.

.

Namaz

E-posta Yazdır PDF

EZAN DİNLEME EDEBİ

eyp_kubbe.jpgEzan lafızlarını tekrar ederek ezanı dinler. Şehadet kelimelerine gelince:

Kohustani, Şerhi Kebir’inde Kenzul Ubbad’dan naklen şöyle der:

<Bilki, ezanda ilk şehadetin işitildiği anda şöyle denmesi müstehabtır:

“Sallallahu aleyke ya Resulellah”

İkinci şehadeti işitince “Karret aynî bike ya Resulellah” der.

Sonra şöyle der: “Allahım, beni işitmek ve görmekle menfaatlendir.”

Bunları iki baş parmağının tırnağını iki gözünün üzerine (öperek) koyduktan sonra der. Böyle yaparsa, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu cennete kadar çekip götürür.>

 

Tefsiri Hakkı da, bu bahsin devamında şöyle der: Alimler, ameli konularda zayıf hadislerle ameli caiz görürler. Bu yüzden merfu’ olmayan hadisle amel etmeyi terk etmek gerekli olmaz. Muhakkak Kohustani müstehab demesinde isabet etmiştir.  (Terfisi hakkı cilt: 11   Sahife: 119)

                                         

Hayyeales-salah ve felahlarda: -lâ havle velâ kuvvete illâ billâh- der.

Ezandan sonra duasını okursa, şefaate nail olur.

 

Ezanın sonunda vesile ile dua eder ve şöyle der. “Ey şu tam davetin ve hazır olan namazın sahibi Allahım, Muhammede (Sallallahu aleyhi ve sellem) vesile ve fazile’yi ver, onu, vaad ettiğin makamı Mahmud’a yükselt.

Cumartesi, 21 Mart 2009 11:44 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

NAMAZ KÖTÜLÜKLERİ MEN EDER

Murat Birsel'in namaz-suç istatiği

Murat Birsel'in namaz-suç istatiği 17 Şubat 2009 10:18

Star yazarı Murat Birsel bugünkü köşesinde dua-namaz ve suç ile ilgili istatistikler veriyor. İşte yazısı:


yazı boyutu yazı boyutu arttır yazı boyutu azalt

Peşin herkesten özür dilerim; benim minik düşünce dünyamı fersah fersah aşar, haddim de değil bu konularda laf etmek ama kalbim temiz ve de konu ilginç...

TIME Dergisi'nin (Şubat) özel sayısının kapağında dua eden bir kadın resmi var ve 'İnanç nasıl tedavi eder' diye yazıyor. Kapaktaki 'duanın iyileştirici gücü' teması, 'TheSecret' (Sır) filminde de bahsi geçen, 'Washington Deneyi'ni çağrıştırdı.

Washington Deneyi diye bilinen olay, 1993 yılında ABD Başkenti'nde halka haber vermeksizin yapılan ve sekiz hafta boyunca devam eden bir toplu meditasyon sürecinde şehirde suç oranının yüzde 20 oranında düşmesinin bilimsel kabul görüpkayda geçirilmesiydi. (İnternette arama motorunda 'Washington meditation crime'yazdığınız anda bütün bilgiye ulaşabilirsiniz.)

Nedir?

Şehirde kimse bilmiyor ama birileri, 'iyilikler güzellikler üzerimize olsun' şeklinde huzur çağrısı yapıp, bu enerjiye yoğunlaştığında oranın sakinleri bir anda -sanki- daha iyi insanlar oluyor.

Benim de aklıma düştü ki; bir huzur, iç güzellik, huşu ve iyiliklere dair titreşimler barındıran namaz benzer bir işlev görüyor olabilir diye...

Uzun lafın kısası kendimce dedim ki: Washington Deneyi doğru ise camilerinde namaz kılınan şehirlerdeki suç oranı namaz kılınmayan şehirlere oranla çok daha düşük olmalı! (Püf noktası: Kılanlar kılmayanları da pozitif etkiliyor.)

Bu bir varsayım, test edip doğru mu değil mi, hayatın gerçeklerince teyid ediliyor mu bakmak lazım...

Baktım nitekim!

* * *

Gerçi bu tür bir araştırmayı bilimsel yayın olarak taramak, verileri derlemek, ölçmek bir köşe yazısının konusu olamaz. Harika bir tez konusu olabilir. Filhakika 'Namaz suçla ters orantılıdır' varsayımının çok yüksek bir yüzdeyle doğrulanmasını bekleyebileceğimi söylerim...

Örneğin kişi başına düşen cinayet vakası oranı istatistiklerinde ilk yirmi ülke (binde):

Kolombiya (0.61) 2. Güney Afrika (0.49) 3. Jamaika (0.32) 4. Venezuela (0.31) 5. Rusya (0.20) 6. Meksika (0.13) 7. Estonya (0.107) 8. Latvia (0.103) 9. Litvanya (0.102) 10. Belarus (0.098) 11. Ukrayna (0.094) 12. Papua Yeni Gine (0.083) 13. Kırgızistan (0.0802) 14. Tayland (0.800) 15. Moldovya (0.078) 16. Zimbabve (0.074) 17. Seyşel (0.073) 18. Zambia (0.070) 19. Kosta Rika (0.060) 20. Polonya (0.056)

Kırgızistan dışında bu ülkelerin hemen hepsi yüzde yüze yakın oranlarda Hristiyan nüfusa sahip. Nüfusunun yüzde 75'i Müslüman olan (toplam nüfusta Müslüman oranı sıralamasında 38'inci ülke) gelen Kırgızistan tek istisna olarak göze çarpıyor.

Ve dünya genelinde bir ülkede namaz kılınıyorsa toplam suç istatistiklerinin hemen hepsinde Müslüman toplumlarda suça eğilim düşük çıkıyor.

Elalem bu gerçeğin farkında mı?

Elbette! İslam ülkelerinde cinayet oranı neden düşük diye çok ciddi bilimsel çalışmalar yapılıyor. (Meraklısına: Cordova, Ana; 'An Examinational Causes of Low Murder Rates in Islamic Societies': American Society of Criminology). Fazla bahsetmeseler, yüksek sesle dile getirmeseler de harıl harıl araştırıyorlar.

Gerçi namaz bağlantısını kuran yok sanki...

Belki bundan sonra birileri Londra, Paris benzeri şehirlerde cami olan bölgedeki suç oranını şehir geneline kıyaslamayı düşünür.

Keşke...

Tahminimce neticesi de dünyayı düşündürür!
E-posta Yazdır PDF

FARZ NAMAZIN PEŞİNDEN ÜÇ KERE İSTİĞFAR

ist-dalga.jpg  

NAMAZIN  PEŞİNDEN  İSTİĞFAR

Mevsuat-ı Fıkhiyye  4. cilt, sahife 40 ta şu malumat vardır.

Namazların peşinden istiğfar etmek sünnettir. Zira Abdullah İbni Mes’ud radıyel-lahu anhu şöyle demiştir: Her kim üç kere

         

 

 

Pazar, 09 Kasım 2008 15:33 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

2-YENİ MÜÇTEHİDLER ABDESTTE AYAK YIKARMI???

ulucamifh4.jpgŞimdi asıl neticeye fıkıh kitablarının hükmüne gelelim; zira bizi ilgilendiren fıkıh kitablarının beyanıdır, hadisi şeriflerin sırf nakli ile biz hüküm veremeyiz, çünkü islamın hükümülerinin tesbiti alimlerin –müçtehitlerin - Kur’an, sünnet, icma ve kıyasla beyan ettiği hususlardır. Bu tesbit işi ilk asırlarda –selefin- döneminde genel olarak tamam olmuştur. Biz şimdi bir ayet veya hadisi şerif görüp te, -bundan şunu anladım- deme hakkına sahip değiliz, zira ondan anlaşılan şeyi evvelkiler –bizden hayırlılar- beyan etmiştir, tatbik etmiştir, iyice açıklamışlardır. Artık bizim yapacağımız şey, onların fetvalarını tatbik, sözlerinin yazılı olduğu kitabları tedris ve nakildir. Gerisi fuziliyyattır ki, akıllı insaflı kimseler fuziliyyata değer vermez.


Cuma, 07 Kasım 2008 12:58 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

1- YENİ MÜÇTEHİDLER ABDESTTE AYAK YIKARMI???

ulucamii-2.jpgAyağı Mesh

<<<Kuranda bahsedildiği gibi "yüzünüzü ve ellerinizi dirseklerinize kadar yıkayın, başınızı ve ayaklarınızı mesh edin(yada yıkayın)" ayetine uyarak abdest alabilir miyiz?  02/02/2008

Aziz mümin, bu okuyuşun ikisi de meşhur ve makbul kıraattır. Benim buna hayır demem

haddimi bilmemezlik olur. Taberi sünne sahibi bir imam olduğu halde mesh etmek farz yıkamak sünnettir der. >>>

Bu cevabta üç mesele vardır.

1- Bu okunuşların ikisinin tefsirlerimizdeki durumu !!!

2- Bu hususta geçerli fetva nedir?

3- Taberinin böyle bir sözü varmı veya ne söylemiştir, nekadar geçerlidir?

Evvela ayeti kerimeyi zikredelim: Maide suresi:6

“Ey iman edenler! Namaza kalkmayı murad ettiğiniz zaman (abdestiniz yoksa), yüzlerinizi ve ellerinizi dirseklerle birlikte yıkayın, başınıza mesh edin, ayaklarınızı da ka’blarına (yan topuklara) kadar yıkayın…”

Burda söz konusu ihtilaf: (وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَيْنِ) –erculekum- lafzının okunuşu hakkındadır. Lam harfinin fethası ile veya kesresi ile okunmuştur.

 

{ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الكعبين } بالنْصب عطفاً على ( وجوهَكم )

Erculeküm lafzı, vucuheküm üzerine atfedilerek nasb okundu. Bunu yaygın sünnet, ashabın ameli, imamların ekserisinin sözü ve tahditlenmesi kuvvetlendiriyor.  Zira mesh, mahdut –sınırlanmış- olarak bilinmedi. Cerr okunması cerri civar kabilindendir ki Kur’anda bunun benzeri çoktur.

{ عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍ } Elîm lafzı, azabın sıfatıdır ve onun gibi nasb okunması gerekir fakat bu kıraatta evvelindeki yevm lafzına yakınlık sebebiyle cer okunmuştur. Yani elim –acıklı- azab demektir.

وقرىء بالرفع أي وأرجلُكم مغسولةٌ  Üstelik ercul lafzı ref olarak –erculukum- şeklinde de okunmuştur. Takdiri: Ayaklarınız, yıkanmıştır.  >>>

Bu zikrettiğimiz bütün tefsirlerde aslolan nasb kıraati olduğudur. Cer okuyanların hiç birisi mesh edileceğini de söylememiştir, ancak malum yeni müçtehidin dediği Taberi r.a. ve alimlerimizin beyan ettiği şia taifesi. Acaba yeni müçtehidimiz gerçekten Taberi’yi mi yoksa şia yımı taklit etmektedir. Benim kendi görüşüm diyemez, zira aldığı yer belli. Kişi dört mezhebin fıkhı açıklamasından sonra  artık –benim görüşüm- diyemez, derse yalancıdır, zira görüşü dediği şey ya o dört mezhebin imamalarının birinin sözüdür veya bid’atçı olan, cemaatten ayrılan bir muhalif alimin sözüdür, yani kendi sözü değildir. Bu yenilerin fetvalarını çok zamandır takip ediyoruz, hepsinin ortak yönü, ehli sünnetin cumhuruna muhalif bir görüş nerde varsa onu alıp yeni bir söz gibi takdim etmeleridir. Bununla sanki yeni bir ekol mezheb icadına kalkmışlar ama geç kalmışlar, zira evvelki sapıklar bu işi çoktan denediler de muvaffak olamadılar. Bu tespitimize karşı çıkanlar kendilerine açık delileri gösterdiğimiz zaman kabul edeceklerse buyursunlar!!! Yok, 'kendi kafamıza göre gidiyoruz' derlerse, o zaman niçin milleti aldatıyorsunuz, neden evvelki imamlara dil uzatıyorsunuz -anlamadılar, bilemediler- gibi sözlerle itham ediyorsunuz!!!

Taberi Tefsirinde şöyle der: Ebu Cafer derki, bu ayetin okunuşunda kurralar ihtilaf etti. Hicaz ve Irak kurrasından bir topluluk nasb olarak okudu. Mana: namaza kalktığınızda….ayaklarınızı da yıkayın… Burada sonra gelen ayaklar lafzı, mana itibarıyla takdim edilir böylece emir ayakların yıkanması olur, mesh edilmesi değil.

Bu kıraati savunanların hadisi şeriflerden delilleri: Ebi Kılabe’den rivayet edildiki adamın biri namaz kıldı da ayağının üzerinde tırnak mevzısı (kadar yıkanmamış yer) açık idi, namazını bitirince Ömer r.a. ona dedi ki: Abdestini ve namazını iade et.  (11447)

İbni Mes’ud’dan rivayet edildi: şöyle dedi: Parmaklarınızın arasını su ile hilalleyin ki, onları ateş hilallemesin.  (11448)

Muğire ibni Huneyn’den, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem abdest alan birini gördü, o kişi ayaklarını yıkıyordu. Buyurdu: Bu şekilde (yıkamakla) emredildim. (11449)

Mus’ab ibni Sa’d şöyle derdi: Ömer ibni Hattab r.a.  abdest alan bir cemaat  gördü de şöyle dedi: Hilalleyin. (Parmak aralarını yıkayın) (11450)

Hammad’dan, İbrahim’den; “Ayaklarınızı da yıkayın…” ayeti hakkında şöyle dedi: Emir, ayakları yıkamaya döndü.  (11457)

تفسير الطبري - (ج 10 / ص 56

Sudiyy, şu ayet hakkında dedi:

Yüzlerini yıkayın, ayaklarınızı yıkayın, başlarınızı mesh edin.  Bu, takdim ve te’hirdendir. (Yani, lafız sonra geldi fakat hüküm öncedir.)

A’meş’ten, şöyle demiştir:

Abdullah’ın (ibni Mes’ud) arkadaşları, bu ayeti şöyle okurlardı: “ve erculeküm- ayaklarını yıkarlardı. (11466)

Haris’ten, o da Ali’den şöyle dediğini rivayet etti:

Topuklara kadar ayaklarımı yıkarım. (11467)

Ebi Abdil Hayr, babasından rivayetle, şöyle demiştir: Ali’yi gördüm abdest alyordu ve ayaklarının üzerini yıkadı. Ve dedi: Şayet ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i, bu şekilde yaparken görmeseydim, ayağın altının, (yıkamakta) üzerinden daha layık olduğunu zannederdim. (11468) 

تفسير ابن كثير - (ج 3 / ص 50)

Sonra başını mesh etti, sonra ayaklarını topuklara kadar üç kere yıkadı.

وقوله: { وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَيْنِ } قُرئ: { وَأَرْجُلَكُمْ } بالنصب عطفا على { فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ }

Ayet nasb ile okundu.

عن عِكَرِمة، عن ابن عباس؛ أنه قرأها: { وَأَرْجُلَكُمْ } يقول: رجعت إلى الغسل.

İkrimeden, o da ibni Abbas’tan şöyle rivayet etti: Ayeti –ve erculeküm- okudu ve dedi: yıkamaya döndüm.

وروي عن عبد الله بن مسعود، وعُرْوَة، وعطاء، وعكرمة، والحسن، ومجاهد، وإبراهيم، والضحاك، والسُّدِّي، ومُقاتل بن حيان، والزهري، وإبراهيم التيمي، نحو ذلك.

Şurda ismi sayılan 11 zattan bunun aynısı rivayet edilmiştir. Yani, ayakları yıkama hükmü.

Şu kıraata göre, zahiren ayakların yıkanması vacibtir. Selef te bunu demiştir. Bundan dolayı yıkamakta tertibe giden gitmiştir. (Şafii gibi tertib vacibtir demiştir.) Bu söz de cumhurun görüşüdür. Buna Ebu hanife muhaliftir. Zira tertibi şart koşmamıştır. Hatta önce ayaklarını yıkasa, sonra başını mesh etse, sonra ellerini ve yüzünü yıkasa bu caizdir. Zira ayet, şu azaların yıkanmasını emretmiştir, orda bulunan –vav- harfi, tertibe delalet etmez.

تفسير القرطبي - (ج 6 / ص 91)

Kurtubi Tefsiri:

Ebu Davud’un Munassaf’ında Osman r.a. hadisinde: Kendisi ayakların yıkadı da: Nerde abdestten soranlar? Dedi. İşte, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i böyle abdest alırken gördüm, dedi.

-ve erculeküm- Nafi’, ibni Amir, Kesaî, nasb ile okudu. Velid ibni Müslim’in nafi’den ref ile –ve erculuküm- şeklinde okuduğunu rivayet etti. Buda, Hasen, A’meş ve Süleyman’ın kıraatıdır.  İbni Kesir, Ebu Amr ve Hamza, cer ile –ve erculiküm- okudu.

Bu kıraatlar gereğince, sahabe ve tabiin ihtilaf etti. Nasb okuyan, ayakların yıkanmasına hükmetti, mesh olmaz dedi. Bu, cumhurun ve tüm alimlerin görüşüdür, bu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in fiili ile sabittir. Muhakka bir topluluk gördü de yüksek sesiyle nida etti: “Ateşten olan topuklara veyl –yazık- olsun, abdesti tam yapınız.”

Bu izahtan sonra; Allahu teâlâ bu ikisi hakkında bir sınır tayin etti ve –ka’beyne kadar- buyurdu. Eller hakkında da –dirseklere kadar- buyurmuştu. Bu husus, yıkanmalarının vucubuna delalet etti.

Cer okuyanlar, amili  -bâ- harfi cerri yaparlar. İbni A’rabi derki: Alimler ayakların yıkanmasında ittifak ettiler, bunu red edeni bilmiyorum, ancak müslümanların fukahasından Taberi, diğerlerinden rafiziler –şia-  Taberi, cer kıraatına yapıştı.

تفسير البيضاوي - (ج 2 / ص 49)

“Ayakları topuklarıyla birlikte yıkayın” kavlinde, Nafi’ ibni Amir, Kesai, Ya’kub ve Hafs –nasb- ile okudular. Diğer kurra –cer- ile okudu. Nasb ile okuyanlar, -eydiyeküm- lafzına atfederler, mana: Ayaklarınızı da yıkayın şeklinde olur. Yaygın sünnet, ashabın tatbikatı ve  imamların ekserisinin sözü bunu kuvvetlendiriyor. Ayrıca sınır getirilmesi de, zira mesh etmekte sınır olmaz.

Diğer kurra cer okumuştur. Buna cerri civar denir. Bunun benzeri Kur’anda çoktur. Mesela:

Kur’andan: { عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍ } { وَحُورٌ عِينٌ }   

Şiirden: جحر ضب خرب

Cer okumanın faidesi, ayaklara su dökerken iktisatlı olmalı meshe yakın şekilde yıkamalı (israftan sakınmalı)

Ayrıca –ref- ilede okunmuştur ve yine ayakların yıkanması manasındadır.

تفسير النسفي - (ج 1 / ص 276)

{ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الكعبين } بالنصب : شامي ونافع وعلي وحفص

Mana: Yüzlerinizi ve ellerinizi dirseklere kadar yıkayın, ayaklarınızı ka’b –topuklar- a kadar yıkayın. Başlarınızı mesh edin. Takdim ve te’hir üzeredir.  Diğer kurra cer ile okudu. Zira ayaklar yıkanan üç aza arasındadır, üzerine su dökülerek yıkanır. İsraf zannı mahalli olduğundan _cer okunması takdirince- mesh edilen başa atfedildi, lakin ayaklara su dökmekte iktisad üzere –israf olmaması- tenbih edildi. –Ka’beyne kadar…- lafzı ile  gaye –mesafe- bildirildi ki, zannedenin zannı ile mesh edilmesi anlaşılmasın, zira mesh işinde şeriatımızda gaye –mesafe- konulmaz.

Cami ulum’da derki: cerri civar olarak mecrurdur. Muhakkak sahih haberde şöyle geldi, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ayaklarını mesh eden bir topluluk gördü de şöyle buyurdu: “Ateşten olan topuklara veyl/yazık/azab olsun” 

Ata’ dan şöyle rivayet edildi: Allah’a yemin olsun ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından hiç kimseyi bilmem ki ayaklarına mesh etsin.

Bu azaların yıkanmasının emredilmesi, onlara bitişen kirlerden temizlenmesi içindir, zira ayaklar ekserde açıktır. Namaz Allahu teâlâ’ya hizmettir, onun huzurunda kirlerden temiz olatak durmaktır. Bu şekilde olması tazime daha yakındır. Bu yüzden denildi ki: Kişinin en güzel elbisesi ile kılması, başında sarıkla kılması, başı açık kılmasından daha efdaldir, çünkü bu, tazimde daha mübalağalıdır.

تفسير النيسابوري - (ج 3 / ص 132)

Cumhurun –nasb okunmasında- delili: Ayakların yıkanması hakkında varid olan haberler –hadisi şerifler- dir. Ayrıca ayakların yıkanmasındaki farz miktar, ka’beyne kadar sınırlandırılmıştır. Sınırlama işi, ancak yıkamakta olur, mesh etmekte olmaz. (Mesh işinde, sadece ıslak elle dokunmak vardır)

Cerr kıraati, suyun dökülmesinde iktisadlı olmaya tenbihtir, zira ayaklar suyu dökmekle yıkanır, bu durum israf zannı mahallidir.

Cuma, 07 Kasım 2008 11:49 tarihinde güncellendi

Sayfa 2 - 3

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.