.

.

E-posta Yazdır PDF

Resmî ideoloji

       
mehmet-sevket-eygi.jpgM. Şevket Eygi - Milli Gazete
   

Diyanet ve resmî ideoloji
 

2008 yılının Mayıs ayında Van'da toplanan 81 il müftüsüne Diyanet İşleri Başkanı bir konuşma yapmış ve şöyle söylemişti:

"Cumhuriyetimizin temel değerleri, Atatürk ilke ve inkılapları, lâiklik, bizim hep gözönüne aldığımız temel prensipler olmuştur."

Yukarıdaki görüşler Diyanet İşleri Başkanı'nın kendi şahsî görüşleridir.

Başkan'a soruyorum:

Ezan-ı Muhammedî'nin yasaklanması bir inkılaptı. Bunu kabul ediyor musunuz, doğru buluyor musunuz?

Türkiye'de lâiklik var mıdır? Bizdeki lâiklik midir, yoksa "Devlet dini" sistemi midir?

Dünya üzerinde belki de yüz çeşit cumhuriyet denenmiştir. Arnavutluk'taki Enver Hoca rejimi de bir cumhuriyetti. Siz, İsmet İnönü'nün Millî Şeflik cumhuriyeti ile İslâm dinini ve nizamını te'lif edebiliyor musunuz?

Bugün ülkemizde, Müslüman kadın ve kızlara dehşetli bir başörtüsü baskısı yapılmaktadır. Müslümanların temel hakları ve hürriyetleri çiğnenmektedir. Üniversitelerde eşitlik ilkesi ayaklar altına alınmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı niçin bu zulmü protesto etmiyor?

Bundan birkaç sene önce Mardin'de tarihî bir medresenin avlusundaki havuz üzerine uyduruk tahta bir köprü yapıldı ve çan ve ezan sesleri içinde bunun üzerinden çeşitli kiliselere mensup papazlar ve sarıklı cübbeli İstanbul müftüsü geçti. Sözde Diyalog ve Hoşgörü yapıldı. Gûya bu Köprü Sırat Köprüsüymüş, üç ibrahimî din mensupları da üzerinden geçip Cennet'e girmişler.

Böyle gülünç ve dine aykırı tiyatrolar Diyanet'e yakışıyor mu?

Sayın Başkan'ın ideolojik ve tartışmalı söylemlerden uzak durmasını temenni ederiz.

Diyanet yüzde yüz devlete bağlı, genel müdürlük seviyesinde resmî bir kuruluştur. En ufak bir özerkliği yoktur.

Derin devlete yaranayım derken Hakk'ın rızasına muhalif sözler de edilebilir.

Türkiye'de bütün uyanık ve şuurlu Müslümanlar Diyanet'in bağımsız veya özerk olmadığını biliyor.

Müslümanların büyük bir kısmı, artık Diyanet'e maalesef güvenmemektedir.

Diyanet resmî ideolojinin dışında ve üstünde tutulmalıdır. İslâm dini hiçir ideoloji ile, hiçbir .....izm ile bağdaşmaz.

Türkiye'deki bugünkü Kemalizmin Atatürk ile bir ilgisi yoktur.

Dünyanın en ciddî medya organı BBC Türkiye'de çok köklü bir din reformu hazırlıkları yapıldığını yazdı.

Bazı İslâmcı politikacılar, Ehl-i Sünnet İslâm anlayışını ve yorumunu kaldırıp, onun yerine Fazlurrahman'ın Tarihsellik mezhebini ve yorumunu koymak için harekete geçmişlerdir.

Bu iş için büyük paralar harcanmakta, Ekolcülere yüklü telif ücretleri ödenmekteymiş.

Derin devlet köklü reform ve yeni bir İslâm türetme çalışmalarını halktan gizlemektedir.

Ehl-i Sünnete mensup müftüler üzerinde ağır baskılar vardır.

Başkanlığı yıpratacak söylemlerden, reform hareketlerinden, mezhep değiştirme teşebbüslerinden uzak durulmasını bir Müslüman olarak hâlisâne temenni ederim.

On milyonlarca Ehl-i Sünnet Müslümanını, Sünnîlikten çıkartıp Fazlurrahmancı, Tarihselci yapmak kolay bir iş değildir.

Daha fazla yazmak istemiyorum.

ASHABI SEVMEK

RESÛL-İ KİBRİYA aleyhissalatü vesselam Efendimizi mü'min olarak gören ve mü'min olarak ölen herkes sahabedir. Onlar derece derecedir. Ashabın derecesi ve rütbe itibarıyla en geride olanına, daha sonraki Müslümanların en yüksekleri erişemez. Kur'ân'a, Sünnete, icmâ-i ümmete bağlı mü'minler Ashab-ı Kiram efendilerimizi (radiyallahu anhüm ecmaîn) severler, onlara saygı duyarlar.

Ashab-ı Kiram efendilerimiz din konusunda âdildir. Yani, Peygamber Efendimizden öğrendikleri dinî bilgileri insanlara doğru olarak bildirmişler, asla hıyanet etmemişlerdir.

Ashab, Peygamber Efendimiz gibi mâsum (ismet sıfatıyla sıfatlı, günahtan korunmuş) değildir. Hatâları olmuşsa biz bunlardan dolayı onları red ve terk etmeyiz, hâtıralarına saygısızlık yapmayız.

Ashab arasındaki birtakım anlaşmazlıklar hakkında kesin hüküm vermeyiz, bunları Mahkeme-i Kübra'ya bırakırız.

Peygamber'i görmüş olmak, İslâm'a ve Kitabullah'a hizmette bulunmuş olmak, cihad fi sebilillah yapmış olmak o kadar büyük bir mazhariyet ve fazilettir ki, birtakım ictihad hatâları bunların yanında küçük kalır diye düşünürüz.

Hz. Ebubekir Sıddık Efendimizi çok severiz.

Hz. Ömer el-Faruk Efendimizi çok severiz.

Hz. Osman Zinnureyn Efendimizi çok severiz.

Hz. Ali bin Ebi Talib Efendimizi çok severiz.

Aşere-i mübeşşereyi çok severiz.

Ashab-ı Bedr'i çok severiz.

Mü'minlerin anneleri olan Peygamber hanımlarına çok saygı besleriz.

Ehl-i Beyt'i ve onların gözbebeği olan Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin Efendilerimizi, Kerbelâ şehidlerini çok severiz.

Üzücü ihtilâflardan dolayı bir tarafı tutup öbür tarafa sövüp saymayız ve böyle bir şeyi büyük bir beyinsizlik sayarız.

Mescid-i Nebevî'yi süpüren siyahî sahabe kadıncağıza bile rahmet okuruz, onu kendimizden çok yüksek görürüz.

Ashab-ı Kiram, Kur'ân'da övülmüştür. Peygamberimiz de onları övmüştür. Onların kimisi Allah yolunda çok eziyet ve işkencelere göğüs germiştir. Kimisi şehid, kimisi gazi olmuştur. Onlara dil uzatmak, onlara düşmanlık etmek, onları dışlamak aklı başında bir Müslümana yakışmaz. Onlar arasında meşreb farklılıkları vardı ama hepsi mü'mindi, hepsi sahabeydi. İhtilâflarla ilgili hüküm vermekten kaçınırız ve hükmü âlemlerin Rabbi Allahü Zülcelala bırakırız.

Onların en küçüğü bizim en büyüğümüzden çok yüksektir.

Peygamber nazarı ne büyük bir nimet ve mazhariyettir.

Efendimizin ve Ashab-ı Kiram'ın ruhaniyetleri üzerimize sâyeban olsun. min...

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.