ZİNA SUÇUNUN CEZASI CELD – RECM
Son zamanlarda internet sayfalarında fetvaları ile meşhur olan şaşkınlardan bir kaçı, kendi akli yorumlarıyla, ulema arasındaki bazı ihtilaflı konuları da didikleyerek, yeni yeni yorumlara ve fetvalara giriştikleri malumunuzdur. Bunlardan biri de recm cezasıdır. Zina eden evli kadın ve erkeğe, şartları tahakkuk edince verilen cezanın adı bazen celd –sopa- olur, bazen recm –taşlanarak öldürülme- olur. Bu hususlar Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve halifelerinin zamanında katiyetle sabit olan hususlardır. Daha sonra mezheb imamları
–hadleri şüpheyle düşürün- hadisi şerine dayanarak, bir takım şartların tahakkukuna bakmışlar ve asırlarca süren bu uygulama, günümüze kadar fıkıh kitablarımızda beyanedilegelmiştir. Elimizde türkçe yazılı Istılahatı Fıkhıyye Kamusu gibi büyük bir eser mevcuttur. Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri, (Allah rahmet eylesin.) son devrin büyüklerindedir. Osmanlı devam etseydi, belki de Ö.Nasuhi Efendi şeyhul islam olurdu. Onun eserinde bu husus 25 sayfa kadar anlatılır.
Yeni inkarcıların laf cambazlığına
kulak asmadan, ıstılahatı fıkhiyyenin bir özetini sizlere aktaracağız. Bizi
ilgilendiren asırlaca tatbik edilen mezhebimiz ve alimlerimizin sözleridir.
Mantık ve felsefe yöntemleriyle cahil insanları kandırmaya çalışan bu kimseler,
aslında geç kaldılar, zira onlardan evvel harici taifesi recm olayını inkar
etmiştir. Onların cevabı o zamanki ashab, tabiin ve mezheb imamları tarafından
verilmiştir. Şimdiki harici kafalılara da bizler cevabı hatırlatıyoruz.
Hukuku İslamiyye ve Istılahatı
Fıkhiyye Kamusu Cilt: 3/ sahife: 197
<<<530- Zina,
ıstılah kısmında da beyan edildiğine göre bir şer’i akde bağlı olmaksızın,
kendi isteği ile haram cima (cinsel ilişki ve duhul) halidir. Zina eden erkeğe
zani, kadına da zaniye denir.
531- Zina suçu bazen haddi –cezayı-
icab ettirir, bazen haddi icab ettirmez. İslam yurdunda mükellef olanın hali
hayatta olan veya evvelce bulunan, müştehat (şehvet yaşı-buluğa yakın) olan bir
kadınla, mülkten, nikahtan ve mülk ile nikah şüphesinden hali olarak isteği ile
irtikab ettiği cima işidir.
Bu suç, o kişi hakkında haddi
gerektirdiği gibi, bu cima işinde nefsini rıza ile teslim eden kadın hakkında
da haddi gerektirir.
532- Şüphe, sabit olmadığı halde
sabite benzeyen şeydir. Haram mı, helal mi olduğu yakinen bilinmeyen şeye de
şüphe, mahalli şüphe denir.
Şüpheler, mülk şüphesi, akd
şüphesi, karışıklık şüphesi nevilerine ayrılır.
533- Mülk şübhesi, mahalde sabit olan
şüphedir ki, bir şeyin helal olmasına mani
bir delil bulunduğu halde bundan kat’ı nazar edilerek mücerred haram
olmasına zıt görülen bir delilin mevcut bulunmasından ortaya çıkar. Buna mahal şüphesi de denir.
Mesela bir kişi oğlunun cariyesine
tekarrüb (cinsi yakınlık) etmiş olsa bir
haramı işlemiş olur, bununla beraber hakkında had/recm lazım gelmez. Çünkü
evladın malı üzerinde babasının büyük bir alakası vardır. “Sen de malında
babana aittir” hadisi şerifi bu hususta bir delil teşkil ediyor. Buna itibarla
evladın malı, babasına iad olmuş oluyor. Bu yüzden bir mülk şüphesi oluşmuştur,
bu şüphe haddin düşmesine kafidir.
534- Akid şübhesi, sureta mevcut olan
bir nikah akdinden meydana gelen şüphedir ki, buna nikah şüphesi de denir.
Bununla da had, İmamı A’zama’a göre düşer.
Mesela birisi şahitsiz olarak
evlendiği kadınla cima etse, hakkında had lazım gelmez, eğer bu yaptığının
haram olduğunu biliyorsa ta’zir suretiyle ağır ceza ile cezalandırılır.
534- Karışıklık şüphesi, bazı haklar
ve hükümlerin cereyanından ortaya çıkan şüphedir.
Mesela: üç talak ile boşadığı
hanımına iddet içindeyken helal zannederek cima etse, hakkında had lazım
gelmez. Çünkü aralarında evvelce vaku bulmuş bir akid vardır ki, bundan dolayı
akid şüphesi ortaya çıkmıştır. Kadının nafakası koca üzerinedir, birvbirlerinin
lehlerine şahitlikleri geçerli değildir, ve daha başka hakları vardır. Bu
durumda karışıklık şüphesi ortaya çıkıyor. Bu sebeble had düşer, hatta koca
dava ederse, çocuğun nesebi sabit olur.
536- Haddi zina (zinanın cezası) na
gelince; bu da şartları mevcut olduğu halde vaki ve sabit olan zina suçundan
dolayı, bunu işleyenlere terettüb eden cezadır. Bu ceza muhsan ve muhsane olan
(erkek ve kadın) hakkında recm (taşlanarak öldürülme), böyle olmayanlar
hakkında celde (usulüne göre sopa cezasın) dan ibarettir.
KADIN VE ERKEĞİN RECMEDİLMELERİ
İÇİN MUHSAN OLMALARI GEREKİR:
Muhsan olma şartları nelerdir?
537- İhsanı recm: İhsanı recm de şu
yedi vasıf aranır. Akıl, buluğ,
hürriyet, islam, sahih nikahla evlenmiş olmaları, hanımın da bu vasıfları
taşıması, bu vasıfları cem ettikten sonra cima etmeleri. Bu vasıfları cem eden
erkeğe muhsan, kadına da muhsane denir.
539- Şu sayılan altı vasıf, sahib
hakkında bir nimettir. bu nimetlerden herbiri insanı nezahate sevk, gayrı meşru
temayüllerden men edecek bir mahiyyettedir. Buna rağmen küfranı niömet ederek
zina suçunu işlerse, mazereti olmayacağından recmi hak etmiş oluyor. Şu sayılan
vasıfların hepsini cem edemeyen kişiler ise şu nimetin tamamına nail
olmadıklarından, zina yaparlarsa recmedilmezler, daha düşük olan sopa cezasına
çarptırılırlar.
542- Recm ve sopa cezasının
meşruiyyetindeki hikmet ve maslahat açıktır. Mevla teala bu cezalar ile
beşeriyyetin nezahatini, şerefi insanisini, hayvanlık haline düşmekten
korunmasını temin için en kuvvetli bir
müeyyide tayin etmiştir.
İslamın evvelinde zina edenler
hapsedilir ve söz ile tekdir ve azarlanırdı. Sonra bir hadisi şerif ile recm ve
sopa cezaları tayin edildi. Bir ateyi kerime ile de sopa cezası ayrıca
açıklandı.
Bu cezalarhaddizatında matlub
tesiri haiz olduğundan bunların pek nadir hadiseler hakkında tatbik edilmesi de
takib edilen hikmet gayesinin tahakkuku için yeterlidir.
(Yani: Bu kadar ağır ceza konması,
aslında men etmek ve insan şerefini korumaktır. Zaten tahakkuku çok nadir olan
birkaç recm olayı ile insanlık zinadan men edilmiş oldu. Evet islam tarihinde recm cezasının tatbik edildiği olay
parmaklar sayısın geçmez. Çünkü sayacağımız şartların tesbiti çok zordur. O
yüzden inkarcılar –buna gerek kalmadı- diyerek inkar etmesinler, zaten recmi
düşürmek için en ufak bir şüphe yeterli olmaktadır.)
ZİNA CEZASININ TATBİKİ ÇİN GEREKLİ
ŞARTLAR
543- Zina edenlerin ceza görmesi için akil ve baliğ
olmaları şarttı.
Buna göre akil ve baliğ olmayanlar
arasında meydana gelen bir zina olayında had gerekmez. Bunak olanlar da sabi
–çocuk- hükmündedir. Bunların cezası ta’zirdir. (Halifenin tayinedeceği miktar
sopa-sürgün)
Çocuk veya deli, akıllı olan
baliğa bir kadınla zina etse, hiçbirine had cezası gerekmez. Zira bu işleri tam
bir zina fiili değildir. Bu hüküm, İmamı A’zam ve İmameyne göredir.
544- Zina işinin ikrahsız –kendi
istekleriyle- olması gerekir.
Buna göre zorla zina ettirilen
erkek ve kadına had cezası yoktur.
yalnız zorlamayı yapanın zorlaması, iki tarafı da mecbur bırakacak
kuvvette olmalıdır.
545- Zinanın mülk mülk şaibesi veya
karışşıklığa mahal olan hususlardan uzak olması.
Buna göre birisi oğlununcariyesi
veya kendi boşadığı ve iddet bekleyen hanımı ile cima etse, ta’zir lazım gelir
de had lazım gelmez.
Aynı şekilde hanımı olacak kadının
yanına girip, kadınlar da bu senin hanımındır deseler, fakat başka bir kadınla
zifafa girse, hakkında had lazım gelmez. O kadına mehir vermesi gerekir.
Gözü kör olan kişi evlendiğinde,
hanımını yanına davet etse de başka bir kadın -ben senin hanımınım- diyerek
yanına gelse ve onunla cima etse, bu kör kişi hakkında had gerekmez. (Onu ilk
bulduğundan başkası ile karıştırabilir.)
546- Zina fiilindeki şüphenin bir
delile dayanması gerekir. Delile
dayanmayan şüpheye itibar edilmez.
Meslea birisi, yabancı bir kadınla
cima edip –ben onu hanımım veya cariyem zannettim- derse, bu sözüne itibar
edilmez ve had cezasını yer.
Aynı şekilde bir kör, kendi
yatağında bulduğu bir kadınla cima etse, had cezasını yer, zira burdaki şüpheye
itibar edilmez. (Kendi yatağına giren kadının kim olduğunu anlamaması mazur
değildir.)
547- Zina fiilinin nikah akti
şüphesinden hali olması gerekir.
Buna göre birisi, kendisine
evlenmesi neseb bakımından veya süt bakımından veya hısımlık bakımından yasak
olan bir kadınla evlenip cima etse, hakkında had gerekli olmaz, zira burda
nikah akti şüphesi vardır. ( İmameyne göre had cezası vurulur.)
548- Zina fiilinin kiarlama
karşılığında olmaması.
Buna göre zina için bedel
karşılığında kiraladığı kadınla cima etse, her ikisine de had lazım gelmez.
Bunlara ta’zir cezası verilir.
549- Zina yapanın dilsiz olmaması gerekir.
Dilsiz kişi zina etse, eğer dili konuşsaydı belki bir delil gösterebilirdi, bu
şüphe yüzünden had cezası düşer.
553- Zina filininhayatta olan bir
kadınla tahakkuku şarttır.
Buna göre ölmüş kadınla olan cima,
ta’ziri gerektirse de haddi lazım getirmez. Zira tabiat ölüden nefret eder.
Hayvana yapılan fiille de had gerekmez. Ancak bu kişiye şiddetli ta’zir –sopa- cezası uygulanır. Hayvanın kesilip yakılması gerekir.
(Devamı var)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
