.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Edeb

gll.jpg
 
Ey insanoğlu! Allah’ı sevmek Allah’a gitmek istiyorsan maddi ve mânevi her işinde edeb ile gir,irfan ile çıkmaya çalış  
- Beni Rabbim edeblendirdi. Ve edebimi ne güzel eyledi.
- Âdemoğlunun edebden nasibi yoksa insan değildir.
- Edeble süslenmeyen akıl silâhsız kahramandır.
- Edeb: Aklın dıştan görünüşüdür.
- Edeb: Eline diline ve beline sahip olmaktır.
- Edeblerin anası az konuşmaktır.
- Edeb olmadıkça asalet düzelmez.
- Edeb şeytanı öldüren bir silahtır.
- Edeb en hayırlı sanattır. Hakk’a giden yolun azığıdır.
- Edeb olgunlaşmanın ilk şartıdır.
- Edebi terk eden ârif değildir.
- Edebden mahrum olanlar Hak dergâhından kovulurlar. 
- Edebi olmayanın güvenilir ilmi yoktur. 
- Hakikat’ten maksat ancak edebdir.
- Hakiki edeb nefsi terketmektir.
- Ayıplarınızı edeble örtünüz.
- Hakiki güzellik ilim ve edeb güzelliğidir.
- İnsanın ziyneti edebin tamam olmasıdır.
- Evlâdına edeb öğretmeyen düşmanlarını sevindirir.
- Ruhen yükselmek ancak edeble mümkündür.
- Akıllı, edebi edebsizden öğrenir.
- İlim şerefi ve edeble Âdem, melekten üstün oldu.
- Şeytan Allah’ın huzurundan edebi terkettiği için kovulmuştur.
- Edeb dışı hareketler feyzi keser. Ve sahibini sultanın gönlünden uzaklaştırır.
- Sohbet bir cesettir. Edeb ise o cesedin ruhudur.
- İmanın hakikatine ermek için yakîn bilgi; yakîn için ihlâslı amel; ihlâslı amel için farzları edâ; farzları eda için sünneti tatbik; sünneti tatbik etmek için de edebi korumak lâzımdır.
- Edeb; insanı her türlü hatadan koruyan bilgi ve prensiplere sahip olmaktır.
 
- Her şey çoğaldıkça ucuzlar. Fakat edeb çoğaldıkça değeri artar.
 
- Edeb kendisinden yükseğini çok görmemek kendisinden aşağısını da hor görmemektir.
 
- Üstadının edebi ile edeblenmeyen sünnet ve hadisle edeblenemez. Sünnet ve hadisle edeblenemeyen de âyet ve Kur’an’la edeblenemez.
 
- Edeb güzelliği kişiyi nesebe muhtaç etmez.
 
- Edeb insanı utanılacak şeylerden koruyan melektir.
 
- Edeb Rasûlullah’ın sünnetine uygun hareket etmektir.
 
- Edebden daha üstün şeref yoktur.
 
- Edeb kaidelerinin en alt derecesi bir kimsenin cehaletini sezdiği yerde durup onu gidermesidir.
 
- İlim elde etmek isteyen edebli olsun.
 
- İyi amel sahibi olmak isteyen edebli bir şekilde ilim sahibi olmaya baksın.
 
- Muhabbet ehli sevgi işinde iyi niyete sahip oldukça edebleri artmaya başlar.
 
- Edeb nefsi gerektiği şekilde terbiye etmek ve güzel ahlâk ile süslemektir.
 
- Edeb insanın mutlak bir fazilet kaynağıdır.
 
- Cennet’teki makamlara amel ve edeble ulaşılır.
 
- Edebin dostları: Hayâ Samimiyet Teslimiyet Muhabbet Niyet İtaat Gayret Sohbet ve Hizmettir.
 
 
Yarabbim beni ve bütün sevdiklerimi efendimizin en iyi dostu Hz. Osman’ın edebiyle edeplendir. Bütün kardeşlerimize hayâlıların en hayâlısı Hz.Osman’ın hürmetine hayırlı rızıklar ver. Amin...
 
 
SELAM VE DUA İLE..

 

Şaka ve Latifelerde Ölçü

ebru_sanat2.jpg

 

 

Ebû Hureyre radıyellahu anh'dan: Dediler ki:

"Ey Allah'ın Resulü! Sen bize şaka yapı­yorsun." Şöyle buyurdu:

"Ben (şaka bile olsa) ancak doğruyu söylerim." Tirmizî

*** * ***

Enes radiyallahu anh'dan:

Bir kadın Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dedi:

'Bizi bir deveye bindir!'

'Sizi devenin yavrusuna bindireyim' bu­yurdu.

'Biz devenin yavrusunu ne yapalım? (ona binilmez ki)?'

'(Her deve yavrudur yani) onu başka bir deve doğurmuştur?' buyurdu."

Ebû Dâvud ve Tirmizî

*** * ***

Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem:

'Ey iki kulaklı!' diye hitap ederek ona şaka yaptı." Ebû Dâvud, Tirmizî

*** * ***

SIBYAN MEKTEPLERİ

medres.jpg

 

OSMANLI DEVRİ SIBYAN MEKTEPLERİ

Sıbyan Arapça bir kelime olup Sabi (çocuk) kelimesinin çoğuludur. Sıbyan Mektebi çocuklar için açılmış okul demektir.

Sıbyan Mekteplerinin tarihçesi Osmanlı Devleti ile sınırlı değildir. Okul mimarilerini Türklerin geliştirildiği kabul edilse bile birçok eski uygarlıkta benzer görevi yerine getiren mekteplerin mevcudiyetine rastlanmıştır. Özellikle Selçuklu döneminde Osmanlı dönemin-dekine benzer Sıbyan Mektebi modelleri sıkça gözlenmiştir. İslam âleminde genellikle med-rese eğitiminin bir başlangıcı olarak ortaya çıkmıştır.

Çocuğum kitap okumuyor!

 

kitap-3.jpgHer şeyiyle "Osmanlı'yım" diyen ahşap bir konak satılmıştı. Yeni sahibi beni eve davet etmişti.

"Şu kitaplar ne kadar eder?"

Baktım; çoğu Osmanlıca, bir başka medeniyete ait gibi, okunmaz olmuş. Kim bilir hangi asırda, hangi mübarek insan, divitini hokkaya batırıp, notlar almış. Onun torunlarının, mirasçılarının kütüphaneyle ilişkileri yok ki, kitaplara sahip çıkmamışlar. Bırakın okumayı, satmayı bile akıl edememişler. Parçalanmış bir kitap vardı. Sahifeleri dağılmış, "çok eski" diye bir köşeye atılmış. Bir yaprak alıp uzattılar "Bu ne?" diye sordular. Baktım; Kur'an! Osmanlı konağında tanınmayan kitap Hayret, dedim, nasıl da çökmüşüz. Şimdi de kalkınmanın yollarını arıyoruz.

Ben kitap olmayan bir evde doğdum. Annem babam ümmiydi, okuma yazma bilmezdi. Bir gün öğretmen "yön nedir, öğrenin gelin" dedi. Eve gelip, amcama sordum, "yön sorusunu sordu öğretmen, yön nedir?" Amcam dedi ki, "sen yanlış anlamışsındır, gön'dür o Gön, sığırın derisidir" dedi. Böyle bir ailede yetiştim. 18 yaşıma geldiğimde babama, anneme ve Erzincan'a baktım "sen sen olma, değiş Başka şeyler de yapabilirsin" dedim. Sonrasında kendi kendime İngilizce ve Arapça çalıştım. Hasan Âli Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde yayınladığı klasiklerden büyük bölümünü genç yaşlarda okumuşumdur. Kendime baktığımda 1940'lı yıllardan farklı bir Ömer olmuştum.

Bir gün babam, Mevlid diye bir kitap almış, getirdi Köydeyiz; cevizin altında “Oku”, dedi babam "Allah adın zikredelim evvela" diye başladım okumaya. Babam bilgili bir adam değildi. Bağımız bahçemiz vardı, onlarla meşgul olurdu. Fakat kendi durumuna göre, kitap okutmaya çalıştı bana

Bana soruyorlar, "çocuklarımıza kitapları nasıl okutabiliriz?" Evvela şunu bilmek lazım, ebeveyn televizyon seyrederken, çocuk kitap okumaz! Ben çocuklarıma "kitap okuyun" dediğimi hatırlamıyorum. Benim döktüğüm kitapları onlar topladı, böylece kitaplarla iç içe büyüdüler.

Mesela bir aile düşünelim: Ebeveyn çeşitli kitaplar, mecmualar alır, okur İster istemez onları kenara, köşeye bırakırlar. Çocuk bu kitapları alır, resimlerine bakar, sayfalarını karıştırır, belki de yırtar. Böylece çocuk kitapla dergiyle meşgul olur. İşte böylesine bir çocuk mutlaka okuyacağı bir şeyler bulur. Nasıl ki insan arzu ettiği şeyi yerse, o daha faydalıdır. Zorla yediği şey pek faydalı olmaz. İnsan öyle bir yaratıktır ki Allah onun ihtiyaçlarını ona istetir. Mesela susuz kalan su ister, aç kalan yiyecek ister. Çocuğun da isteyeceği bazı resimli veya yazılı yayınlar olabilir. Anne-baba buna dikkat etmelidir. Neden hoşlanıyorsa o yönde gidilmelidir

Bir anne diyor ki, "çocuk yemek yemiyor!" Çocuğun seveceği yemeği pişirince yer. Yemekle kitap aynı şeydir. Çocuğunuz hangi kitabı beğenirse, onu alın. Amerika'da çocuk oyuncağı satan dükkânlarda, çocuk kitapları da satılıyor. Çocuklar, meraklıdır. Soru sorarlar. Çocuğun soruları tespit edilip, o sorulara cevap verecek kitaplar alınabilir. Mesela oğlum ilkokul üçe gidiyordu. Ona resimli bir ansiklopedi almıştım. Oğlum severek okumuştu. Çocuğun kitabı sevmesi için, kitabın renkli ve resimli olması lazım. Hikâye, masal ve kıssaları çocuklar rahatlıkla okur. Çocuğum kitap okumuyor diyen anne-baba, önce kitabı kendisi okusun.

 

Hekimoğlu İsmail

Sayfa 107 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.