.

Kara ve haram servet edinenler salih değil, fâsık ve âsidir.

Müslüman her hâl ü kârda doğru ve dürüst bir insandır.

Savaş dışında hile, hud’a, aldatma, kandırma yapılamaz.

Devleti çarpacak, belediyeleri çarpacak, bin türlü eğrilik ve yamukluk yapacak, her fırsatta zimmetine geçirecek ve sonra mücahid olacak.Yok canım... Böyleleri mücahid değil, mütecâhid/mücahid taslağıdır.

Hırsızlık başka şeydir, mücahidlik bambaşka bir şeydir.

Müslüman, mal ve servet konusunda şeffaf ve temiz bir kimsedir.

Müslüman ölür, fakat haram yemez.

Bırakın haramı, Müslüman şüpheli kazançlardan bile uzak durur.

Müslüman, helâl ve temiz kazançlar konusunda bile sınırları aşmaz.

Türkiye darü’l-harbtir, burada her halt yenir...Bu fetva ve ruhsat şeytandan alınmıştır.

Rahman ve O’nun Habercisi ve Elçisi bize dosdoğru olmamızı emr ediyor. Kur’ân, “Sana nasıl emr olunduysa öyle dosdoğru ol!..” emrini bize açıkça bildirmiştir.

Şahıs veya topluluk adı vererek kimseyi itham etmiyorum, suçlamıyorum. Buna hakkım yok.

Yüce İslâm dinine, bu ülkeye, bu halka, devletimize hizmet eden (bozuk düzene değil) herkese teşekkür ediyorum, minnet duygularımı sunuyorum.

Türkiye’yi soymayanlar, hırsızlık etmeyenler, bütçeleri hortumlamayanlar, nepotizm yapmayanlar, haram yemeyenler, ihalelere fesat karıştırmayanlar, işlerden komisyon almayanlar; tek kelimeyle temiz, şeffaf ve salih Müslüman hizmetkârlar üzerlerine alınmasınlar. Allah’ın yardımı onların üzerine olsun. Kalplerimiz ve hayır dualarımız onlarla beraberdir.

Malachie Kehanetlerine Göre Bugünkü Papa Sondan İkinci Papa’dır

Yahudilikten Katolikliğe dönmüş kâhin Nostradamus’u duymayan yoktur. Acayip ve arkaik bir Fransızca ile dörtlükler yazmış, gelecekte olacak hadiseleri kapalı bir lisan ve üslupla anlatmıştır. Bu konuda şimdiye kadar binlerce kitap yazılmış, türlü yorumlar yapılmıştır.

Bir de Malachie kehanetleri vardır. İrlandalı bir rahip olan bu zat, asırlar boyunca gelecek papaların listesini yapmıştır. Onun listesine göre bugünkü 16’ncı Benoît sondan ikinci papadır. ölümünden sonra Romalı Piyer adında son Papa tahta oturacak, dehşetli hadiseler ve savaşlar olacak, Piyer rahiplerin cesetlerine basarak Roma’yı terk edecek, Hıristiyanların kutsal şehri tahrip edilecektir.

Katolik kilisesinin yıkılması, papalığın son bulması ve Roma’nın tahribiyle birlikte Teslis inancı (Trinitarianisme=Baba,Oğul, Ruhulkuds) de tarihe karışacaktır.

Bugünkü Papa 2005’te 78 yaşında iken Vatican tahtına oturmuştur. Şu anda 80’ini geçmiştir. Her faninin başına gelecek ölüm ona geldikten sonra, Malachie’ye inanılacak olursa sonuncuPapa seçilecek ve bundan sonra dünyayı ve insanlığı sarsacak korkunç ve dehşetli hadiseler, feci savaşlar, katliamlar gerçekleşecektir.

Yabancı dil bilenler Malachie kehanetleri konusunda internetten bol bilgi edinebilirler.

Yukarıdaki kısa bilgileri, meraklıları tatmin etmek için yazmış bulunuyorum. Bunlar olacak diye bir iddiam yok.

Kendim inanıyor muyum?.. İslâm’da kehanetlere ve kâhinlere inanmak yoktur.

Bu söylenenlerde gerçek payı olabilir mi? Bir kısmının vuku bulması mümkündür. Bunlara istidrac denir.

Katolik kilisesinin ve Papalığın başına bir takım felâketlerin gelmesi beklenir. çünkü hem dinlerarası diyalog diyorlar, hem de Peygamberimize saldırıyorlar. Bizzat Papa, Resulullah Efendimize dil uzatmıştır. Eskiden karanlıklar vardı, Haçlı seferleri yapılıyordu. Zamanımızda bu gibi saldırılar hiç affedilemez.

Teslis inancı son iki bin yıllık tarihin en büyük yanlışıdır.

Elbette bir gün gelecek, bu yanlıştan dönülecektir.

Diyalogçuların “üç İbrahimî din vardır” iddiası safsatadan ve sapıklıktan başka bir şey değildir.

Tarih boyunca olduğu gibi, bugün de tek İbrahimî din vardır ve o da Tevhid dini İslâm’dır.

Mehdi gelecek, İsa aleyhisselâm nüzul edecek (inecek), büyük savaşlar olacak, çok insan kırılacak. Sonunda dünyaya Tevhid inancı hakim olacaktır.

Birtakım reformcu ve modernist ilâhiyatçılar inkâr etseler de...

(Portekiz’de cereyan etmiş Fatima kehanetlerinden de, konu açılmışken bahsedeyim. İddiaya göre Fatima’da Hazret-i Meyrem, küçük çoban kızına gelecekte olacak üç hadiseyi haber vermişti. Bunların üçüncüsü Vatikan tarafından açıklanmadı. Daha doğrusu açıklanamıyor. Bu konuda hayli yazı okudum. Sanırım, Katolik dininin yıkılması ve Papalığın son bulması ile ilgili kehanetleri açıklamak istemiyorlar.)

 YORUM:

Türkiye gibi dejenere olmuş islam ülkelerinin fıkhi konumu hakkında bazı alimlerimiz -darul ridde- demişlerdir. Yani halkının ekserisinin dininden döndüğü- bir memleket olmuştur. Ne yapılmalıdır? Derhal islamı iyi öğrenip tebliğ edilmeli ve insanların şüphelerinin izale edilmesi ve onlara sahip çıkılması gerekir. Bu hususta alimler kadar zenginlere de iş düşmektedir.Gerçek islami ilimleri öğrenmek yerine düzenin okularıyla yetinmek, kime yetecek, suret müslümanlığı ile kimse ahıretini kurtaramaz. İslami ilimlerin nher tarafa yayılması ve taliplerinin çoğalması gerekir ki, bir müddet sonra müçtehid ayarında alimler zuhur etsin.

ikinci husus, yazıdaki kehanetler: Kahinin sözüne itibar edilmez ve kahine gidilmez. Ancak bu meşhur kahinler, islami eserleri inceleyip gaybi haberleri ifade eden hadisi şeriflerden bu hükümleri çıkartmaktadırlar bunu da bilelim.   hadisi şeriflerin beyan ettiği kıyamet haberlerini incelersek büyük savaşların olacağı açıkça görülür. Sitemizdeki sayfalarda bu hususlar işlenmiştir.

 

 

Salı, 26 Ağustos 2008 17:01 tarihinde güncellendi

Vatikan İtalya'sının Gerçek -pis- Yüzü!

vatikan11.jpgAşırı-sağcı Kuzey Ligi’nin “düşmanca” politikaları Milano’da 4 bin Müslümanı stadyumda Cuma namazı kılmak zorunda bıraktı. Üstelik 1 ay sonra oradan da kovulacaklar.

İtalya’da koalisyonda yer alan aşırı-sağcı Kuzey Birliği’nin Müslümanlara yönelik “düşmanca” tavırları hız kesmiyor. Verona’da cami yıkan ve yerine İslam düşmanlığıyla bilinen “Orianna Fallaci”nin adı verileceği bir park yapan Kuzey Birliği, bir süredir Milano’daki, garajdan bozma bir mescitte Cuma namazlarını kılan 4 bin Müslüman’ı gözüne kestirmişti. 20 yıldır faaliyette olan mescitte kılınan namazlardan şehir sakinlerinin ve trafiğinin etkilendiği bahane gösterildi. Şehir meclisine baskı yaparak, mescidin ve şehirdeki İslami merkezin taşınması isteyen Kuzey Birliği’nden İçişleri Bakanı Roberta Moroni, Ağustos sonuna kadar bir çözüm bulunmazsa merkezin ve mescidin kapatılacağını açıklamıştı. İtalyan Müslümanlar bir süredir Cuma namazlarını bisiklet pistinde kılmak zorunda kalıyordu. Ancak Eylül yani Ramazan sonunda oradan da kovulacaklar.

Salı, 26 Ağustos 2008 10:07 tarihinde güncellendi

Sayfa 362 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.