.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Ehli Sünnet Bülteni

kapak_1.jpg

Abı Hayat Yayınevi ve Se-da Der'in birlikte neşrettiği Ehli Sünnet İlimleri Bülteni yayın hayatına başladı.

ilk sayı oldukça dolu. Evvela Kur'ana dayalı olarak tedvin erdilen 5 ilim için birer bölüm ayrılmış.

1-    Akaid bölümü: bu ayın konusu, ehli sünnet tanımak, üzerinedir. Mesela;  ehli sünnet kimlerdir? Niçin ehli sünnet olmalıyız? Ve ehli sünneti oluşturan kısımlar.

 2-    Tefsir ilmi: ehli sünnet âlimlerinin kur’an ayetlerini anlama ve hüküm çıkarmada kullandıkları usuller, kur’an ile ilgili önemli bilgiler, kaç çeşit tefsir vardır? Müfessir sahabeler kimlerdir? Gibi konular işlenmekte.

 

Çarşamba, 24 Aralık 2008 08:14 tarihinde güncellendi

Dünya özürlüler! günü

ozurlu.jpg

N. Çubukçu, 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, 1992 yılında BM Genel Kurulu tarafından Dünya Özürlüler Günü olarak ilan edilen 3 Aralık'ın toplumun özürlüler konusunda bilgi sahibi olmasında ve kamuoyu duyarlılığının oluşturulmasında büyük önem taşıdığını belirtti.

Dünya Özürlüler Günü'nü her geçen yıl artan bir umut ve heyecanla karşılandıklarını ifade eden Çubukçu, bir yandan özürlülerin yaşadığı sorunları ve bu konuda yapılması gerekenleri öne çıkardıklarını, öte yandan büyük toplumsal sorunun çözümü yolunda devlete, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına ve tek tek tüm bireylere düşen görevleri de hatırlattıklarını kaydetti. 

Çarşamba, 03 Aralık 2008 08:35 tarihinde güncellendi

Kurban'a hazırlık

kurban_2007.jpgZil hicce'nin ilk on günü

Memleketimizde islamın unutulan güzelliklerinden biriside ‘zi-l hicce’ ayının ilk on günü ve bu günün dinimizde ki yeridir. Halbuki allahresulü sallallahu aleyhi ve sellem bu güne çok kıymet vermiş ve ashabınada bunu tavsiye buyurmuştur. Kitaplarımızda bu hususta malımat çoktur. Fakat biz burada kısaca bahsedeceğiz:

 
Kur'an-ı Kerim'de Fecr Suresi'nin başında bahsedilen on gecenin ne muazzam günler olduğu rabbimizin, “On geceye yemin olsun ki…” ifadeleriyle anlaşılmaktadır.

   Bazı kaynaklarda bu on gecenin Ramazan'ın son on günü veya Muharrem'in onuncu gününe (Aşure Gününe) kadar olan on gün olduğu zikredilse de âlimlerimizin umumi görüş ve kabulü, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur. Yani her senenin Kurban Bayramından önceki ilk dokuz günü ve Kurban bayramının ilk günü olmak üzere tam “on gün”dür.

Pazartesi, 01 Aralık 2008 14:09 tarihinde güncellendi

Lozan'ın neticeleri

 lozan.jpgOn dokuzuncu asrın son yıllarında İngiliz Parlamentosunda kürsüye çıkan Müstemlekeler Bakanı Gladstone elindeki Kur’ân-ı Kerimi göstererek şunu söyler:

“Bu kitap Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hakikî hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız; ya Kur’ân’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’ân’dan soğutmalıyız.” (Tarihçe, s. 44)

Aradan yıllar geçer. İ’lâ-yı kelimetullah sancağını altı asır boyunca cihanın ufuklarında dalgalandıran Osmanlı, son döneminde bu misyon ve mânâdan uzaklaştığı için dağılır ve çöker.

Yerine Anadolu ve Trakya topraklarında yeni bir devlet kurulur. Bu devletin, devrin dünyaya hakim güçleri tarafından tanınması, Lozan’da yürütülen gizli pazarlıklarla şartlara bağlanır.

Orada Türkiye’den istenen, İngiliz Murahhas Heyeti Reisi Lord Gürzon’un ifadesiyle şudur:

“Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur. Biz de kendisine dilediğini veririz.” (Büyük Doğu, sayı 29, Emirdağ L., s. 277)

Dikte edilen bu şartın yeni Ankara yönetimi tarafından kabulü üzerine anlaşmanın imzalanmasını müteakip İngiltere Avam Kamarasında “Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?” diye yükselen itirazlara Lord Gürzon şu karşılığı verir:

“İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.” (Adı geçen kaynaklar)

Sonrasında Ankara merkezli olarak Türkiye yeni ve çok sıkıntılı bir sürece girer. Lozan’da verilen söz çerçevesinde birer birer tatbik sahasına konulan icraatın hedefi şöyle ifade edilir:

“Otuz sene sonra gelecek neslin kendi eliyle Kur’ân’ı imha etmesini intac edecek (netice verecek) bir plan yapalım...” (Tarihçe, s. 137)

Kur’ân’ın ve hadislerin—hâşâ—“ne mal olduğunu” gösterip mukaddes kitabımızı ve Peygamberimizi (a.s.m.) halkın ve bilhassa genç nesillerin gözünden düşürme niyet ve kastıyla yaptırılan tercümeler; ezanın Türkçeleştirilmesi ve okullarda başlatılıp bütün hızıyla sürdürülen inançsızlık propagandası, planın parçalarıdır.

Eşref Edib’in o kara dönemdeki bazı uygulamaları anlattığı Kara Kitap’ta geçen ve yıllardır dilden dile dolaşan çok çarpıcı örneklerden biri:

Öğretmen, sınıftaki küçük çocuklara “Benden şeker isteyin” der. İsterler, hemen cebinden çıkarıp verir. Sonra “Bir de Allah’tan isteyin bakalım” diye devam eder. Bu defa şeker gelmeyince de, “Demek ki—hâşâ—Allah yokmuş, olsaydı istediğinizi verirdi” diyerek zehrini kusar.

O dönemde eğitimin nasıl bir zihniyetin eline geçtiğini gösteren son derece ilginç bir örnek de, o günün Türkiye’sini anlatan Turkey To-Day (1928) adlı kitabın yazarı Grace Ellison’a konuşan bir maarif müfettişinin söyledikleridir:

“Bizim peygamberimiz Gazimizdir. Biz o Arabistanlı şahıs ile ilişkimizi sona erdirdik. Muhammed’in dini Arabistan’a uygundu; ama bize yaramaz.” (Şükrü Hanioğlu, Zaman, 23.11.08)

İngiliz yazarın, “Ama sizin hiç mi inancınız yok?” sualine müfettişin verdiği cevap da “Evet [var]. Gazi’ye, bilime, ülkemin geleceğine ve kendime” şeklinde olmuştur. (Hanioğlu, a.g.g.)

Dünyasında dinî inanca kesinlikle yer vermeyen müfettiş, yeni dönemde dizginleri ele geçiren zihniyetin “ideal” bir örneği ve prototipidir.

Ama vaktiyle deklare edilen “Müslümanları Kur’ân’dan soğutma” planı İlâhî bir tavzifle dile getirilen “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülemez bir manevî güneş olduğunu dünyaya gösterme” kararına takılınca hesap bozulmuş ve Allah, nurunun söndürülmesine yine izin vermemiştir.
Pazartesi, 01 Aralık 2008 14:13 tarihinde güncellendi

Sayfa 287 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.