Bâ: Kur’an harflerinin ikincisi. Rab kelimesinin ikinci harfi. Bununla
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in Mevla’ya yakınlığı kasd edilir. Bâ’nın
noktasıdır, Mevla’nın sırrıdır denilir.
Bâd-ı saba: Saba rüzgarı, seher vaktı esen hoş rüzgar.
Bahr: Deniz, derya. Bahrı cûd: Cömertlik denizi.
Bâl: Akıl.
Bârân: İri taneli yağmur. Mevla’nın bol feyizleri.
Basıret: Kalbin nuruyla eşyanın hakikatına vakıf olma.
Bast: Açılma, genişleme hali. Feyzin bol gelmesi. Kabz: Darlanma,
tutuk-luk, feyzin kesilmesi halleri.
Batıl: Asılsız, yokluk, geçersiz.
Batın: İç, derûn, gizli alem.
Batınıyye: Şeriatın hükümlerini işlemeyip batıni halleri olduğunu
iddia eden sapık bir mezheb. Zahirle alakalı hükümlere ehemmiyyet verme-yenler.
Bâz-geşt: Zikir dersinde yüzüncü tevhid kelimesinden sonra söylenen
ve devamlı tekrarklanan ‘İlahi ente maksudî ve rizake matlubî’ lafzı.
Behime: Hayvanlar. İnsandaki nefsani duygular.
Bedr: Dolunay. Ondördüncü gecede ayın tam yuvarlak olması. Tasavvufta Bedr,
Kamer lafızları çok kere Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hakkında
kullanılır.
Beka: Ebedi, kalıcı. Allahın sıfatları ve ahlakı ile vasıflanırsa salike Beka
billah oldu denir. Bundan evvel fena hali olmalıdır. Fena halinde bütün beşeri
vasıflardan soyulur, her şeyden kesilir sade Mevla’ya yönelir.
Beka billah: Düşük ilimlerden yüce ilimlere ulaşmak. Mevla’nın isim ve
sıfatlarında hatta Zat’ında, şekilden ve tabirden münezzeh bir halde eriyip
varlığından habersiz olmak, Mevla ile beraber var olmak.
Fena fillah: düşük sıfatlardan kurtulup Mevla’nın nurunda eriyip gitmek.
Bende: Köle, kul. Şeyhine tam teslim olmak.
Ben: İnsanda işaret edilen kimlik. Benlik duygusu, kendini yüksek görmek,
diğerlerini düşük görmek, kibir ve ululuk davası.
Berk: Şimşek. Tecelli berki: ilk tecellilerde bir anlık feyzin kalbe
gelip kapanması. Bu husus şimşeğin sür’ati gibi olduğundan buna tecelli berki
denilir. Nakşi yolunda bu tecelli şekli, ilk başlayanlara vakı’ olur. Asıl makbul
olan devamlı olup kesilmeyen huzurdur.
Berzah: Aracı, vasıta. Kabir alemi, akıret ile dünya arasında berzahtır. Şeyh
efendi mürid ile Mevla arasında berzahtır.
Beşaret, Bişaret: Müjdeleme.
Bezl: Sarf etmek, harcamak. Nefsi, emredilen şeylere severek amâde kılmak.
Mürşidinin emrine son derece gayretle yapışmak.
Biat: Söz verme, ahidleşme. Mürşide teslim olan, onunla biatleşmiştir.
Bid’at: Dinde olmayıp sonradan dindenmiş gibi sokulan uydurma şeyler.
Bidayet: Başlangıç. İşin başı. Sonuna nihayet denir.
Bi’set: Gönderilme. Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamber olarak
gönderilmesi.
Bu’d: Uzaklık. Nefsine yakın olan, Mevla’dan uzak olur. Halktan uzak olan
Hak’ka yakın olur. Bunun zıttı kurb/yakınlıktır.
Buk’a: Arazi parçası. Belde. Mübarek Buk’a, Mekke ve medine arazisidir.
Budela: Yerine bedel bırakan veliler. Uzak mesafelere tayyi mekan kabilinden
gidince yerine bedelini/benzerini bırakma tasarrufunda olan veliler.
Bükâ: Ağlama. Tarikatın evvelinde çokça vakı’ olur. Sonraları ağlamaya imkan
kalmaz.
Burhan: Delil, Kur’an veya peygamberimiz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













