.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Ne diyelim....

  rafiziler00.jpg Rafızilerden Siyonistlere Kudüs ve Mescid-i Aksâ desteği     


Siyonist Yahudilerin Kudüs ve Mescid-i Aksâ ile ilgili en tehlikeli planlarından biri de, bu kutsal kenti ve mescidi Müslümanların gözünde değersizleştirme çabalarıdır. Tüm Müslümanlara ait olan Filistin davasını önceleri sadece Arapların, daha sonra sadece Filistinlilerin ve en sonunda da sadece Hamas'ın davasıymış gibi gösterme planını uygulayan Siyonistler, diğer taraftan da Kudüs'ün ve Mescid-i Aksâ'nın kutsallığı etrafında şüphe uyandırmaya çalışmaktadırlar. Siyonistlere göre Müslümanlar Mescid-i Aksâ'nın ve Kudüs'ün kutsallığında şüpheye düşerlerse Kudüs'ün ve Mescid-i Aksâ'nın özgürlüğü tüm Müslümanları ilgilendiren global bir İslam davası olmaktan çıkacak ve Kudüs Müslümanların gözünde İslam coğrafyasındaki herhangi bir kente, Mescid-i Aksâ'da bu coğrafyada yer alan sıradan bir camiye dönüşecektir.

Siyonist Yahudilerin Kudüs ve Mescid-i Aksâ ile ilgili bu oldukça tehlikeli ve sinsi planına en büyük ve en güçlü destek İslam Dünyası'nın içerden kemiren ve tarih boyunca Müslümanları daima sırtından hançerleyen Şii Rafızilerden gelmektedir.

Rafızilerden Siyonistlere lojistik destek


Mescid-i Aksâ'nın fazileti ve kutsallığı Allah Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim'deki apaçık ifadesiyle ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sahih hadisiyle sabittir. İslam Ümmeti de Mescid-i Aksâ'nın fazileti üzerinde icma etmiştir/görüş birliğindedir. İslam Ümmeti'nin geneline Kur'an ve Sünnet dahil neredeyse herşeyde muhalefet eden Şii Rafıziler Mescid-i Aksâ konusunda da ümmetin bu görüş birliğine muhalefet etmiştir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Mekke'den Kudüs'e yürütülmediğini, bilakis Mekke'den doğruca gökyüzüne yükseltildiğini öne süren Şiiler, Filistin'in Kudüs kentindeki Mescid-i Aksâ'nın da ayet-i kerimede belirtilen mescid olmadığına, bilakis sıradan bir mescid olduğuna ve hiçbir kutsallığının bulunmadığına inanmaktadırlar.

Mevcut haliyle Mescid-i Aksâ'nın hiçbir faziletinin olmadığını, bilkakis Mescid-i Aksâ'nın gökyüzünde bir mescid olduğunu söyleyen Rafıziler, âvâm halkın Mescid-i Aksâ'yı Kudüs'teki mescid zannettiğini öne sürmektedirler.

Mescid-i Aksâ'nın konumu ve fazileti hakkında şüphe uyandırmak isteyen Yahudiler ve Oryantalistler asılsız iddialarına Şia kaynaklarında yer alan bu iddiaları ve uydurma rivayetleri deliller getirmektedirler. İslam Ümmeti'nin sabit değerlerine ve inancına darbe vurmak ve Mescid-i Aksâ'nın Müslümanların kalbindeki yerini sarsmak için kullanmaktadırlar. Şii Rafıziler, bu şekilde Kudüs'ü ebedi başkentleri olarak ilan etme ve Mescid-i Aksâ'yı yıkıp yerine sözde Süleyman Mabedi'ni yapma hayalinden asla vazgeçmeyen Siyonist Yahudilere büyük bir lojistik destek sağlamakta ve Kudüs'ü ve Mescid-i Aksâ'yı adeta onlara altın bir tepsi içinde hediye etmektedir.
Sütun Haber

Cuma, 16 Ocak 2009 14:33 tarihinde güncellendi

Ankara'da Filistin mitingi....

Aisrail.kafir.abd.jpgnkara'da Filistin mitingi


Hak-İş, Memur-Sen, MÜSİAD, MAZLUMDER ve Anadolu Gençlik Derneği, 18 Ocak Pazar günü Sıhhiye Meydanı'nda, ''Her Yer Filistin, Hepimiz Filistinliyiz'' mitingi düzenleyecek.Mitingin çağırıcısı sivil toplum örgütlerinin yöneticileri, Memur-Sen Genel Merkezi'nde ortak basın toplantısı yaptı.

"SÖZÜN BİTTİĞİ YER.."

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, burada yaptığı konuşmada, ''İnsanlığın ve sözün bittiği yerin eyleme dönüşeceğini'' söyledi.

Ankara'da yüzlerce örgütün katılımıyla gerçekleştirilecek mitingde, güçlü bir ses olmayı amaçladıklarını vurgulayan Gündoğdu, Ankara'dan çıkan güzel sesler olduğunu ama atılması gereken adımların atılmadığını öne sürdü. Gündoğdu, bu mitingle bu adımların atılmasını hızlandırmak istediklerini kaydetti. 

İsrail Büyükelçisi'nin ''İstenmeyen adam'' ilan edilerek Türkiye'den gönderilmesinde ısrar ettiklerini belirten Ahmet Gündoğdu, İsrail ile yapılan anlaşmaların sona erdirilmesi, Türkiye'nin hava sahasının İsrail'e kapatılması, İsrailli pilotlara Türkiye'de eğitim verilmemesi ve bu ülke mallarının tüketilmemesi çağrısında bulundu.

Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, ''Akan kan durana kadar her yer Filistin, hepimiz Filistinliyiz. Sıhhiye Meydanı'ndan çıkacak ses insanlık onurunu kurtarmanın sesi olacaktır'' dedi.

Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu da Filistin meselesinin sadece orada yaşayanların ya da Arapların sorunu olmadığını söyledi. Filistinde bir insanlık, haysiyet ve vicdan davası yaşandığını vurgulayan Uslu, insanlık vicdanını temsil eden sivil toplum örgütleri olarak bu tür gelişmelere sessiz kalmalarının mümkün olmadığını dile getirdi.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu ise insanlığın mı yoksa İsrail vahşetinin mi kazanacağını göstermek için 18 Ocak Pazar günü Ankara'da bir araya geleceklerini söyledi. Bu mitinglerin boşuna olmadığını ifade eden Gergerlioğlu, Filistin halkının bu görüntüleri izleyerek, büyük moral desteği bulduğunu anlattı.

Cuma, 16 Ocak 2009 05:48 tarihinde güncellendi

Ergenekon Örgütü'nün çekirdek kadrosu...

 

 ergenkn.jpgGüney 'Çekirdek kadro' açıkladı

Tuncay Güney, 2001 yılında polis şefi Adil Serdar Saçan'a verdiği ifadede Ergenekon Örgütü'nün çekirdek kadrosunun kimlerden oluştuğunu açıkladı. Güney'in verdiği tüm isimler emekli general ve paşalar.

 

Ergenekon'un 12 kişilik eyin takımı olduğunu iddia eden Tuncay Güney bu isimlerden şöyle açıkladı:

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Ogeneral İsmail Hakkı Karadayı,

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Necip Torumtay,

Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman,

Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Rasim Betir,

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Güven Erkaya,

Emekli Tümgeneral Nejat Müldür,

Emekli Tümgeneral Osman Özbek,

Emekli Tuğgeneral Engin Hoş,

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük

 

Cuma, 16 Ocak 2009 05:43 tarihinde güncellendi

İsim deyip geçmeyin....

bebk.jpgÇocuklara isim koyarken dikkat edilecekler

Çocuklara isim koyarken dikkat edilecekler

Çocuklara isim koyma hadisesi, doğumunun haftasında ya da daha önce bir vakitte, çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunmasıyla birlikte gerçekleşir

Çocuklara isim koyma hadisesi, doğumunun haftasında ya da daha önce bir vakitte, çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunmasıyla birlikte gerçekleşir. Bu uygulamayı, Hz. Hasan doğduğunda Efendimiz (sav)'in Hz. Hasan'a yapmasıyla biliyoruz.

İnsanların evlenmesinin en temel gayelerinden biri, çocuk sahibi olmaktır. Peygamberimiz (sav)'ın deyişiyle çocuk: "Kalplerin meyvesi, gözlerin nuru" dur. Çünkü doğum büyük bir sevinç sebebidir. Efendimiz (sav), oğlu Hz. İbrahim'in doğum haberini getiren, Ebu Rafi'ye büyük hediyeler vermiş, bizim de doğum sonrası, hayırda bulunmamızı tavsiye etmiştir.

 

Böylesine önemli ve müjdeleyici bir varlığa isim konulurken de keyfi yaklaşımlardan uzak durup, Allah Resulünün tavsiyelerine kulak asmak zorundayız.

Peygamber Efendimiz (sav): "Siz, kıyamet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın adları ile çağrılacaksınız. Bu sebeple isimlerinizi güzelleştiriniz" buyurmaktadır.

Çocuğa kim isim koyacak?

Dünyaya gelen çocuğa kimin isim vereceği o kadar önem arz etmese de İslam âlimleri, bu konularda görüşlerini bildirmişlerdir. Bu konuda öncelikli hak babaya aittir. Baba ölmüşse ya da onun izni dâhilinde bu hak anneye devredilebilir. Çocuğa isim verme hakkının anne tarafından kullanılmasının en güzel örneği, Efendimiz (sav)'dır. Ona Muhammed adını, annesi, annemiz Hz. Amine koymuş idi.

Tavsiye edilen isimler

Allah'a en sevimli gelen isim

Allah'ın güzel isimlerinin öncesine bir "abd" kelimesi getirerek çıkan terkib-i izafîyi çocuğa İsim olarak koymalıdır. Abdullah, Abdurrahman, Abdürrahim, Abdüssamed, Abdürrezzak, Abdüşşekûr gibi. Efendimiz (sav) İbni Mace'de geçen bir hadiste: "Allah'a göre isimlerin en sevimlisi Abdullah ve Abdürrahmân (adları)dır" buyurmuştur.

Peygamberlerin isimlerini koyunuz

Peygamberimizin ya da diğer peygamberlerden birinin adını, çocuklara isim olarak vermek güzel karşılanmıştır. Bu yolda hareket etmekle, o yüce şahsiyetlerin siretinin çocukta görülmesini arzu ve onun şahsında o peygamberin adının anılması ile manevî bir tecellinin ortaya çıkması umulmaktadır. Bu sebeple Resul-i Ekrem (sav) "Enbiyanın isimlerini (çocuklarınıza) koyunuz" buyurmuştur. Yaşantısıyla, Ashabının yaşantısı arasında en ufak bir fark bulunmayan Resulullah (sav), kendisinin oğlu dünyaya geldiğinde: "Bu gece benim bir oğlum dünyaya geldi. Ona (büyük) babam İbrahim aleyhisselamın adını koydum" diyerek sevincini ve ona verdiği ismi ashabına duyurmuştur. Bu hadisten öğrendiğimiz bir başka şey ise, Efendimizin çocuğuna doğumuyla aynı gün isim verdiğidir.

Hayra yormaya müsait isimler olmalıdır

Çocuklara konulacak isimler hayra yormaya müsait ve güzel çağrışımlar yapmaya elverişli isimler olmalıdır. Hasan, Hüseyin, Zeynep, Fatıma, Said, Selim, Abid, Nâci ve Sehil gibi.

Resulullah, beğenmediği isimleri değiştirirdi

Resulullah (sav), beğenmediği isimleri değiştirmiştir. Onlardan bir kaçını, sebepleriyle birlikte belirtelim: Asî ve Asiye isimlerini; Allah Teâlâ'ya itaatsizlik manası taşıdığı için değiştirmiştir.  Aziz ismini; izzet ve ululuk Allah'a mahsus olduğu için, Hubab ismini; yılan cinsinden birinin adı olduğu için, Şihab ismini, ateşten bir yalının adı olduğundan dolayı; Afira ismini ise; çorak ve verimsiz araziye denildiği için değiştirmiş veya bu istikamette tembihte bulunmuştur.

Konulması caiz olmayan isimler

Allah'tan başkasına kulluk manası taşıyan isimlerin çocuklara verilmesi, uygun görülmemiştir. Abdüllât, Abdülmenât, Abdüluzza, Abdüşşems, Abdülkâbe, Abdünnebî ve Abdülvatan gibi...

Cenâb-ı Hakk'a mahsus isimleri, öncesine "abd" kelimesi eklenmeden çocuğa ad olarak koymak kesinlikle yasaklanmıştır: Hâlık, Rezzak, es-Samed gibi. Bu isimlerin konulması ittifakla haramdır.

Şeytana veya gayrimüslimlere mahsus bir ismi koymak: Han-nas, Ecda, Ebu Leheb ve Dallas gibi. Hz. Ömer (ra), Mesruk bin Ecda ile karşılaştığında ona: "Sen kimsin?" diye sormuş. O da: "Mesruk bin Ecda'yım" cevabını vermiş. Hak ile batılı ayırma konusunda büyük bir titizlik gösteren Hz. Ömer: "Ben, Resulullah'tan Ecda (adın)ın şeytan ismi olduğunu işittim" demiştir.

'Berre' ismi gibi nefsini temize çıkarmaya ve kendini üstün görmeye müsait bir isim koymak: İnsanlığın terbiyecisi olarak bulunan Peygamberimiz Efendimiz (sav): "Kendinizi temize çıkarmaya çalışmayınız. Allah, hanginizin iyiliğin ehli olduğunu daha iyi bilir" buyurmuştur

Cuma, 16 Ocak 2009 05:38 tarihinde güncellendi

Sayfa 273 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.